Yasir Sa'd
Siyonist işgal devleti, Filistin'de zalim politikalarını ve haksız uygulamalarını zorla kabul ettirme yolunda birçok stratejik araca sahiptir ve bunları hakimiyet kurmak, karmaşa çıkarmak, istila etmek, kaynakları çalmak ve insanları aşağılamak için kullanmaktadır. İşgal devleti, Washington'un ve diğer devletlerin verdiği en gelişmiş ve en öldürücü silahlarla donatılmış ordusuyla Arap ülkelerinden daha üstün durumdadır. Ayrıca bilim ve teknoloji alanında Arap ülkelerini çok geride bırakan işgal devleti kendisi de silah üretmektedir. İşgal devleti bunun yanında, kolları dünyanın her köşesine uzanan dev bir medya ağına sahiptir. Yine ek olarak, geniş ilişkiler ve çıkar ağına ve lobilere sahiptir. Cinayetleri ve katliamları meşru eylemler ve belli bir gerekçesi olan davranışlar olarak gösterebilir. Uluslararası kararları elinde bulunduran devletlerin kamuoylarında birçok insanın gözünde kurbanı teröriste dönüştürebilir.
Fakat medyadaki açılım çağı, iletişim devrimi, İsrail güçlerinin 2006 yılında Lübnan'da başarısız olması, daha sonra da Gazze'de çatışan taraflar arasındaki büyük farka ve güç dengesindeki orantısızlığa rağmen hedeflerini gerçekleştirememesi işgal devletini büyük bir krizin ve açmazın içine sokmuştur. İşgal güçlerinin Gazze'de uyguladığı vahşet ve Gazze Şeridi'nde kadınlara ve çocuklara uyguladığı haksız abluka, Siyonist işgal devletini dünya halklarının gözü önünde rezil etmiştir ve dünya halklarının kurbanlara büyük bir sempati duymasını sağlamıştır. Bu duygular, İsrail'i boykot ve Gazze'ye uygulanan ablukayı kırma çağrılarına dönüşmüştür.
Bütün bu gelişmeler ve değişimler Abbas'ı ve yönetimini işgalcinin en önemli seçeneklerinden ve stratejik araçlarından biri haline getirmiştir. Bu adamın ve yönetiminin bölgede işgal devletine ve projelerine yaptığı büyük hizmetlere paha biçilemez ve alternatifi yoktur. Doğrudan veya dolaylı müzakerelerden bahsetmek, uluslararası toplum ve kurumlar önünde işgal devletinin barış istediğine dair yalancı şahitlik yapmaktır. Gerçekte işgal devleti emrivaki politikası uygulamakta ve Filistinlileri baştan beri tam olarak verilmeyen ve uluslararası toplumun kabul ettiği haklarından dahi mahrum etmektedir. Ayrıca işgalciyle yapılan anlamsız müzakereler, cinayetlerini örtme imkanı vermekte ve gerek Yahudi yerleşim birimi inşası ile ilgili olsun, gerekse Kudüs'ün Yahudileştirilmesi ve Mescid-i Aksa'nın yıkılması planlarını tamamlaması için zaman işgal devletine kazandırmaktadır.
Abbas ve yönetiminin işgalciye hizmet olarak anlayışları değiştirmesi ve Filistin sabiteleriyle oynaması daha önce görülmemiş bir olaydır. Şu anda müzakerelerin eksenini Kudüs, topraklar veya mültecilerin dönüş hakkı değil Yahudi yerleşim birimi inşasının geçici bir süre dondurulması oluşturmaktadır. İşgal devleti bundan dolayı da, taraflı davranan ve işgalcinin cinayetlerini ödüllendiren Washington'dan büyük övgü almaktadır.
Direnişe karşı savaşmak ve direnişçilere zarar vermek, direnişin Filistin halkının çıkarlarına zarar verdiğini öne sürmek ve direniş eylemlerini "aşağılık" olarak nitelendirmek, El-Aksa Tugayları'ndan birçok direnişçiyi işgalcinin bekçileri ve işgalciye karşı direniş hakkına bağlı kalan yaşıtlarının cellatları haline getirmek yine işgalcinin stratejik bir başarısı sayılır. Kutsal, dini ve tarihi boyutlarıyla Filistin davasını ekonomik bir meseleye indirgemesi de bu başarıya eklenmektedir. Filistin sorunu, ekonomik yardımlar, aylık maaşlar, içi boş icraatlar ve bunlara ek olarak futbol, müzik ve dans sanatları haline getirilmiştir.
