1000 YIL UTANACAKSINIZ-VİDEO

Meclis Dikmen Kapısı önünde bir araya gelen kurumlar, “28 Şubat’ı unutmadık 1000 yıl utanacaksınız”, “28 Şubat’ı unutmadık kuklayı da biliyoruz kuklacıyı da” yazılı dövizler açtılar.

Bir Daha Asla 27 Mayıslar, 12 Martlar, 12 Eylüller, 28 Şubatlar ve 27 Nisanlar İstemiyoruz!
 
Ordunun, yüksek mahkemelerin, medyanın, bazı siyasi çevrelerin, büyük sermayenin ve bazı sivil toplum kuruluşlarının el ele vererek gerçekleştirdiği ve 1000 yıl süreceği iddia edilen 28 Şubat darbesinin üzerinden 14 yıl geçti. 28 Şubat darbesiyle ordu, dönemin seçimle işbaşına gelmiş olan hükümetini düşürdü. Darbeye giden yolda milyonlarca insan fişlendi. Bankalar hortumlandı. Kışlaya teslim olmaya giden er heyecanıyla merkez medya mensuplarının önemli kısmı ve hukukun bütün kurumlarının önemli mensupları emir komuta altına alındı. İş çevreleri yeşil ve dost olmak üzere iki kampa ayrıştırıldı. Siyaset dünyasının ve sivil toplumun önemli aktörleri de maalesef o süreçte darbecilere yataklık yaptı. Başörtülü öğrenciler darbecilerin şiddetine maruz kaldı, okul kapılarından içeri alınmadı, "ikna odalarında" baskıya uğradı, aşağılandı, dövüldü. Başörtülü kamu personeli mesleklerinden men edildi, sürgün edildi, kovuşturma geçirip adli ve idari cezalar aldılar. Meslek lisesi öğrencilerinin, o sene üniversite sınavına girecekler de dahil olmak üzere katsayı engeli ile istedikleri bölüme girmeleri engellendi.  28 Şubat darbesinin medya eliyle yarattığı ırkçı fırtına tetikçileri harekete geçirdi ve Akın Birdal'a suikast yapıldı.
28 Şubat, bir korku imparatorluğu yaratmayı hedefledi. Uğruna, özgürlüklerimizi askıya almamızı istedikleri bir korku imparatorluğu. Halkın aptal yerine konduğu, özgürlüklerin lağvedildiği, hukukun, siyasetin, medyanın ve ekonominin apoletlilerin egemenlik sahasına dönüştürüldüğü bir korku imparatorluğu.
Darbeciler; başörtüsü yasağını, faili meçhulleri, insanların kurşunlanmasını, ırkçılığı, askeri vesayetin sürmesini hep istediler. Suskun, sindirilmiş, bölünmüş, birbirine düşmanlaşmış bir toplum istediler.
 

Yüzlerce çocuğu müzelerde patlatacak kadar acımasız, camileri bombalayacak kadar gözü kara olan onlar, ellerini kollarını sallayarak darbe planları yapmaya, faili meçhul cinayetleri sürdürmeye, Meclis üzerinde baskı kurmaya, suikastlar planlamaya devam edeceklerini düşündüler. Planlar yaptılar. Girişimlerde bulundular, ama darbelere karşı çıkan toplumsal güçler, insan hakları mücadelesi verenler darbecilerin iştahını kestiler. 

Darbe tehlikesinin bir daha gelmemek üzere gündemden çıkması için darbe girişiminde bulunanların ve gerçekleşmiş darbelerin sorumlularının mahkemelerde hesap vermesi bir zorunluluktur. Nasıl ki Ergenekon gibi, Balyoz gibi teşebbüs halindeki darbe girişimcileri yargıda hesap veriyorlar ise, son anayasa referandumuyla yargılanmaları önündeki engel kaldırılmış olan 12 Eylülcülerin de mahkemelere çıkarılmaları gerekir. Bu konuda yargı sürecinin başlamamış olması bir hayal kırıklığıdır. Tıpkı 12 Eylülcüler gibi fiilen darbe yapmış olan 28 Şubatçı paşalar ve Süleyman Demirel de yargılanmalıdır.   
Darbelere hukuki dayanak olarak kullanılan TSK İç hizmet Kanununun 35. maddesi derhal değiştirilmelidir. 
Askeri harcamaların denetimine ve denetim raporlarının şeffaflaşmasına imkan verecek şekilde Sayıştay yasasında değişiklik yapılmalıdır.  
Darbenin bir insanlık suçu olduğuna dair kanunun derhal çıkartılarak darbecilerin zaman aşımından yararlanmalarının önü alınmalıdır.
 

AKV, ASDER, Başkent Kadın Platformu, DSİP , İHH, MAZLUMDER, MEKDAV, Özgür Eğitim Sen

 

 


 

 

 

 

 

Güncel Haberleri

İran İle Fransa Anlaştı! İran'dan Diplomasi Dersi!
İran, Amerikan F-35 savaş uçağının düşürüldüğünü açıkladı (FOTO)
İran’dan Hürmüz Boğazı'nın kullanımına ilişkin açıklama
Prof. Dr. Hasan Hüsrev Hatemi Vefat Etti!
Prof. Norman Finkelstein: Trump kandırılmadı; emperyalist takvimi hatırlayın