• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Konya 11 °C
  • Antalya 16 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Erzurum 4 °C
  • İzmir 15 °C
  • Rize 12 °C

Üç Türlü Zulüm

Abdullah Dai

Mü"minlerin annesi Âişe (ra)"dan; Rasulullah (sav)şöyle buyurur:
 “Allah katında dîvânlar üçtür: (önem) vermediği dîvân, Allah"ın içinden hiçbir şeyi bırakmadığı dîvân ve Allah"ın asla bağışlamayacağı dîvân. Allah"ın asla bağışlamayacağı dîvân, Allah"a şirk koşulan (dîvân)dır. Çünkü Allah Teâlâ: “O (Allah), kendisine şirk koşana şüphesiz cenneti haram kılmıştır.” (5/Mâide, 72) buyurmuştur. Allah"ın hiç değer (önem) vermediği dîvân, kulun, kendisiyle Rabbi arasındaki bir gün orucu yada bir namazı terk etme türünden olan hususlarda kulun kendi nefsine zulmetmiş olduğu dîvândır. Allah dilerse, bunu bağışlar ve vazgeçer. Allah"ın içinde hiçbir şey bırakmayacağı dîvân a gelince: Bu da, kulların birbirine zulümlerinin (bulunduğu) dîvândır. Bunda kısas kaçınılmazdır.” (1)
Ümmü"l-mü"minin Âişe (ra)"dan rivayet edilen bu hadiste “dîvân” kelimesi, “Hesab Defteri” anlamında kullanılmıştır. (2)  Şirk koşmadan Allah Teâlâ"yı Rabb ve İlâh tanıyarak, O"na ibadet etsin gayesiyle yaratılan insanlar, dünya hayatında her ne yaparlarsa zerre mikdarı kaybolmadan kayıt altına alınmaktadır.
 Kur"an"da: “Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona, şahdamarından daha yakınız. Onun sağında ve solunda oturan iki yazıcı kaydederlerken O, söz olarak (herhangi bir şey) söyleyiversin, mutlaka yanında hazır bir gözetleyici vardır.” (3) buyurulmaktadır.

Yegâne önderimiz Rasulullah (sav), insanların dünya hayatlarında itikat ve amel olarak üç sınıfta bulunduklarını, bu üç sınıfın inanç ve davranışlarına göre hesab defterlerinin tanzim olunduğunu, ahirette bu hesap defterlerindeki dosdoğru kayıtlara göre muâmele göreceklerini beyan buyurmaktadır.

1:Allah"ın asla bağışlamayacağı dîvân:
Dünya hayatında, Âlemlerin Rabbi Allah"a şirk koşan veya Allah"ın hükümlerini inkâr ederek kâfir olanların hesap defterlerindeki şirk ve küfür suçlarından dolayı asla affedilmeyecek ve ebedî cehennemde kalacaklardır.

Bu müşrik, kâfir, mürtet ve münafıklara cennet haram kılınmış olduğuna dair ayet-i kerimeyi okuyan Rasulullah (sav), bu hakikatı apaçık beyan buyurmuştur. Rasulullah (sav)"in delil olarak okudukları ayet-i kerim"e, Allah"ın Rasulü İsa Mesih (as)"ın sözüyle beyan olunmuştur: “Mesih"in dediği (şudur): " Ey israiloğulları, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah"a ibadet edin. Çünkü O, kendisine şirk koşana, şübhesiz cenneti haram kılmıştır, onun barınma yeri ateştir. Zulmedenlere yardımcı yoktur.” (4)

Cennet ve cennet nimetleri, eşsiz, benzersiz, ortaksız, tek ve bir olan Âlemlerin Rabbi Allah"a şirk koşanlara haram kılınmış, kitaplı ve kitapsız gayr-ı müslimlerin yeri cehennemdir. Allah Teâlâ"nın zatına ve sıfatlarına koşulan her türlü şirk"in ve İslâm"ın ilkelerini inkâr etmekle içine düşülen küfrün karşılığı cehennemde barınmaktır.
“Ateşin halkı, cennet halkına seslenir: "Bize biraz sudan ya da Allah"ın size verdiği rızıktan aktarın." Derler ki: "Doğrusu Allah, bunları inkâr edenlere haram kılmıştır.” (5)
Rabbimiz Allah Azze ve Celle, şirk suçunu işleyenleri affetmeyeceğini apaçık beyan buyurmuştur: “Gerçekten Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Allah"a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur.” (6)

