“6’LI MASA”DAKİLER, HAVANDA SU DÖĞERKEN

Abdurrahman Dilipak

“6’LI MASA”DAKİLER, HAVANDA SU DÖĞERKEN

Hatırlayalım, 12 Aralık 2025 Erdoğan-Putin görüşmesi sırasında Odessa/Chornomorsk Limanı’nda demirli Türk şirketi Cenk Ro-Ro’ya ait Panama bayraklı “CENK T” adlı yolcu/yük gemisi İskender tipi balistik füze ile vuruldu. Bu ilk değildi, son da olmadı. Daha sonraki günlerde benzer, MT VIVO gemisi’ne yapılan saldırı gibi İHA saldırıları rapor edildi. Hatta İHA sınır ihlalleri oldu ve bu İHA’lar, Balıkesir, İzmit, Çankırı’ya kadar geldi. Bu 3.sü F16 ile vuruldu. 10-11 Kasım gibi Bakü’den dönmekte olan Türk Hava Kuvvetleri’ne ait C-130 askeri kargo uçağı düştü. Bu arada bazı sanayi tesislerinde yangınlar çıktı.

23 Aralık 2025 Salı akşamı lokal saat 20:17’de Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan Trablus Mitiga Havalimanı’na gitmek üzere havalanan Falcon 50 tipi, Malta kayıtlı özel jet düştü ve yolculardan kurtulan olmadı. Uçakta Libya Gen. Kurmay Başkanı Libya Kara Kuvvetleri Komutanı, Libya Savunma Sanayi Başkanı, Genel Kurmay başkanı danışmanları vardı. Ayrıca 2 Fransız pilot ve bir Yunan hostes. Bir anda Aralık sonuna doğru DAEŞ operasyonları başladı ve çıkan çatışmada 6 silahlı DAEŞ elamanı öldürüldü. 3 can kaybının yaşandığı operasyonda 8 polis ve bir bekçi yaralandı.

Suudi Arabistan Yemende BAE’ne aid, bölgedeki BAE paralı askerlerine silah ve mühimmad taşıyan bir konvoyu vurdu.

Yahudi bir haham cemaatı’na şu “müjdeyi” veriyor: “yahudiler kitapta zikredilen toprağın tamamına yerleşecekler. Nil’den Fırat’a kadar. Sadece Gazze, Yahudiye ve Samarya değil, Lübnan’ın tamamı, Türkiye, Suriye, Ürdün ve Mısır’ın bir kısmı. Mesih geldiğinde her yahudi’nin yahudi olmayan 2800 kölesi olacak.” Sadece Siyonistler değil, Bir çok Evengelik kilisesi mensubu da aynı şeyi söylüyor.

Buyurun, bölgeden bir de şöyle bir haber geliyor: Husi güçleri komutanı: “Birleşik Arap Emirlikleri bizden Neom’u (Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz kıyısındaki Tebuk’ta inşa ettiği 500 milyar dolarlık fütüristik mega proje) bombalamamızı istedi ve operasyonun tüm masraflarını karşılayacaklarını söyledi.” Bu arada Pakistan da “ucuz asker deposu” olarak, ABD’nin sağladığı destekle Suudi Arabistan’ın bölgede muhtemel operasyonlarında Riyad yönetiminin yanında olacak. ABD bu arada İrana karşı Hindistan’ı, İsrail’in yanında konumlandırıyor. Anlayacağınız oyun büyük.

Kushner-Dahlan senaryosunda hangi ülkeler vardı: ABD başta olmak üzere Suudi Arabistan, Mısır, BAE, Ürdün, Katar ve tabi İsrail. Yedektekiler: Türkiye, Endonezya, Pakistan. Türkiye, Kushner-Dahlan senaryosundaki çözüm olarak gösterilen Kukla Filistin devletinin Garantörü olacak. Zaten BOP eş başkanı ve stratejik ortak olarak ABD’nin yanında duruyor. Projenin görünmeyen yüzü Chabat hem Kıbrıs’ta var, hem Bakü’de. Chabat’ın bölge merkezi de İstanbul.

Gazze barış’ı (!?) na giden yolda ateşkes sürecinde, Trump’ın 2025 planı kapsamında “masa”daki ülkeler ABD’liderliğinde Katar, proje finansmanı ve Hamas ile en yakın temas için masada tutuluyor. Mısır İK, Gazze girişinin kontrolü için ve Sina, Suveyş Kanalı, Şarm el Şeyh’in dini ve siyasi, iktisadi yönden bölgesel önemi açısından Afro Arab bir ülke olarak projede ayrı bir yönü var. Coğrafi yakınlık nedeniyle kritik, Şarm El-Şeyh zirvelerine ev sahipliği yaptı. Türkiye süreçte, ABD nin yanında garantör ve arabulucu olarak, İslam, Arab ülkelerini ikna konusunda önemli bir figür.

