ABD eliyle devrilen İmran Han’ın kardeşi konuştu: “Ölsem de boyun eğmem diyor”

Pakistan'ın önceki Başbakanı İmran Han, ABD'nin yönlendirmeleri sonucu iktidardan indirilmişti. O tarihten bu yana hapiste tutulan İmran Han, sağlık sorunları yaşıyor. Kardeşi, son gelişmeleri aktardı.

Pakistan'da Amerikan talimatıyla devrilerek Adiala Zindanı'nda ağır tecrit altına alınan devrik Başbakan İmran Han'ın kız kardeşi Aleema Khan; bağımsız gazeteci Dimitri Lascaris'e verdiği mülakatta, kardeşine yönelik "yavaşlatılmış siyasi cinayet" şüphelerini, kendisine sunulan "ülkeyi terk et" şantajlarına karşı verdiği tarihi cevabı ve Siyonist saldırganlığa karşı Pakistan halkının İran’a desteğini anlattı.

"Mursi Senaryosu" ve Zindandaki Karanlık Tıbbi Müdahaleler

ABD Dışişleri Bakanı Yardımcısı Donald Lu'nun, "Han'a karşı güvensizlik oyu başarılı olursa Washington her şeyi affeder, yoksa işiniz zor" şeklindeki doğrudan tehdidini içeren gizli belgenin bedelini ödeyen İmran Han, Eylül 2023'ten bu yana cezaevinde bulunuyor. Aleema Khan, kardeşinin 14 aydır 8x10 ebatlarında bir hücrede tutulduğunu ve ekim ayından bu yana diğer insanlarla bağının tamamen koparılarak yasadışı bir "tam izolasyona" maruz bırakıldığını belirtti.

Han'ın sağlığıyla ilgili ciddi endişelerini dile getiren Khan, kardeşinin gözünün arkasında aniden şüpheli bir kan pıhtısı oluştuğunu ve zamanında müdahale edilmediği için gözde yüzde 85 oranında kalıcı hasar meydana geldiğini vurguladı. Rejim tarafından sağlanan ve uzmanlığı belirsiz olan doktorların Han'a içeriği bilinmeyen enjeksiyonlar yaptığını belirten Aleema Khan, bağımsız doktorların bu duruma dair uyarısını şu sözlerle aktardı:

"Dünyanın dört bir yanından doktorlar, bu pıhtılaşmanın gıdasına katılan bir pıhtılaştırıcı içerikten kaynaklanmış olabileceğini söylediler. Kardeşim daha önce basına, tıpkı Mısır'ın devrik Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin hapishanede öldürülmesi gibi, mevcut rejim yetkililerinin kendisini öldüreceğini söylemişti. Bağımsız uzmanların onu muayene etmesine izin vermemeleri bu şüphelerimizi artırıyor."

Batı'nın Afganistan Stratejisine Tepki: "Bombalamak Terörü Besler"

Aleema Khan, İmran Han’ın sadece kendi ülkesinin ekonomik bağımsızlığı için değil, aynı zamanda komşu İslam coğrafyasının emperyalizm tarafından hedef alınmasına karşı da net bir duruş sergilediğini hatırlattı. Han'ın Batı'nın Afganistan işgali ve bölgeyi istikrarsızlaştırma politikalarına karşı yürüttüğü barış odaklı anti-emperyalist stratejiyi şu sözlerle ifşa etti:

"Afganistan'a saldırmaya başladıklarında kardeşim çok öfkeliydi. O ülkenin 50 yıldır acı çektiğini söyledi. Sırf bu mesajın medyaya ulaşması için bana ve kız kardeşime aynı sözleri defalarca tekrar ettirdi. Şunu vurguluyordu: 'Afganistan'ı hiçbir neden yokken bombaladınız. Afganistan'ı bombalayarak terör çözümüne ulaşamazsınız, bu sadece onları kışkırtır ve terörü besler. Sınırlarımızda barışın tek çözümü, sınırın her iki tarafındaki (Afganistan ve Pakistan) yerel halkın ve iki hükümetin bir araya gelerek siyasi bir çözüm bulmasıdır.' İmran Han döneminde terörün neredeyse tamamen bitmesinin sebebi bu barışçıl ve bağımsız yaklaşımdı."

Şantajlara Ret: "Ya İstiklal Ya Ölüm"

Göstermelik davalar ve anayasal değişikliklerle yargı sisteminin bir "hükümet departmanı" haline getirildiğini ifade eden Khan, İmran Han'a defalarca "ülkeyi terk etmesi ve birkaç yıl sessiz kalması" karşılığında serbest bırakılma teklifleri götürüldüğünü açıkladı. Ancak İmran Han, bu emperyalist dayatmayı kesin bir dille reddetti.

Kız kardeşinin aktardığına göre İmran Han, maruz kaldığı tecrit ve baskıya rağmen halkına şu tarihi mesajı gönderdi:

"Zorbalığa asla boyun eğmeyeceğim, gerekirse zindanda ölürüm. Bütün halka gidin ve söyleyin: Vakit, 'ya istiklal ya ölüm' vaktidir. Eğer bugün bu tiranlığa karşı ayağa kalkmazsanız, sadece siz değil, çocuklarınız da onların çocuklarının kölesi olacaktır."

Rejimin bu mesajlardan duyduğu korku nedeniyle aile görüşmelerinin kısıtlandığını belirten Aleema Khan, "Ondan bu kadar çok korkuyorlar çünkü onun zindandan çıkabilecek tek bir kelimesinin bile kitleleri harekete geçireceğini biliyorlar." ifadelerini kullandı.

Pakistan Halkının "İran ve Gazze" Duruşu

Röportajda, mevcut İslamabad rejiminin Suudi Arabistan ile askeri koruma anlaşmaları yapması ve ABD eksenine entegre olmaya çalışması da gündeme geldi. Siyonist İsrail'in Gazze'deki soykırımı ve sonrasında İran'a yönelik saldırganlığı karşısında Pakistan halkının nerede durduğu sorusuna yanıt veren Aleema Khan konuyu şu sözlerle özetledi:

"Gazze’de olanlar ve sonrasında İsrail'in İran’da bir okulu bombalayarak 160 küçük çocuğu katletmesi insanlık dışıdır, bu tam anlamıyla bir savaş suçudur. Bütün Pakistanlılar, dünyanın geri kalanı gibi bu soykırım karşısında derin bir öfke içindedir. ABD'nin desteğiyle İran'a saldıran İsrail'e karşı bölge halklarının tavrı nettir. Pakistan halkına sorarsanız, onlar amasız fakatsız bir şekilde kurbanın, yani İran'ın yanında duracaklardır. İnsan olan herkesin kalbi, o bombaların altında can veren çocuklarla birlikte atmaktadır."

Amerika Haberleri