AKP'li Seçmenin Rontgen Haritası(Anket)

KONDA'nın Eylül 2006'da yaptığı 'Toplumsal Yapımız-Biz Kimiz?' araştırmasında AKP yüzde 45, CHP yüzde 20, MHP yüzde 15 olarak çıkmıştı...

'Laiklik' eksen değil

KONDA'nın Eylül 2006'da yaptığı 'Toplumsal Yapımız-Biz Kimiz?' araştırmasında AKP yüzde 45, CHP yüzde 20, MHP yüzde 15 olarak çıkmıştı... Yani AKP'nin oyu, Genelkurmay bildirisine tepki olarak oluşmuş değil
Erkeklerin yüzde 45'i, kadınların yüzde 51'i, ortaokul ve altı eğitimlilerin yüzde 55'i, lise eğitimlilerin yüzde 37'si, üniversite eğitimlilerin yüzde 24'ü, en fakirlerin yüzde 55'i, en zenginlerin yüzde 23'ü AKP'ye oy verdi.

Bu bölümdeki partiler ve partilerin seçmen profillerinde 14-15 Temmuz günlerinde yapılan araştırmanın verileri kullanılmıştır. Çünkü seçime en yakın gündeki fotoğrafın daha belirgin görüntü verdiğini düşündük.
Tablolardan bazılarında 'kararsızlar' ve 'hiçbiri, oy vermeyeceğim' cevapları çıkarılmış ve tablo rakamları kendi iç dengesinde yeniden hesaplanmış, bazı tablolarda ise 'hiçbiri, oy vermeyeceğim' cevaplarını verenlerin, seçimlere bilinçli olarak katılmayan ve oy kullanmayanların profilini vereceği düşünülerek korunmuştur. Bu durumda, okuyucular parti yandaşlarının analizlerinin, parti tercihini net olarak söyleyenler üzerinden hesaplandığını ve gösterdiğini dikkate almalıdırlar.

Tercih 2006'da belirlenmişti
KONDA'nın Eylül 2006 yılında yaptığı 'Toplumsal Yapımız-Biz Kimiz?' araştırmasında, siyasi tercihlerin dağılımında çıkan sonuç AKP yüzde 45, CHP yüzde 20, MHP yüzde 15. Seçim araştırmalarını yaptığımız serinin ilkinde bulduğumuz oranlarda AKP yüzde 46, CHP yüzde 19, MHP yüzde 13 idi. Yine 2 Şubat 2007 tarihli araştırmamızda DSP yüzde 2.2, ANAP yüzde 3.6, DYP yüzde 6.1 idi.


Büyütmek için tıklayınız

Genel kanaate aykırı sonuçlar
Bu rakamların çok önemli ve kamuoyundaki genel kanaatteki ezberi bozacak gösterdikleri var:
Halk kararını vermişti: Birincisi, AKP oyu, Genelkurmay bildirisine tepki olarak oluşmuş değil. Meseleyi Genelkurmay-AKP çekişmesi içinden görmek gerçeklerden üretilmiş bir bakış açısı değil. Aksine toplumun Genelkurmay'ın Irak konusundaki uyarıları sonrasında bu sorun etrafındaki kanaatin nasıl değiştiğine değineceğiz. Fakat seçmen, dün de değindiğimiz ekonomik dürtülerle kararını daha önceden vermişti.
DSP'den katkı gelmedi: İkinci önemli bulgu, DSP ittifakı sanıldığı gibi CHP'ye özel bir katkı sağlamadı. Aynı araştırmada sorulan 'Partiniz hangi parti ile ittifak yapmalıdır?' sorusunda DSP yandaşlarının yüzde 60'ı CHP derken, yüzde 40'ı başka partiler söylemişlerdir. Yani sanıldığı gibi CHP-DSP ittifakı matematik toplamlarına ulaşamamıştır, kaldı ki bunu beklemek de yanlıştır.
DYP'nin oyu daha fazlaydı: Üçüncü önemli bulgu DYP-ANAP ittifakı konusundadır. DYP ittifak öncesi şimdiki oyundan da yukarıdaydı. İttifak gerçekleştiği hafta sonrasında yaptığımız 19 Mayıs 2007 tarihli araştırmada, DYP-ANAP oyu yüzde 3.6 idi. Yani ittifak oyu artırmamış, aksine düşürmüştü.
İttifak hezimeti: Daha sonraki gelişmeler de DP oyunun bir daha hiç yükselmemesine veya eski oranına dönmemesine yol açtı. Kaldı ki 2 Şubat araştırmamızda ANAP yandaşlarının yüzde 48'i, DYP yandaşlarının yalnızca yüzde 30'u bir diğeriyle ittifak yapılırsa barajı geçebilecekleri umudunda olduklarını söylemişti. DP'nin beklenilenin altında oy alışının nedeni, ittifak hamlesinin başarısızlığı değil, bizzatihi ittifakın kendisi olduğu bu göstergelerle de kanıtlanmaktadır.
Bu bulgular bir kez daha gösteriyor ki, seçmenin partiler ve liderler hakkında, genel geçer olmayan net kanaatleri var. Dolayısıyla, masa başında yapılan siyaset mühendislikleri, halkı dikkate almadıkça gerçek hayatta başarılı olma şansına sahip değil. Kamuoyu ve kanaat önderlerinin, halk adına halka yakıştırdıkları birçok tanımlamanın bu seçim sürecindeki ittifak analizlerinin ve önerilerinin ne kadar gerçeklerden ırak olduğunun da kanıtı bizce. Dolayısıyla kamuoyunda şimdi de çokça konuşulan 'merkez', 'merkez sağ', 'merkez sol' kavramlarının pratik ifadelerinin ne olduğunu, ne ifade ettiğini yeniden tanımlamadan, değişen yaşamın ritmi içinde bu ifadelerin bizzat kendilerindeki değişimin ne olduğunu anlamaya çalışmadan yapılan siyasi mühendislik çalışmaları, korkarız yakın gelecekte de bir kez daha hüsrana uğrayacaktır.

