Başörtüsü Eylemlerinde Bu Hafta(FOTO)

Başörtüsüne özgürlük eylemleri gerçekleştiren platformlar bu hafta Van, Kütahya, Kocaeli, Ankara, Konya ve Akyazı'da eylemler düzenlediler.

Van'da 147. Başörtüsü Eylemi

Van Hak ve Özgürlükler Platformu, her ay sürdürdüğü "Başörtüsüne Özgürlük" eylemlerinde 147 haftayı geride bıraktı.

Van Hak ve Özgürlükler Platformu üyeleri 147. haftada Sanat Sokağında bir araya gelerek tepkilerini dile getirdiler. Platform adına bir açıklama yapan VAHÖP Mazlumder Van Şb.Yön.Krl.Üyesi Fuat DEĞER, geçtiğimiz yıl devam eden zulümlerin kısa bir özetini sundu. Okunan basın açıklamasının tam metni:  

Basın açıklamasının tam metni:

2010 yılına girdiğimiz bu ilk hafta, yine hükümeti ve devleti eleştirme hakkımızı kullanmak için buradayız. Hak ihlalleri ve çözüm-çözümsüzlük kavramlarının  çok kullanıldığı bir yılı daha geride bıraktık. Ancak arzu edilen seviye bir türlü tutturulmuş değildir. Hükümetin devletçi refleksleri, zaman zaman umutsuzluk ve endişe verici olmaktan kurtulamamıştır. 

Başörtüsü, hala lafı  bile edilmeye değer bulunmayan, birkaç kişinin öznel sorunu gibi görülmekte ve buna dair bir gündeme dahi yanaşılmamaktadır. Seçim öncesi sözlere rağmen, başörtülülere yönelik sistematik ayrımcılık devam etmekte ve tüm boyutları ile rahatsızlık vermeyi sürdürmektedir.  Devlet, diğer siyasi güçleri sindirmek için kullandığı yöntemlerin bir benzerini, başörtüsü yasağıyla Müslümanları etkisiz kılmak, enerjisini tüketmek, bıktırmak ve ümitsizliğe düşürmek alanında kullanıyor.  

Diyarbakır'da Ecenur örneği, ülke içinde yeni bir başörtüsü tartışması dalgası  uyandırabilirdi, ancak bu yeterince ilgi görmedi. Küçük Ecenur'un omuzlarının taşıyamayacağı ideolojik bir araçsallaştırmaya dönüşme riskini de taşıyan bu olay buna malzeme yapılmamalıdır. Mesele kahraman figürler üretmek değil zulme vurgu olmalıdır, bu konuda küçük Ecenur'un hala bir çocuk olduğu unutulmamalıdır. 

Kürt Meselesi ve Açılım hikâyesi artık somut adımlar atılmazsa hükümetin son şansı olabilecek bir sürece işaret ediyor. İktidarın, iktidar gibi davranamamasından kaynaklanan sorunlar, kurnazca manevralarla daha fazla çıkmazlar üretmektedir. Açılımla tarihe mal olacağını, ülkenin kaderini değiştireceğini iddia eden hükümet, acı çekmiş, zulüm görmüş, sürgünlerle, zindanlarla, köyleri yakılarak susturulmak istenen bir kitlenin, ümitlerini karamsarlığa dönüştürmüştür. Samimi davranışların yerine, öfkeleri tetikleyerek, ümitleri, onurları kırarak savaş kışkırtıcılarına teslim olmuştur. Barışa pusu kuranlar, hükümetin son uygulamalarıyla, ne kadar etkili olduklarını ispatlamışlardır. BDP Milletvekilleri hakkında oluşturulan "ifade krizi" sistemin reflekslerinin ötesinde hükümetin iktidar durumuna da işaret etmesi açısından, sürecin sancılarına vurgu yapan çekişmenin önemli parametreleri mesabesindedir. Sorunu üreten ve tırmandıran bizzat devlet iken, bunun sonucu olarak ortaya çıkan aktörleri yok sayması ve sadece ben çözerim tavrı faşizan olmakla birlikte, çözüm mantalitesi hakkında da önemli ipuçları vermekte, bu da umutsuzluk üretmektedir. Çözüm, şehirlerin, ilçelerin belediye başkanlarının, Kürt politikacıların elerini kelepçeleyerek, bu utanç anının fotoğraflarını basına servis etmekle gelmez. Aklı başında her insan çarenin, Kürtlerin siyaset kanallarını açmakta, kürt gençlerini dağdan indirip siyaset yapmalarına imkan tanımakta, silahla değil sözle haklarını aramaya ikna etmekte olduğunu bilmektedir. Böyle bir zamanda, mecliste gurubu olan bir partiyi siyaset dışına çekmenin akla, vicdana ters düşeceği, Türkiye'nin gerçeklerine ve ihtiyaçlarına uygun düşmeyeceği açıktır.

