Başbağlar"ı unutmayacağız, unutturmayacağız!

Bugün, Başbağlar katliamının 16. yıldönümü. Ancak, aradan geçen onca yıla rağmen Başbağlar’da kurşuna dizilen 33 masumun katilleri hâlâ bulunamadı!

 Bütün bunlara rağmen katliamın mağdurları, bazı kesimler gibi bu vahşeti hiçbir zaman gerginlik malzemesi olarak kullanmadılar.

"YÜREKLER HÂLÂ YANIYOR"
Diyanet-Sen Genel Başkanı Ahmet Yıldız, aradan 16 yıl geçmesine rağmen katillerin halen bulunamamasının manidar olduğunu belirterek, "Başbağlar'da yürekler hâlâ şehitleri için yanıyor" dedi. Başbağlar katliamının ardından, "geriye yetim çocuklar, dul kadınlar, gözyaşı ve ağıtlar kaldı" diyen Yıldız, "Suçsuz günahsız 33 insanını kaybeden Başbağlarlılara destek olmak ve Başbağlar katliamını unutturmamak amacıyla Türkiye Diyanet ve Vakıf Görevlileri Sendikası (Diyanet-Sen) olarak katliamın yaşandığı 5 Temmuz tarihini Başbağlar Şehitlerini Anma Günü olarak ilan ettik. Bundan böyle her yıl 5 Temmuz'da Başbağlar halkıyla birlikte şehitleri anma etkinliklerine sendika olarak bizler de katılacağız" diye konuştu.

"Bu ülkede derin güçler tarafından oynanan oyunlara seyirci kalmayacağız" diyen Yıldız, "Yıllarca inanç, ırk, din, mezhep farkı gibi bizim zenginliklerimizi ayrılıklara dönüştürmek isteyenler, Sivas ve Başbağlar'da masum insanları katletmiş ve suçlular ne yazık ki bulunamamıştır. Özellikle bazı medya gruplarında Sivas olayları gündeme sıkça getirilerek dindar insanlarımız kasıtlı olarak rencide edilmekte ve suçlanmaktadır. Bunun yanında 33 insanımızın katledildiği Başbağlar saldırıları görmezden gelinmektedir. Bu vahşi olaylar nerden gelirse gelsin lanetlenmelidir. Acı hepimizin acısıdır 70 milyonun acısıdır" dedi.

"BU SALDIRI KARDEŞLİĞİMİZE"
Yıldız, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Bizler çok kültürlü zengin bir tarihin mirasçılarıyız. Farklılıklarımız üzerinden bizi birbirimize düşürmek isteyenlere izin vermemeliyiz. Tüm milletimize, kardeşliğimize yapılan bu saldırıları unutmadık unutmayacağız. Bu vesile ile Başbağlar saldırısında hayatını kaybeden kardeşlerimizi burada bir kez daha anarken, Yüce Allah'tan rahmet diliyor ve bu tür acıları bir daha milletimize yaşatmamasını diliyoruz."

Başbağlar unutulmadı

Sivas'ta yaşanan Madımak Oteli yangınına, misilleme olarak 5 Temmuz 1993'te Başbağlar'da 33 vatandaşın vahşice öldürülmesinin acısı, aradan geçen 16 yıla rağmen hâlâ yürekleri dağlıyor.

Başbağlar katliamına şahit olan köylülerden Ogün Kuruçaylı (38) ve Mehmet Kaya (28), katliamın nasıl yaşandığını Vakit'e anlattı.
Başbağlar şehitleri anılıyor
Başbağlar köyünde yaşanan katliam, bugün hem Başbağlar'da, hem de İstanbul'da yapılacak programlarla anılacak. Anma programlarında katliamı yaşayan kişiler hazır bulunacak. İstanbul'daki programı Başbağlar Köyü Güzelleştirme ve Kalkındırma Derneği organize ediyor. Program, İstanbul Fatih Feza Kültür Merkezi'nde bugün saat 12.00'de başlayacak. Programda Başbağlar katliamı anlatılacak ve Başbağlar şehitleri anılacak.

