Ağar'ı Laikçilik Yedi

Demirel, Yılmaz, Cindoruk ve Mumcu'dan sonra, "28 Şubat Süreci" ve "27 Nisan muhtırası"na destek veren Mehmet Ağar da partililerin gözyaşları arasında veda etti

Demirel, Yılmaz, Cindoruk ve Mumcu'dan sonra, "28 Şubat Süreci" ve "27 Nisan muhtırası"na destek veren Mehmet Ağar da partililerin gözyaşları arasında veda etti


AĞAR SİYASETE VEDA ETTİ
Seçim barajını aşmasına kesin gözüyle bakılan Mehmet Ağar, 27 Nisan bildirisiyle hizaya getirildi. Meclis’teki Cumhurbaşkanlığı oylamalarına, DP camiasının önde gelenlerinin “silinirsin” uyarılarına rağmen katılmayan Ağar, “CHP’nin kuyruğuna takılmanın” bedelini ağır ödedi... Ağar, "28 Şubat süreci"ne de büyük destek vermişti. 22 Temmuz’da yüzde 6’nın altında kalan Ağar, siyasete dün gerçekleştirilen DP kongresiyle, gözyaşları arasında veda etti. REFAH-Yol hükümetindeki İçişleri Bakanlığı görevinden Erbakan’ın Libya gezisinde yaşananları bahane ederek ayrıldığı günlerde tepki çeken Ağar, bir ara düzelen imajını yine militarizmin etkisiyle bozmuş ve darbecilere eklemlenmenin bedelini ödeyen politikacılar kervanına katılmış oldu.
Bir ara, barajı açık ara aşmasına kesin gözüyle bakılan Mehmet Ağar, dün gerçekleştirilen DP Kongresi’yle, partililerin gözyaşları arasında veda etti. Ayrılırken, “27 Nisan muhtırası siyaseti alt üst etti” diyerek kendi alt üst oluşuna da vurgu yapan Ağar’ın hazin sonu, 28 Şubat iradesine “kuyrukluk” eden diğer liderlerle birlikte değerlendirildiğinde ortaya son derece çarpıcı bir tablo çıkıyor. Bu tabloyu Vakit’e değerlendiren siyasi gözlemcilerin deyişiyle; “halka rağmen siyaset yapmaya kalkışanlar, sahneden tarihteki kara lekeler olarak çekilmek mecburiyetinde kalıyorlar”. İşte, “darbecilere kuyrukluk edenler” ve hazin sonları:
DARBECİLERE BAŞÇAVUŞLUK ETTİ!..
SÜLEYMAN DEMIREL: DP’nin ve merhum Menderes’in mirasını kullandı. Yıllarca “Çoban Sülü” imajıyla destek aldı. Zaman zaman, darbecilere sert çıkarak, İmam Hatip camiasını savunarak, YAŞ kararlarına cephe alarak puan topladı, bilhassa Nur cemaatinin desteğini aldı. Darbelere en fazla maruz kalan lider olarak, 12 Eylül sonrasında vatandaş desteği ile siyaset sahnesine dönen ve Başbakanlık koltuğuna oturma imkânını bulan Demirel, Özal’ın vefatıyla Köşk’e çıktı. Cumhurbaşkanı olduğunda gerçek kişiliğine tamamen dönen Demirel, darbeye destek verdi. Başörtülülerin, İmam Hatiplilerin, mağdur edilen milyonların karşısına geçti, 28 Şubat diktatörlerinin yanında yer aldı... Bir salonda toplanan 5-10 bin kişinin "9. Senfoni"yi dinlemesini, "işte çağdaş Türkiye" diye değerlendirdi. Hükümeti kurma görevini RP ile DYP’nin anlaşarak yeterli sayıya ulaşmış olmasına rağmen, darbecilerin adamı Mesut Yılmaz’a verdi. Bu tavrıyla Refahyol’un yıkılmasını hazırlayan Demirel, bu tutumunu sonraki dönemlerde de sürdürdü. Fazilet Partisi’nin birinci parti olduğu dönemde, tabansız Yalım Erez’e bile hükümeti kurma görevini verebilen Demirel, dönemin YÖK Başkanı Kemal Gürüz’ü, darbecilerin emirleri doğrultusunda yeniden Başkan olarak atamasından dolayı büyük tepki aldı. Sadece Yavuz Donat’ın köşesinden seslenme imkânını bulabilen bir “devre dışı politikacı” olarak yaşamını sürdürüyor.
