Ah bu CHP!

Abdurrahman Dilipak

Bu CHP’den bir halt olmaz. Doğru düzgün muhalefet bile yapamıyor. Yarım asırdır muhalefette güya, onu bile yüzüne gözüne bulaştırıyor.

Türkiye öteden beri tek parti ve darbelerle yönetildi. Hiçbir zaman kamil bir iktidar ve kamil bir muhalefet olmadı. CHP’liler yemeyi de bilmiyor. Hapur hupur yerken üstüne başına dökülüyor. Batılılar bu işi biliyorlar. Her şey kitabına uydurulmuş, şeffaf, muhasebeleştirilmiş. Adamlar işi biliyor. Sağcılar bu konuda solculardan daha iyi.

Bu iş başından beri böyle. İş Bankası’na bakın, işin içinde İtibarı Milli Bankası var, Afyon Terakki Bankası var, Hilafet fonundan gelen paralar var, Hazineden aktarılan paralar var, Anadolu’daki tüccardan toplanan paralar var, ama bunun üzerinde bir Kamalizm şalı örtülmüştür, kimse dokunamaz.

Taksim anıtı gibi, yapan İtalyan, parasını veren İtalyan bankerler, Ermeni bir tüccar, öne koymuşsun Mustafa Kemal, İnönü, Fevzi Çakmak, onlar o heykeli dokunulmaz kılıyor. Arkada işgal kuvvetlerine komuta eden Rus generalleri. Milli bayramlarda gider çelenk koyarsınız. Anıtın bir tarafında başı eğdirilen başörtülü bir kadın, öbür tarafında başı göklere bakan başı açık bir kadın.. Biri cepheye mermi taşıyan kadın figürü, öteki Keriman Halis karakteri.

CHP’li bir belediye başkanı kurban da kesmişti, nerde biliyor musunuz, genelev açarken, davul da çaldırmış, dansöz de oynatmıştı. Tabii adettendir dansözün göbeğine para yapıştıracaksın bir de! Böyleymiş CHP’nin Laik Demokratik Cumhuriyetinde işler demek ki. Ah bu CHP’liler. Tek parti döneminde bir bakmışın komünist olmuşlar.. Bir bakmışın Hitler’in doğum günü partisine katılmışlar. Bir bakmışsın Mussolini’nin “Terbiye diktatörlüğü” hayranı olmuşlar. Dağ başını duman almış, kara gömlekliler yürümeye başlamışlar. Ardından “denize döktüğümüz Yunan’la kardeş”. Venezilos’la kol kola! Ardından İngiliz’le dost, sonra Küçük Amerika hayalleri.

 

 

Zavallı Fevzi Çakmak, TKP kurucusu, ama aynı zamanda Küçük Hüseyin efendinin müridi. Küçük Hüseyin efendi, Afyon Terakkinin kurucularından, Çakmak, Laik Cumhuriyetin koruyucusu. Çık işin içinden çıkabilirsen. Sahi İsmet Para 10 Kasım’da neredeydi!? Şimdi kendi aralarında da konuşuluyor: “Atatürk öldürüldü mü” diye. Öldürüldü ise kim öldürdü!.

CHP’liler soruyor, her darbeden sonra kurulan ilk hükümetin hemen hemen tamamı, CHP’li Masonlardan oluşur. Sahi Mustafa Kemal Mason localarını kapatmıştı değil mi? Tabii, “aynı gayeye hizmet edecek iki cemiyete hacet yoktu”. Onun için meşrik-i azam Mustafa Kemal’e müşavir yapıldı. Mustafa Kemal öldüğünde onun yanında olan da o kişi idi.

CHP iktidardayken yeme konusunda iştahlıdır. Muhalefette iken ihtiraslı. Kıt kaynakları paylaşamayınca kavga ediyorlar. Zaten CHP biri ile kavgalı değilse kendi içinde kavga eder. Tek başına sahip olmak ister her şeye. Paylaşımcı değildir. Sağcılar paylaşır. Aslan payı kendinin olsa da sus payını ihmal etmez. 

Solcu’nun halkçı bir dili vardır. O dil şuuraltına yerleşmiş olduğundan sürekli vijdanını rahatsız eder. Bizim dindar yiyicilerde de aynı durum sözkonusu. O vijdanının sesini dindirmek için “aslan sütü” ile onu sakinleştirmesi gerek. Rakı ve tuzlu leblebi, bu işin olmazsa olmazıdır. Aklını ve vijdanını baskıladın mı her şey mümkün. Onun için “İçki kötülüklerin anasıdır” denmiştir.

