Ankara'da düzenlenen "Nasıl Bir Anayasa" konulu iki ayrı toplantıda, devleti elinde tutan oligarşik güçlerin, "Cumhuriyeti koruma" kılıfıyla, "darbelerle elde ettikleri imtiyazları" korumaya çalıştıkları dile getirildi.
AK Parti’nin başlattığı “Sivil Anayasa” tartışması hain terör saldırılarının gölgesinde kalmış olmasına rağmen sivil toplum örgütleri tartışmalara katkı sunmak için çalışmalarını sürdürüyor. Memur-Sen Akademisi, dün “Sivil Toplum-Sivil Anayasa” konulu seminerlerinden ikincisini gerçekleştirdi.
“MUTLU BİREY DEVLETİNİ KORUR”
Seminerin açılış konuşmasını yapan Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Aksu, anayasaların birey-birey, devlet-birey ve devletin diğer devletlerle olan ilişkilerini belirleyen metinler olduğunu dile getirerek, “Bununla birlikte çağdaş demokrasilerde görülen en önemli unsur bireyi koruyan, temel hak ve özgürlükleri esas alan, bireyi devlet karşısında ezdirmeyen, en önemlisi özgürlükleri genişleten bir yapıda olmasıdır. Gelişmiş ülkelerin, gelişmemiş ülkelerden farkı budur” diye konuştu.
Türkiye’de devletin varlığını koruma adına kimi çevrelerin kendilerini vazifeli addettiğini ifade eden Aksu, devletin varlığını devam ettirebilmek ve demokrasi dışı müdahalelerden korumak adına hiçbir bireysel hürriyetin ortadan kaldırılmaması gerektiğini söyledi. Aksu, “Eğer birey varsa devlet vardır. Birey kendini mutlu hissediyor ise mutlaka devletine sahip çıkar. Korku ile korunma olmaz” dedi.
“DARBE İMTİYAZLARININ ELDEN GİDECEĞİ KORKUSU VAR”
Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu, “Sivil Anayasa” çalışmalarına karşı çıkan çevreleri sert bir dille eleştirerek, “Sivil Anayasa”nın hem bir ihtiyaç hem de toplumsal bir talep olduğunu kaydetti. Uslu, 1982 Anayasası’nın toplumun taleplerinin hiçbir şekilde gözetilmediği devlet iktidarı felsefesine dayandığını belirterek, devlet elitinin ayrıcalığını ve bürokrasiyi korumayı esas aldığını ifade etti. Uslu, “Eleştirilerin tonuna bakıldığında darbe özlemleri ve imtiyazlarının elden gidecek olması telaşı görülüyor. Sivil toplum örgütleri yeni anayasa çalışmaları konusunda bu gerçeği görerek, pozisyon almalıdırlar” şeklinde konuştu.
Uslu, “Sivil Anayasa”nın farklı yaşam biçimlerini tehdit olarak algılayan seçkinlerin, tek tip hayat ideolojisine indirgenmemesi gerektiğine işaret ederek, şöyle devam etti: “Yeni Anayasanın hedefi çoğulculuğun dinamizminin keyfini çıkarma olmalıdır. Her farklılığın potansiyel tehdit olduğu paranoyası, devlet iktidarını bile sürdürülebilir olmaktan çıkartmıştır. Kriz derinleştikçe toplum ve devlet birbirine yabancılaşıyor. Birey ve toplumun gündemi ile devletin siyasal sistemi örtüşmüyor. Bu noktada sivil toplum örgütlerine önemli sorumluluklar düşüyor.”
“BAŞÖRTÜSÜ KAMU KURULUŞLARINDA DA SERBEST BIRAKILMALI”
Seminerde söz alan Adalet eski Bakanı ve SP Genel Başkan Yardımcısı Şevket Kazan ise, AK Parti’nin Anayasa taslağına ilişkin eleştirilerini dile getirerek, başörtüsünün üniversitelerle birlikte kamu kurumlarında da serbest olmasına ilişkin tereddüt yaşamaması gerektiğini vurguladı. Kazan, SP’nin yeni bir taslak üzerinde çalıştığını hatırlatarak, 10-15 gün içerisinde taslağın kamuoyuyla paylaşılacağını açıkladı.
“TERÖR ANAYASA TARTIŞMALARINI ENGELLEMESİN”
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Şentop, son terör saldırılarından sonra anayasa tartışmalarının gündemden düşmesinin yanlışlığına işaret ederek, “Hukuk devletinde terör dahil hiçbir konu Anayasa ile ilgili olmasın” diyerek, yaşanan son terör saldırılarının Anayasa tartışmalarını engellememesini istedi. Zafer Üskül’ün gündeme getirdiği ideolojisiz Anayasa konusuna değinen Şentop, ne 1982 Anayasası’nda ne de önceki anayasalarda Kemalizm diye bir ideolojinin hiçbir zaman olmadığını dile getirdi.
