28 Şubat davasının 19. duruşması bugün görülüyor. Dönemin Genelkurmay Harekat Başkanı Çetin Doğan'ın 2.5 gün süren savunmasını tamamladığı duruşmada bir müşteki duruşma salonundan çıkarıldı.
Duruşmanın sabahki oturumunda Doğan’a "Mütedeyyin İslam ile Siyasal İslam arasındaki fark nedir?" diye soruldu. Doğan, TSK'nın irtica algısı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu ve "Kimsenin namazına niyazına, camiye gitmesine karışmadık. İnsanların sahur saatlerini düzenledik. Hiçbir zaman iman ve itikata ilişkin şeyler söylemedik" diye konuştu. Bunun üzerine salonda bulunan müştekilerden Kerim Sümer ayağa kalkarak "Yalan söylüyorsunuz. Namaz kıldığım için 6 gün hapse girdim; suçum yoktu" diye bağırdı.
Sümer, sinkaflı sözleri üzerine güvenlik birimleri tarafından mahkeme heyetinin talebiyle salondan çıkartıldı.
Konuşmasına devam eden Çetin Doğan, "Batı Çalışma Grubu'nun kanunsuz işlem yaptığına ilişkin tek bir belge gösterin kendimi Kızılay Meydanı'nda yakarım. Toplumsal reaksiyonu BÇG üyesi olan 17 kişi yapmışsa, biz mucizeler yaratmışız" dedi.
"BÜTÜN GAZETELERİ OKUYACAK ZAMANIM DA YOKTU"
Avukat Beytar, Gazeteci İsmet Berkan'ın o dönemde yazdığı "Batı Çalışma Grubu ve Meleklerin Cinsiyeti" başlıklı yazıdan bazı cümleleri özetledikten sonra, "Bu yazıya ne diyorsunuz?" diye sordu.
Doğan, "Dönem içerisinde çok goygoycular çıkmıştır. Söylemediğimiz şeyleri gazetelere nakledenler olmuştur. Bu yazısından dolayı sayın Berkan'ı suçlamıyorum. Burada çalışan (BÇG) toplam 17 kişidir. İsmet Berkan ile ilgili 'Amma da abarttın' diye suç duyurusunda bulunmak benim görevim değil. Kaldı ki bütün gazeteleri okuyacak zamanım da yoktu" diye konuştu.
Müşteki avukatlarından Enis Günay, Refah Partisi'nin iktidara gelmesinden REFAHYOL Hükümetinin istifasına kadar geçen süreçteki önemli olaylara ilişkin, "Hepsi tesadüf mü, yoksa BÇG'nin etkisi var mı?" diye sordu.
Genelkurmay Harekat Başkanlığında emrinde çalışan Refah Partisi Milletvekili Turan Özçelik'in bir gün yanına geldiğini, beraber yemek yediklerini, konuştuklarını ve ne düşündüklerini anlattıklarını ifade eden Doğan şunları söyledi:
"BÇG 10 Nisan'da kuruluyor. Sizin bundan önceki süreçle nasıl bağlantı kurduğunuzu anlamadım. Siyasi iktidar kurtlar sofrasıdır, mücadele vardır. Partiler birbirlerinin açıklarını aramak için dalaşırlar.
O dönemdeki koalisyon iktidara geldikten sonraki olayları kronolojik olarak anlattım. Bunlar olduğunda Çetin Doğan ortalıkta değil, daha orkestra şefi değil. Biz düşman değiliz, kardeşiz. Aynı ülkedeyiz. Sizin dini inançlarınız olabilir. Saygı duyuyorum. Siz de benim inançlarıma saygı duyun. İnançlarınız uğruna dünyayı değiştirmeye, ülkeyi değiştirmeye kalkmayın. Sadece bu ülkeyi nasıl daha iyi yönetiriz, bunun üzerinde kalın. Hepimiz aynı şeyi istiyoruz. Tam bağımsızlığı, ülkenin gelişmesini istiyoruz. Farklılıklarımız olabilir. Ama eşeğin kendisi dururken, gölgesiyle savaşmayalım."
"NAMAZINA, NİYAZINA, CAMİYE GİTMESİNE KARIŞMADIK"
Doğan, Refah Partili bazı milletvekillerinin avukatı İsmail Aydos'un "(Mütedeyyin insanlara değil; siyasal İslama, İslam'ın siyasete ve ticarete alet edilmesine karşıyız) diyorsunuz. Mütedeyyin İslam ile siyasi İslam'ı ayırma yetkisi kimdedir?" sorusunu şöyle cevapladı:
"Bu konuda ayrım yapmak, kriter çizmek, şu kıyafet şöyle böyle olsun demek yetkisine ben sahip olmadığım gibi, kimse de değil. Buna anayasal kuruluşlar karar verir. Türban o dönemde üniversitelerde ve resmi kurumlarda yasak edilmiştir. Bunun dışında bir yasağı öngörmedik. Bir de pek uygulanmayan kıyafet kanunumuz vardır. Nelerin giyilmeyeceği kanunumuzda vardır. O dönemde ellerinde sopalarla kendilerini bir tarikattan sayanlar, bize göre irticanın tam kaynağıdır. Mütedeyyin insanları rahatsız etmemek için bir çalışma da başlamıştı. Ama benim dönemimde tamamlanamadı. Sonra ne oldu bilmiyorum.
Hiçkimsenin namazına, niyazına, camiye gitmesine karışmadık. Ancak silahlı kuvvetlerin mesai çizelgesine uyulmasını istedik. Oruç tutmak isteyenlere geniş tolerans verirdik. Ne yaptık? Sahur, oruç bozma, yemek saatlerini düzenledik. Çok samimi olarak söyleyeyim, 1960'lı yıllarda terhis olan askerlere mevlid okuturduk. Ama toplum öyle bir gerildi ki, gerilimin önüne geçilmesi için ne olması gerektiğini söyledim. Hiçbir zaman iman ve itikata ilişkin şeyler sorgulanamaz."
TEPKİ GÖSTEREN İZLEYİCİ DIŞARI ÇIKARILDI
Doğan'ın bu sözleri üzerine izleyici sıralarında bulunan Kerim Sümer adlı kişi "Namaz kıldığım için 6 gün hapse girdim. Yalan söylüyorsunuz" diye bağırdı.
Sanık yakınları ise Sümer'e, "Başka suçlarını söyle, başka suçlarını" dedi. Sümer, bunun üzerine, "Hiçbir suçum yoktu. Tertemiz görev yaptım" diye konuştu. Sümer, duruşma düzenini bozduğu gerekçesiyle salondan çıkarıldı.
"KENDİMİ KIZILAY MEYDANI'NDA YAKARIM"
Avukat Aydos, Doğan'a, "Bu dönemi birlikte yaşadık. Birbirimizi kandırmayalım, başımızı kuma gömmeyelim. Bizce mağduriyetlerin sebebi BÇG'dir. Garnizon dışında bütün sosyal hayata, okullara, camilere, şirketlere katıldınız. Ben, şerefli bir Türk vatandaşı olarak şerefle askerliğimi yaptım. Ben çok iyi biliyorum ki bir asker mevzuatta olmayan hiçbir şeyi yapmaz. Bu tasarruflarla ilgili bir mevzuat var mıdır?" sorusunu yöneltti.
Doğan, böyle bir mevzuat olmadığını ifade ederek, "Garnizon dışı dediniz, şirketler dediniz. Böyle olaylara müdahale ettiğimizi gösteren bir belge bulursanız, kendimi Kızılay Meydanı'nda yakarım" dedi.
Toplumun her reaksiyonunun BÇG'ye bağlanmaması gerektiğini söyleyen Doğan, "Birileri işten alınmışsa, Sincan Belediye Başkanı görevden alınmışsa bunu biz almadık. Onun hakkında suç duyurusunda bile biz bulunmadık. Toplumdaki her reaksiyonu 17 kişilik grubun yaptığınızı düşünüyorsanız biz mucizeler yaratmışız. Bir devri tartışmayın" ifadelerini kullandı.
Çetin Doğan, bir başka soruya verdiği cevapta, BÇG'den hiçbir el yazılı ve imzasız emir çıkmadığını söyledi.
Şevket Kazan'ın avukatı Yılmaz Bölükbaşı'nın "O dönemde iktidar olan Sayın Necmettin Erbakan'ın, Refah Partisi'ne karşı istihbarat birimi oluşturulması ve sivil toplum kuruluşlarının, basının yönlendirilmesi konusunda BÇG'ye talimat vermesi gerçekle bağdaşır mı?" sorusu üzerine Doğan, BÇG'de mahkemelerin ve basının yönlendirilmesi için bir bölüm olmadığını ifade ederek, bilginin yanlış olduğunu kaydetti.
"BAŞBAKAN, 'ÇEVİK PAŞA'YI ÇOK SEVİYORUM' DİYE MESAJ GÖNDERDİ"
Doğan, ardından, "Başbakan, 'Çevik Paşa'yı çok seviyorum' diye birkaç kez mesaj gönderdi. Bunu ayrıca ifade edeyim" dedi.
Cumhuriyet Savcısı Kemal Çetin, "Birçok subay ve astsubay TSK'yla ilişiği devrim yanlısı İslami görüş mensubu olmak, yıkıcılık, bölücülük gibi ağır ithamlarla kesilmiştir. Ancak neden savcılıklara suç duyurusunda bulunulmamıştır?" diye sordu.
Doğan, "BÇG'nin, TSK'dan ayrılan personelin işlemlerinde hiç yer almadığını" belirterek, şöyle devam etti:
"Buna ilişkin yönergeler vardır. Silahlı Kuvvetlerin ana prensiplerine uymayan personelin şura kararıyla ayrılması usul haline gelmiştir. Kim ağır ithamda kalmış, kim ne yapmış bilgim yok. Girdiğim bir şurada, astsubay olan bir kişinin imam olduğunu, binbaşı rütbesindeki bir kişinin de onun müridi olduğunun izah edildiğini biliyorum."
Savcı Çetin ile Doğan arasında ardından şu diyalog geçti:
Çetin: TSK'dan atılma konusu BÇG'nin 7 Nisan 1997 tarihli belgesinde geçiyor.
Doğan: Böyle bir belge yok.
Çetin: Yıkıcılık, bölücülük, İslami örgüt mensubu olmak gibi suç olarak kabul edilen bir tespit yapılmışsa, bu mutlaka adli yargı konusu yapılmalıydı.
Doğan: İddianamede yazılan konular yanlış, çarpıtılmış, eksik, yanlış yönlendirilmiş.
Çetin: Söylediğimiz konular atılan kişilerin şahsi dosyalarından alınmıştır.
Doğan: BÇG ile ilgisi var mı o belgelerin?
Çetin: Aktarılan bilgiler, tutanak haline getirilen kararlardan, onlar da şahsi dosyalardan alınmıştır.
Doğan: Bunun atılı suçla ne ilgisi var?
Çetin: BÇG belgelerinde irticaya karışan personelin temizlenmesinden bahsediyorum. Konu anlaşılmıştır.
Duruşmaya daha sonra öğle arası verildi.