Akan kan sağduyuyu boğmasın

Hakan Albayrak

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli olağanüstü hal ilan edilmesini istedi, vaktiyle sıkıyönetimin bile üstesinden gelmeye yetmediği –tam tersine iyice tırmanmasına yol açtığı- şiddetin önüne geçmek için.

Filmi başa sarmak, sokakları esas duruşa geçirerek halkı canından bezdirmek ve PKK'nın altındaki zemini güçlendirmek istiyorsanız, yapacağınız en iyi şey olağanüstü hal ilan etmektir!

Neyse ki artık Genelkurmay bile bu yönteme itibar etmiyor.


* * *
İbrahim Karagül dün nefis bir yazı yazdı.

"Teslim olma Türkiye!" dedi.

Doğru tavır budur.

Türkiye, PKK ve arkasındaki güçlerin dümen suyunda giderek 'kendini yeniden inşa süreci'ni askıya alırsa çok yazık eder.

Hem kendine hem de bütün Mezopotamya'ya yazık eder.

Birbirini tamamlayan "Demokratik Açılım" ve komşularla entegrasyon siyaseti mutlaka devam ettirilmeli.

Türk, Kürt ve Arap'ın ADİL ve bereketli bir barış içinde yan yana yaşayıp beraberce yükselmesi idealinden asla vazgeçilmemeli, bu yöndeki gayretlere ara vermek de kesinlikle düşünülmemeli.

Hatta, "açılım" yolunda her zamankinden daha cesur adımlar atılmalı.

Olur da "dağdan iniş" gibi bir ihtimal yeniden doğarsa PKK ile şu veya bu şekilde müzakere etmekten ve bu sefer işi sonuna kadar –veya gittiği yere kadar- götürmekten bile geri durulmamalı.


* * *
PKK'lılar Habur'da davul-zurnayla karşılandılar diye dağdan iniş sürecini durdurmak, her şeyden evvel, orada 'zafer'i değil barış ümidini kutlayan Kürtleri hayal kırıklığına uğratması bakımından büyük bir hataydı.

Dağdan inen PKK'lıların her ne sebeple olursa olsun tutuklanmaları belki daha büyük bir hata.

Envai çeşit uluslararası tezgâhta kullanılan PKK'nın sağı solu hiç belli olmaz, verdiği sözlere güvenilmez, barış yolunda atar gibi gözüktüğü adımlarda devamlılık garantisi yoktur; ama kendilerini PKK'yı desteklemek zorunda hisseden Kürtlerin hissiyatını değiştirmek için, onları, barış yolundaki bütün imkânların –veya 'imkân ihtimalleri'nin- sonuna kadar değerlendirildiğine ikna etmek şart.


* * *
Mevcut çatışma ortamının askeri gereklerini yerine getirirken, mesela savaş tecrübesi olmayan gençleri uyduruk karakollarda kırdırmayı bırakıp PKK'nın karşısına doğru dürüst savaşçılarla ve doğru dürüst bir donanımla çıkarken, dumanların ardında bir esenlik ufku çizmeyi, "Akan kanın sağduyuyu boğmasına izin vermeyeceğiz" kararlılığını sergilemeyi, Türkiye'nin asla Devlet Bahçeli'nin arzu ettiği kördüğüm noktasına geri dönmeyeceğine dair teminat vermeyi de ihmal etmemek lazım.


* * *
"Batı'nın hassasiyetini Doğu'nun hassasiyetine kurban mı edeceğiz?" diye soran olursa...

Habur'daki davul-zurna yüzünden Doğu'nun hassasiyetini Batı'nın hassasiyetine kurban edip savaş ağalarının ekmeğine yağ sürerken iyi miydi?

Gelin, hassasiyet yarıştırmayı bırakıp hassasiyetleri akl-ı selimde birleştirmeye bakalım.

yenişafak