Oğlunun "öldürüldüğüne" inanan baba Ramazan Bahar, "Bir insan nasıl olur da elinde silah izi bırakmadan kafasına kurşun sıkabilir? Silah ateşleyen bir insanın elinde barut izi olmaz mı?" diyerek olayın aydınlatılmasını ve sorumluların bulunarak hesap sorulmasını istedi
İstanbul Bağcılar'da bakkal dükkânı işleten Ramazan Bahar, 4 Şubat 2009'da Kastamonu'nun Bozkurt ilçesinde askerlik yapan oğlu Caner Bahar'ın intihar ettiği haberiyle yıkıldı.
Ancak acılı baba intihar olayını soruştururken karşılaştığı bilgi ve belgeler üzerine oğlu Caner'in intihar etmediği, öldürüldüğü kanaatine vardı. "Oğlum inançlı ve Allah'ını bilen biriydi. Asla intihar etmez" diyen Ramazan Bahar, intihar olayını soruşturan Askeri Savcılığa başvurarak hukuk mücadelesi başlattı.
Ramazan Bahar, yaklaşık 1 yıl önce (20 Mayıs 2008) oğlu Caner'i İzmir'e askere gönderdi. Caner, annesini kaybetmenin üzüntüsüyle rahatsızlanması üzerine 9 Haziran 2008'de İzmir Asker Hastanesi'nde muayene oldu ve 3 ay hava değişimi verildi.
Hava değişimi izninin bitmesine yakın GATA Haydarpaşa Hastanesi'nde muayene olan Caner'e, "Ayda bir kıta hastanesi psikiyatri polikliniğinde kontrolü uygundur" raporu verildi. Bu rapora göre, hasta istemese bile komutanı tarafından mutlaka kontrole gönderilmesi gerekiyordu. Askerlik öncesi tedavi gören oğlu Caner'in tedavisine, askerlik yaptığı Kastamonu Bozkurt Karakolu'ndaki komutanı Jandarma Kıdemli Başçavuş M.T.'nin engel olduğunu belirten Ramazan Bahar, komutanın Caner'e çok kötü davrandığını ve ölümle tehdit ettiğini söyledi.
"BABA, KOMUTAN ÜSTÜME GELİYOR"
Caner Bahar, 29 Eylül 2008 tarihinde Kastamonu Bozkurt Karakolu'nda askerlik görevine tekrar başladı. Rahatsızlığı sebebiyle Caner'in zimmetine silah verilmedi ve kantinde görevlendirildi. Caner'in görev yaptığı karakolun komutanı, Kastamonu Jandarma Alay Komutanlığı tarafından iki kez, "askerlere çok kötü davrandığı" ve "personele ızdırap çektirdiği" suçlamasıyla "uyarı" cezası aldığı tespit edilen Jandarma Kıdemli Başçavuş M.T. idi. 'İntihar' olayının ardından Kastamonu Jandarma Alay Komutanlığı'nın hazırladığı soruşturma raporunda da geçtiği şekliyle, M.T., Caner Bahar'a yoğun baskı yapıyordu. Caner'in, ölümünden 6 gün önce kendisini telefonla aradığını belirten Baba Ramazan Bahar, "Caner bana 'Baba, komutan üzerime çok yoğun geliyor. Beni iyice bunalttı' demişti. Komutanı M.T.'nin, birkaç kez tabancasını çekerek Caner'in üzerine yürüdüğü ve öldürmekle tehdit ettiğini, Caner'in birlikte askerlik yaptığı arkadaşlarının şahitliği ile de tespit ettik. Bunların yanı sıra komutanı T., Caner'i ısrarlarına rağmen askeri hastaneye göndermedi" diye konuştu.