AKP oyu kimlerden?
Bu seçimlerdeki önemli göstergelerden birincisinin AKP'nin toplumun tüm demografik kümelerinden, toplumun çok farklı kesimlerinden önemli miktarda oy alışı olduğunu söylemiştik. Biraz daha yakından bakarsak, bu bulguyu rakamlarla da görebiliriz.
Tablolarda partilerin cinsiyet, yaş, gelir, eğitim ve hane halkı kişi sayılarına göre oy dağılımları görülmektedir.
AKP oylarının demografik verilere göre dağılımlarını özetlersek:

  • Erkeklerin yüzde 45'inin oyunu alırken, kadınların yüzde 51'inin oyunu almıştır.
  • 28 yaş altı seçmenin yüzde 45'i, 28-44 yaş grubunun yüzde 49'u ve 44 yaş üstü grubun yüzde 49'unun oyunu almıştır.
  • Ortaokul ve altı eğitimlilerin yüzde 55'inin, lise eğitimlilerin yüzde 37'sinin, üniversite ve yüksek eğitimlilerin yüzde 24'ünün oyunu almıştır.
  • Hanedeki kişi sayısının bir-iki kişi olduğu seçmenlerin yüzde 49'unun, üç-beş kişi olduğu seçmenlerin yüzde 45'inin, altı-sekiz kişi olduğu seçmenlerin yüzde 52'sinin, dokuz kişiden fazla olduğu seçmenlerin yüzde 64'ünün oyunu almıştır.
  • Hane gelirinin en düşük olduğu en yoksul dilimdeki seçmenlerin yüzde 55'inin, ikinci gelir dilimindeki seçmenlerin yüzde 54'ünün, orta gelir dilimindeki seçmenlerin yüzde 43'ünün, orta üstü dördüncü gelir dilimindeki seçmenlerin yüzde 35'inin ve en yüksek gelir dilimindekilerin yüzde 23'ünün oyunu almıştır. (Gelir dilimlerinde, araştırmalarımız sırasında 300 YTL altı, 301-700 YTL, 701-1200 YTL, 1201-3000 YTL ve 3001 YTL üstü kullanılmıştır.)
    Bu rakamların ana karakteri, AKP'nin görece demografik kümelerin en alt, en yoksul ve en yoksun gruplarından daha yüksek oy aldığıdır. Yani mağdurların tercihi AKP'dir.