Bu yapım içinde bir de “ABD, Katar, Mısır, Türkiye” den oluşan, kriz durumunda çözüm için çağrılan 4’lü çekirdek grup var. Genişletilmiş Katılımcılar ve Destekçiler’den oluşan “görev gücü”nde şu ülkeler var: BAE, Fransa, Ürdün, Suudi Arabistan ile Kıbrıs bağlantılı, Tony Blair üzerinden İngiltere var. Ayrıca 13 Ekim 2025’de yapılan Şarm El-Şeyh barış zirvesine 30’dan fazla ülke ve BM, AB, Arab birliği, İslam İşbirliği Konferansı gibi örgütler katıldı. Ülke olarak ise FKÖ, Almanya, İtalya gibi ülkeler de bu sürece destek veriyorlar

İsrail ile Yunanistan arasında Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin katılımı ile sık sık ortak tatbikatlar yapılıyor. Hatta buna Hindistan da katılıyor, Katar da BAE’de. İsrail 2025’in son günlerinde BEA ile ortak savunma işbirliği anlaşması imzaladı. Bu üçlü, Noble Dina (İsrail öncülüğündeki deniz tatbikatı) 2026 da yapılacak tatbikat için şimdiden hazırlıklara başladılar. Tabi bu arada silahlandırılması yasak olan adalar, bu koalisyon tarafından ABD desteğinde silahlandırıldı. Adaların kara suları da gündeme gelecek olursa ve tabi Yunanistan kara sularını 20 mile çıkartırsa, Türkiye Ege denizinde balık bile avlayamaz, ancak Egeyi plaj olarak kullanır. Yunanistan’ın yapacağı Iniochos büyük hava tatbikatına İsraille birlikte ABD, Fransa, Mısır, Suudiler, Fransa, Hindistan, Katar, BAE’nin de aralarında bulunduğu 10 ülke katılacak.

Orgeneral Çevik Bir, BM Somali Barış Gücü (UNOSOM 2) Komutanı olarak 1993 Nisan/Mayıs aylarında göreve başladı ve 1994 Ocak ayına kadar bu görevde kaldı. 3-4 Ekim 1993 Mogadişu Çatışması (Black Hawk Down olayı) onun komutanlığı döneminde gerçekleşti. Görev sonrası prestiji yüksekti ve Genelkurmay’a döndü. 18 Amerikan askeri ve olaylar sırasında yüzlerce Somalilinin hayatını kaybettiği olayın hikaye edildiği “Kara Şahin Düştü” (film Black Hawk Down) filmi bu olayı anlatır. Bu film ile dünya Somali’deki trajedi ile tanışmış oldu.

Bizim Somali ile ilişkimiz 14.-16. yüzyıllarda Adal Sultanlığı ve Ajura İmparatorluğu ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki ticari, askeri ve dini açıdan kardeşlik ilişkilere dayanır. Habeşistan-Adal Savaşı’nda (16. yüzyıl) Osmanlı, Adal Sultanlığı’na destek vermişti. 1979’da Türkiye, Mogadişu’da büyükelçilik açtı. 1991’de Somali İç Savaşı nedeniyle büyükelçilik kapanır; ilişkiler Addis Ababa üzerinden sürdürüldü. 1993’de Türk General Çevik Bir, BM UNOSOM 2 Barış Gücü Komutanı oldu.