Acilen ne yapılması  gerektiği de ortadadır. Kürtler, Türkler gibi her alanda eşit haklara sahip olacaklardır. Türk çocuğuna anadilini öğretiyorsa Kürt de öğretecek. Taş atan çocuğa, sekiz yıl hapis cezası veren ve Türkleri bu ülkenin efendisi olarak gösteren 80 anayasasını değiştireceksiniz, partilerin kapatılmasını önleyecek, dağdaki insanların sosyal alanlara kaymasını sağlayacaksınız. Silahını bırakanların siyaset yapmasına imkan tanıyacaksınız. Bunu yaparken de, yasal güvenceyle eşit haklara sahip olmalarını sağlayacaksınız. Ülkenin buna acil olarak ihtiyacı vardır.   

Özel Harp Dairesi aramaları ve ilgili hâkimin takip edilmesi, Ergenekon köklerinin derinliği konusunda ayrıca fikir vermektedir. Son günlerde ülkede yaşanan hemen hemen birçok olumsuzluğun arkasında askeri imzaların olması, şimdiye kadar yapılan darbelerin niçin bu kadar kolay planlanıp yapıldığını da izah etmektedir. Bu yüzden, sadece Ergenekonun solcu kanadına yönelik olsa bile, sürecinin ısrarla sürdürülmesi bu ülkenin kaderi anlamına gelmektedir. Öteyandan, derin devletin izbe dehlizlerinde kurulan tuzakların ipuçlarını araştıran, Şamil Tayyar ve Mehmet Baransu'nun direktif verilmişcesine ağır cezalarla çarptırılmak istenmesi de, yargı üzerinde vesayet düşüncelerini doğurmaktadır. Ordu mensuplarının büyük suçlara karıştığının ortaya çıkmasıyla, Genelkurmay Başkanlığının onların suçsuzluğunu ispatlamaya çalışmaları da böyle bir vesayeti doğrular niteliktedir.  

Bu ülkede inancından dolayı  askerlik yapmayı reddettiği, yani uluslararası hukukta resmen bir hak olarak kabul edilmiş terimleşmiş ifadesi ile "vicdani red" yaptığı için 3 yıldır kendisi ve ailesi her türlü takibat ve eziyetten kurtulamayan Enver Aydemir'in durumu bu ülkenin sicil kaydına denktir. Sadece Enver Aydemir değil ondan önce bu haklarını kullanmış ya da kullanmaya çalışmış kişilere karşı girişilen bu militarist linç Türkiye'nin utancı olmaya yeter.

Türkiye'nin bu ve bu mantığın  ürettiği utançlardan kurtulması için yapması gereken tek şey, yeni bir anayasadır. Bu beden bu mengenede kıstırıldıkça daha çok kemik kırılacak, iç kanamalar daha da artacaktır.  

Filistin'e giden konvoyun engellenmesinden İsrail'in vahşi katliamlarına, İran'da yeniden alevlenmeye başlayan karışıklıklardan Aşura patlamalarına, Afganistan katliamlarından Irak bombalarına ve İslam dünyası ile beraber dünyanın değişik yerlerindeki kaos ve cinayetlerin tamamının arkasında emperyalizmi aramak komploculuk değil basit bir tespittir. 

Ülkenin ve dünyanın yeni yılı için barış, özgürlük, adalet ve vicdan çağrımızı bildiriyor ve hayır getirmesini Rabbimizden diliyoruz.  Yeni bir Anayasa talebimizi ısrarla bütün sorunların tek çözümü olarak yineliyoruz

 

Kocaeli'de 246. Başörtüsü Eylemi

Kocaeli İnanç özgürlüğü Platformu 246.hafta basın açıklaması İzmit İnsan hakları Parkında yapıldı. Basın açıklamasını platform adına, Şuurlu Öğretmenler Derneğinden Abdülmecid Karaslan yaptı. Basın açıklaması Filistin yardım konvoyuna zorluk çıkartarak yol vermeyen Mısır hükümeti ve Hüsnü Mübarek'i protesto üzerineydi. Firavun Hüsnü yazılı posterler açıldı, "Mısırlı firavun Hüsnü, İhanete son ver, Gazze'ye yol ver" yazılı pankart açıldı. Basın açıklamasına Sadet Partisi Kocaeli İl başkanı Erol Pekcan ve yönetim kurulu üyeleri de destek verdi.

Basın açıklamasının tam metni:

Her hafta cumartesi burada aşk ile şevk ile toplanıyoruz. Neden niçin nasıl hiç düşünüyor musunuz hiç ibret alıyor musunuz?

Ey Yoldan geçenler yola girenler ve yoldan çıkanlar?

Burada ne oluyor dile bir dinliyor musunuz? Ona göre önlem alıp, yaşayıp yaşatıyor ilgili yerlere müracaatla hakkınızı istiyor musunuz? Biz arz ediyoruz siz talep ediyor musunuz ?

