Basın açıklamasının tam metni:
AK Parti’yi Kapatma Girişimi
Bürokratik Oligarşinin Halkın İradesini Yok Saydığının Yeni Bir Göstergesidir!
YARGI DESPOTİZMİNE SON!
Despotizm ve darbe tutkunlarının uzun zamandır bekledikleri, özledikleri adım nihayet dün atıldı ve AK Parti hakkında kapatma davası açıldı. Kısa bir süre önce DTP hakkında kapatma davası açarak Kürt sorununu inkar politikasına aynen devam mesajı veren bürokratik zihniyet, toplumun yarısının oyunu almış AK Parti’yi başörtüsü yasağını kaldırmaya yönelik çabaları gerekçesiyle kapatmaya kalkarak fanatizmini zirvesine vardırdı. Bu adımıyla bürokratik oligarşi 27 Nisan muhtırasına, 367 dayatmasına ve benzeri bir dizi operasyona karşın 22 Temmuz seçimleri neticesinde halktan yediği okkalı tokadı kendi bildiği usulle telafi çabasına girmiş görünüyor.
Yargıtay Başsavcısının AK Parti’nin kapatılması için Anayasa Mahkemesine başvurması hukuk ile zerre miktarı ilgisi bulunmayan tipik despotik bir dayatmadır. Bu şekilde siyasi kadrolar baskı altına alınmak, her kesimden muhaliflere gözdağı verilmek ve geniş halk kitleleri sürekli yapıldığı gibi bastırılmak, sindirilmek istenmektedir. Üniversitelerde başörtüsü yasağının kaldırılmasına yönelik anayasa değişiklikleri ile birlikte adeta zıvanadan çıkan yasakçıların bu yeni girişimi üniformasız, tanksız bir darbe çabasıdır. 28 Şubat karanlığını, çürümüşlüğünü hortlatmaya yönelik bu tavırların akbetinin ne olacağı ise bellidir. Bu konuda tereddüt yaşayanlar 27 Nisan muhtırasının sonuçlarını iyi etüt etmelidirler!
AK Parti aleyhinde kapatma davası açılması talebinin gerekçesinde bu partinin laiklik karşıtı faaliyetlerin odağı haline geldiği iddiası bulunmaktadır. Laiklik aleyhtarı faaliyetlerin merkezinde ise başörtüsü yasağına yönelik itirazlar, tepkiler ve bu sorunu ortadan kaldırmaya yönelik çabalar bulunmaktadır. Bu tutumlarıyla yasakçılar halkın talebini de Meclisin iradesini de yok saydıklarını ilan etmektedirler. Düşünce özgürlüğünün bunca dillendirildiği bir ortamda halkın yarısının oyunu almış bir parti mevzuatta değişiklik yapma çabasından, mensuplarının basın yayın organlarına yansıyan açıklamalarından, sözleri ve konuşmalarından ötürü “idam” edilmek istenmektedir. Yargıtay Başsavcısının bu girişiminin, Danıştay Başsavcısının darbe hukuksuzluğunu öven, darbecilerin gerçekleştirdikleri cinayetleri meşrulaştıran skandal açıklamalarının ardından gelmesi de dikkat çekicidir.
Yüz yüze olduğumuz durum tam manasıyla bir yargı despotizmi, hukuk zırhına büründürülmüş bir zorbalıktır. Hukuktan, adaletten, halkın iradesine saygıdan yana herkesin bu otoriter tahammülsüzlük uygulamasına dur demesi, itiraz etmesi gerekmektedir. Savunulmak durumunda olan şeyin, AK Parti ve icraatları değil, en temelde halkın iradesi, inanç ve düşünce özgürlüğü olduğu unutulmamalıdır.
Bu noktada AK Parti kadrolarının da beş küsur yıllık hükümet sürecinde sürdürdükleri politikaları derinlemesine sorgulamaları gerektiğine inanıyoruz. Toplumsal mutabakat, istikrarın korunması, hassas dengelerin gözetilmesi vb. söylemlerle bugüne dek yoğurdu üfleyen AK Parti’nin temel hak ve özgürlükler önündeki engelleri kaldırma noktasında izlediği edilgen politikaların bir sonuç doğurmadığı ortadadır. Yasakçıları, despotizm savunucularını ikna çabasının beyhude bir uğraş olduğu açıktır. AK Parti artık tutarlı davranmalı bürokratik oligarşiyle hesaplaşmalıdır. Bu çerçevede bir an önce sivil anayasa taslağında da yer alan Anayasa Mahkemesinin yapısında değişikliğe gidilmeli; Türkiye yargı bürokrasisinin ülkeyi sürüklediği cinnet ortamından kurtarılmalıdır.
Hükümet ve Meclis halkın iradesine sahip çıkma sorumluluğunu üstlenmeli; “yargı sorunu”na neşter atmalı; toplum ve siyasetin üzerine karabasan gibi çökmüş yargı despotizmini tasfiyeye yönelik politikalar geliştirmelidir. Yargı erkine hakim olan bu otoriter mentalite ve oligarşik yapılanmayla Türkiye’nin hiçbir sorununun çözülmesinin mümkün olmayacağı artık görülmeli; temel haklar ve özgürlükler önünde bir set işlevi gören, ülkeyi siyasi partiler mezarlığına dönüştüren Anayasa Mahkemesinin yapısı kökten değiştirilmelidir.
Özgür-Der