ABD’nin bu “dost”luğunu (!?) unutmayacağız

Abdurrahman Dilipak

Unutmayacağız. Tamam, bu karar bizi üzecek, canımızı sıkacak, bizi hırpalayacak, bize zarar verecek, ama yakın gelecekte bu kararın ABD’ye maliyeti, yansıması çok daha büyük olacak. Ne kaybettiğini daha sonra arayacak ama o zaman olan olmuş olacak ve bunun geri dönüşü mümkün olmayacak. Bizse toparlanacak ve yolumuza devam edeceğiz, hem de daha güçlü bir şekilde. Her bayramda olduğu gibi bu bayramda da bize eziyet edecekler. Bundan sadistçe zevk alıyorlar. Tamam, elinizden geleni arkanıza koymayın. Elbet bir gün mutlaka yaptıklarınızın bedelini ödeyeceksiniz. Bayram sonrasına, yani Eylül başına kadar bu inatlarını sürdürürler, ama daha sonra bu gidişatın kendilerine de zarar verdiğini görecekler.. O zamana kadar doları daha da yükseltme hesabı yapıyor birileri. Yönetimi boğmaya çalışıyorlar. İçeriden birileri de “ABD ile inatlaşmayalım, anlaşalım, bizim etimiz ne, budumuz ne” diyecek. Direnmeyi “macera” olarak görmek, göstermek isteyecek. Aslında bu süreç Türkiye’ye, İslam ülkelerine ve dünyaya bazı gerçekleri daha iyi anlatabilmesi için çok önemli fırsatlar sunuyor. İşte Amerika budur! Madem ABD pervasızca bu adımları atabiliyor, biz de üslerin kapatılması da dahil, her türlü adımı atabiliriz. Bundan sonra kimse ABD’nin dostluğuna güvenemez. Ve Türkiye BRICS ve Şangay konusunda daha serbest hareket edebilir. Kötü komşu insanı kap-kacak sahibi yapar derler ya, ABD bizim için böyle bir kazanım sunuyor bize. Bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde Allah hayır murat etmiş olabilir.. Biz bilmeyiz, Allah bilir. Erzurumlu Hakkı’nın dediği gibi “Hak şerleri hayreyler, sen sanma ki gayreyler, Arif anı seyreyler, görelim Mevla’m neyler, neylerse güzel eyler”. “Domuzdan post, ABD’den dost olmazmış”. Bunu anlamak istemeyenler hariç herkes anlamıştır. ABD’nin Türkiye’ye karşı bu düşmanca politikası karşısında sevinenler ise gerçekten millet ve ülke düşmanlarıdır. Bu konuda medya, sermaye, siyaset, bürokrasi, STK ve sivil yurttaşlar olarak hepimize önemli görevler düşüyor. ABD’nin Siyonist, Evangelishlerine destek veren herkesi ve her kurumu boykot edelim. Sembolik olarak Coca Cola ve Marllboro en basiti. Dolara gelince dış ticaret yapanlar, ya da turistlere hizmet sunanlar, dolar kullanan ülke yurttaşlarına, internet üzerinden, kredi kartı üzerinden satış yapanlar hariç herkes bu konuda hassasiyet gösterebilir. Bu çerçevede bankalardaki dolar hesaplarını da kapatabiliriz mesela. Doları olanlar başka para birimine ya da altına çevirebilir paralarını. Bu olay, 15 Temmuz’un devamıdır. Bu oyunun arkasında kim varsa, Gezi’nin arkasında da onlar vardı. FETÖ’nün, PKK’nın arkasında onlar var! Türkiye’ye karşı emperyalist bir saldırıdır bu. Kapitalizmin meydan okumasıdır. Kriz devam ediyor. Singapur’da dışişleri bakanları arasında yapılan görüşmede bir ilerleme sağlanamadı ama görüşmelerin devam etmesi konusunda mutabakat sağlanmış. Görünen o ki, bu