    Tercih mağduriyet ekseninde
    Dünkü, 'Seçmen oy verme tercihini nasıl yapıyor?' bulgularıyla beraber bakınca, seçmenin somut ekonomik problemleri ve taleplerinden yola çıkarak düşündüğünü de hatırlarsak, bu seçimin iddia edildiği gibi laiklik-anti-laiklik ekseninden değil mağduriyet ekseni üzerinden geliştiğini görmemiz gerekir.
    Kadınların daha fazla tercih ettiği partinin AKP olmasında, birçok neden, faktör olduğu açıktır. Ayrı bir araştırmayla da test edilmeye çalışılacaktır ama genel muhafazakârlık karakteri üzerinden bakıldığında ve 'Muhafazakârlık, aynı zamanda milliyetçilik yükseliyor' tartışmaları da hatırlandığında acaba şu unsur ne kadar önemlidir?
    Dünyada ve ülkemizde de genel olarak değişen yaşamın ritmi, modernizasyon sürecinin geldiği noktada insanlar eğitim gibi, gelir gibi, sosyal güvenlik gibi yoksulluk ve yoksunluk seviyelerine bağlı olarak, yeni yaşamın karşısında kendilerini ne kadar güçlü veya güçsüz hissetmektedirler?

    Dine mi sarılıyorlar?
    Bireyler bu soruya üretebildikleri cevapların içinde din veya milliyetçilik gibi bazı duygulara bağlanarak mı bu modern dünyanın sorunlarıyla baş etmeye çalışmaktadırlar?
    Ülkemizdeki temel yönetim sorunları, asayiş sorunları, hızla yayılmakta olan uyuşturucu kullanımı gibi sorunların karşısında biraz da ahlâki kaygılarla dini değerlere önem vermektedirler.
    Bu kadar kuran kursu, din dersi eğitimi talebi gerçekte, insanların modern dünyanın sorunları ve ürettiği ahlâk problemine cevap olarak mı yükselmektedir yoksa yalnızca ülkemizdeki laik-anti laik çatışması olduğu varsayılan gerilimden mi beslenmektedir?
    Acaba anneler, çocuklarının uyuşturucu, alkol, fuhuş, işine özen, namusluluk, dürüstlük gibi meselelerde hem yozlaşmanın hem de ülkemizde çok ciddi boyutlara gelmiş olan 'hukuksuzluk' sorununun karşısında dini referanslardan mı güç almaya çalışmaktadırlar?

    Darağacına değil yaşama mı?
    Ülkemizde evrensel insan hakları temelli ama etkin bir hukuk sisteminin sözünü ettiğimiz ahlak problemlerine cevap üreteceğini öne çıkaracak bir parti seçmenin bu taleplerine cevap üretmiş olmaz mı? Ya da meydanlarda darağacı, savaş taleplerinin dillendirildiği bir seçimde, anneler ölümden değil yaşamdan yana oy kullanmış olabilirler mi?
    Kuşkusuz bu faktörlerin hangisinin ne kadar bu tercihlerde rol oynadığını bilemiyoruz, yine de her birinin farklı oranlarda ve dozlarda etkili olduğunu düşünüyoruz.
    Kamuoyunda milliyetçilik yükseliyor değerlendirmelerinde, bu sorunların yanı sıra 'Sorunlarını dikkate alan, çözüm arayan bir yönetim iradesi talebi ne kadar rol oynamaktadır?' sorusu da bizce aynı şekilde ayrı bir araştırmaya değerdir.

    2002 seçimlerinden bu yana oy kaymaları
    Tablo1'de partilerin 2007 seçimlerindeki seçmenlerini 100 kabul ederek yapılmış oy kaymaları var. AKP'ye verilen her 100 seçmen oyunun 75'i 2002'den taşınmaktadır. AKP'nin şimdiki oylarının yeni kaynakları arasında yüzde 12 oranıyla ilk kez oy kullanan seçmenler olduğu görülmektedir. Daha sonra sırasıyla, 2002'deki diğer parti yandaşlarından yüzde 5, MHP yandaşlarından yüzde 3, DYP yandaşlarından yüzde 2 oy almıştır. Aynı tabloya tersten baktığımızda, yani 2002'deki her 100 AKP seçmeni şimdi ne yaptı diye sorduğumuzda, AKP seçmeninin yüzde 83'ü aynı tercihinde dururken, yüzde 6'sı MHP'ye, diğerleri de diğer partilere en fazla yüzde 2 olmak üzere kaymıştır.


