AİHM Başörtüsüne Engel Değil
TÜRKİYE’DE Başörtüsü yasağının kaldırılması, AB ile müzakereleri sekteye uğratır, AİHM bu karara itiraz eder.’ Geçtiğimiz hafta, Türkiye’deki sivil anayasa tartışmalarını başörtüsü tartışmasına indirgeyen çevreler, Avrupa Birliği’nin tüm kurumlarıyla başörtüsü yasağının kaldırılmasına karşı çıkacağını savundular. AB ile müzakerelerin duracağı ve Avrupa Konseyi’nin Ankara’nın kulağını çekeceğini bile ileri sürenler oldu.
Kendi iç meselemizde AB’den ve AB kurumlarından medet ummanın kekremsi tadını bir yana bırakalım, somut açıklamalara kulak verdiğimizde bitecek bir tartışmaydı. Ama bitmedi. Çünkü adetimizdir, herşeyi kendimize yontarız. O zaman ne yapalım, sadece daha önce yapılmış açıklamaları altalta dizelim ve bu konuyu kapatıp, sivil anayasa taslağıyla ilgili daha can alıcı şeyleri tartışalım da Brüksel’de yeni anayasa ile ilgili ağzını açanların elinde somut konu başlıkları olsun, kısır tartışmalar değil!
Öncelikle 2005 yılının Kasım ayında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Terry Davis’in Milliyet Gazetesi Paris muhabiri Sabetay Varol’a söylediklerini hatırlayalım. AİHM’nin Leyla Şahin kararı ve başörtüsü yasağına yönelik eleştirileri yanıtlarken ne önermişti? ‘Kendi yasalarınızdaki yasağı demokratik yollardan kaldırın’ Yani, ‘Bu yasak sizde var ve biz de bu yasağın AİHM’ye aykırı olmadığına karar verdik.’ Ama bu asla ve asla, ‘yasağın kalkması AİHM’ye aykırıdır’ anlamına gelmez.
Hemen dönüyoruz, AİHM’deki Türk yargıç Rıza Türmen’in Akşam gazetesine verdiği demece. Görev süresi önümüzdeki aylarda bitecek olan Rıza Türmen’e göre, yasağa onay veren AİHM kararı, türbana izin verilmesine engel değil. Bu yöndeki başvuru sonuç getirmeyecek.
Ancak ve ancak, üniversitelerden bir genç kız başörtüsü takmadığı için baskı görür ve bunu da mahkemeye taşırsa mahkemenin bu konudaki tutumu ortaya çıkacaktır. Rektörlerin başvurusu da, eğer bir rektör başörtüsü takmadığı için baskı görürse dikkate alınabilir. Bunun dışında rektörlerin AİHM’ye başvurma gerekçeleri yok gibi. NOKTA !
LAİKLİK TANIMI
‘Avrupa Birliği ülkelerinde tek bir laiklik tanımı yok. Fransa başka yorumluyor, İngiltere başka ve Almanya başka.
Türban ya da başka bir giyim eşyası hakkında Fransa’da ortaöğrenim kurumlarında uygulanan yasak haricinde bir yasak da yok.’
Bu sözler, ‘7 Kasım’da açıklanacak olan İlerleme Raporu’nda ya da Avrupa Birliği’nden gelecek başka bir belgede türban ve laiklik vurgusu yapılacak mı?’ soruma yanıt ararken, bir AB diplomatından geldi.
Yalnızca dazlaklar laiklik için endişeli
İŞTE o noktada, anlaşılıyor ki, askerin siyasete müdahalesi olarak görülen bu müthiş metin yankısını Brüksel’de öylesine bulmuş ki, 7 Kasım’da yayınlanacak İlerleme Raporu’nda bu olayla ilgili AB değerlendirmelerini okuyacağız. Ardından bu krizin nasıl aşıldığı dipnotuyla beraber. Yani seçimler ve cumhurbaşkanlığı seçimleri...