ONBAŞI MESUT!
Mesut Yılmaz: Merhum Özal’ın “Hayatımdaki en büyük hatalardan biri” diyerek verdiği destekten dolayı pişmanlık duymasına sebep olan Yılmaz’ın ismi, özellikle 28 Şubat sürecindeki tutumundan dolayı “Onbaşı Mesut”a çıktı. RP’nin lideri ve dönemin Başbakanı Erbakan’ın “Aklını başına topla, gel darbecilere karşı birlikte hareket edelim” teklifini, hak etmediği başbakanlık koltuğunu ele geçirmek için reddeden Yılmaz, 28 Şubatçıların başta İmam Hatip katliamı olmak üzere bütün emirlerini harfiyen yerine getirdi. Dindarlara “yarasalar” hakaretinde bulunmaktan bile çekinmeyen Yılmaz, bu tavrından dolayı 3 Kasım 2002’de baraj altında kalarak cezalandırıldı. Bağımsız milletvekili olan Yılmaz siyasette neredeyse devre dışı.
KAVAKÇI’NIN AHI TUTTU
Bülent Ecevit: Darbeci İsmet İnönü’yü devirdi. 73 ve 77 seçimlerinde başarılı oldu. 12 Eylül rejimine direndi. Bütün bunlardan dolayı geniş bir sempati alanı oluşturan Ecevit, 28 Şubat süreciyle bambaşka bir politikacı oldu. 28 Şubat’a karşı çıkmadığı gibi Merve Kavakçı olayında Meclis’teki magandalarıyla birlikte kürsüye yürümesi, “Bu hanıma haddini bildirin” diyerek milletin temsilcisi olan Merve Kavakçı’yı hedef göstermesi, sonunu hazırladı. O da 3 Kasım 2002’de, yüzde 1’le baraj altında kaldı. Dünyayı, 28 Şubat’a kadar biriktirdiği itibarı tamamen sıfırlamış bir politikacı olarak terk etti.
PARTİ İÇİ MUHALEFETLE MÜCADELE EDİYOR
Deniz Baykal: 28 Şubat sürecinde, ismi Çevik Bir’lerle anılan Deniz Baykal, özellikle 27 Nisan muhtırasına sebep olan zemini oluşturmasından dolayı büyük tepki aldı. Sürekli olarak darbe kışkırtıcılığı yapan, Cumhurbaşkanlığı seçim sürecini darbecilerin arzusu doğrultusunda sonuçlandırabilmek için Anayasa Mahkemesi üyelerini “367 şartı geçmezse çatışma çıkar” diyerek tehdit etmekten bile çekinmeyen Baykal, anamuhalefet olarak DSP ile birlikte girdiği seçimlerden hezimetle ayrıldı. 3 Kasım 2002’de 178 vekil çıkartan CHP, şu anda sadece 98 vekile sahip. Bu vekillerin büyük bir bölümü de, Baykal’ın gitmesini talep ediyor.
CİNDORUK UNUTULDU
Hüsamettin Cindoruk: “Merhum Menderes’in avukatı olarak isim yapmıştı. DYP’nin emanetçi genel başkanıydı. 28 Şubat sürecinde, darbecilerin Meclis’teki uzantısı olarak görev yaptı. Demokrat Türkiye Partisi’ni (DTP) kurdu, DYP’den kopartılan vekillerle grup oluşturdu ve darbe hükümeti Anasol-D’nin “küçük ayağı” olarak darbe taşeronluğu yaptı. DP’nin başına geçmek için çabaladı, başaramadı.
GENÇ YAŞTA ISKARTAYA ÇIKTI
Erkan Mumcu: 28 Şubat sürecinde “Onbaşı Mesut” lakabını alan Mesut Yılmaz’la sürtüşmesinden dolayı ANAP’tan uzaklaştı. AK Parti’ye katıldı. 3 Kasım 2002 sonrasında Milli Eğitim Bakanı, Kültür ve Turizm Bakanı oldu. Başbakan Erdoğan’la anlaşmazlıklarından dolayı AK Parti’den ayrıldı. ANAP’ın başına geçti. Özellikle Grup konuşmalarıyla ve militarizm karşıtı söylemiyle kısa sürede ilgi odağı olan Mumcu’nun kimyası Cumhurbaşkanlığı tartışmalarıyla birlikte bozuldu. CHP’yle birlikte hareket etti, Cumhurbaşkanlığı Meclis oylamalarına katılmayarak, 27 Nisan iradesinin emrine girdiğini gösterdi. Mehmet Ağar’la DP çatısı altında birliktelik çabaları sonuç vermedi. Mumcu, genç yaşta “ıskartaya” çıkmış bir politikacı olarak yaşamını sürdürüyor.