Sivas Madımak olaylarına misilleme amacıyla 5 Temmuz 1993'te 33 insanın hunharca öldürüldüğü Başbağlar katliamının acısı, hâlâ yürekleri dağlıyor. 5 Temmuz günü akşam vakti Başbağlar köyüne gelen 100-200 kişilik terörist grup, köydeki erkekleri bir araya toplayıp, köyün bir ucuna götürerek kurşuna dizdi. Terörist grup, kadınları ve çocukları da bir araya toplayıp, köyün deresinin bulunduğu alana götürdü. Grubun elinden kurtulmayı başaran bazı köylüler, civardaki dağlara ve mağaralarda sabaha kadar saklanıp canlarını kurtarabilmişti.

29 KİŞİ KURŞUNA DİZİLDİ 4 KİŞİ DE DİRİ DİRİ YAKILDI
29 Başbağlar köylüsünü kurşuna dizerek öldüren teröristler, biri çocuk ve biri de kadın 4 kişiyi de ateşe verilen evde diri diri yakarak katletti. Yangında okul ve camiyle birlikte 210 ev, 4 araç tamamen kül olurken, 3 bin hayvan yanarak telef oldu. Teröristler, yaptıkları vahşeti, "Sivas olaylarının intikamını almak" adına yaptıklarını açıklayan bir bildiri bırakarak köyü terkettiler. Katliamdan devlet yetkilileri, ancak bir gün sonra haberdar olabildi. Üzerinden tam 16 yıl geçen katliamdan geriye yetim çocuklar, dul kadınlar, gözyaşı ve yürek dağlayan feryatlar kaldı. Olayın faillerinin ellerini kollarını sallayarak dolaşması da yüreklerdeki acıyı iki katına çıkarıyor.

KURUÇAYLI: BAŞBAĞLAR'A MÜZE YAPILSIN
Vahşet sırasında köyden kaçıp dağa saklanan ve o sıralarda 22 yaşında olan Ogün Kuruçaylı (38), katliam günü yaşadıklarını Vakit'e anlattı. Kuruçaylı, Başbağlar'a müze yapılmasını istedi. Yaşanan katliamda eniştesini, dayısını ve amcalarını kaybettiğini ifade eden Kuruçaylı, o sırada köyde tevaffûken bulunduğunu, askerden hava değişimi sebebiyle geldiğini söyledi. Kuruçaylı, vahşetin yaşandığı akşam saatlerinde kapının önünde köylülerle sohbet ettiğini belirterek; "Dağ yolundan koşarak gelen çocuklar 'asker geliyor' demesiyle panik başladı. Ben de asker olduğum için merak ettim ve gidip baktım. Bir baktım ki terörist grup. Çocuklar teröristlerin ellerinde silahları olduğu için asker zannetmişler, ben onları görünce direkt kaçtım ve bir eve girip saklandım" dedi.

ELEKTRİKLERİN KESİLMESİYLE BERABERSİLAH SESLERİ BAŞLADI
Saklandığı evin ufak bir penceresinden vahşete bizzat şahit olan Kuruçaylı, teröristlerin evin sahiplerinin isimlerini söyleyerek bilinçli bir şekilde kapılara vurduklarını, "çabuk çık dışarı" diyerek masum köylüleri dipçikleyerek, zor kullanarak bir araya topladıklarını kaydetti.
Teröristlerin evlerde oturan kişileri, isimlerini sayarak dışarı çıkartmalarına değinen Ogün Kuruçaylı, terörist grubun köyü önceden tanıdıklarının altını çizdi. Kuruçaylı; "Köye o gün programsız 20 kişilik İstanbul'dan bir grup geldi, teröristler bu kişilerin gelmesinden bile haberleri vardı, bu kişileri isimle çağırıyorlardı" dedi. Hava karardığında elektriklerin kesildiğini ve elektriklerin kesilmesiyle beraber silah seslerinin başladığını bildiren Kuruçaylı, silah seslerinin yaklaşık 15 dakika hiç susmadığını, ondan sonra ise sürekli tek tük silah sesi geldiğini belirtti.

