Babacan’ın 24 Nisan mesajına gelen tepkiler üzerine

Hakan Albayrak

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, Ermenilerin matem günü olarak idrak ettikleri 24 Nisan’da Twitter’da şöyle bir mesaj paylaştı:

“Geçmişte yaşanan acıların faili biz değiliz. Hepimiz, karşılıklı anlayış çerçevesinde birbirinin yarasını sarmaya çalışan Anadolu insanları olmalıyız. Bu vesileyle, Ermeni halkının bugün derinden hissettiği acıyı anlıyor, 1915’te hayatını kaybeden Osmanlı Ermenilerini anıyorum.”

Bu mesajın altına yazılan sayısız yorumda Babacan’ın Ermeni propagandasına alet olduğu, kendi milletine saygısızlık ettiği, binlerce Türk’ü katleden Ermeni Daşnak ve Hınçak çetelerinin vahşetini görmezden geldiği vs, vs, vs, ileri sürüldü, “Osmanlı Türklerinin acısı ne olacak?” diye soruldu.

Okuduğunu anlayanlar için hayret verici tepkiler.

Zira -Ermenilerin matem günü münasebetiyle yayımlanmış olması nedeniyle münhasıran Ermeni kurbanlar anılmış olmakla beraber- o mesajda iki tarafın da acılarına, yaralarına işaret ediliyor ve bu hazin maziyi beraberce aşmanın gereği vurgulanıyor; geçmiş nesillere (Türk veya Ermeni) mensup kimselerin yaptıklarından bugünkü nesillere mensup kimselerin sorumlu tutulamayacağına dikkat çekilerek.

Mesajının ilk cümlesinde “acılar” derken hem Ermenilerin acısını hem Türklerin acısını, “biz” derken Türklerin ve Ermenilerin ikisini birden kastediyor Babacan.

Nereden belli?

İkinci cümlesinden belli.

“HEPİMİZ” diyor, “KARŞILIKLI anlayış çerçevesinde” diyor, “BİRBİRİNİN yarasını sarmaya çalışan Anadolu insanları olmalıyız” diyor orada.

Sonra, Ermeni halkının derinden hissettiği acıyı anladığını, 1915’te hayatını kaybeden Osmanlı Ermenilerini andığını belirterek, kendisinin öyle bir Anadolu insanı olduğunu ortaya koyuyor.

Ve son cümlesi ile bir önceki cümlesi beraber değerlendirildiğinde anlaşılıyor (olmalı) ki, Ermenilerden, o dönemde can veren Türkler için aynı tavrı göstermelerini bekliyor.

***

“Erdoğan size yol vermekle ne iyi etmiş” diye bir yorum da var Babacan’ın mesajının altında.

Halbuki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2014’ten beri her 24 Nisan’da benzeri mesajlar yayımlıyor.

Şu cümleler, Erdoğan’ın 2014’teki mesajından:

“Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarının hangi din ve etnik kökenden olursa olsun, Türk, Kürt, Arap, Ermeni ve diğer milyonlarca Osmanlı vatandaşı için acılarla dolu zor bir dönem olduğu yadsınamaz… Ermenilerin de o dönemde yaşadıkları acıların hatıralarını anmalarını anlamak ve paylaşmak bir insanlık vazifesidir… Her din ve milletten milyonlarca insanın hayatını kaybettiği I. Dünya Savaşı esnasında, tehcir gibi gayr-ı insani sonuçlar doğuran hadiselerin yaşanmış olması, Türkler ile Ermeniler arasında duygudaşlık kurulmasına ve karşılıklı insani tutum ve davranışlar sergilenmesine engel olmamalıdır… 20. yüzyılın başındaki koşullarda hayatlarını kaybeden Ermenilerin huzur içinde yatmalarını diliyor, torunlarına taziyelerimizi iletiyoruz.”

Erdoğan’ın evvelki gün yayımladığı mesajdan da birkaç cümle nakledelim:

“Vefat eden Osmanlı Ermenilerini bir kez daha saygıyla yâd ediyor, hayatta olan yakınlarına samimi taziyelerimi iletiyorum… Osmanlı İmparatorluğu’nun, Birinci Dünya Savaşı’na tekabül eden son yılları milyonlarca Osmanlı evladı için çok acılı bir dönem olmuştur. Bu ortak acıları, dini, etnik, kültürel hiçbir ayırım gözetmeden anlamak ve paylaşmak bir insanlık vazifesidir. Yüzyıllarca sevinç ve tasada ortak olan bizlerin, geçmişin yaralarını birlikte sarması ve insani bağlarını daha da kuvvetlendirmesi önemlidir. Bu anlayışla, acıları büyütmek yerine bin yıla varan köklü birlikteliğimizden ilham alarak geleceği beraber inşa etmenin gerektiğine inanıyorum.”

***

Ermeni lobileri konuya tek taraflı yaklaşıyor diye biz de mi öyle yapalım?

Onlar Türlerin acısını paylaşmıyor ve hatta yok sayıyor diye biz de Ermenilerin acısını mı paylaşmayalım ve hatta yok sayalım?

Herkes kendi insanlığından sorumlu.

Babacan’ın o mesajı, Erdoğan’ın o mesajları insanlık dersidir.

Ve de sağduyu dersidir.

‘Birbirimizin yarasını sarmaya çalışalım…’

‘Geçmişin yaralarını beraber sarıp geleceğe bakalım...’

Budur!