İnsan hakları örgütleri ve insan haklarını vermekle yetkili yöneticilerin kapılarını aşındırıyor onları bıktırıyor musunuz? Yoksa "eski tas eski hamam, böyle gelmiş böyle gider!" deyip zulme rıza statükoya, durağanlığa, vahşi ve yahşi bürokrasiye devam mı diyorsunuz?

Haklarınızı talep adına ilk müracaattan sonra bıkıp kaderinize mi küsüyorsunuz, haşa kadere küsmek Allaha küsmektir Allahın rahmetinden ümit kesmektir küsme aşındır kapıları?

Ey Halkım bir hareketin yok mu bitki mi kesildin, üzerine ölü toprağı mı esildi! Toprak mı oldun toprak"

Ey Halkım bir hareketin, bir cemiyetin var mı? yoksa sadece kendinle, ailenle mi savaştasın? Yok Yoksa boş arzularınla mı oynaştasın?

Geliniz bir olalım İslam kardeşliğinin, insan kardeşliğinin varalım farkına" Etrafımızdaki zincirleri kıralım çomak sokalım zulmün çarkına ,nedir bu zincirler ve çarklar?

En basit giyinme-örtünme gibi özgürlükleri çaktırmadan gelinen alınan bir nesil!Adeta sen ey insanoğlu bu kadar bilgiye rağmen sen nerede ne zaman nasıl giyinmeyi bilemezsin !, gel ben sana nasıl giyineceğini öğreteyim denilen, zorlanılan bir nesil!

Televizyonlarından, çizgi filmlerden, oyuncaklardan, internet ve bilgisayar oyunlarından ona şuna buna kadar kültürel bombardımanlarla kendi örf-adet benlik ve kimliğinden yo zorla ya da kendi vasıtasıyla gönüllü uzaklaştırılan bir nesil!

Nereye gidiyoruz halkım!?, Bu cadde çıkmaz sokak dur biraz düşün bir arkana bir çevrene bak!

Hani ümmeti muhammettik,  hani zürriyetimiz İbrahim aleyhi selam milletimiz İslam milletiydi, hani müslümandık elhamdülillah" hani hani hani nedir bu pür melalimiz leş mi kesildik

Yakından uzağa Komşumuz Irakt'a, Filistin'de, Yunustan da, Bulgaristan da 1400 yıldır elimizde kalan Kudüste, Bağdat'ta, Doğu Türkistan Afganistan kardeşlerimiz, viranda fizanda bulunan kardeşlerin senin kardeşlerin değil mi?  Hiç mi evrensel kimliğin yok ? hep bana hep bana, Rabbena mısın, yoksa bana Rabb lazım değil hep paraaa lazım diyenlerden misin?

Ey dünyayı köleleştirip kendini Ortadoğu ve dünyanın kralı ilan etmek isteyen Siyonist fanatik Yahudi İsrail ve işbirlikçileri adına layık olmayan Hüsnü Mübarek !!, bir yabancı kadar insaflı ol! Londra'dan başlayıp Gazze'de son bulacak bu kutlu yolculuğa engel olma! Bir gayr-i Müslim kadar müslim ol! Teslim ol milleti İslama.

Ve ey gönderdiği para yardımı, sus paylarıyla zayıf ülkeleri sözde destekleyip köleleştiren Amerika ve O'nun Yandaşları şu nu iyi bilin ki 

"  Likülli nebein müstakarrr ve sevfe teğlemuuun (Enam, 6/67)

"Her haberin bir kararlaştırılmış bir zamanı vardır! İlerde bileceksiniz"

Ey Zalimler o ürettiğiniz o nükleer bombalar yetiştirdiğiniz o zombiler ve robotlar ürettiğiniz o komplolar ve suikastlar ve faili meçhuller kısaca tüm hukuksuzluklar size bela olarak geri dönecektir bir bumerang gibi dönüp sizi vuracaktır. Kendi pisliğinizde boğulacaksınız!.

O zaman bileceksiniz o kararlaştırılmış haberin ne olduğunu ama iş işten geçecektir.O haber sizi içten içe derinden derine yakacak, neslinizi silip bitirecektir.

-Gelin! Bir dakika insaf edin düşünün!