Silah seslerinin ardından ise hemen yangının başladığını söyleyen Kuruçaylı, yangın sırasında uzaktan evlere büyük bir ihtimalle lav attıklarını, ateş topunun uzaktan geldiğini ve evlerin üst kısımlarını bir anda uçurduğunu kaydetti. Bulunduğu evi teröristlerin aramaması sebebiyle köylülerden bazılarının da eve geldiğini ve toplam 10-15 kişi evin içinde olduklarını ifade eden Kuruçaylı, elbisesi dikkat çekmesin diye çarşaf giyerek köyün yukarısına, dağa doğru kaçtıklarının altını çizdi.

KÜLTÜR BAKANI GÜNAY GEÇİŞTİRDİ
Sivas'taki Madımak Oteli'nin müze yapılması gerektiği yönünde beyanat veren Turizm ve Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, kendisine sorduğumuz "Başbağlar'a da müze yapılsın mı?" sorusunu geçiştirdi. Israrlı sorularımız karşısında kendini cevap vermek zorunda hisseden Bakan Günay, "Bingöl, Başbağlar, Madımak, hepsini hem kalbimize gömmeliyiz, hem de aklımıza çakmalıyız" demekle yetindi. Günay, Başbağlar'a müze yapılıp yapılmayacağı konusunda ise net bir cevap vermedi.

HÂLÂ EVDE GECELERİ BAĞIRARAK UYANIYORUM
Dağdan sabaha kadar köyü seyrettiklerini aktaran Kuruçaylı, gün doğunca köye indiklerini bildirdi. Ogün Kuruçaylı; "Sabah gün doğumu kurşuna dizilen kişilerin yanına gittik. Böyle korkunç bir olayı Allah kimseye yaşatmasın. Kimi insanların beyinleri dışarıdaydı. Ben hâlâ evde geceleri bağırarak uyanıyorum. O katliam sahnesi rüyama giriyor, o şekilleri unutamıyorum. Mümkün değil unutmak. Psikolojimiz bozuldu. Katillerin yakalanamaması bizi derinden üzüyor. Köye her gittiğimde o anıta baktığımda, o günleri yaşıyorum" dedi. Ogün Kuruçaylı, teröristlerin 16-17 yaşlarında gençler olduklarını. Şükrü Yıldız diye birisinin Sivas'tan geldiğini, gruplar halinde köye girdiğini söylediğini bildirdi. Kuruçaylı, son olarak cesetlerin yaka paça götürüldüğünü, kendi köylerine değil de 25 kilometre uzakta başka bir yere götürüp defnedilmesini anlamadığını belirtti.

MEHMET KAYA: TERÖRİSTLER SORGUYA ÇEKTİLER
Başbağlar katliamı yapıldığında 12 yaşında olan Mehmet Kaya (28), katliam sırasında yaşadıklarını Vakit'e anlattı. Katliamın yapıldığı gün yayladan Yahya Özdemir isimli kişiyle beraber geldiklerini bildiren Kaya, 3 tane teröristin önlerini kestiklerini ve kendilerini durdurarak, sorguladıklarını söyledi. Teröristlerin kendilerine toplantı yapacaklarını söylediğini kaydeden Kaya, şunları söyledi: "Size bir şey yapmayacağız" dediler. Bana sordular; "Okula gidiyor musun?" diye, ben de; "Okulu bitirdim" dedim. "Bundan sonra okula gitmeyeceksin" dediler. Bu sefer yanımdaki ağabeye (Yahya Özdemir) "Daha askere kimseyi göndermeyeceksiniz" dedi. Sordular; "Buralar kimin" diye, ağabey dedi; "Önce Allah'ın, sonra devletin, sonra bizim", teröristler ise "Buralar bizimdir, buraya Kürdistan devletini kuracağız" dediler. "Köyde kimse var mı?", "Silahları olan var mı?", "Devlet görevlisi var mı?" şeklinde sorular sordular, ağabey ise, "Kimde silah olduğunu bilmiyorum, Hocadan ve öğretmenden başka devlet görevlisi yok' dedi.

