Yargıtay önünde basın açıklaması yapan Öğretmen-Sen Genel Başkanı Yusuf Tanrıverdi, Yalçınkaya hakkında, "Görevi kötüye kullanmak, Cumhurbaşkanına hakaret, Yargı görevi yapanı etkileme, Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs ve Ayırımcılık" gerekçeleriyle suç duyurusunda bulunduklarını bildirdi. Suç duyurusu dilekçesinde, AK Parti'ye, "Laiklik karşıtı fiillerin odağı olmak" suçlamasıyla kapatma davası açan Yalçınkaya'nın iddianamesinin "Zorlama ve halkın büyük bir kesimini suçlayıcı nitelikte" olduğu belirtildi.
"YARGI MENSUPLARI DA İDEOLOJİK KARAR VERMEMELİ"
Suç duyurusu dilekçesini Yargıtay 1. Başkanlar Kurulu'na teslim eden
Öğretmen-Sen Genel Başkanı Yusuf Tanrıverdi, Yalçınkaya'ya "Siyasilerin
hukuka siyaset sokmak yerine, hukuku siyasete egemen kılmak erdemini
göstermeleri" sözleriyle destek veren Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker'e de cevap vererek yargı mensuplarının da siyasi görüşlerini hukuka
yansıtmamaları gerektiğini söyledi. Tanrıverdi, "Yargı mensuplarının da
yasama ve yürütme işini sürdürenlere ve bireysel hak ve özgürlüklerin
kullanımına, kişisel siyasi tercihlerini, hukukun diline ve yorumlarına
yansıtmadan değerlendirme erdemini göstermeleri hem yargı sorumluluğudur,
hem demokrasinin gereğidir" dedi.
Öğretmen-Sen, Yalçınkaya hakkında, "Görevi kötüye kullanmak, Cumhurbaşkanına hakaret, Yargı görevi yapanı etkileme, Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs ve Ayırımcılık" gerekçeleriyle suç duyurusunda bulundu.
Suç duyurusu dilekçesini Yargıtay 1. Başkanlar Kurulu'na teslim etmek için
Yargıtay binasına gelen Öğretmen-Sen Genel Başkanı Yusuf Tanrıverdi, suç
duyurusuyla ilgili açıklamasında, Yalçınkaya'ya "Siyasilerin hukuka siyaset
sokmak yerine, hukuku siyasete egemen kılmak erdemini göstermeleri"
sözleriyle destek veren Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker'e de kendi
sözleriyle cevap verdi. Tanrıverdi, "Yargı mensuplarının da yasama ve
yürütme işini sürdürenlere ve bireysel hak ve özgürlüklerin kullanımına,
kişisel siyasi tercihlerini, hukukun diline ve yorumlarına yansıtmadan
değerlendirme erdemini göstermeleri hem yargı sorumluluğudur, hem
demokrasinin gereğidir" dedi. Suç duyurusu dilekçesinde, AK Parti'ye,
"Laiklik karşıtı fiillerin odağı olmak" suçlamasıyla kapatma davası açan
Yalçınkaya'nın iddianamesinin "Zorlama ve halkın büyük bir kesimini
suçlayıcı nitelikte" olduğu belirtildi.
Yargıtay 1. Başkanlar Kurulu'na teslim edilen dilekçede öne çıkan bazı
başlıklar şöyle:
GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANMA
Danıştay üyesi Mustafa Yücel Özbilgin'in öldürülmesi ile ilgili olarak
açılmış, gerekçeli kararı dahi yazılmamış, henüz kesinleşmemiş ve temyiz
aşamasında mütalaası istenmek üzere önüne gelecek davadaki bir sanığın
sözlerini aleyhte delil olarak sunmuş, böylece daha dosyayı görmeden davayla ilgili mütalaasını vermiş, görevini kötüye kullanmıştır.