“CHP, CEMAL GÜRSEL VE KENAN EVREN ATATÜRK’Ü KULLANDI”
Atatürk ilkelerinin Mustafa Kemal sonrası CHP tarafından şekillendirilerek, Anayasa’ya sokulduğunu kaydeden Şentop, “1961 Anayasası’nın ideolojisi Cemalizm’dir. 1982 Anayasası’nın ideolojisi ise Kenanizm’dir. 1960 darbesini yapan Cemal Gürsel ve 1980 darbesini yapan Kenan Evren, anayasalara kendi isimleriyle bir ideoloji yazdırmaya korktuklarından Mustafa Kemal’in adını kullanmışlardır” ifadelerini kullandı.
“TOPLUMSAL MUTABAKAT 1924 ANAYASASI OLSUN”
Soğuk savaş sonrası dünyanın yeniden şekillendiğini, bu süreçte Türkiye’nin de varlığını ve bütünlüğünü korumak için, mutlaka bu değişimi dikkate alması gerektiğinin altını çizen Şentop, Türkiye’nin darbe anayasalarının ve tek parti döneminin yerine, İstiklal Marşı’nda ifadesini bulan kuruluş felsefesine yeniden dönmesi gerektiğine dikkat çekerek, toplumsal mutabakat metni olarak 1924 Anayasası’nı gösterdi.
"KARŞI DEVRİM KORKUSU"
Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasin Aktay da konuşmasında Türkiye’de devleti elinde tutan oligarşik yapının toplumun siyasal sisteme katılımını engellediğini ifade ederek zaman zaman dillendirilen, “Devleti de ele geçirmek istiyorlar, sızmaya çalışıyorlar” gibi ifadelerin bunun göstergesi olduğunu söyledi. Toplumun bu şekilde töhmet altında tutulduğunu dile getiren Aktay, “Bu çevreler iktidarı ihtilalle ele geçirdikleri için sürekli bir karşı devrim korkusu yaşıyorlar” dedi. Siyasallaşma kavramının olumsuz anlamda kullanılmasının yanlış olduğunu da ifade eden Aktay, bu yüzden toplumda siyasal sistemi etkileyemeyeceği düşüncesinin oluştuğunu ve insanları apolitikleştirdiğini söyledi. Aktay, “AK Parti’nin iktidarı, Amerika’ya rağmen Meclis’in toplumsal tepki nedeniyle 1 Mart tezkeresine hayır demesi ve Abdullah Gül’ün tüm baskılara rağmen Cumhurbaşkanı seçilmiş olması toplumu siyasete katılım konusunda yeniden cesaretlendirmiş ve ümitlendirmiştir” diye konuştu. Aktay, anayasa çalışmalarına ilişkin tartışmalarda “Anayasanın değiştirilmesi teklif edilemez” hükmünün savunulmasını da eleştirerek bunun dogmatizm olduğunu söyledi.
BİRLİK AKADEMİSİ'NİN PANELİ
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkan Yardımcısı Araştırmacı-Yazar Hakkı Öznur başkanlığındaki Birlik Akademisi’nin TOBB Konferans Salonu’nda gerçekleştirdiği “Nasıl Bir Anayasa?” konulu panelde dikkat çeken mesajlar verildi.
Öte yandan; “Nasıl Bir Anayasa?” konulu panelde konuşan Yargıtay Onursal Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk da, Türkiye’de iki ayrı Yargıtay sisteminin olduğunu ifade ederek “Bizde hiçbir ülkede olmayan bir de askeri Yargıtay var. İki ayrı Yargıtay olmaz. Bu, Yargıtay’ın varlık nedenine aykırıdır. Mevcut taslakta bu göz ardı edilmiştir. Yeni anayasada bu çok başlılığa son verilmelidir” dedi. Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Tunç ise, yargıda askeri-sivil ayrımı yapılmasının kabul edilemez olduğuna dikkat çekti.
“HSYK YENİDEN DÜZENLENMELİ”
Adalet eski Bakanı Oltan Sungurlu ise, HSYK’nın yapısının değiştirilmesini istedi. Sungurlu, “Milli irade buraya yerleştirilmelidir. Yeni Anayasa ile milletin hakimiyeti aranmalıdır. Halen HSYK’nın kararları yargıya açık değildir. Bu düzenlenmelidir” şeklinde konuştu.
Vakit