ŞÜKÜR HİCAB YASAĞINA
"Nimetmiş Vallahi! Vallahi, nimetmiş bu! Fakat layıkı ile şükrünü eda edebilecek miyiz?
Bunu ilk defa ülkemizin hürmetli seyyidlerinden birinden işittim, ama o zaman tam anlamamıştım. Seyyid demişti ki, "bu yasak bir nimettir" Evet şimdi de ben söylüyorum; "Ey ceddine kurban olduğum Seyyid, nimettr Vallahi, nimettir bu!"
Hicaba el uzattıklarında buna ihtimal vermemişlerdi. Hiç akıllarına gelmezdi. Ancak Allah'ın da bir planı vardı kuşkusuz. Hicab yasağı hala devam ediyor. Ancak çevrenize bir bakın, olup bitenlere bir göz atın. Ne kadar put kırıldı? Nice tuzak ve komplolar ortaya çıktı? Nice ihanetler kendini gösterdi. Belki de bir ömür sürüp mezara "Müslüman" diyerek gideceklerdi. Ama Allah nimetini gönderdi. Layık olmadığımız halde yine de merhamet etti. Yüzlerdeki maskeler yırtıldı"
Putlar kırıldı. Yıllardır kalplerde saklı kalan düşünceler dışarı çıktı. Defalarca "zillet bizden uzaktır" diyenler sonunda gerçekten zillete karşı öfkelendiler. Defalarca, 40 yıl köle olmaktansa, bir özgür insan olarak yaşamak evladır" diyenler sonunda bu günü yaşamaya başladılar. Yıllardır "Lebbeyk ya Hüseyn" diyenler, sonunda Kerbela meydanına götürebilecekleri cesareti kalplerinin derinliklerinde hissettiler. Eğer bu hicab yasağı olmasaydı, kim bilir bu haksızlığa, gayretsizliğe, meddahlığa, alçaklığa karşı nefret duygusuyla boğulan kalplerin kapısını kilitleyen kara taş daha nice yıl yerinden oynamayacaktı! Ama bu taşlar yerinden oynadı artık. Allah'ın takdiriydi bu. Böyle olmasaydı daha nice yıl "Allah bunlara lanet etsin"i metbehlerde, gece namazlarından sonra halvet odalarda, çay kırağında, meşenin derinliklerinde seslenip duracaktık. Ancak bu taşı oynattılar. Artık nice putlar devrilip kırıntı oldu, daha niceleri de aynı akibeti beklemektedir.
Böyle olmasını ummuyorlardı belki. Şimdi pişmandırlar hicaba el uzattıklarına ve taşları yerinden oynattıklarına. Belki değil. Çünkü eğer akıl sahibi olsalardı bu kara taşları yerinden oynatmak için bir çaba içine girmezlerdi.
Kara taşların aradan çekilmesiyle kalbinde rahatlık, hafiflik, sükunet hisseden Müslüman belki de kendine örnek seçtiği Hz. Hüseyn'e böyle yakın olmamışlardı. Azerbaycan müslümanı bunu hissediyor artık. Şimdi bu halkı joplarla, zindanlarla, tehditlerle, imansz cahil, putperest, para ve mevkiye satılan sözde aydınların, gazetecilerin katıldığı televizyon arsızlıklarıyla, köşe yazarlarının ısmarlanmış sersemlemeleriyle durdurabilmek olur mu?
Bir ömür Hüseyn'e kavuşmak isteyeni bunlarla mı korkutacaksınız? Bunlarla mı tutacaksınız? Onlar ki, İslam, Allah, Kur'an, Peygamber, Ali, Hüseyn adına ölmeyi kendilerine nimet ve mutluluk bilmektedirler. Onlar ki, kendilerini İmam Musa-i Kazım'dan ve Hz. Yusuf'tan daha üstün bilmiyorlar, siz bunları zindanla mı korkutacaksınız? Yazıklar olsun size! Eğer böyle düşünüyorsanız, vay olsun size? Keşke gözleriniz bir kere olsun açılsaydı da ne kadar zelil ve aşağılık olduğunuzu görebilseydiniz.
Artık putlar kırılmıştır. Bugün artık Müslümanlar artık dünkü gibi olmayacak. Artık putların karşısında başını aşağı eğmeyecek. O başını dik tutarak, putperestlerin gözünün içine dik bakacak. O, kızının, bacısının hicabına uzanan murdar, kafir ellerin karşısında siper olacak! O Müslüman adını boş yere taşımadığını kendisine de kafirlere de ispat edecek. O şükür edecek. Böyle bir nimeti bağışlayın Allah'ın şükredecek. Er yada geç bu hicab yasağı ortadan kaldırılacak. Ama kim bilir bu hicab yasağı olmasaydı, daha nice yıl başlar öne eğik olacaktı. Her zaman olduğu gibi, şükür sana Allah'ım".