"Baş" olmayınca "ayak"lar kral kesilir!

Hasan Karakaya

Bugün bayram... Kurban Bayramı... Daha doğrusu, "Türkiye'ye göre" bayram... Suudi Arabistan başta olmak üzere, "İslam dünyası"nın çoğunda ise, Kurban Bayramı "yarın" kutlanacak...
 

Hindistan, Pakistan ve Bangladeş gibi ülkelerde yaşayan Müslümanlar ise, "Cumar­tesi günü" bayram kutlayacaklar iyi mi?!?..
 
Gördüğünüz gibi;
 
"Bölük-pörçük" olmuş vaziyetteyiz...
 
Görüntü ortada;
 
"Üç başlı"yız!..
 
Böyledir bu işler;
 
Eğer, bir "baş" yok ise, "ayak"lar kral kesilir ve herkes "başına buyruk" hareket eder!..
 
Kimse, kimseyi takmaz!..
 
Söyleyin hele;
 
Bir "baş", yani bir "halife" olsaydı, böyle mi olurdu bu işler?..
 
Halife, "hilal"in göründüğünü ilan eder, dünya Müslümanları da, "aynı günde" oruca başlarlar veya "aynı günde" bayram kutlarlardı...
 
Ama şimdi;
 
Türkiye farklı, S. Arabistan farklı, Hindistan ve Pakistan farklı günlerde "bayram" kutluyor.
 
Gel de kahrolma!..
 
Gel de, için yanmasın!..
 
Nerede "vahdet?"
 
Nerede birlik ve beraberlik?..
 
PAPA AĞZINI AÇINCA!
 
"Tahrif edilmiş bir din" olarak bildiğimiz "Hıristiyanlık"ta, "Katolik"ler bile, bu gibi durumlarda "Pa­pa'nın ağzına" bakar; Papa ne diyorsa, ona göre hareket ederler!..
 
Çünkü Papa;
 
Paramparça olmalarına rağmen, "Hıristiyan dünyası" için bir "baş"tır, "lider"dir, "önder"dir, "birlik ve beraberlik sembolü"dür!..
 
Kısacası;
 
"Papa ne diyorsa, o"dur!..
 
Ya İslam dünyası?..
 
"Baş" yok!..
 
Dolayısıyla, "birlik" yok!..
 
"Her kafadan bir ses" çıkıyor, herkes "Benim dediğim doğru" diyor ve sonuçta, "üç başlılık" çıkıyor or­taya!..
 
Başımızı iki elimizin arasına alıp da; "vahdet ve uhuvvet" kavramlarının "neresinde" olduğumuzu bir defa daha derin derin düşünmeli değil miyiz?..
 
DİYANET... AMA HANGİSİ?
 
Şu hale bakın;
 
Başlarında Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in bulunduğu "Türkiyeli hacı adayları" bugün Ara­fat'ta "Vakfe"ye duracaklar, "yarın" da "Kurban"larını kestirdikten sonra, "ihram"dan çıkıp "hacı" ola­caklar...
 
Yani, Mekke'de bulunan dünya Müslümanları, Suudi Arabistan'a uyup, yarın "kurban" kesecekler, ya­rın "bayram" yapacaklar!..

O Müslümanların ülkelerinde ise, "bugün" veya "Cumartesi günü" kurban kesilip, bayram yapılacak iyi mi?!?..
 
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ve beraberindeki on binlerce hacı adayı "yarın" bayram kutla­yacakken, Görmez'in başında bulunduğu Diyanet, "Türkiye'deki Müslümanlar"a diyor ki; "Kurban Bay­ramı, Perşembe günüdür!"
 
Gel de, çık işin içinden!..
 
Söyleyin hele;
 
Ne yapsın Türkiye'deki Müslüman?..
 
"Kurban"ını ne zaman kessin?..
 
"Bugün" mü, "yarın" mı?..
 
Yoksa "Cumartesi" günü mü?..
 
Öyle bir garabet ki;
 
"Bugün" kesse Suudi Arabistan'a göre, "yarın" kesse Hindistan'a göre "kurban" kesmiş olmayacak!..
 
O halde, ne yapsın Müslüman?..
 
Müslüman tek başına belki bir şey yapamaz ama kendi aralarında "vahdet ve uhuvvet" sağlar da "İs­lam dünyasının yöneticileri"ni harekete geçirebilirlerse, yani kendi ülkelerini bir "baş" etrafında top­lanmaya zorlayabilirlerse, işte o zaman; hem bayramlar "gerçek bir bayram" olur, hem de İslamın em­rettiği "vahdet" sağlanmış olur...
 