ECEVİT’İ DESTEKLEMEK SONU OLDU
Tansu Çiller: 28 Şubat sürecinde darbeye direndi. Sonrasında, Meclis’te grubu bulunan en küçük partiler arasında yer alan DSP’ye “dışarıdan destek” vermek suretiyle, Ecevit’in önce azınlık hükümetinin, sonrasında da Anasol-M hükümetinin başbakanı olmasına zemin hazırladı. Bu tavrından dolayı cezalandırılan Çiller, sahneden baraj altında kalarak çekildi.
-----------
GÜZEL: BAŞÜSTÜNE ÇEKEN BİTER!..
Tabloyu Vakit için değerlendiren eski Devlet Bakanlarından Hasan Celal Güzel, şunları söyledi: “Mesut Yılmaz, statükocu, tembel, tutucu birisiydi. Ben ona ‘Mesut onbaşı’ ismini koydum. Fıkra fakiri Çiller tuttu ‘Şerefsiz Onbaşı’ diyerek işi karıştırdı. Asker ne derse ‘başüstüne komutamın’ dedi. Bir ara Çevik Bir’i elleriyle parmaklarıyla göstermeye kalktı da, rezil oldu. Bir politikacı bakımından son derece başarısız bir profildi.Türkiye’de darbelere en fazla maruz kalan, 1971’de şapkasını alıp gitmek zorunda kalan, 12 Eylül’de evinden alıp götürülen Demirel’in gerçek yüzü 28 Şubat’ta ortaya çıktı. Cumhurbaşkanlığında kalabilmek için elinden geleni yaptı. Darbecilerin yanında yer almanın mükafatını da, sahneden çekilmek mecburiyetinde kalarak almış oldu. Deniz Baykal, Hüsamettin Cindoruk, Erkan Mumcu, Mehmet Ağar… Halktan kopuk siyaset yapılamayacağını ibretlik örneklerle sergileyen isimlerdir.”
-------
ERGİL: TAŞERONLUK YAPANLAR BİTER
Siyaset Bilimci Prof. Dr. Doğu Ergil, “Halk için siyaset yapmak yerine, devletin taşeronluğuna soyunan siyasetçiler birer birer yok olmaktadır” dedi. Devlet üzerinden siyaset üretme döneminin kapandığını vurgulayan Ergil, “Halka dayanan ve ihtiyaçlarını karşılayanlar kazanmaktadır. Millet için siyaset yapanlar kazanırken bunu kavrayamayanlar ise tasfiye olmaktadır. Halkın tarihsel, kültürel, dinsel ve sosyal özelliklerini tanımamak ya da devlete göre tanıyarak tepeden inmeci anlayışı beslemek siyasetin rengini değiştirmiştir. Toplumun ihtiyaçlarından hareket ederek değil, devleti esas alarak siyaset yapan aktörler eskiden yavaş yavaş, şimdi ise çok hızlı yok oluyorlar” diye konuştu. Siyasetin doğasına aykırı eylemlerde bulunan siyasetçilerin millet tarafından tasfiyesinin devam edeceğinin altını çizen Ergil, “Milletin bir arada yaşamasını sağlamak yerine kamplara bölmeye yönelik çalışmalara imza atan siyasetçiler artık bundan ders çıkarmalıdır...” dedi.

vakit

Güncel Haberleri

İŞGALCİ İSRAİL, BATI ŞERİA’DA 34 YENİ YERLEŞİM PLANINI ONAYLADI
İRANLI KOMUTAN MUSAVİ'NİN SON MESAJI ORTAYA ÇIKTI
Devrim Muhafızları küçük kız çocuğun isteğine kayıtsız kalmadı! Pembe füze...
Levent'teki İsrail Konsolosluğu yakınında silahlı çatışma: 2 kişi etkisiz hale getirildi
Levent Gültekin: İran, ABD'nin Yenilmez Olduğu Algısını Sarstı