Aslında insanoğlunun hayatındaki evreler bu şekilde isimlendirilmelidir; acizlik, firavunluk ve tekrar acizlik dönemi. Çünkü istisnasız hepimiz bu evreleri yaşarız.
Hayatımızın birinci merhalesi acizlik dönemidir. Farkında değiliz ama ana rahminden dünyaya gelinceye kadar belki sayısız ölüm ihtimali atlatmışızdır, yapabileceğimiz hiçbir şey yoktur. Doğumdan sonra çocukluk dönemi de başta anneler olmak üzere hep başkalarının merhametiyle hayata tutunmuşuzdur, bunu da tam olarak fark edemeyiz.
Evet, insanoğlu bu şekilde zayıf mı zayıf yaratılmıştır. Aslında bu şekilde yaratılışı insanın kendisi için büyük bir nimettir, tabii bunu idrak ederse.
Koskoca kâinat içerisinde bir buğday tanesi kadar cüssesi olmayan bir dünya, o dünya üzerinde sözü edilmeye değmeyecek kadar küçük bir varlık olan insan kuvvetli olsa ne yazar zayıf olsa ne yazar? Bir hiçten ibarettir.
Ama çok ilginç olan bir şey vardır ki, kâinat içinde bir hiç olan bu varlık bu kâinatın Rabbi tarafından muhatap alınıyor, kendisine hitapta bulunuluyor. Bu anlamda kâinatın efendisi konumuna yükseliyor.
Bir insan hayata kendisini tanıyarak ve tanımlayarak adım atar ve yönünü tayin eder. Kendisinin zayıflığını, acizliğini kabullenmek her şeyin başlangıcıdır. Kabul edecek ki çocukluğu, ihtiyarlığı, sakatlık ve malul durumları bir yana, kendisini en güçlü hissettiği devrelerinde bile zayıftır, zavallıdır, acizdir. Görünür görünmez her türlü tehlike karşısında daima hariçten bir destek ve takviyeye ihtiyaç duyar.
Bu gerçekleri görmeyen, görmezden gelen veya çabucak unutan insanoğlu için firavunlaşma dönemi gelmektedir. Bu dönem Kur’an’ın tabiriyle kendisini müstağni görme dönemi. Kendisinin kimseye eyvallahının olmadığını zannettiği, özellikle maddi açıdan, sıhhat açısından, mal mülk ve evlat zenginliği açısından yeterli gördüğü dönemdir.
Öyle ya, zavallı bir çocukken tuğyan edip tağutlaşamaz, ihtiyarlayıp eli ayağı tutmaz olduğu, dizlerinin dermanının kalmadığı, gözlerinin ferinin gittiği bir dönemde de kolay kolay azıp tuğyan edemez. Yani tekrar başa dönmüştür, zavallı çocukluk dönemini bir daha yaşayacaktır. İlk dönemde annesinin babasının merhametleriyle yaşamıştı, şimdi de çocuklarının ve torunlarının merhametine kalmıştı.
Rabbim bizleri firavunluk tehlikesine yakalanmadan, yani gençliğini en güzel bir şekilde değerlendirmeyi lütfeylesin!