Ya hu, n’olacak bu CHP’nin hali. Strafor, Otpor gibi Amerikan beslemesi örgütler devreye girip Taksim’deki Gezi Parkı olaylarını örgütlüyorlar, bir bakıyorsunuz CHP işe atlamış. Hoş artık bizimkiler de Adnan Oktar, Kalkancı oltasını yutmadı mı. ABD’nin elinde ANTİFA da var, DAEŞ gibi örgütler de. Milliyetçisi de var, solcusu, hatta komünisti de. 68 Kuşağı ABD operasyonu değil mi idi, ama sokağa çıkanlar “Kapitalizmin bekçileri ya da hizmetçileri olmak istemiyoruz.”, “Kapitalizmin koruma köpeği ya da hizmetkarı olmak istemiyoruz” Ama aslında o iş Charles de Gauille’nin, ABD’den dolar karşılığı olmayan altınları geri istemesi idi. Bu işler böyledir. Şimdi de Biden Türkiye’de muhalefete destek vereceğiz diyor, birileri sevindirik oluyor. Ayıp ya hu!

 

 

ABD’nin siyaset ajandasında herkes var. Komünizme karşı, sola karşı dindarları ve milliyetçileri kullandı, dindarlara ve milliyetçilere karşı solcuları ve liberalleri kullandı. Bu işler böyledir. Komünizmin cehenneminden kaçanlar Kapitalizmin cehennemine, Kapitalizm cehenneminden kaçanlar Komünizm cehennemine sığındılar. Oysa, aslında her iki cehennemde de aynı Şeytan’ın dostları onları bekliyordu. Aslında bunların sağı solu yok. Yok aslında birbirlerinden pek farkları.

Hani iktidarın yanlışları karşısında halkın sesine kulak verip onu dile getirecek maalesef bugün tek bir siyasi parti yok. Aslında hemen hemen hepsi İstanbul sözleşmesinden yana, geleceklerini Avrupa’da arıyorlar. ABD ile ittifak onlar için önemli. BM, DSÖ, IMF vazgeçilmezimiz.

5G’ye itiraz eden parti var mı? Ya da Starlink’e, Neuralink’e, Chip teknolojisine, HES’e karşı çıkan var mı, ya da aşıya. O kadar çok birbirlerine benziyorlar ki, peki niye bu kadar çok kavga ediyorlar o zaman. Tarım politikaları, dış politika konusunda birilerinin neden hiç sesi çıkmıyor?

Uluslararası sistemin vazgeçilmezleri konusunda aslında herkes uysal. Halkın gazını almak ya da kendi tabanlarına selam kabilinden sözler edilmiyor değil. Bu anlamda ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. 68 Kuşağı da ABD’ye küfrediyordu ama aslında o gün Amerikan âmâline hizmet ediyordu. Haklı eleştirileri de vardır. Ama o haklı eleştiriler, altın tas ve bal hükmünde olsa da asıl iş o bala karıştırılan zehirdeydi.

En iyi Amerikancı dil ile ABD’yi eleştirirken, perdenin arkasında el sıkışandır. Biden’ın attığı oltayı hemen yutanlar var ya, onlar yem de istemezler. Çünkü oltaya takılan balık yem istemez! ABD’ye Türkiye’yi şikayet etmek, ABD destekli ulusalcılık, solculuk CHP’ye de bu işe teşne STK’lara da Media’ya da hayır getirmez. Efendilerine hizmet edeceksen, önce büyük bir sadakatla onlara bağlanacaksın, sonra ülkede gelip kendini milli kahraman ilan ettireceksin. Ulusalcılarla, geniş halk kitlelerine sahip topluluklarla fotoğraf çektireceksin, sonra efendilerinin işaret ettiği bir politikacıya el altından destek verecek, ona uluslararası arenada siyasi ve mali destek sağlayacaksın. Bu destekleri alan Media ve STK’ları o kişiye destek için yönlendireceksin. Bu günün dünyasında işler böyle yürüyor. “Cilalı adam” devrini geçti, siber dünyanın “yeni normal”i böyle artık. Bize yemez yapmaz, yer yapmaz, yapar yer değil; yemez yapar adamlar lazım. Selâm ve dua ile.