Gazeteci Ruşen Çakır'ın Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'le yaptığı röportajın ilgili bölümü:
Gerek Bahçeli, gerekse Baykal, hükümetin doğrudan ya da dolaylı olarak PKK ile müzakere içinde olduğunu söylüyorlar. Bu iddia tamamen asılsız mıdır?
Siyasette mümkün olduğunca somut veriler üzerinden konuşmalıyız. Açık, net konuşmamız, imalı konuşmamamız lazım. Hele terör gibi bir beladan söz ederken daha dikkatli olmalıyız. Devlet politikasıyla hükümet politikası her zaman örtüşmeyebilir. Biz terör konusunda başından beri bir devlet politikası yürüttüğümüzü söylüyoruz. Bunun için de hükümet de var, devletin diğer ilgili kurumları da. Şu mülakatı yaparken bile bir kısım toplantılar yapıldı bitti. Eğer siz elinizde somut belge bilgi yokken suçluyorsanız, sadece hükümeti değil devleti, devletin tüm kurumlarını suçluyorsunuz demektir. Yani bunlar farkında olmadan devleti suçluyorlar. Tehlikeli bir kavramı Türkiye'nin gündemine oturtmaya çalışıyorlar. Bunun vebali bu kavramları telaffuz edenlere aittir.
“Müzakere”, “af” gibi konular gündemimizde yok diyorsunuz...
Kesinlikle olmadı. Yanlış anlaşılmalara engel olmak için çok hassas davranıyoruz. Öyle ki Kuzey Irak'taki yöneticiler “Türkiye bizi muhatap almıyor” diye şikayet ediyor. Bizim muhatabımız merkezi Irak hükümetidir. Bu bakımdan Irak Cumhurbaşkanı Talabani ile konuşulabilir.
Benim dönemimde İmralı'ya giden olmadı
Fikret Bila komutanlardan bir tek “Öcalan ile temas oldu mu?” sorusuna cevap alamamış. Yakın zamana kadar Adalet Bakanlığı yaptınız. Devlet PKK konusunu bitirme için Öcalan ile irtibata geçti mi, geçmeli mi, geçebilir mi?
Zaten devletin kontrolü altında kendisi. Devlet bu insanı tanıyor, faaliyetlerinden haberdar. Onun dışında herhangi makamdan birinin kalkıp oraya gitmesi gibi şey benim zamanımda olmadı. Benden önceki dönemiyse bilemem.
Gerek Bahçeli, gerekse Baykal, hükümetin doğrudan ya da dolaylı olarak PKK ile müzakere içinde olduğunu söylüyorlar. Bu iddia tamamen asılsız mıdır?
Siyasette mümkün olduğunca somut veriler üzerinden konuşmalıyız. Açık, net konuşmamız, imalı konuşmamamız lazım. Hele terör gibi bir beladan söz ederken daha dikkatli olmalıyız. Devlet politikasıyla hükümet politikası her zaman örtüşmeyebilir. Biz terör konusunda başından beri bir devlet politikası yürüttüğümüzü söylüyoruz. Bunun için de hükümet de var, devletin diğer ilgili kurumları da. Şu mülakatı yaparken bile bir kısım toplantılar yapıldı bitti. Eğer siz elinizde somut belge bilgi yokken suçluyorsanız, sadece hükümeti değil devleti, devletin tüm kurumlarını suçluyorsunuz demektir. Yani bunlar farkında olmadan devleti suçluyorlar. Tehlikeli bir kavramı Türkiye'nin gündemine oturtmaya çalışıyorlar. Bunun vebali bu kavramları telaffuz edenlere aittir.
“Müzakere”, “af” gibi konular gündemimizde yok diyorsunuz...
Kesinlikle olmadı. Yanlış anlaşılmalara engel olmak için çok hassas davranıyoruz. Öyle ki Kuzey Irak'taki yöneticiler “Türkiye bizi muhatap almıyor” diye şikayet ediyor. Bizim muhatabımız merkezi Irak hükümetidir. Bu bakımdan Irak Cumhurbaşkanı Talabani ile konuşulabilir.
Benim dönemimde İmralı'ya giden olmadı
Fikret Bila komutanlardan bir tek “Öcalan ile temas oldu mu?” sorusuna cevap alamamış. Yakın zamana kadar Adalet Bakanlığı yaptınız. Devlet PKK konusunu bitirme için Öcalan ile irtibata geçti mi, geçmeli mi, geçebilir mi?
Zaten devletin kontrolü altında kendisi. Devlet bu insanı tanıyor, faaliyetlerinden haberdar. Onun dışında herhangi makamdan birinin kalkıp oraya gitmesi gibi şey benim zamanımda olmadı. Benden önceki dönemiyse bilemem.