-Erkekliğiniz kadınlığınız yiğitliğiniz azıcık bir insanlığınız varsa eğer yere inmiş bir insi şeytan değilseniz varsa Kahramanlığınızı ateş bombaları atarak değil barış çiçekleri atarak gösteriniz. Bu yerin zenginlikleri size de bize de yeter" gelin insanlığı nasıl doyuralım ın projelerini nasıl mutlu edelimin projelerini hazırlayalım

-Ama Boşşşşş::: zalim zulmünü, adil adlini gösterir Zalimden merhamet beklenmez

-O kararlaştırılmış gün ve zaman gelecek ve bileceksiniz , ve göreceksiniz,   kaçın kurası olduğumuzu,  yacaksınız neyin turrası olduğumuzu"

Ey Kocaeli Halkım! Biliniz ve bildiriniz ki buradan yetkili olanlara duyurunuz ki yerel-ulusal-evrensel Mahalli-milli-alemşümul adı her neyse kimin bir emeli, davası, ideali, ülküsü, ütopyası varsa yakın orta uzak hedefleriniz yoksa bu hedeflere göre hayatınızı planlamıyor ve ona hareket etmiyorsanız elim bir azap sizi yakacaktır. Bu ateş aşağıdan yakarıdan sağdan soldan geliyor hedefteki ülke Türkiye.

Ey halkım ey vatanım gelinim çocuğumun annesi seni evinin bahçesinden sarmalıyorlar bahçe duvarları yıkıldı-yıkılıyor.., çanak antenleriyle harim-i pakin gönül dünyan işgal edildi" daha ne uyuyorsun böğrüne bıçak sokulmasını mı bekliyorsun"

Evet yakın, orta ve uzun vadede haklarımızı talep için bir mum yakmıyorsak küçük adımlar atmıyorsak ne gibi"

Giyinme ve örtünmeden eğitime bir takım basit haklarımızı alamazsak oradan onurlu bir hayat hakkına kadar, en basit insan haklarına kadar haklarımızı koruyamayacağız. Tarih tekerrürden ibarettir yüzyılda bir değişiklikler olur tarihte dün yaşadığımızı Allah korusun tekrar yaşayacağız" su uyur düşman uyumaz"

Bunun birinci çaresi şuurlanma ve bilinçlenmekten geçer neye göre kime göre tabiî ki en en öz varlığın bir milleti millet yapan din dil tarih birlikte yaşama arzusu inanç birliği gibi manevi değerlere göre.. falan falan izimlere göre değil Ey İzmitli ismindeki izmin ne olduğunu bil .Bu toprak materyalizmin beşiği eski Yunan ve Roma'nındı. Hala birilerinin iştahlarını kabartıyor, hala onların gizli ajandalığında.. Sakarya meydan savaşında Servetiye cephesinden Anadoluya giremeyen yunan-ingiliz ve destekçisi emperyalist güçler yeniden girmeye deneyecekler.. kültürel olarak soğuk savaş olarak girdiler sıcak savaş olarak da girecekler.Benliğni düşmanına şeklen ve nefsen benzeyerek kaybetme.. ruhunu esir etme küffara" Allah rızası için sat Allaha..

Eğer şuurlaşmazsak halkım yakın orta vadede eğitimde katsayı meselesi, başörtüsü üniversitede mi serbest olsun ?,memuriyette mi?, yoksa ilk öğretim ve lisede mi ?.Eğitim karma mı olsun ?,karışık mı ?, özel mi olsun?, devletin mi ?.Paralı mı olsun ?, parasız mı ?,laik mi olsun, çağdaş mı ?,Sünni mi olsun alevi mi ?,din dersi okutulsun mu ?,okutulmasını mı?, seçmeli mi olsun?, yoksa mecbur mu? Okullar da ibadet olsun mu?, olmasın mı? gibi tüm ayrıntılar çözülmeyecek biz bunları tartışırken enerjimizi kendi içimizde tüketirken, atı alan Üsküdarı değil İzmiti bile ezip geçecek Sakarya'yı Ankara'yı kısaca tüm vatanı kuşatacaktır zaten fikren kuşattı da kısmen bütün olarak kuşatmadan uyan bilgi sahibi ol bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olamazsın! Tüm bunları olmadan vatandaş olamazsın" Kalabalık olursun kalabalık kalabalığın ruhu yoktur diyor bir filozof"

Tekrar evet şuurlaşmazsak halkım onurlu bir hayat ve memat ve iktisat meselesi

Yeterli beslenme, bilgilenme madde mana ve ruh arasında dengelenme meselesi

Uluslar arası Siyonist tröstlerin bizim için ürettiği kimyasını tam bilemediğimiz ilaç ve sağlık meselesi

Bakkaldan, çakaldan alıp yediğimiz boyalı-moyalı, cicili-bicili, yiyecekler kansorejen, zararlı-haram karışımı hastalık yapıcı yiyecek ve içecek ve aşılar" daha bilmem ne koku ve takılar..

Kısaca bedenimizi ve ruhumuzu esir almaya çalışan problemler ve bunların yapıcıları asla azalmayacak-artacaktır.