Filistin Özerk Yönetimi'nin Goldstone Raporu'nda ve benzerlerinde olduğu gibi uluslararası platformlardaki tavırları, işgal devletini insan hakları ihlallerinin gereğiyle karşı karşıya kalmaktan korudu. Mültecilerin hakları konusunda verilen büyük tavizler, mültecilerin davasının realiteye aykırı olarak görülmesi, İsrail'in çıkardığı kargaşaya ve Filistin Özerk Yönetimi'ne attığı siyasi tokatlara rağmen Abbas'ın söylediğine göre başarı oranı yüzde 1 dahi olsa tek seçenek olarak müzakerelerin benimsenmesi; bütün bunlar Siyonist işgal devletini daha çok azgınlaşmaya, daha çok toprak gasbına ve güpegündüz gerçekleştirdiği suikast operasyonlarıyla direnişçileri hedef almaya teşvik etmiştir.
Abbas'ın yıkıcı tavizlerinden sonuncusu, Yahudi yerleşim birimi inşasının geçici olarak durdurulması karşılığı İsrail'in Yahudi devleti niteliğinin kabul edilmesi konusunda Netanyahu'nun Filistin Özerk Yönetimi'ni aşağılayıcı önerisine verdiği cevap olmuştur. Bu konuda deney balonunu ilk önce Abdurabbih ortaya atarak, İsrail'in 1967 yılı sınırlarında bir Filistin devletini kabul etmesi halinde bu öneriyi kabul edeceklerini ilan etmiştir. Abbas, daha sonra bunu Filistin Özerk Yönetimi'nin Filistin davasının sabiteleriyle oynama ve kavramları aşamalı olarak değiştirme üslubuna uygun bir şekilde yalanlamıştır.
Abbas, Finlandiya Cumhurbaşkanı Tarja Halonen ile Ramallah'ta gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Filistin Özerk Yönetimi'nin 1993 yılında karşılıklı tanıma adı altında İsrail devletini tanıdığını söyledi ve "Bugünkü tavrımız şu: Biz İsrail'i tanıyoruz. İsrailliler bunu değiştirmek istiyorlarsa, Birleşmiş Milletler'i ve uluslararası toplumu muhatap almalılar. Çünkü bu konu bizimle ilgili değil" dedi. Oysa İsrail'in Yahudi devleti niteliğini kabul etmek, tarihi Filistin topraklarından verilen tavizin ardından Filistinli mültecilerin haklarından taviz vermek ve 1948'de işgal edilen topraklarda yaşayan Filistinlilerin tehcirine zemin hazırlamak demektir. Bütün bunlar da Abbas'ı ilgilendirmiyorsa, acaba Abbas'ı ilgilendiren ve zihnini meşgul eden şey nedir?
Asılsız kuruntular ve hayal karşılığı verilen tavizler ve oldukça aşağılık tavırlar. Abbas ve yönetimi işgal devleti için, Netanyahu ve Lieberman için ne ifade ediyor? Bana göre, işgalcinin stratejik savaş aletlerinden en büyüğünü ifade ediyor. Hatta, İsrail'in herhangi bir pazarlıkta nükleer silahından dahi vazgeçebileceğini fakat kendisine çok büyük hizmetler sunan ve ağır tavizler veren Abbas'tan vazgeçemeyeceğini söylesem mübalağa etmiş olmam!
fiem
Abbas... İşgalcinin Stratejik Sermayesi
Siyonist işgal devleti, Filistin'de zalim politikalarını ve haksız uygulamalarını zorla kabul ettirme yolunda birçok stratejik araca sahiptir ve bunları hakimiyet kurmak, karmaşa çıkarmak,
Güncel Haberleri
Levent Gültekin: İran, ABD'nin Yenilmez Olduğu Algısını Sarstı
Bütçeyi festivale değil vatandaşa ayırın
İran'ın denizaltıları Hürmüz Boğazı'nı nasıl kontrol ediyor?
İran Kuş Avlar Gibi Helikopter ve Uçak Düşürüyor!
İran İle Fransa Anlaştı! İran'dan Diplomasi Dersi!