     

    Seçmenin yüzde 26'sı: Diktatörlük gerekebilir!
    Araştırmalar dizisinin bir haftasında, seçmenlere demokratik değerlerle ilgili sorular sorduk. Tablo 2'de, genel olarak seçmenin yanıtları görülüyor.
    Seçmenin yüzde 26'sı bazı hallerde, bazı sorunların çözümü için daha fazla otorite ya da diktatör gerektiği fikrindedir. Yüzde 17.9'u 'duruma bağlı' derken, yüzde 47.7'si 'hayır' cevabı vermektedir. Buna benzer şekilde sorulmuş olan, 'Bazı hallerde seçilmiş siyasetçiler yerine askeri rejim gerekir mi?' sorusuna da yüzde 22.9 seçmen 'evet' demiştir. Etnik ve dini azınlıkların veya farklılıkların devletçe desteklenmesi fikrinde ise seçmen daha demokratik bir tutum takınmakta ve yüzde 60'tan yüksek bir oranda 'evet' demektedir.


    Büyütmek için tıklayınız

    'Sizce ülkemizin sorunlarının çözülmesi için daha fazla otorite ya da bir diktatör şart mıdır' sorusuna cevaben, MHP seçmenlerinin yüzde 43.3'ü, AKP ve CHP seçmenlerinin yaklaşık yüzde 20'si'evet' diyor.
    'Sizce bazı durumlarda toplantı veya miting yapmak, düşündüklerimizi söylemek, yazmak, tartışmak gibi haklarımız kısıtlanabilir mi' sorusunda en düşük 'hayır' diyerek kısıtlamalara en az karşı çıkan seçmenler yüzde 54.9'la AKP yandaşları. Aynı şekilde kısıtlamaları en yüksek oranda onaylayan yüzde 14.9'la AKP'liler.
    Seçmen, 'Ülkemizde Kürt, Çerkez, Arap gibi etnik azınlıkların kendi gelenek ve göreneklerini korumaları, dillerini kullanmaları, kültürlerini geliştirmeleri sizce hakları mıdır' sorusuna yüzde 68.3 oranında 'evet' cevabını veriyor. Diğer etnik kimliklere en yüksek oranda hoşgörü gösteren parti yandaşları DTP, CHP ve AKP seçmenleridir.
    'Musevi, Süryani, Ortodoks gibi diğer yurttaşlarımızın dini inanışlarını kendi kuralları ve ibadet biçimlerini diledikleri gibi yaşayabilmeleri kolaylaştırılmalı, devlet destek vermeli mi vermemeli mi' sorusuna seçmen yüzde 64.5 oranında 'evet' cevabını verirken yüzde 24.5 'hayır' diyor.
    'Bazen seçimlerle halkın seçtiği siyasetçilerin işe yaramadığı iddia ediliyor. Sizce ülkemizin sorunlarını bazı hallerde seçilmiş siyasetçiler yerine askeri rejimin çözmesi gerektiği fikri doğru mudur' sorusundaki cevaplarda ise seçmenin yüzde 22.9'u askeri rejimi doğru buluyor. Görüldüğü gibi daha önceki 'Diktatör ihtiyacı var mı?' sorusundaki 'evet' cevabına yakın bir oran bu soruya da 'evet' diyor. Evet cevabı veren seçmen, en yüksek oranda MHP (yüzde 36.2) ve CHP (yüzde 27.0) seçmenleri arasında.


    Daha demokrat olacakları varsayılan CHP seçmeninin bazı sorulardaki tersine tercihleri neredeyse MHP'ye daha yakın. Yine demokratik değerler ve tutumlar konusunda, parti yandaşlığı üzerinden bakıldığında CHP ve AKP seçmeni arasında çok net bir ayrışma yok. Dolayısıyla sosyal demokrat olduğunu söyleyen ama 301. maddede olduğu gibi özgürlük karşıtı tavırlar içindeki parti ile seçmeni arasında sorun vardır. Bu bulgu bile, bizce ülkemizdeki siyasi temsildeki soruna ve tıkanmaya işaret etmektedir.
    Radikal

  • Güncel Haberleri

    İŞGALCİ İSRAİL, BATI ŞERİA’DA 34 YENİ YERLEŞİM PLANINI ONAYLADI
    İRANLI KOMUTAN MUSAVİ'NİN SON MESAJI ORTAYA ÇIKTI
    Devrim Muhafızları küçük kız çocuğun isteğine kayıtsız kalmadı! Pembe füze...
    Levent'teki İsrail Konsolosluğu yakınında silahlı çatışma: 2 kişi etkisiz hale getirildi
    Levent Gültekin: İran, ABD'nin Yenilmez Olduğu Algısını Sarstı