Eğer ey halkım uzun vadede amaç ve eylem palın edinip ailede işte aşta, sokakta kahvehanede ibadet yerinde okulda, kışlada kısaca her tarafta bir günlüğümüz-yıllığımız yoksa  içte ve dışta eğitim meselesi Filistin meselesi, şu meselesi bu meselesi asla çözülmeyecek kördüğüm olacaktır. Haklar talep edilmezse Hukuk üstün altın olacaktır. Üst kim dir üst halktır halkı. Asıl sizsiniz siz vekil bürokrattır bürokrat. Hizmet dilen sizsiniz hizmet edecek odur ordu camidir camii okuldur okul. Her hakkı yerine teslim edin herkese haddini bildirin. Bildirin ki herkes sınırını bilsin sınarlarımızdaki sancılar dinsin" 

Dışa doğru söyleyecek olursak ey göstermelik izinlerle ve yardımlarla Filistin meselesini baştan beri akamete uğratan mısır yönetimi  Londra dan başlayan bu hareket Filistin-Gazze kuşatmasını yarmak içindir. Yere doğru 21 metre kazılarak yapılmaya başlanan müslümanın müslümanı duvarla tarassut altına alıp ölüme mahkûm etmesine yol açan mısırdan ihtiyacını tüneller vasıtasıyla sağlayan Filistin halkına yardım içindir. Kısaca dünyada Berlin'de şurada burada duvarlar yıkılırken müslümanın müslümana duvar yapıp onu ölüme mahkum etmesini kınamak için bu gün burada bulunuyoruz. İsrail'den önce sana sesleniyoruz ey Müslüman olduğunu söyleyen mısır yönetimi ve halkı" bu göstermelik atraksiyonları durdur. Zalimin üç beş kuruşluk yardımına kanma"!

Eyyy firavun misüllü refah süren Ortadoğu'nun zenginliklerini Müslümanlara değil! Batılı-Doğulu Sömürgecilere kaptıran ve kendi kendilerini sömüren Arap Yöneticileri Asla Düzelmeyecek misiniz? Ne zaman atacaksınız zulmü topraklarınızdan!?.

Peygamberimizin sallahau aleyhi vesellem gibi diyorum " bir elime ayı bir elime güneşi verseler yine de bu davamdan dönmem" de özgürlük ve haklarını elde etme mücadelesinden dönme bıkma, hakkını alıncaya kadar, miting ve eylemlerle hakkını ara.Böylece senin o  hakkını çiğneyen görmemezlikten gelen vermeyen yöneticiler sana cevap vermekten bıkacak, insafa gelip senin özgürlüğünü geri verecektir. Böylece kamu idaresi masaları dilekçe ile dolacak sonuçta o bizden olan yöneticiler ki zaten yarımız gayrımız yok korkumuz var- insafa gelecek ve diyecekler ki " demek ki halkım istiyor ben de yapıyorum"

Bil ki ey halkım sen istemezsen hakkın geri verilmeyecektir. Sen kendini değiştirmezsen Allah senin hakkındaki hükmünü değiştirmeyecektir , dinlediğiniz için teşekkür ediyorum."

 

Kütahya'da 12. Başörtüsü Eylemi

Mazlumder Kütahya şubesi tarafından Kütahya küçük hamam parkı önünde Filistin'e özgürlük konvoyunun Mısır hükümeti tarafından engellenmesini ve vicdani redçi Enver Aydemir'e uygulanan insan haklarına aykırı uygulamayı kınayan bir basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasına Kütahya AK Parti il başkanı Kamil Saraçoğlu ve Kütahya AK Parti kadınlar kolu da iştirak etti. Açıklamayı Mazlumder Kütahya şube başkanı Lütfiye Özkul okudu.

Basın açıklamasının tam metni:

Gazze deki yıkıcı katliamın yıl dönümünde dünyanın her yerinde olduğu gibi Kütahya dada meydanlardayız. Ve her hafta bu meydanda olmaya devam edeceğiz. Bundan bir yıl önce 27 Aralık 2008 tarihinde İsrail, Gazze'ye saldırılarını başlattı. İsrail havadan, karadan ve denizden yürüttüğü saldırıda her türlü silah savunmasız Filistin halkı üzerinde kullanıldı. İnsansız uçaklar, çocuk, kadın, yaşlı demeden hedef tanımaksızın Gazze toprakları üzerinde bombalar yağdırırken kullanılması yasak fosfor bombaları altında 500'ü çocuk, 200'ü kadın olmak üzere 1.500 Filistin'li hayatını kaybetti. Yine bu saldırıda yaklaşık 6.000 kişi yaralandı.

Kuşatma ve ambargo altındaki Filistin topraklarında yaşayan Filistinliler ile dayanışma amacıyla Amerika, Avrupa ve Asya üzerinden araç konvoyu ile Gazze'ye ulaşmayı hedefleyen ve içerisinde Türkiye'den de birçok sivil toplum kuruluşunun yer aldığı "vivapalestina" adlı uluslararası konvoy Ürdün Akabe geçidinde bekliyor. MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal'ın da birlikte olduğu konvoyun Akabe'den giriş yapmasına izin vermeyen Mısır Hükümeti, Mısır Refah Sınır Kapısı'ndan da Gazze'ye geçişi engellemektedir.

