MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, türbana ilişkin anayasa ve yasa değişikliğinin başörtüsünü serbest bırakmasına karşın peçe, çarşaf ve cübbe takılmasına yasak getirdiğini kaydetti. Bahçeli, değişikliklerle ilk ve ortaöğretimde kılık kıyafetin artık kanunla değil anayasa değişikliğiyle yapılmasının hüküm altına alındığını savundu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Partisi'nin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, yükseköğretim kurumlarında türbanın serbest bırakılmasına ilişkin anayasal ve yasal düzenlemelere getirilen ağır eleştirilere yanıt verdi. Değişikliklerin 'Laik Cumhuriyet'e son vermeyi amaçladığı' ve 'Türbanın yükseköğretimin yanı sıra ilk ve ortaöğretimle kamu kesiminde de serbest bırıkalıcağı” yönündeki eleştirileri “maksatlı iddia ve suçlamalar” diye değerlendiren Bahçeli, anayasa ve yasa değişiklikleriyle kamu hizmetlerinden bireysel hak olarak yararlananlar bakımından ayrımcılık yapılamayacyağının daha açık olarak hüküm altına alındığını, kanunda açıkca yer almayan nedenlerle hiç kimsenin yükseköğretim hakkından mahrum bırakılamayacağını kaydetti. Bu düzenlemenin yükseköğretim kurumlarıyla ve bu haktan yararlananlar sınırlı olacağının anayasa normu haline getirildiğini ifade eden Bahçeli, “Bu gerçekler ortadayken bu düzenlemenin ilk ve ortaöğretime yaygınlaşacağını ve kamu hizmetinde çalışanların da aynı haklardan yararlanacağı iddia etmek çok açık bir istismar çabasıdır. Milliyetçi Hareket Partisi daha önce her vesileyle açıkladığı gibi üniversiteler dışında böyle bir düzenlemeye kesinlikle karşıdır” dedi.
İLK VE ORTAÖĞRETİME YASAKLAMA GETİRDİR
Bahçeli, değişikliklerin ilk ve ortaöğretim ile kamu kesiminde türbanın takılmasını zorlaştıran “hukuki emniyet mekanizmaları” da öngördüğünü söyledi. Bugünkü anayasa ve yürürlükteki kanunlara göre kılık kıyafetin diğer öğretim kurumları ve kamu hizmetleri için serbest bırakılmasının kanunla yapılabildiğine dikkat çeken Bahçeli, kendi değişiklikleriyle artık kanunla değil anayasa ile bu tür düzenlemelerin yapılabileceğini söyledi. Bahçeli, şöyle konuştu:
“Böyle bir adım atmak isteyen iktidar çoğunluğunun bunu basit bir yasayla yapması nazari olarak mümkündür. Ancak şimdi Anayasa'da yaptığımız düzenlemeyle bunun yükserköğretim kurumlarıyla sınırlı olacağının bir anayasa normu olarak açıkca belirtilmesi bundan sonra ilk ve ortaöğretim kurumları ve kamu kesimi için yapılması düşünülebilecek düzenlemeleri daha da zorlaştırmıştır. Bundan sonrada bu konular artık kanunla düzenlenemeycek bunun için anayasa değişikliği gerekecektir.
Görüleceği üzere yükseköğrenim için yapılacak düzenlemeler bunun ilk ve ortaöğretimle kamu kesimine uygulanmasının önü açmamış aksine bu yolu da zorlaştırmıştır.”
ÜNİVERSİTE DE ÇARŞAFI YASAKLADI
Bahçeli, anayasa değişikliklerinin Yükseköğretim Kanunu'nun ek 17'nci maddesiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini de vurguladı. Türbanın yükseköğretimde takılma şeklini düzenleyen ek 17'nci maddenin peçe, çarşaf ve cübbeyi yasakladığını kaydeden Bahçeli, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Yapılacak değişikliklerin diğer önemli bir yönü yükseköğretim hakkının da kullanılmasının sınırsız olmadığı bunun sınırlarının kanunla belirleneceğinin anayasa hükmü haline getirilmiş olmasıdır.
Bu anayasa normunun Yükseköğretim Kanunu'nun ek 17 maddeyle yapılacak düzenlemeyle birlikte değerlendirilmesi halinde şu gerçekler görülecektir. Esas itibariyle bir sınırlandırma düzenlemesi olan ek 17'nci madde üniversitelerde hangi kıyafetin serbest olacağını tanımlayarak sakıncalı kıyafetlere üniversitelerde yer olmadığını hükme bağlamıştır. buna göre yürürlükteki kanunlarla düzenlenen sırık, cüppe ve benzer kıyafetlerle üniversitelere girelemeyecektir. Başın örtülmesinde kişinin yüzünün açık olması ve kimliğinin tanınması şartı getirildiğinden çarşaf ve peçenin de önü kesilmiştir. Mevcut kanunlarla yasaklanmayan çarşaf ve benzeri giysiler çene altına taşan kıyafetler olduğundan bunların bu yolla yasak kapsamına alınması mümkün hale gelmiştir. Bütün bu gerçekler karşısında yapılacak düzenlemeler sonrası peçe, çarşaf, sarık ve cübbenin de üniversiteye gireceğini söylemek ahlak ve insaf ölçüleriyle bağdaşmayan bir saptırma olacaktır.”