 BATI, HİÇ İSTER Mİ?

 Herhalde söylemeye gerek yok;
 
İslam dünyasına yön veren bir "baş" olmadığı içindir ki, Müslümanlar, "imamesi kopmuş tesbih tanele­ri" gibi dağınık, bölük pörçük, paramparçadır!..
 
Her biri bir yandadır!..
 
Bunun sorumlusu, elbette "Emperyalist Batı"dır...

Batı; allem etmiş, kallem etmiş, İslam coğrafyasının bir "bütün" olmasını hep engellemiş, bir "baş" etra­fında kenetlenmesini baltalamak için elinden geleni yapmıştır!..
 
Bu durumun gerçekliğine hiç kimsenin itiraz edeceğini sanmıyorum...
 
Gerçekten de;
 
"Halifesiz"likte, yani "başsız"lıkta, en büyük amil, "Batı entrikaları"dır!..
 
İyi, hoş da;
 
Tek sebep "Batı" mıdır?..
 
"İslam ülkeleri" olarak biz; bir araya gelemiyor, bir masa etrafında toplanamıyor ve "hilal" konusunda bile "ortak bir karar" alamıyor da "parçalı" bir görüntü veriyorsak, Batı'nın bizi parçalamasına hiç ge­rek yok ki!..
 
Herkes "baş" olma derdinde...
 
Herkes ayrı telden çalıyor...
 
Herkes ayrı telden çalınca da, Suriye'de katliam, Filistin'de zulüm, Somali'de açlık, Arakan'da perişan­lık, Sudan'da sömürü, Afganistan'da işgal, Türkiye'de de terör devam ediyor.
 
Sizin anlayacağınız;
 
Bir "inat"tır gidiyor!..
 
Kimin "haklı", kimin "haksız" olduğuna karar verecek olan ben değilim.
 
Ama, içim yanıyor...
 
Dua ediyorum ki;
 
Bir an önce "uluslararası bir konferans" toplansın ve Müslümanlar "Ramazan"da da, "Kurban"da da "aynı günde" hareket etsinler...
 Bıktık artık;
 
Bu "ayrılık-gayrılık"tan!..
 
Bu duygular içinde;
 
Mübarek Kurban Bayramı'nızı tebrik ediyor, bayramların; "barış, huzur, vahdet ve uhuvvet"e vesile ol­masını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum.
 

Apo yaşasın, sizler ölün!
 
Bazı mahkûm ve tutuklular, "43 gündür açlık grevi" yapıyorlarmış!.. Peki, bu "eylem"in sebebi ne?.. "Yemek"leri az ve kötü mü çıkıyormuş?.. Ya da, "tecritte" tutuluyorlar da, "havalandırma"ya mı çıka­rılmıyorlarmış?.. "Kalorifer"leri mi yanmıyor, "su"ları mı akmıyormuş?.. "Battaniye"leri yok veya ince olduğundan üşüyorlar mıymış?.. Yoksa, "gardiyan"lardan baskı görüyorlar, "insanlık dışı muamele"ye mi maruz kalıyorlarmış?..
 
Yooo, hiçbiri değil, 43 gündür devam eden "açlık grevi" eyleminin, "cezaevi şartları" ile hiçbir ilgisi yokmuş!..
 O halde, niye "açlık grevi" yapıyorlar, niye "ölüm"e yatıyorlarmış?..
 
İstiyorlarmış ki;
 
"Apo'ya tecrit uygulaması kalksın!"
 
Anlayacağınız, Apo'nun "yaşaması" için, kendileri "ölmeye" razı!..
 
İyi ama, sormazlar mı adama; siz "Apo'nun tecriti kalksın" diye "açlık grevi" yaparken, Apo'nun kendi­si niye böyle bir eyleme kalkışmıyor?.. O niye "açlık grevi" yapmıyor?..
 
"Vagon"ların yürümesi için, ilk önce "lokomotif"in yürümesi gerekmez mi?.. Madem sizler birer "va­gon"sunuz, Apo da "lokomotif"tir, o halde niye Apo'ya seslenip de, "Önden buyur" demiyorsunuz?..
 
Siz "ölüm"e yatacaksınız ama Apo "yaşayacak" öyle mi?.. "Aç karnına kafa çalışmaz" ama, yine de bir düşünmeye çalışın!.. Düşünün, bu yaptığınız "akıllı insan" işi midir?..

yeniakit