Ürdün'de bekleyen konvoya ek olarak, Gazze katliamının yıldönümünde Gazzelilere destek olmak için dünyanın her yerinden gelen birçok aktivisti Mısır'ın Refah Sınır Kapısına en yakın şehri olan Ariş'te bekleyiş içerisindedir. Dünyanın en ünlü aktivistlerinin hala sınırda beklettiği, Ariş limanından Gazzeye geçiş vermeyen Mısır Hükümetini, orada sadece insanlık için bulunan yüzlerce aktivisti tüm dünyanın gözü önünde acımadan joblayan Mısır polisini kınıyoruz. Üstelik Mısır ihtiyaç sevkinin gerçekleştirildiği Refah sınır kapısında, yerin altından 18 metre derinliğinde temelleri bir o kadarda yüksekliği olan, kilometrelerce uzunlukta olacak çelikten yeni bir duvar örüyor. Kerbela kıyımının yıl dönümü olan bu ayda Mısır Hükümeti'nin, enkaz altında kalan ve bir çivi bile çakılmasına izin verilmeyen Gazze'ye umut olmak için yola çıkmış Filistin'e özgürlük konvoyuna engel olmasının Hz. Hüseyin'e bir bardak suyu esirgeyen Yezit'ten ne farkı kalmıştır?

Buradan Mısır, Ürdün, Suriye çıkmazı içinde Özgürlük için mücadele eden; her renkten her yaştan her dinden, her ırktan ve her milletten Gazze'de ki kardeşlerimize bir ışık olmak amacıyla yola çıkan Filistin Özgürlük Konvoyundaki tüm yoldaşlara selam ediyoruz. "Zulmedenler yakında nasıl bir inkılâba uğrayıp devrileceklerini göreceklerdir" (Şuara – 227) ve "Şüphesiz ki Allah kendi yolunda, tuğlaları birbirine kenetlenmiş binalar gibi saf halinde çarpışanları sever(SAFF/4)"

Kendi inanç değerleri sebebiyle askere gitmek istemeyen,  bu nedenle hapse atılan ve işkenceye maruz kalan "vicdan-i redd'ci" Enver Aydemir'e destek veriyoruz. Vicdani Red Hakkı temel bir insan hakkıdır. Ülkemizde bu denli İnsan Hakkı ihlali olmasını reddediyoruz. Buradan son olarak şunu duyuruyoruz zalimler yerli de olsa, yabancı da olsa, dik duruşumuzu koruyacağımızı, haklı taleplerimizi dillendirmeye devam edeceğiz.

Hıristiyanlık dininin bayramı olan Noel ve yeni yıl kutlamalarında gösterilen imtiyaz ve müsamahanın tüm inançlara karşı uygulanmasını talep ediyoruz. İnsan onurunun gözetildiği bir dünya için herkesin düşüncesini rahatça söyleyebileceği; inancını yaşabileceği, ayrımcılığın uygulanmadığı; kimsenin zorla bir iş yaptırılmadığı; darbelerin ve cuntacıların olmadığı; ablukaların kalktığı, çelik duvarların yıkıldığı; insan hakları alanında ihlallerin yaşanmadığı bir 2010 yılı umut ediyoruz.

 

Ankara'da 206. Başörtüsü Eylemi

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu tarafından düzenlenen başörtüsüne özgürlük eylemi 206. Haftasına girdi. Basın açıklamasını platform adına Üstün Bol okudu.

Basın açıklamasının tam metni:

Enver AYDEMİR dini inançlarına aykırı olduğu gerekçesiyle zorunlu askerlik yapmayı reddetmiş, bunun sonucunda da geçtiğimiz günlerde askeri mercilerle tutuklanarak Maltepe Askeri Cezaevi''ne konulmuştu.

