Ahmet Hakan Mürted Psikolojisi İle Yazdı !

Benim yazacaklarım, "Dışarıya kapalı bir ev sohbetinde bir grup hacı amcaya söylenen laiklik aleyhtarı sözler" olmayacak.

Ahmet Hakan'ın yazısı

Bülent Arınç 8 yıl önce ne diyordu?


BUGÜNLERDE moda...

Kafayı kaldıran herhangi bir AKP"li çıktığında, hop arşive gidiliyor...

Ve o AKP"linin, "Gömleği çıkarmadan" önce yaptığı konuşmalar ortalığa dökülüyor.

Böylece...

Bugün "Fazlasıyla laik", "Fazlasıyla demokrat" olduğu iddiasındaki o AKP"linin, bir zamanlar nasıl da anti laik bir çizgide olduğu kanıtlanmış oluyor.

Ve ardından da "kesin yargı" ortaya konuyor:

"Bunları söyleyen bir adam gerçekten değişmiş olamaz".

* * *

İzin verirseniz bugün ben de bu gazetecilik modasına uyacağım...

Ve Bülent Arınç"ın, bundan 8 yıl önce neler söylediğini ortaya dökeceğim.

Aman yanlış anlaşılmasın!

Benim yazacaklarım, "Dışarıya kapalı bir ev sohbetinde bir grup hacı amcaya söylenen laiklik aleyhtarı sözler" olmayacak.

Ben sizlere 8 yıl öncesinin "Demokrat", "Uzlaşmacı", "Tüm Türkiye"yi kucaklamak" isteyen Bülent Arınç"ından söz edeceğim.

Yani tersine bir değişimin öyküsünü anlatacağım...

* * *

Mehmet Bekaroğlu"nun Elips Yayınları"ndan çıkan "Siyasetin Sonu" başlıklı anılarını okurken, Bülent Arınç"ın 8 yıl önce yaptığı bir konuşmaya rastladım.

Yıl: 1999... Fazilet Partisi ikiye bölünmüş... Bir tarafta "Artık yeni şeyler söylemek lazım" diyen "Yenilikçiler" var, diğer tarafta Milli Görüş çizgisinden sapmak istemeyen "Gelenekçiler"...

"Bizim" Bülent Arınç da "Yenilikçiler" kanadında...

Ve Arınç, işte o dönemde, "Kökten Milli Görüşçü" takıma ders veriyor.

"Ne yapmalı?" sorusuna beş maddelik yanıt hazırlamış.

Diyor ki:

BİR: İmaj sıkıntımız var...

İKİ: Parti içi demokrasi olmalı...

ÜÇ: Değişime ayak uydurmalıyız...

DÖRT: İdeolojik partinin hiç şansı yok...

BEŞ: Askerlerle iyi geçinmeliyiz...

Sonra ayrıntılara giriyor.

Özellikle "İdeolojik partinin şansı yok" başlıklı saptamasını açarken şu önemli noktanın altını çiziyor:

"Türkiye"nin partisi olmalıyız. Marjinal ve ideolojik bir parti olmamalıyız. 65 milyonun bütün kesimlerine ulaşabilecek, doğru fikirleri olan, ayağı yere basan bir parti olmalıyız."

"Askerlerle iyi geçinmeliyiz" başlığının altını ise şöyle dolduruyor:

"Sadece Silahlı Kuvvetler ile değil, yargı, üniversiteler ve medya kuruluşlarıyla çok iyi diyalog içinde olmalıyız."

Şimdi soru şudur:

Ne oldu da dün imaj sıkıntısından söz eden, 65 milyonu kucaklamak isteyen, ideolojik partilerin miadını doldurduğunu söyleyen, sadece askerle değil üniversite, medya ve yargıyla diyalog zorunluluğunu vurgulayan Bülent Arınç, bugün AKP"nin yaşadığı imaj sıkıntısının bir numaralı sorumlusu haline geldi?

* * *

Birkaç gündür, "Sakın Bülent Arınç"a haksızlık yapıyor olmayalım! Sakın Arınç"ı günah keçisi haline getirip, diğer sorumluları es geçiyor olmayalım" demeye ve bir vicdan muhasebesine başlamıştım ki...

Allah"tan Bülent Bey, "Hayır! Hayır! Bir haksızlık söz konusu değil. Ben sizin yazıp çizdiğiniz türden bir adamım" anlamına gelen bir ses verdi...

Böylece vicdanımla boğuşmaktan kurtuldum.

Son "Vukuat" şudur:

Arınç, vakıflarla ilgili bir toplantıya katılıyor.

Ve şöyle diyor: "Vakıf işi Allah"ın rızasına bir iştir. Ama şu anda bizim laikler "Bu da nereden çıktı" diyebilirler."

Alın size bir ideolojik yaklaşım! Alın size toplumun bir bölümünü kucaklamaktan kaçınan bir siyaset tarzı! Alın size imaj sıkıntısını besleyen bir cümle!

Şimdi hep birlikte Bülent Arınç"a şu soruyu sormanın zamanıdır:

"Bülent Bey! 8 yıl önce Erbakan Hoca"ya isyan ederken takıyye mi yapıyordunuz?"

MHP"nin entel sloganı

ALIN size yine bir "Ciddiyse çok komik / Şakaysa hiç komik değil" durumu daha...

MHP"nin seçimde kullanacağı slogan şu olacakmış:

"Toplumsal merkezin siyasal izdüşümü."

80"li yıllarda Nabi Avcı yazmıştı:

Afrika"da yaşayan bir kabilenin dilinde "uzak" anlamına gelen tek bir kelime yokmuş.

Bunun yerine, "çocuğun, anneciğim ormanın kuytu köşelerinde kayboldum diye ağladığı yer" anlamına gelen epey uzunca bir cümle kalıbı kullanılıyormuş.

MHP"nin bu seçimde kullandığı sloganı öğrenince aklıma bu örnek geldi.

Dolaylı anlatımın şahı sayılabilecek bu slogan, herhalde siyasi iletişimin ilk kuralı olan "Seçmene mesajı doğrudan ver" ilkesi anlatılırken "En iyi kötü örnek" olarak kayıtlara geçecektir.

Ayrıca başka sorunlar da var:

Mesela bu slogan meydanlarda nasıl atılacak? MHP tabanı "izdüşüm" sözcüğüyle nasıl boğuşacak?

Hadi bunları da geçelim...

Yıllarca milliyetçi camianın "Türkçe"yi sala bindirip sele attılar" diye kafa bulduğu şu "-sel, -sal" ekleriyle türetilmiş "toplumsal/siyasal" gibi sözcükler nasıl içe sindirilecek?

Bence MHP bir an önce bu "entel/dantel" ayaklardan vazgeçmelidir.

Güncel Haberleri

İŞGALCİ İSRAİL, BATI ŞERİA’DA 34 YENİ YERLEŞİM PLANINI ONAYLADI
İRANLI KOMUTAN MUSAVİ'NİN SON MESAJI ORTAYA ÇIKTI
Devrim Muhafızları küçük kız çocuğun isteğine kayıtsız kalmadı! Pembe füze...
Levent'teki İsrail Konsolosluğu yakınında silahlı çatışma: 2 kişi etkisiz hale getirildi
Levent Gültekin: İran, ABD'nin Yenilmez Olduğu Algısını Sarstı