bilinçli bir kriz söz konusu. Bu kriz Kasım başına kadar devam edecek. ABD’de 6 Kasım 2018’de yapılacak kongre ara seçimleri adeta Trump için bir referandum anlamı taşıyor. Cumhuriyetçiler hem kongre, hem de Temsilciler Meclisinde üstünlüklerini koruma çabasındalar. Demokratlar ise en az birinde çoğunluğu elde etmek istiyorlar. Bu 2020 seçimleri için bir önemli. Bu ara seçimlerde 435 sandalyeli Temsilciler Meclisinin tamamı, 100 sandalyeli senatonun ise üçte birine tekabül eden 33 üye yenilenecek. Tabi bu süreçte Demokratlar, Trump aleyhine ellerinden geleni arkalarına koymayacak. Trump böyle bir zaman Yahudi lobisinin ve Evangelishlerin desteğine muhtaç. Ama bu lobilerinin desteğini almak için Türkiye’nin şahsında İslam dünyasını karşısına alıyor. Trump’ın bu akılsız çıkışı aslında İsrail içinde, Evangelishler içinde, Cumhuriyetçi Parti için de, ABD için de bir felakete dönüşeceğe benziyor. Trump ve partisi yağmurdan kaçarken doluya tutulacak. Trump için İsrail ya da Brunson sadece seçimde oy avlamak için oltasına takılan birer yem. Trump bunları kullanırken, bunlar da Trump’ı kullanacaklar. PKK, PYD ve FETÖ içerideki muhalif gruplar için bu durum eşsiz bir fırsat oluşturuyor. Bütün bunların faturası sonunda Trump ve ABD’ye çıkacak. FETÖ’cüler “doları nasıl 6 liranın üzerine çıkartırız”, onun çabasında. Onların evdeki hesapları böyle. PKK Türkiye’ye karşı elinden geleni arkasına koymayacak. Bu oyun, daha öncekiler gibi geri teper. Ama sanırım en azından bayram sonrasını beklemek gerek. Tabi HDP’nin, CHP’nin ve İyi Partinin önünde yerel yönetim seçimleri var. CHP ve İyi Partinin başında bir de kongre var. Onun için daha ihtiyatlı olacaklar. Onun için fazla bir şey yapamıyorlar. Tabi, Türkiye ABD’nin bu yaptırımlarına karşı eli böğründe beklemeyecek. Bu işten BRICS ve Şangay kârlı çıkabilir. “Kötü komşu” Türkiye’yi kap-kacak sahibi yapabilir. Bu işten en büyük kayıp vereceklerden biri de NATO olacaktır. Onlar tuzak kazmaya devam etsinler. Mekerallahu. Beştepe ise “Nerede kalmıştık” dercesine, ilk 100 günlük eylem/niyet planını açıkladı. 100 günde 400 proje hayata geçirilecek. Aslında üzerinde çalışılan 1000 projeden 600 ü daha masada. Bu projelerden 48’i savunma sanayii ile ilgili. Ambargo kararından sonra milli savaş uçağı projesi de öncelikli projelerden biri haline getirildi. Bunlar arasında lazer silahından uydu fırlatma projelerine, SİHA ve İHA’lar, roket ve füzelere, helikopter motoruna, mühimmat üretimine kadar birçok proje var. Ulaşımdan enerjiye, ekonomiden sanayiye, dış ticaretten şehirciliğe, dış politikadan savunmaya, eğitimden sağlığa, tarımdan teknolojiye, turizmden gençlik ve spora yok yok.. Onlar tuzak kazmaya, engellemeye, oyalamaya devam edecekler. Biz de yolumuza devam edeceğiz. Sonuçta bütün bu olup bitenleri gören, kapalı kapılar arkasında konuşulanları duyan, kalplerden, akıllardan geçenleri bilen, kadir-i mutlak ve hüküm sahibi olan bir Allah var! Ne gam! Selam ve dua ile. Yeniakit