Enver Aydemir burada günlerce sorgulandıktan sonra Eskişehir Askeri Cezaevine gönderilmiştir. Mazlumder avukatları Eskişehir askeri cezaevinde Enver Aydemir'i ziyaret etmiştir. Enver Aydemir firardan dolayı gıyabi tevkif kararı verilerek tutuklanmış, Maltepe askeri cezaevinde cezaevi gardiyanları tarafından küfür, ardından da fiziki şiddete uğramış, daha sonra askeri elbiseleri giymeyi reddettiği için astsubay tarafından tartaklanmış, tıraş olmayı reddettiği içinde önce tartaklanmış ardından da zorla tıraş edilmiştir. Enver Aydemir, Cezaevi Müdürü Albay'ın, kendisine önce nasihatte bulunduğunu ardından da şiddet uyguladığını, Maltepe Askeri Cezaevinde falakaya yatırıldığını er ve erbaşlar tarafından küfürlü fiziki şiddete uğradığını iddia etmektedir. Ayrıca, Enver Aydemir açlık grevinde iken kendisine zorla serum verilmiştir. Maltepe'den Eskişehir'e nakledilirken, Maltepe askeri cezaevi doktoru "darp ve cebir izi yoktur" şeklinde rapor düzenlediği halde, Eskişehir Askeri Cezaevi doktoru tutukluyu teslim alırken "darp ve cebir izi vardır" şeklinde rapor tutmuştur. Enver Aydemir Maltepe askeri cezaevinde işkence gördüğü odada video kayıt sisteminin bulunduğunu video kayıtları incelenirse ve eğer kayıtlar yok edilmediyse işkencenin ispat edilebileceğini belirtmiştir. Hangi sebeple olursa olsun, işkence kabul edilemez bir insan hakkı ihlalidir. Felsefi, dinsel, kültürel veya başka nedenlerle zorunlu askerliği reddetmek bir insan hakkı olarak kabul edilmelidir. Enver Aydemir'in işkence iddialarına ilişkin olarak bugüne kadar herhangi bir yasal işlem gerçekleştirilmemiş ve sorumlularına ilişkin soruşturma başlatılmamıştır. Savcılığın bir an önce fiziksel ve psikolojik işkence iddialarını dikkate alarak işlem başlatmasını, Maltepe Askeri Cezaevi görüntü kayıtlarını temin etmesini, soruşturmanın selameti açısından Maltepe Askeri Cezaevinde görevli rütbeli ve rütbesiz personelin "delillerin karartılması tehlikesine karşı" görevden el çektirilmesini, işkence iddiaları doğru ise suç işleyenlerin yasaların verdiği en ağır ceza ile cezalandırılmasını istiyoruz.

 

Akyazı'da 152. Başörtüsü Eylemi

Akyazı Başörtüsüne Özgürlük Platformu'nun düzenlemiş olduğu başörtüsüne özgürlük eylemi 152. Haftasına girdi. Basın açıklamasını platform adına Necati Kaya okudu.

Basın açıklamasının tam metni:

Haksızlığa, hukuksuzluğa, yasağa, zulme ve baskılara karşı on ayrı ilde yükselen sesle çağrıyı duyuyor musunuz? Müslüman için zalime karşı mazlumdan yana olmak hem insani hem İslami görevdir. Kocaeli'nden başlayıp Sakarya, Van, Konya, Akyazı, Antalya, Ankara, Kütahya, Afyon ve Bursa ile devam eden başörtüsü özgürlük platformları her hafta yapılan basın açıklamaları ile bir şey söylemeye çalışıyorlar. Kangren haline getirilen bir yaranın tedavisinden, ilacından bahsediyorlar. İnsani boyutundan bahseden platformlara İslami boyutundan ise kürsü minber ve hutbede görev yapanların bahsetmesi gerekir. Müslüman kadının örtüsüne yasak getirmenin ne anlama geldiğini açık dille söylemesi gerekenler daha ne kadar susmaya devam edeceksiniz!

Kerbela'da Hazreti Hüseyin'e yapılanları hangi zihniyet yapmış ise bugün ülkemizde başörtüsüne, tesettüre karşı olanlar inançlı insanlara zulmedenler aynı zihniyetin ürünleridir. Ergenekon diye tarif edilen fakat içindeki karışımların hala net olarak ortaya çıkarılamadığı yapılanmanın da aynı zihniyetin devamı olduğu kanaatindeyiz. Görevlerine bu kadar ciddiyetle bağlı olan batıl zihniyetlerin karşısında, hakkın yanında olduklarını söyleyenleri inandırıcı olmaya davet ediyoruz.

Öte yandan Filistin'e özgürlük konvoyuna geçiş izni vermeyen Mısır hükümetinin tutumu tamda firavun zihniyetini andırıyor. Filistin'e uygulanan ambargonun kaldırılmasına yönelik uluslar arası yardım konvoyunda bulunanların direnişleri inşallah Gazze'ye uygulanan ambargoyu delecektir. Zalimler için yaşasın Cehennem!

Gelecek hafta cumartesi saat 12:30' buluşmak üzere Allaha emanet olun.

 

Konya'da 121. Başörtüsü Eylemi

Konya İnanç Özgürlükleri Platformu tarafından düzenlenen başörtüsüne özgürlük eylemi 121. Haftasına girdi.

Basın açıklamasının tam metni:

Allah iman edenlerin dostudur. onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kafirlerin dostu ise tağuttur. Onları aydınlıktan karanlıklara çıkarır. Onlar cehennemin arkadaşlarıdır. Orada ebediyyen kalacaklardır.(Bakara 257. Ayet)

Kozmik bir dünyada yaşıyoruz. Evrene ve insana ait sırlarla dolu bir dünyada" Ülkemizin karanlık kutusu olarak nitelendirilen, sosyal ve siyasal olaylara ait, nice sırların depolandığı gizli bilgi ve belgelerin istiflendiği kozmik oda adlı askeri bir bölüme, sivil yargı elemanlarınca girildi. Gladyo'nun ülkemizdeki yansıması olarak nitelendirilen askeriyedeki yapılanmaların deşifre edilmesi açısından önemli bir olaydır. Kaç tane kozmik oda var? Kaç tane gizli yapılanma var? Bugün bilinen, buzdağının ne kadarı? Yoksa sadece görmemiz gerekenlere mi müsaade ediyorlar? Gördüklerimiz, görmemiz gerenlerin yüzde kaçına karşılık gelmekte?

