• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • Ankara 5 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Konya 9 °C
  • Antalya 16 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Erzurum 0 °C
  • İzmir 13 °C
  • Rize 11 °C

Usame'nin Şehadeti Sonrası Yeni Bir Küresel Savaşa Ne Kadar Hazırız..?

Nureddin Şirin

Tunus ve Mısır"da başlayıp Yemen, Bahreyn, Libya, Suriye"de sürmekte olan halk ayaklanmalarının bölgede oluşturduğu büyük şok dalgaların ardından, ABD Başkanı Obama"nın Beyaz Saray"dan Şeyh Usame Bin Ladin"in Pakistan"da Amerikan özel kuvvetleri tarafından şehid edildiğini açıklaması, çok büyük bir ihtimalle, Afrika ve Ortadoğu halklarının sürdürdüğü intifadaları bloke etmek, oluşan/oluşturulan yeni boşlukları ve açıkları, emperyalist politikaların lehine çevirmek noktasında Amerika"nın batılı müttefikleri ve siyonist rejim ile birlikte İslam dünyasına yönelik yeni bir harekata hazırlandığı intibaını vermekte.

Usame Bin Ladin, El Kaide hareketinin bir lideri olmasının ötesinde, bir simgesi ve ruhu mesabesinde idi. Bundan önce Amerikan saldırılarında El Kaide"nin birçok üst düzey lideri/komutanı Amerikan saldırılarında öldürülmüştü; ancak Usame Bin Ladin"in şehadeti, El Kaide tarafından, belki de “11 Eylül"leri aratacak misillemeleri"ne yol açacaktır.

Dünyanın değişik bölgelerinde bulunan El Kaide savaşçılarının, diğer bir ifadeyle, sarsıcı eylemler için emir bekleyen “uyuyan hücreler”in harekete geçip Amerikan ve Batılı hedeflere yönelik büyük saldırılar düzenlemesi, Amerika ve Batılı devletlerin kesin beklediği bir durum. Yani, ABD birinci rauntta Şeyh Usame"nin bedenini ortadan kaldırmış gözükse de, bunun ikinci raundunun El Kaide"nin çok sarsıcı misillemeleri şeklinde olacağına hiçbir kuşku yoktur.

Amerika"nın Şehid Usame için yapılacak “intikam operasyonları”nı göz ardı ettiği düşünülemez. ABD her ne kadar güvenlik önlemlerini artırsa ve alarma geçse de, El Kaide"nin ABD içinde ve dışında sarsıcı misillemelerinden kendini kurtaramayacağı bir gerçektir.

O halde, Amerika"nın bu duruma karşı da bir planı ve hazırlığı olsa gerek.

11 Eylül saldırılarını bahane eden Amerika"nın, önce bütün dünyaya “ya bizimlesiniz ya da teröristlerle” şeklindeki küstah tehdidi ve ardından da “terörle mücadele” adı altında müttefikleriyle birlikte Afganistan ve Irak"ı işgal etmesi örneğinde olduğu üzere, El Kaide"nin intikam saldırılarının ardından ABD"nin İslam dünyasına yönelik yeni bir harekata yöneleceği -ve bunun planlarını yaptığı- az ihtimal değildir.

İslam ülkelerine yönelik “yeni işgaller” şeklinde olmasa da, “terörle mücadele” adı altında bölgesel ve uluslar arası düzlemde anti-emperyalist ve anti-siyonist direniş odaklarına yönelik yeni saldırı ve komplolara girişeceğini beklemek yanlış olmasa gerek.

Amerika"nın bu yeni saldırılarında başvuracağı yöntemlerinden birinin, “ümmetin bölgesel ve küresel direniş odakları”nın arasını ayrıştırmak, ümmet güçleri arasında ikilem ve çatışma çıkarmak, “El Kaide yanlıları” ve “El Kaide karşıtları” gibi ayrıştırmalara gitmek, böylelikle, değişik İslami direniş odaklarını hem kendi saldırılarıyla, hem de iç çatışmalarla etkisizleştirmeye çalışmak şeklinde olacağı, bunun için çok yönlü ve kapsamlı provokasyon ve manipülasyonlara kalkışacağı inkar edilemez bir gerçektir.