Ancak, hükümetin AB yolunda bir yıllık karnesini bulacağımız bu metinde bazı çevrelerin beklediği üzere başörtüsü konusu yer almayacak.
AB, Türkiye’de bazı çevrelerin düşündüğü şekilde Türkiye’de bir rejim sorunu olduğunu, yaşam tarzı ya da mahalle baskısı bulunduğunu düşünmüyor. Böyle düşünenler, AB’deki aşırı sağcılar. Bu sözleri sadece 11 Eylül’de Brüksel’de İslam karşıtı gösteri yapan dazlaklardan duymuştuk.
Hükümetin ‘gizli bir ajandasının bulunmadığını’, tam tersi AB kurumlarıyla birlikte çalışmaya hazır bir hükümetin bulunduğunu vurguluyorlar.
Avrupa’da yükseköğrenim kurumlarında başörtüsü yasağı yokken, AİHM’nin bir kişinin başvurusu üzerine aldığı karar nasıl emsal olarak uygulanabilir? Üniversitelerde türban yasağı da isteyebilirsiniz. Ama bu teziniz için dayanağı Brüksel-Strasburg hattı dışında arayacaksınız.
(Star) Sadettin Oruç
Saadet Oruç'un yazısında hatırlattığı söz konusu röportaj
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Terry Davis:
İtiraz yerine yasayı değiştirsin
Davis, AİHM'nin türban kararını eleştiren Erdoğan'a, "Konu dinsel değil, hukuki. Din bilginlerine gerek yok. Memnun değilse Türkiye'deki yasaları değiştirmeli" yanıtını verdi
Sabetay Varol - Paris
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) başörtüsü yasağını onaylayan kararını eleştirirken dile getirdiği, "Ulemaya danışılsın" sözleri, Avrupa Konseyi'nde de yankı buldu.
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Terry Davis, AİHM'nin başörtüsü kararını savundu. Davis, "Erdoğan'ın itiraz etmek yerine, eğer AİHM kararından memnun değilse, demokratik yollardan Türkiye'deki yasaları değiştirmesi gerektiğini" söyledi.
AİHM Büyük Dairesi'nin kararını takiben Türkiye'de başlayan türban polemiği hakkında Milliyet'in sorularını yanıtlayan Genel Sekreter Davis, "AİHM sadece Türk Anayasa Mahkemesi'nin daha önce aldığı başörtüsü yasağıyla ilgili kararın legal olduğunu söylemekle yetindi. Bundan sonrası mahkemeye ait bir konu değil" görüşünü dile getirdi.
Davis, Erdoğan'ın, "AİHM, kararını vermeden önce ulemanın görüşüne başvurmalı" sözleri için şunları söyledi:
"Mahkeme, davacı ve davalı tarafların ellerindeki unsurları oturumda ortaya koymalarından sonra bunları inceleyerek kararını verdi. Mahkemenin karar vermesi gereken konu dinsel değil, hukuki bir konu idi. Hukuki bir konuda din bilginlerini dinleme gibi bir durum söz konusu değildir."
Türk yasaları
Davis, "Erdoğan'ın açıklamalarını nasıl karşıladınız?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Çok saygı duyduğum Başbakan Erdoğan'ın bu açıklamasına şaşırdım. Başbakan'ın AİHM'nin kararına uyacağını ümit ediyorum. Mahkeme, bu kararı Türkiye'nin bizzat kendi yasalarına bakarak verdi. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (AİHS) yönelik bir ihlal olmadı. Başbakan, bu durumdan memnun değilse, tekrarlıyorum, Türkiye'de demokratik yoldan yasa değişikliğine başvurması gerekir."
Hayal kırıklığı oluyor
Davis, Türkiye gibi Avrupa Konseyi'ne üye ülkelerin başbakanlarının AİHM tarafından alınan kararlardan hayal kırıklığına uğradığı durumlara sıklıkla rastlandığını, ancak liderlerin mahkemenin verdiği kararları kabul etmek durumunda olduğunu vurguladı.
(Milliyet)