‘15 Temmuz Hıyaneti’nin 100 yıl önceki örneği

Selâhaddin Çakırgil

Dünkü yazıda, Dolmabahçe Sarayı’nda Osmanlı’nın tarih sahnesinden saf dışı oluşunun son 10 yılını da içine alan 1909- 1918 arasındaki Sultan 5. Mehmed Reşad döneminin enine boyuna irdelendiği, 2-4 Kasım günleri arasında sabahtan akşama kadar yoğun bir ilgiyle izlenen, 3 günlük bir sempozyumdan ve bu facialar dolu dönemin bugüne de yansıyan nice bünyevî rahatsızlıklarından bahsedilmişti.

Bugüne nasıl yansımasın ki, 600 küsur yıllık ve sonsuza kadar yaşayacağı sanıldığı için ‘devlet-i ebed müddet’ diye anılan bir büyük devleti 10 yılda uçuruma yuvarlayan (‘gençtürkler’ mânâsında fransızca ‘jeun-turc’) jöntürklerin) gerçekte ise, ‘böntürkler’in çöreklendiği ‘İttihad- Terakkî Cemiyeti’ (İTC), etkisini, bir takım askerî darbelerle dayatılan ‘ikon’laştırılmış isimler ve resmî ideoloji ilkeleriyle 100 yıl sonra hâlâ da sürdürüyor. 100 yılımızı rehine almış bir ihanet kumkuması..

O kadar ki, bu teşkilatın, 15 Temmuz 2016 Hıyaneti’ne kalkışan darbecilerin genel olarak çöreklendiği ‘F. Gülen Hareketi’ gibi toplumun her kesimine gizlice ve bir örümcek ağı gibi yayıldığı, yapılan gizli yeminler temeli üzerinde, ayrılmanın neredeyse imkansız hale geldiği ve sırların her ne pahasına olursa olsun fâş edilemeyeceğine ve edilen yemine riayet etmeyenlerin ölümle cezalandırıldıkları bir korkunç örgütlenme sözkonusu idi.

Söz konusu sempozyumda bir akademisyen tarafından belirtildiği üzere, bu korkunç örgüt, öyle Osmanlı’yı tarihe gömmekle kalmadı; daha sonraki İTC üyeleri de Devlet Başkanları olarak iktidarlarını 1960’a kadar sürdürdüler ve etkilerini- ilkelerini hâlâ da devam ettiriyorlar.

***

Evet, aynen böyle..

31 Mart Ayaklanması‘nda rolü olduğu yalanıyla ve o dönemde Elmalılı Hamdi gibi genç, ama etkili ve tecrübesiz ‘hoca’lardan alınan ‘hal’ fetvâlarının, Meclis-i Meb’ûsan’daki Selanik temsilcisi olan Emmanuel Karasso’nun da aralarında olduğu bir tuhaf hey’et eliyle Sultan’a tebliğ edilmesiyle, Sultan 2. Abdulhamîd’in iktidardan uzaklaştırılıp zayıf iradeli, 65 yaşındaki bir yaşlı şehzade olan Reşad’ın taht’a çıkarılması ve güyâ ‘hürriyet’ ilân edilmesinden sonra sosyal bünyenin dağılan şirâzesi ve özellikle Balkanlar’da başgösteren kavmiyetçi ayaklanmalarla yaşanan ve ağır bir yenilgiyle noktalanan Balkan Savaşı Faciası ve arkasından da, Alman emperyalizminin etkili propandasına kapılarak girilen Birinci Dünya Savaşı’nda alınan ağır yenilgi üzerine, İttihad- Terakkî liderleri (Enver-Tal’at ve Cemal Paşa’lar), İTC’yi feshetmişler, örgütün bütün mal varlığını da hukukî olarak yeni kurulan ‘Teceddüd Cemiyeti’ne devretmişler ve bir alman gemisi ile ülkeden kaçmışlardı.

Ama, İTC’nin A takımı kaçsa da B, C gibi kadroları bu yeni yapılanmanın içindeki yerlerini almışlardı. Evet, bu İttihadçı’ların 1923’den sonra da 1960’a kadar şahsen, ve hâlen de fikren ve ideolojik bir cereyan olarak etkili olmak için nasıl direndikleri üzerinde düşünülmeli..

***

Garblılaşma /Batılılaşma/ asrîleşmeadı altındaki bir yabancılaşma çılgınlığını devlete hâkim kılmak isteyenler elinde, ‘yaşlı ve hasta’ Sultan Reşad, bir oyuncak semboldür.. ‘Cemiyet (İTC)ne der, Tal’at ne der..’ diye sormadan bir inisiyatif kullanamaz.. Çünkü, Abdulaziz’in tahttan indirilip öldürülüşünü, onun yerine 5. Murad olarak taht’a geçirilen kardeşinin üç ay sonra indirilişini ve sonra da ağabeyi Abdulhamîd’in Selanik’de, bir yahudinin köşkünde hapsedilişini görmüştür.

Nitekim, o kadar etkisizdir ki, Berlin ve İTC’nin dayatmasıyla, Birinci Dünya Savaşı’na katılmak için Halife ünvanıyla ‘Cihad fetvası’ yayınlar. Sonu mâlum.. Sürgündeki Abdulhamîd’in savaşa girilmemesi için ulaştırdığı haberler kaale alınmaz. Alman İmparatoru’nun Müslüman olup, Hacc’a bile gittiği, ‘Wilhelm Hacı Muhammed, Mueyyid’ul İslam..’ diye anılmaya başlandığı propagandalar devrededir, artık..

Osmanlı’nın okumuş ve yönetici sınıfları, subayları, İngiliz veya Alman emperyalizmlerinin kıskacındadırlar. Savaşın sonuyla birlikte, İngilizci kanat kazanır!

(Konuya yarın da devam edelim, inşaallah..)

stargazete