18 Ağustos 2011: Dönemin Başbakanı Erdoğan eşi ve çocuklarıyla Mogadişu’yu ziyaret etti. 1 Kasım 2011’de Mogadişu Büyükelçiliği yeniden açıldı ve Türkiye Somaliye insani yardımda bulunmaya başladı. TİKA, AFAD, Kızılay, İHH, ve STK’lar üzerinden hastane (Digfer/Erdoğan Hastanesi), okul, altyapı (yol, köprü, liman), su ve elektrik projeleri’ne destek verildi. Türkiye-Somali ilişkileri tarihi, köklü bir geçmişe dayanan ve özellikle 2011’den itibaren stratejik bir ortaklığa dönüşen çok boyutlu bir ilişki modeli olarak tanıtıldı. 2017’de Türkiye’nin yurt dışındaki en büyük askeri üssü olan, 550 bin m²’lik bir alan üzerinde kurulu Mogadişu’da TURKSOM Askeri Eğitim Üssü (Anadolu Kışlası) açıldı. Somali ordusuna burada eğitim verildi. Eş-Şebab’a karşı merkezi hükümete destek verildi. 8 Şubat 2024: Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması imzalandı ve Türkiye’nin, Somali karasularını 10 yıl korumasına karar verildi. 2024-2025’te Oruç Reis gemisi Somali açıklarında, 4.465’km² lik alanda sismik araştırma yaptı. 2026’da sondajlara başlanacaktı. Hava alanı, liman inşaatına başlandı. 30 Aralık 2025’de Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Erdoğan’ı İstanbul’da ziyaret etti. İsrail’in Somaliland’ı tanıma kararına Ankara tepki gösterdi, kararı “gayrimeşru ve kabul edilemez” olarak nitelendirdi; Somali’nin toprak bütünlüğü vurguladık, o kadar. Bu ziyaret Somali ile diplomatik ilişkilerimizin 60. Yılına denk geldi. Ve bugün Somali 3’e bölünmenin eşiğinde!. Görüşmelerde terörle mücadele, ulusal birlik, enerji, savunma ve bölgesel gelişmeler ele alınmıştı. Yılın son günü yine geldi. Yine benzer temennilerde bulunuldu. Peki şimdi ne yapacağız! İsrail’le, Gazze’de Egede, Kıbrıs’ta, Doğu Akdeniz’de, Suriye’de, Lübnan’da, PKK konusunda karşı karşıyayız. Şimdi buna bir de Somali ekleniyor. Çünkü İsrail, Yemeni, Kızıl denizin girişini-çıkışını bütün olarak kendi kontrol etmek istiyor.

Libya ile münhasır bölge oluşturarak “Mavi Vatan” dedik, Libya bugün 3’e bölünmüş durumda. Mısır’da Mursi’yi destekledik, Rabia’yı savunuyorduk, bu gün Mursi’yi asan, Mısır Sisi tarafından yönetiliyor. Sudanla ilgili hayallerimiz vardı, Sudan önce Müslüman ve Hristiyanlar olarak ikiye bölündü, şimdi Müslümanların yaşadığı bölge de fiilen tekrar bölünmüş durumda. Yemen’de Yerel halk, BAE, Husiler ve İran, Suudi yönetimi elinde ülke bir yandan Gazze direnişine destek verse de, ülkede vekalet savaşları devam ediyor. Asırlardır Somali ile yakın temasımız var ve Somali, fiilen 3’e bölündü, Somaliland İsrail tarafından tanındı! Tabi, dünyada Somaliland’ı tanıyan başka bir ülke yok. Bu arada yavru vatan KKTC’de durum ortada. Orayı Chabat ve uyuşturucu, kumar ve Fuhuş mafia’sı ele geçirmeye çalışıyor.

Burada asıl soru şu 6’lı masa dediğimiz yapı ne yapıyor. İsrail Gazze’ye, sözde ateşkesten sonra 900 den fazla ihlal yapmış, 6’lı masadan ses yok. Gazze yeni bir saldırı gerçekleştirse, herhalde 6lı masayı hemen toplarlardı. UCM kararı ortada ama Netenyahu 3 ülke hava sahasını kullanarak Trump’la görüşmeye gidiyor, kimseden ses yok. Ne oluyor, nereye gidiyoruz. Trump Netenyahu görüşmesinde, Gazze’nin boşaltılması, Hamasın tasfiyesi, Kassam ve silahlı grubların silah bırakma şartı tekrarlandı. Öte yandan İsrail Suriye’ye, Ürdün’e, Lübnan’a karşı saldırılarını sürdürüyor ve kimsenin GIK’ı çıkmıyor. Sormak gerek, bu masa kime hizmet ediyor ve bizim orada ne işimiz var? Hala BOP’da ne işimiz var. Madem kararlarına uymuyorsunuz, AİHM’de ne işimiz var?

Asıl soru şu: Bütün bunlar olurken, İslam İşbirliği Konseyi, Arab Birliği, Afrika Birliği, DŞ, RCD bu gelişmeler karşısına ne yapıyor. Üstümüze ölü toprağı serpilmiş, kimsenin sesi çıkmıyor. Epstein dosyalarından mı korkuyorlar dersiniz. Evet, oltayı yutan balık yem istemez. Ölüler konuşmaz. Siz ölmüşsünüz, Selam ve dua ile.

mirathaber