Adisababa"ya veda

Abdurrahman Dilipak

Ve şimdi demir alma zamanıdır bu mekandan..
 
Ardımızda aç ve işsiz bir yığın insan..
 
İHH"nın yetim kampanyası çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz seyahatın son günündeyiz..
 
İHH"dan Osman Atalay, Kartal Anadolu İmam Hatip"ten Sedat Cankılıç, Harun Tüysüz, Eftal Çakır, Yeni Şafak"tan Aysel Yaşa, Sultangazi Seyyidan grubundan Mehmet Özmeşe, Hatice Özmeşe ve ben CDA"dan başkan Muhammed Ali Nediso, İHH koordinatörü ve Türkiye"de okuyan, Dr. İbrahim Yusuf Abubekir, Elektrik Mühendisi Tamam Taha ile birlikte 5 dolu gün..
 
Sanırım bu insanlara en iyi yardım, para, yiyecek, giyecek getirmek değil.. Sadece hayvanları keneden korumayı öğretin, derisini yüzmeyi, etini ve sütünü işlemeyi öğretin, derin işçiliğini öğretin, Türkiye"den gelen yardımdan daha fazlasına sahip olurlar..
 
Köylüler Taş yontmayı, duvar örmeyi, ağaç işçiliğini, dokumayı, demir işçiliğini bilmiyorlar. Göçer bir hayattan yerleşik düzene geçerken her şeylerini kaybetmişler. 40 yıl süren monarşi, ardından sosyalizm tecrübesi ve şimdi de sosyal kapitalizmi deniyorlar..
 
Halkın % 85"i kırsalda yaşıyor ve asıl felaket orada.. Salgın hastalıklar, beslenme bozukluğu, sağlık hizmetlerinin yetersizliği en büyük felaket.. Her taraf yemyeşil ve her yerde su var, ama sağlıklı su kaynaklarına ulaşamıyorlar.. Temizlik yok. Suya ulaşamayınca temizlik de o kadar işte.. Yardım grublarının peşinden koşan aç insanlara kim kendi ayakları üzerinde durmasını öğretecek bilmiyorum..
 
Kuyuların çevresinde çamaşırhane ve banyo için ayrı bölümler yapılabilirdi ama o da yok..
 
Yani yapılacak çok iş var.. Ama önce bu insanları bu işin içine çekmek gerek.. Kuşkusuz yetim ve sağlık yardımı sürmeli ama en büyük yardım nihai ürün değil, meslek edindirmeye yönelik olmalı.. Hatta burada deri işçiliği yaptırıp, seralar kurup, buradan oluşturulan karla bu hizmetlerin görülmesi de mümkün..
 
Halı kilim, kumaş dokuması öğretilebilir bu insanlara. Pamuk da var yün de. Keçe, hasır da üretebilirler.. Derilerini işleyebilirler..
 
Kil var, tuğla kiremit de yapabilirler aslında. Bal üretimi yaygın hale getirilebilir..
 
Keçi var, kıl çadır yok.
 
Su yolunda ömür tüketiyorlar, neden arazörlerle belli merkezlere su taşınmaz bilmiyorum.. Yayalar uzun yollar kastediyorlar. Çok basit raylı sistemler ya da toplu taşıma yapılabilir.. Eşekler ve Hindistan"dan ithal ettikleri triportörler işlerini büyük ölçüde kolaylaştırıyor ama yetersiz..
 
Bu insanlara bisküvi değil, kazma kürek, mala, testere, rende gerek.. Esnaflık öğretmek gerek. Sanat öğretmek gerek. Kendi vidanlarımızı uyuşturmak değil, bu insanların derdine çare olmak istiyorsak yapmamız gereken bu..
 
Okullarında, günlük hayatta doğrudan işlerine yaramayacak bir sürü bilgi öğretiyorlar.. Onlar da önce şehre, sonra da bir yolunu bulup yurt dışına gitmenin hesabını yapıyorlar..
 
Dün güneydeydik.. Bir gölün kıyısında modern bir şehir.. Üniversitesi var. Turizm bölgesi. En fazla AİDS vakası buradaymış. Bir Etopyalı burada uzun süre kalan, içki ve eğlenceye düşkün olanların ülkelerinde dönüşlerinde mutlaka sağlık testinden geçmesini gerektiğini söylüyor. Gelir ve eğitim düzeyi yükseldikçe daha sorunlu oluyorlar demek ki! İntiharlar da şehirlerde, gelir ve eğitim düzeyi yüksek kesimlerde yaşanıyormuş..
 
Kırsalda aşiret kavgaları, şehirde ve sınır bölgelerinde terör var..
 
Ülke genelinde 500.000 civarında Falaşa kalmış.. İsrail"e gidenler ya ABD"ye gidiyorlarmış, ya da buraya geri dönüp, İsrailli şirketler için, Hollandalılar için toplamı binlerce dönümden oluşan dev seralar kuruyorlar. Çinliler büyük bir sanayi kompleksi kurmuşlar.. Tabi batılı bir çok yiyecek içecek markası burada var. Turizm çok hızlı gelişiyor. Ciddi bir otel açığı var..
 
Hıristiyanların büyük bir bölümü Ortodoks ve her yerde kiliseleri var.. Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında bir çatışma olmasa da ciddi bir rekabet var..
 
Bürokrasi büyük ölçüde ortodoksların elinde. Tabi ticaret de. Çünki Müslümanlara pek okuma fırsatı verilmemiş. Katolik okullarında okuyanların ise Hıristiyan olma şartı koşulmuş.
 
Bu trajedi en çok da Müslüman bölgesinde. Ama AİDS belası en az Müslümanları vurmuş. Bizimkilerin çocukları koleradan gidiyor.. Ötekilerin erişkinleri AİDS"den. 2,5 milyondan daha fazla kayıtlı AİDS hastası var. Gerçek rakamlar daha büyük.
 
Evet, işte böyle.
 
Selam ve dua ile..

yeniakit