KOMUTAN CİNAYETLE SUÇLANIYOR
Hukuki süreç içinde birçok çelişkili bilgi ve belgeyle karşılaşan acılı baba Ramazan Bahar, hukuk mücadelesini avukatı aracılığıyla, intihar olayını araştıran Askeri Savcılığa taşıdı. "Olaydan iki gün önce oğlumla görüştüm ve bana Mart ayında izne geleceğini söyledi" diyen Ramazan Bahar, "Oğlum, bırakın silahlığı, cephaneliğin ortasında bile koysan intihar etmez. Oğlum Allah'ını ve dini bilen bir insandı. İntihar olayının ertesi günü karakoldan arkadaşı arayıp 'Olay size söylendiği gibi değil, peşini bırakmayın' dedi. Bir insan nasıl olur da iz bırakmadan silahla kafasına kurşun sıkabilir? Silah ateşleyen bir insanın elinde barut izi olmaz mı?" şeklinde konuştu. Ramazan Bahar, Askeri Savcılığa verdiği dilekçede, Karakol Komutanı M.T.'yi cinayetle suçluyor.
'İntihar etti' dediler ama ellerinde baruta rastlanmadı
Caner Bahar, 4 Şubat günü saat 06.20'de sağ şakağından MP5 marka silahla kendini vurarak 'intihar' etti denildi. Olay, ancak yaklaşık 3 saat sonra Bozkurt Savcısı'na bildirildi. Bu saate kadar Caner'in intiharıyla ilgili çok çelişkili raporlar hazırlandı. Caner'in ölüm saati Savcı'nın tespit tutanağında 08.15 olarak gösterilirken, Bozkurt Devlet Hastanesi'nde 10.45 olarak geçti. Bir diğer çelişkili durum ise, MP5 silahının Caner Bahar'ın eline nasıl geçtiği konusu oldu. Caner Bahar'a rahatsızlığı sebebiyle silah verilmemişti. Karakol Komutanı ise bu durumu, "Nöbet değişimi sırasındaki boşluktan faydalanarak silahlıktan içi mermi dolu MP5'i aldı" diyerek savunuyor. Silahta parmak izi tespiti yapılmazken, olay yerinde iki boş kovan bulundu.
İKİ AYRI SİLAHTAN İKİ BOŞ KOVAN
Odanın duvarlarında da iki mermi çekirdeğine rastlandı. Ancak çıkarılan mermi çekirdekleri üzerinde de doku incelemesi yapılmadı. Otopside yapılan incelemede Caner Bahar'ın ellerinde, silah kullananların elinde bulunması gereken baruta rastlanmadı. Olaydan bir gün sonra, Caner Bahar'ın birlikte askerlik yaptığı arkadaşlarından birinin arayıp, "Olay size anlatıldığı gibi değil, peşini bırakmayın" demesi Ramazan Bahar'ın şüphelerini artırdı. Bunların yanı sıra, Ankara Adli Tıp Kurumu'nda yapılan otopsi sonrasında, cenazeyi almaya giden Ramazan Bahar'ın kardeşi Alaattin Bahar'ın sol kulakta 0,5 cm eninde 1,5 cm uzunluğunda doku kaybının olduğunu görmesi ve olay yerinde ikinci boş kovanın bulunması Caner'in ölüm şekli üzerindeki şüpheleri iyice artırdı. Mermilerin balistik incelemesinde de 2 ayrı silahtan atıldıkları sonucu çıktı.
Askeri Savcılık tarafsız olamaz!
Ramazan Bahar'ın Avukatı Reşat Petek ise Caner'in olayında birçok soru işareti olduğunu belirterek, Askeri Savcılık tarafından yürütülen soruşturmanın hukuki çelişkilerle dolu olduğunu söyledi. Müvekkili Ramazan Bahar'ın şikâyetçi olduğu Jandarma Kıdemli Başçavuş M.T.'nin soruşturmasının, daha önce askerlere zulüm yaptığı için defalarca ceza veren ancak yine de kendisini görevden almayan Alay Komutanlığı'nca yürütüldüğüne dikkat çeken Petek, "Jandarmaya her türlü zulmü yapan ve bundan dolayı defalarca uyarı cezası alan adam, bu olayın müsebbibi olarak duruyor. Bu kadar ikaz edilen bir adamı siz nasıl bunca askerin başına sorumlu diye tutarsınız?" diye sordu.
KEMAL GÜMÜŞ - VAKİT
Etiketler: mermi çekirdeği doku incelemesi Otopsi barut