Amerika"nın bu yeni dönemde, her zaman hedefinde tuttuğu “bölgesel İslami direniş ekseni” ve bu eksenin havzasını parçalamak, zayıflatmak ve yenik duruma düşürmek için büyük çaplı provokasyonlara girişeceği, bunun için de kendi istihbarat elemanları koordinasyonu ile başta Suud rejimi olmak üzere bölgesel müttefiklerinin istihbarat servislerinden ve tutulmuş kiralık unsurlardan yararlanacağı, bundan da öte, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya ve diğer NATO ülkeleri ile askeri-istihbari-lojistik işbirliğine gireceği, sınırsız askeri güç ve kaynaklarına rağmen Afganistan ve Irak"ta yenilgiye uğrayan Amerika ve müttefiklerinin, bu kez askeri saldırılarını daha çok psikolojik ve gizli savaş unsurlarıyla destekleyeceği ve “örtülü savaş” kartını kullanacağı da gün gibi aydındır.

Kuşkusuz ki, dünya Müslümanları ve İslami güçler arasında oluşacak her türlü ihtilaf ve ayrışma, Amerika"nın bu yeni saldırısını daha da kolaylaştıracak, haçlı emperyalizmi ve Siyonist düşman karşısında tek yumruk olmasına fırsat verilmek istenmeyen Müslümanlar “çarpraz ateş”e tutulacaktır.

Bizler, tüm eğilim ve kesimleriyle birlikte genelde İslam ümmeti, özelde de Türkiyeli Müslümanlar olarak, emperyalizmin bu yeni saldırıları ve komploları karşısında, bütün dikkatlerimizi ve enerjimizi doğrudan haçlı emperyalizmi ve siyonist güçlere çevirmek, Amerika ve müttefiklerinin “biz El kaide ile savaşıyoruz: fundamentilistlerle, teröristlerle savaşıyoruz. Bizim Müslümanlarla bir işimiz yok” gibi, oyunlarına gelmeden, mümkün olduğunca her alanda ve her yolla küresel bir direniş cephesi oluşturmamız gerekiyor.

Müslümanın basiret ve feraseti, böylesi şeytani oyun ve planları etkisizleştirmek için, haince saldırılar gerçekleşmeden önce bile, bunların ön tedbirlerini alıp hazırlıklarını yapmayı gerektiriyor. Hz. Resulüllah (s.a.v)"in “Müslüman bir delikten iki kere ısırılmaz” buyruğundan hareketle, yakın tarihimizde emperyalistlerin Müslümanlar arasında nasıl ateşler yaktığına, gizli savaş yöntemleriyle Müslümanlara nasıl ağır bedeller ödettirip derin yaralar açtığına baktığımızda, düşmanlarımızın bu oyunlarına ve tuzaklarına düşmememiz gerekiyor.

Şunu unutmamak gerekir ki, emperyalist haçlı dünyanın yeni saldırı ve komplolarına, provakasyon ve tuzaklarına fırsat ve malzeme verenler, sadece kendilerini değil, aynı zamanda dünya Müslümanlarını ve kazanımlarını da ateşe atmış olurlar.

Dolayısıyla, İslam ümmeti olarak, Rabbimizin buyruğu üzere “bir binanın yapı taşları gibi saf bağlayarak” emperyalist ve siyonist saldırganlığa karşı durmalıyız. Eğer İslam düşmanlarını, bu uluslar arası ve bölgesel haydutları yenilgiye uğratmak, onların tuzak ve komplolarını boşa çıkarıp, dünya müslümanlarının güvenlik ve esinliğini artırmak ve ümmetimizin ufkunu aydınlatmak istiyorsak; eylemlerimiz ve söylemlerimizde hedef yalnız ve yalnız bu şeytani güçler ve onların merkezleri olmalıdır.

Yine Rabbimizin “Rabitu” emrinde olduğu üzere; düşmanlarımızın sızmalarına ve ümmet arasında gediklere yol açacak kışkırtma ve saldırılarına karşı “ribat”ta olmamız, onların istifade edeceği bütün yolları onların yüzüne kapamamız gerekiyor….

Evet, düşman vardı, saldırıyordu. Bu kez yine saldıracak. Ama Allah"ın izniyle, bu düşman ümmetimizin dirayet, azim, cesaret ve direnişiyle bir kez daha yenilgiye uğrayacak, inşallah bir daha belini doğrultamayacak şekilde yere düşecektir.

Rabbim ayaklarımızı sabit kılsın, üzerimize sabırlar yağdırsın; haçlı ve Siyonist düşmanlarımız karşısında bizi başarı, zafer ve esenlik yollarına ulaştırsın.

velfecr

Bu yazı toplam 1567 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim