21 Mayıs 1961’den, 13 Ekim 2015’e “yerli” ihanetler!

Hasan Karakaya

Dünkü Akit’in manşetinde okudunuz... “Türkiye’nin ilk yerli otomobili Devrim”in 23 mühendisinden bugün hayatta olan “3 kişiden biri” olanKemalettin Vardar, Devrim’in nasıl “boğulduğunu” şöyle anlatıyordu:

l“Türklerin otomobil yapamayacağı iddiası bir yanıltma.”

l“Devrim, ilk denemesinde Meclis’in önünde tekleyip durduğu için Cemal Gürsel dahil herkes, bize sırtını dönüp gitti.”

l“Bugüne kadar herkes tarafından kabul görmüş bir araç üretmemiş olmamızın nedeni sürekli birbirimizin ayaklarına kurşun sıkmamızdır.”

l“İnsanlar senelerce ‘Devrim projesinde çalıştım’ demeye korktu. Öylesine bir hücum ettiler ki neredeyse bizi vatan haini ilan edeceklerdi. Sebebi, bir milyon 400 bin liranın harcanmış olmasıydı.”

l“Türk tekniği, mühendisi ve kafasının bir otomobil yapamayacağını dillendirmek, bir korkutmanın, yönlendirmenin ve yanıltmanın sonucudur.”

“Devrim’in mühendisleri”ne sırtını dönen sadece “27 Mayıs Devrimi”nin cuntabaşı Cemal Gürsel değildi...

Devrim’e sırtını dönen, hatta sırtından hançerleyen “medya”yı unutmamak gerekir!..

O medya ki;

Bugünkü “yerli otomobil” için “Devşirme millî oto” ve “çakma çıktı”başlığını atan Hürriyetin “abi”leridir, “ata”larıdır ya da “ruh ikizleri”dir!..

Zihniyet, aynı zihniyet!..

27 Mayıs 1961’den, 13 Ekim 2015’e, değişen bir şey yok!..

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık tarafından 13 Ekim günü tanıtımı yapılan yerli otomobilin “prototipi”ne, hem “devşirme”, hem de“Millî Cadillac” diyen Hürriyet ne yapmak istiyor acaba?..

Merak ediyorum;

“Koç”lara, “Koyun”lara, “Öküz”lere ve Türkiye’nin kanını emen“vampir”lere olan “diyet borcu”nu mu ödüyor, yoksa Türkiye’ye;“otomobil” kılıflı “teneke yığınları”nı mı lâyık görüyor?..

Hem “Türkiye Türklerindir” diyeceksin, hem de “Türkiye’nin ürettiği yerli otomobil”e karşı çıkacaksın!..

Var bunda bir iş!..

Hem de, büyük bir iş!..

Bilmeyenlere hatırlatalım;

“Devrim’i de böyle boğmuşlardı!”

OTOMOBİLDEN ÖNCE UÇAK!

O halde, gelin; 27 Mayıs 1961’den, 13 Ekim 2015’e kadar geçen “54 yıl”da yaşadığımız “yerli” ihanetlerine bir bakalım...

Zaman zaman düşünmüyor değilim... 

“Türkiye, acaba Türkler tarafından mı idare ediliyor?”... Yoksa, “mutfakta biri” veya “birileri” mi var?.. 

Öyle sanıyorum ki; “Türkiye, Türklere bırakılmayacak kadar önemli bir ülke” diye düşünen birileri, bugüne kadar Türkiye’yi yönetmiş, Türkiye’ye“rol ve istikamet” çizmiş!.. O birileri her kimse; “Siz düşünmeyin, sizin yerinize biz düşünürüz!.. Siz yapmayın, biz yaparız” diyerek, Türkiye’yi hep“ithalat”a mecbur bırakmış, “yerli üretim” yapmasını hep engellemiş, Türkiye’ye hep “ihanet” etmiş!..

Türkiye o kadar engellenmiş ki;

“Yerli malı Türk’ün malı, her Türk onu kullanmalı” diye kampanya açanlar bile “ithalat baskısı”na maruz kalmışlar, “yabancı”lara sürekli boyun eğmişler!..

“İlkokul çocukları”na, “Yerli Malı Haftası” kutlatıp; “Yerli malı incir, kestane, portakal” yedirtmeyi “yerlilik” sayan zihniyet, ne yazık ki, “kendi uçağını” yapan ve hatta “ihraç” seviyesine gelen Nuri Demirağ gibi“müteşebbis”lerin önüne takoz koyan zihniyettir!.. O Nuri Demirağ ki; Türkiye’yi “otomobil”den önce “uçak”la tanıştıran “idealist bir işadamı”dır...

Demirağ’ları engelleyen “hain”lerin temsilcileri sadece “devlet yönetimi”nde, sadece “siyaset”te değil, maalesef “medya”da da vardır!..

Sadece “Devrim Otomobili” dersek, mes’ele kendiliğinden anlaşılır... Çünkü; “Yüzde yüz yerli Devrim otomobili”ni engelleyen ve Türkiye’yi“ithal otomobil”lere mahkûm eden, maalesef “medya”dır!..

“YERLİ ROKET” DE ENGELLENMİŞ!

Bunun “nasıl yapıldığını” biraz sonra ayrıntılarıyla anlatacağım... Ama önce, “yerli roket ve bazuka üretimi”nin nasıl engellendiğinden kısaca bahsedeyim...

Efendim;

Bundan 66 yıl önce, yani 1949 yılında, Yüksek Mühendis Topçu Albay Emin Bozoğlu, kendi imkânlarıyla “roket” ve “bazuka” yapar...

Bu, “ilk yerli imalat”tır!..

Deneme, “başarıyla” gerçekleşmiştir!..

Emin Bozoğlu, bu durumu bir raporla Genelkurmay’a bildirir... Raporun tarihi, 15 Ocak 1949’dur!..

Bozoğlu, özetle der ki;

“İmkân ve yetki verin, bu silâhların seri üretimine geçelim!”

Ne var ki;

Devreye “gizli bir el” girer ve maalesef “yerli roket ve bazuka imalatı”nın yapılmasını engeller!..

Tabiî, bu “gizli el”in kime veya kimlere ait olduğu asla öğrenilemez!..

Türkiye, bir defa daha;

“Silah ithalatı”na mecbur kalır!..

ERDOĞAN’IN TALEBİ

“Roket ve bazuka üretimi” meselesinde, devreye hangi “gizli el”lerin ve hangi “gizli emel”lerin girdiğini burada kesip, gelelim “Erdoğan’ın teklifi”ne...

Malûm; 20 Ocak 2011 tarihinde, yani bundan 4 yıl önce, TÜSİAD’ın Genel Kurulu’nda “Başbakan” olarak konuşan Tayyip Erdoğan, Koç Grubu’nayüzde yüz yerli araba üretme önerisinde bulunmuştu...

“Bu işi halledin” diyen Erdoğan şöyle devam etmişti sözlerine: 

“Geçen akşam Sayın Koç’a dedim, ‘Artık soyadınız gibi bir marka ile şurada biz yerli otomobilimizi üretelim ve dünyaya diyelim ki, bak bu da artık bizim otomobilimiz.’ Bunu sunalım, başaralım. Hepsi burada montajı yapılan otomobiller olmasın. Şu anda otomotiv sektörü içinde olan babalar burada... Bu işi halledin.”

Belli ki, “yerli otomobil” işi, Erdoğan’ın içinde bir “ukde”dir!.. Bu meseleyi“dert” edinmiştir... Yoksa, niye “yerli otomobil” istesin ki!..

Yine malûm ki;

Mustafa Koç, Erdoğan’ın teklifiyle ilgili olarak, “Biraz zor ama...” deyip, eklemişti:

“Görüldüğü kadar kolay bir iş değil amma elimizden geleni yapacağız!”

CHP, “YERLİ”YE KARŞI!

Çok enteresandır ki;

“Erdoğan’ın yerli otomobil talebi”nden en çok “rahatsız” olan CHPolmuştu... Dönemin CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, Erdoğan’ın talebi için; “Öneri gerçekten üzücü ve kaygı vericidir” diyor ama neden“kaygı verici” olduğunu açıklamıyordu... Tam aksine, Erdoğan’ın talebi ile“alay” ediyor ve bu teklifin “basit ve ucuz çözüm” olduğunu iddia ediyordu...

İyi de;

“Erdoğan’ın derdi, CHP’yi niye gerdi?”

Böyle bir teklifi, “ulusalcı” bir parti olan CHP’nin yapması gerekmez miydi?.. CHP gibi, “yerli” olduğunu iddia eden bir partinin, “yüzde yüz yerli otomobil” teklifine dört elle sarılması gerekmez miydi?..

Umut Oran, acaba “kimin sözcülüğü”nü yapıyordu ki, Erdoğan’ın teklifine karşı çıkıyordu?.. Bu tekliften, acaba niye “rahatsız” olmuştu?..

Yoksa, “Devrim düşmanları”nın günümüz sözcüsü müydü, onun için mi karşı çıkıyordu “yerli otomobil” teklifine?!?..

CHP’li Umut Oran’ın bu “yerli” karşıtlığını “tarihe not” olarak düşelim ve şimdi “Devrim Otomobili projesinin nasıl öldürüldüğü”nün hikâyesine geçelim...

DEVRİM’İ KİM HANÇERLEDİ?

Olayı, az-çok sizler de biliyorsunuz.

“Devrim” olayının özü ve özeti şu:

“Benzin bitti, imalat paydos!”

Ama, “ayrıntı”lar önemli.

“Devrim” projesinin sahibi sayabileceğimiz Y. Müh. Şükrü Er anlatıyor:

“Devrim adı verilen otomobil, TCDD Eskişehir, Ankara ve Sivas demiryolu fabrikalarının işbölümü ve işbirliği ile, projesi dahil dört adet prototip olarak, dünya rekoru sayılabilecek dört ay gibi kısa bir zamanda, 30 civarında mühendisin ve yardımcılarının gece gündüz çalışması suretiyle imal edilmişti.” 

Dönemin devlet başkanı Cemal Gürsel, müteşebbislere; “Memleketimize has bir binek otomobil motoru ve örnek bir yerli otomobil imal edilsin”talimatını vermiş... Bu sebeple, üretilen ‘Devrim’ otomobili Cemal Gürsel’in önünde denenmiş... 

Olayı ve ilk yerli üretim otomobilin başına geleni yine Şükrü Er’in anlatımından takip edelim: 

“29 Ekim 1961 sabahı, standartlara uygun yol tecrübelerine bile yeterli zaman bulamadan,iki Devrim, gardan TBMM’ye devlet başkanını almaya gitmişti. 

Rahmetli Gürsel’i alan Devrim’in 200 metre kadar gittikten sonra durması üzerine arkadan gelen ikinci Devrim’e binilmiş ve devlet başkanıAnıtkabir’e, oradan da Hipodrom’a Ankara sokaklarında halkın alkışları ve sevinç gözyaşları arasında Devrim’le gitmişti. Benzini biten Devrim, benzin ikmali yapılarak korteji takip etmişti...” 

Bu, o tarihî günde ne olduğunun proje sahibi mühendis tarafından doğru anlatımı. Ancak, Türkiye, şu günlere kadar, bu “doğru”yu değil, gazetelerin günümüze kadar yazıp durduğu “Devrim otomobili yolda kaldığı için projeden vazgeçildi” yalanını okudu hep. 

Şükrü Er, “Ne yazık ki” diyor, 

“Olayı açıklamak üzere birçok defalar basın toplantıları yapmama rağmen, basının ‘yerli araba yolda kaldı’, ‘Devrim 200 metre gidebildi’ gibi sloganlarla ve karikatürlerle verdiği idam fermanının imajını silmek mümkün olmadı.” 

Denemenin yapıldığı o gün kimbilir hangi hâin niyetlerle deposuna az benzin konulan ilk yerli üretim otomobilin durması, Gürsel arkadan gelen ikinci Devrim’e geçip turunu eksiksiz tamamlamış olsa bile,basın tarafından projenin öldürülmesi için yeterli bir görüntü oluşturmuş sizin anlayacağınız... 

Şükrü Er, aradan 38 yıl geçtikten sonra (1999 yazında) Eskişehir’e gidip depodaki Devrim’i yeniden gözden geçirmiş... 

“Araba çalışır durumdaydı ve zaman zaman kullanılıyordu” diyor...

VİCDAN MI, CÜZDAN MI?

O günün “medya”sı acaba hangi güdülerle Devrim’i doğmadan boğmakararı almıştı?

Böylesine hayatî bir konuda yalan yazıp Türk sanayiini dışa bağımlı hale getirmenin kapısını açanlar sonradan hiç vicdan azabı duydular mı acaba?

Evet, hiç “vicdan azabı” duydular mı?.. Yoksa onlar, yaptıkları “yalan haberler” karşılığında “cüzdan”larına giren “dolar ve mark desteleri”ne mi baktılar?!? 

Hadi diyelim ki;

“Medya”nın derdi “vicdan” değil, “cüzdan”dır; peki CHP’ye ne oluyor ki, 50 yıl sonra “yüzde 100 yerli otomobil” talebine karşı çıkıyor?.. 

Ama, “CHP’ye rağmen” ümitler yine de Tayyip Erdoğan’da!..

Baksanıza; ilk yerli “roket ve bazuka”yı imal eden, Türkiye’nin ilk yerli otomobili Devrim’i üreten ekibin başındaki isim olan Genelkurmay eski Genel Sekreteri Yüksek Mühendis Topçu Albay Emin Bozoğlu’nun oğluAtilla Bozoğlu 4 yıl önce diyordu ki;

“Siyasi düşünce olarak Tayyip bey’i kendime çok uzak bulurum. Ama şu var; bu gibi milli konularda Tayyip Bey çok iyi... Yerli arabayı yaparsa, bir tek Tayyip Bey yapar.”

Bu yazıyı yazdım ki;

“Yerli sevdalıları”nı ve “yerli düşmanları”nı çok iyi tanıyın!..

“Halk düşmanları” aramızda!..

“Terör örgütü”yle!..

“Muhalefet partisi”yle!..

Ve “medya”sıyla!..

“Koç”larıyla, “Öküz”leriyle,

“Doğan”larıyla, “Serçe”leriyle!..

Ama, ne dedi Bakan Işık;

“Devrim otomobili sabotajına bu defa izin vermeyeceğiz... Kararlıyız.”

Hadi, yolunuz açık olsun...

 **************************************************************************

O afiş Kandil’e yakışır... “Tecavüzcü PKK’lı” dolu Kandil’e!

Diyarbakır’daki HDP’li Yenişehir Belediyesi; “Çocuk Gelin Yoktur, Tecavüzcü Erkek vardır” diye bir “afiş” asmış ya, afişteki “iğrenç karikatür”olmasaydı; “yakıştı” diyecektim, “O afiş; tam da HDP’li belediyeleri ve PKK’yı anlatıyor!”

Malûm, 2013 yılında “HDP-BDP’li” Siirt Belediye Başkan Yardımcısı Abdüllatif Çekin, hem de “10 çocuk babası” olmasına rağmen, “13 ve 17 yaşındaki 2 kızkardeşe tecavüz”den tutuklanmıştı!..

PKK’lılar da, Kandil’e kaçırdıkları genç kızların “geri kaçmasını engellemek” için onlara “tecavüz” ediyor, sonra da karşılarına çıkıp diyor ki; “Artık kirlendiniz!.. Buradan kaçsanız da, yüzünüze bakan olmaz!”

Anlayacağınız; genç kızları kirleten “tecavüzcü erkek”lerin kimi HDP’li,kimi de PKK’lı!..

HDP’li belediyeler böyle “afiş”ler asıyor ki, “PKK’lı ve HDP’li uçkur düşkünlerinin tecavüzleri” konuşulmasın!..

Bana kalırsa; HDP’li belediye, kaldırmak zorunda kaldığı o afişi, götürsün“Kandil”e assın!..

Çünkü Kandil;

“Tecavüzcü PKK’lılar”la dolu!..

yeniakit