DELİLLER DOĞRU TOPLANMAMIŞTIR
İddianame içeriğinde parti kapatmaya konu edilen fiillerin, ilgili kişilerin
bazı gazetelere verdiği iddia edilen demeçler olduğu ve bununla ilgili
olarak sadece gazete kupürlerinin dosyaya konulması da delillerin doğru
toplanmadığının açık göstergesidir. Zira bu ifadeler, konusu itibari ile
doğrudan suç unsuru taşımayan, şiddet ve cebir içermeyen düşünce
açıklamalarıdır. Bu açıklamaların ifade özgürlüğü içinde değerlendirilmesi
gerekli iken, sanki suçmuş gibi değerlendirilerek, kapatma için gerekçe
kılınması, savcılığın görevini kötüye kullandığının açık göstergesidir.
CUMHURBAŞKANINA HAKARET SUÇU İŞLENDİ
Bilindiği üzere Anayasanın 104. maddesinin ilk bendi "Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini
temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir" şeklindedir. İddianame de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül
hakkında da isnatlarda bulunulması ve siyaset yasağı istenmesi, devletin
başı olup, milletin birliğini temsil eden Cumhurbaşkanının güvenirliğini ve
toplumdaki konumunu yaralamaya yöneliktir. Cumhurbaşkanı hakkında anayasanın 105/3 fıkrasında belirtilen, "vatana ihanetten dolayı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte birinin teklifi üzerine, üye
tamsayısının en az dörtte üçünün vereceği kararla suçlandırılır" amir hükmü
açıkça çiğnenmiş, sayın savcı kendisini meclisin ¾'ünün yerine koyarak,
Cumhurbaşkanını suçlayabilmiştir. Bu fiil Cumhurbaşkanının şahsına ve onun
makamına açık bir hakarettir. TCK'nın 299. maddesinde özel bir suç olarak
ifade edilen Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurlarının bu şekilde
oluştuğunu düşünüyoruz.
ANAYASA MAHKEMESİNİ ETKİLEMEYE ÇALIŞTI
Sayın savcı Anayasa Mahkemesinde davası devam eden bir konu hakkında,
görüşünü açıkça ifade ederek yargılamayı ve yargı mensuplarını etkilemeye
teşebbüs etmiştir. Anayasanın 10 ve 42. maddelerinde belirtilen
değişiklikleri, laikliğe aykırı olduğunu belirterek, bu değişiklik öncesi ve
sonrası yapılan açıklamaları, parti kapatma için gerekçe yapmıştır.
Dolayısıyla meclis iradesi açıkça töhmet altında bırakılmış ve yargılamanın
selameti açıkça riske atılmıştır. Savcının, yarın farklı şekilde karar
verebilme ihtimalleri olan Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında da suç
isnadında bulunabileceği gayet olası olup, bu yargılamaya açıkça müdahale
niteliğindedir. Bu durumda TCK 277. maddesinde ifade edilen "Yargı görevi
yapanı etkileme" ve 288. madde de belirtilen "Adil yargılamayı etkilemeye
teşebbüs" suçunun unsurlarının oluştuğunu göstermektedir.
Başsavcı Hakkında Suç Duyurusu
Yargıtay önünde basın açıklaması yapan Öğretmen-Sen Genel Başkanı Yusuf Tanrıverdi, Yalçınkaya hakkında...
Güncel Haberleri
İŞGALCİ İSRAİL, BATI ŞERİA’DA 34 YENİ YERLEŞİM PLANINI ONAYLADI
İRANLI KOMUTAN MUSAVİ'NİN SON MESAJI ORTAYA ÇIKTI
Devrim Muhafızları küçük kız çocuğun isteğine kayıtsız kalmadı! Pembe füze...
Levent'teki İsrail Konsolosluğu yakınında silahlı çatışma: 2 kişi etkisiz hale getirildi
Levent Gültekin: İran, ABD'nin Yenilmez Olduğu Algısını Sarstı