Bir ülkenin, karanlık geçmişi, kozmik oda belgeleriyle aydınlatılamıyorsa bu ülkede yapılacak, yapılması gereken çok şey var demektir. Ülkenin geçmişi, toplumun hafızasıdır. Hafızası gizli odalarda, bilinmeyen merkezlerde istiflenmiş bir toplumun geleceğini şekillendirme özgürlüğünden bahsetmek mümkün değildir. Özel harekât birimleri, özel yönetim şekillerini doğurur. Bu harekât birimlerinin, ana merkezi neresidir? Bu birimlerin, bağlı olduğu ilk merkez nerededir?

 ''Ergenekon, Özel harekât dairesi, kozmik oda'' pek çok şey konuşuluyor. Bu konuşmaların neredeyse tamamı iç siyasete, gündelik siyasete dönük yapılıyor. Bir NATO yapılanması olan, Gladyo'nun NATO ile irtibatlandırılmadan konuşulması, ne garip bir durumdur. Darbeler sorgulanmalı, darbeciler yargılanmalı, Evet! Bunlar yapılmalı. Fakat NATO'dan hiçbir şekilde söz edilmemeli mi? Uğrunda savaşlara katıldığımız, işgal projelerinde yer aldığımız NATO, La yüs'el sorgulanamaz bir durumda mı olmalıdır? Amerikan işgallerinin ve batılı emperyalistlerin en güçlü dayanak noktası olan NATO, bugün dünyanın değişik yerlerinde yaşanılan dramın da ana müsebbibi iken, Türkiye'de NATO'yu konuşmamak, meselenin etrafından dolanmak anlamına gelmektedir.

Türkiye – NATO ilişkileri NATO'nun Türkiye'deki ilişkileri darbelerle ve darbecilerle olan ilişkileri gün yüzüne çıkarılmadan, NATO'nun Türkiye'nin yönü, istikameti ve anlayışındaki baskın gücü giderilmeden ülkemizde özgür karar mekanizmalarının ve özgürce sonuçlar elde etmenin imkânı olmayacaktır. NATO, dünyanın özel harekât birimidir. Mevcut sorunlarının evrensel ölçekte kaynağını oluşturmaktadır.

NATO'nun gayr-ı meşru çocuğu İsrail'in vahşeti devam etmekte, Gazze halkının yok edilmesi projesi uygulanmaktadır. Yıldönümlerini yaşadığımız, dökme kurşun adlı vahşi operasyonları, bu eli kanlı çete'nin dünya için ne büyük bir tehlike olduğunu geçen yıl, bütün boyutlarıyla ortaya koymuştu. Gazze'nin ve Filistin'in özgürlük çabalarına engel olan, başta mısır olmak üzere, tüm işbirlikçi yapılanmaların da NATO ile ilişkileri aşikâr bir gerçektir.

Filistin'e özgürlük konvoyu, mel'un ambargoyu kırmak için yola çıkmışken ortaya çıkarılan tüm engellemeler, ambargoyu ne kadar uzatırsa o boyutta mel'undur. Özgürlük yolcularını tekrar tebrik eder, mücadelelerinin zaferle sonuçlanacağına olan ümidimizi bir kez daha belirtiriz"

İslam ümmetini, emperyalist güçlere karşı teyakkuzda olmaya, kendi kurtuluşları için, emperyalizmin silahlı yapılanması olan NATO'dan ve NATO ile işbirliği içerisinde olan liderlerden uzak durmaya davet ediyoruz. Unutulmamalıdır ki: İşbirlikçilerin ve karanlık oyunlarda gölgesi bulunanların özgürlüğe olan katkıları da şaibeli olacaktır.

Ergenekonların, kozmik odaların, işgallerin ve ambargoların olmadığı bir dünyada yaşama umudu ile hepinizi 122. hafta da aynı yer ve saatte buluşmak üzere Allah'a emanet ederiz.

Güncel Haberleri

Levent'teki İsrail Konsolosluğu yakınında silahlı çatışma: 2 kişi etkisiz hale getirildi
Levent Gültekin: İran, ABD'nin Yenilmez Olduğu Algısını Sarstı
Bütçeyi festivale değil vatandaşa ayırın
İran'ın denizaltıları Hürmüz Boğazı'nı nasıl kontrol ediyor?
İran Kuş Avlar Gibi Helikopter ve Uçak Düşürüyor!