Mehmet Kaya, teröristler tarafından başka terörist grup gelinceye kadar köyün yaklaşık bir kilometre uzağında belli bir süre bekletildiklerini ifade etti.

100-200 KİŞİLİK TERÖRİST GRUPTU
Sonradan 100-200 kişilik terörist grup geldiğini, aralarında bayanların da olduğunu, teröristlerin yaklaşık 20-30 yaş civarında olduklarını kaydeden Kaya, teröristlerin belli aralıklarla köye girdiklerinin altını çizdi. O sırada köye geldiklerinde çevre köylerden tarlada çalışmaya gelen Sait isminde bir kişinin olduğunu ve Sait isimli şahsın sanki bir tanıdığı gelmiş gibi teröristlere; "Komutanım hoş geldiniz" dediğini bildirdi. Mehmet Kaya, daha sonra Sait isimli kişinin eniştesi ile dedesini teröristlerle tanıştırdığını söyledi. Kaya; "Sonra teröristlerden ayrıldım ve eve doğru gitmeye başladım. O sırada annem geliyordu, anneme kaç dedim, annem kaçtı, beni ise kadınların bulunduğu derenin yanına götürdüler. Annem ise dayımla beraber eve kaçtı. Eve kaçtıklarını görünce teröristler evi ateşe vermiş. Daha sonra annem, dayımla beraber evin arka kapısından çıkıp, dağa giderek mağaraya saklanıyorlar. Teröristler beni kadınların ve çocukların toplandığı dereye götürdüler. Aradan zaman geçti, 3-5 kişi bayan-erkek silahlı terörist, propaganda yapmaya başladılar. Hanımlara; 'Bilezikleriniz falan var mı?. Verin' dediler. Altınları toplamaya başladılar, evleri, arabaları yakmaya başladılar, korkmaya başladık, yengem vardı yanımda, bize kıpırdamayın diyorlardı" dedi.

Teröristler gittikten sonra annesini merak edip köyün içine doğru gittiğini söyleyen Kaya, yanan evlerin kapısında "anne, anne" diye bağırarak annesini aradığını ve bu sırada havanın karanlık olduğunu, alevlerin aydınlığıyla hareket ettiğini bildirdi. Mehmet Kaya, bu sırada silah seslerinin hiç susmadığını ve evlerin içindeki tüplerin de patladığının altını çizdi.

HUKUKİ SÜREÇ
Katliamı gerçekleştiren ve yardım edenlerden 16'sı yakalandı. Ancak dava, 22 Eylül 1997'de İzmir DGM'de sadece 2 kişinin 14 ve 3.5 yıla mahkûmiyetiyle son buldu.

Başbağlar fotoğraf sergisi her şeyi anlattı
Başbağlar katliamının üzerinden 16 yıl geçmesine rağmen katillerin hâlâ bulunamamasına bir tepki olarak İstanbul Fatih Camii önü Fevzipaşa Caddesi üzerinde katliamın vahşetini gözler önüne seren bir fotoğraf sergisi düzenlendi. Türkiye'de bir ilk olarak Fatih'te düzenlenen fotoğraf sergisine ilgi yoğun olurken, Erzincan Başbağlar Köyü Dernek Başkanı Mehmet Aydın, "Biz bu olayın suçluları bulunana kadar peşini bırakmayacağız. Buna engel olmak isteyenlerle de her alanda mücadelemize devam edeceğiz" dedi.

Vakit

Güncel Haberleri

Devrim Muhafızları küçük kız çocuğun isteğine kayıtsız kalmadı! Pembe füze...
Levent'teki İsrail Konsolosluğu yakınında silahlı çatışma: 2 kişi etkisiz hale getirildi
Levent Gültekin: İran, ABD'nin Yenilmez Olduğu Algısını Sarstı
Bütçeyi festivale değil vatandaşa ayırın
İran'ın denizaltıları Hürmüz Boğazı'nı nasıl kontrol ediyor?