Allah"a şirk koşanlar, Âlemlerin Rabbi Allah"a iftira etmiş ve büyük günahların en büyüğünü işlemiş olur. Allah"ın Zâtında ve sıfatlarında herhangi bir ortağı yok iken, bir benzeri asla söz konusu değil iken, O"na ortaklar kabul etmek ve o ortakların hükümlerini, isteklerini, felsefelerini, fikirlerini ve düzenlerini benimsemek şirkten başka bir şey değildir! Kendi mülkünde ve hükmünde hiç kimseyi ortak yapmamış Allah Teâlâ"ya (7) ortaklar kılmak, en korkunç sapıklık ve en büyük zulümdür! Bu suçu işleyenler, kim olurlarsa olsunlar önemli değildir. Bu suçu işleyen herkes aynı seviyeye düşer, ne kadar iyi niyetli ve güzel amelli olursa olsun, onun yaptıklarının hepsi bomboş olur. Şirk koşma konusunda, şirk ameli işleme hususunda iyi niyet fayda vermez ve bu suçu işleyen kişinin bütün iyi amellerini ifsad eder. Şirk ve küfür ile yapılan faydalı, hayırlı, iyi ve güzel amellerin hiçbiri kabul olucu değildir.

Rabbimiz Allah Teâlâ şöyle buyurur: “İşte onlar, Rablerinin ayetlerini ve O"na kavuşmayı inkâr edenlerdir. Artık onların yapıp ettikleri boşa çıkmıştır. Kıyamet gününde onlar için bir tartı tutmayacağız. İşte, inkâr etmeleri, ayetlerimi ve Rasullerimi alay konusu edinmelerinden dolayı onların cezası cehennemdir.” (8)
Abdullah b. Amr b. Âs (ra)"ın rivayetiyle Rasulullah (sav)şöyle buyur: “Kim hiçbir şeyi ortak koşmadan Allah"a ulaşırsa, yaptığı hatâlar (fazla) zarar vermez ve kim de Allah"a şirk koşarak ölürse, yaptığı güzel işler ona fayda vermez.”(9)

İşgal edilen İslâm topraklarında egemen tağutların esaretinde zillet içinde yaşamaya mecbur edilen Aziz İslâm Milleti"nin her ferdi, şirk konusunda çok hassas davranmalı ve uyanık olmalıdır. Egemen tağutların hükümlerini ve düzenlerini hoş görmek, benimsemek, ona göre hayatı düzenlemek, onların iktidarlarına katkıda bulunmak, yardımcı olmak ve onlardan razı olunmuş bir hâlde bulunmak, şirk akîdesini ve şirk amelini gündeme getirir!..

Şunu üzülerek beyan edelim ki, bu korkunç suç ve büyük zulüm işlenirken, iyi niyet gündeme getirilmekte ve işlenen şirk suçu meşru gösterilmeye çalışılmaktadır… Elbette iyi niyet, kötü ameli temize çıkarmaz!.. iyi niyet ile iyi ameller işlenmelidir…

Kul İle Allah Arasında Olan Ameller
Allah"ın, hiç değer (önem) vermediği dîvân: Kulun, kulluk vazifelerindeki noksanlıklar yapması, emirleri yerine getirmemesi ve nehyedilen şeyleri işlemesi ile oluşan günahlar. Kul ile Allah arasında olan ameller… Kulun, nefsine zulmetmesi… Rasulullah (sav)"in beyanıyla: “Bir gün orucu yada bir namazı terketme türünden olan hususlar…” Bunlar, Tevhid ile beraber olunca, Rabbimiz Allah dilerse affeder. Şirkin ve küfrün her türlüsünü reddetmiş Tevhid ehli olan bir günahkârın günahları, Allah"ın affına kalmıştır. “Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar.”

Ve şöyle buyurur Rabbimiz Allah: “(Allah buyurdu: Benden onlara) de ki: "Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım, Allah"ın rahmetinden umut kesmeyin. Şübhesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir. Azap size gelip çatmadan evvel, Rabbinize yönelip dönün ve O"na teslim olun. Sonra size yardım edilmez. Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun. Siz, hiç şuurunda değilken azab apansızın size gelip çatmadan evvel.”(10)

İman konusunda sağlam, fakat amelden yana gevşek olup zaman zaman günah işleyen, ancak günahlarına pişman olmuş ve günahta ısrar etmeyen Mü"min Müslümanlar, işledikleriyle ancak kendilerine zarar vermişlerdir. Nefislerine zulmeden kişiler, günahlarından vazgeçip, hatalarını düzelterek bir daha işlememeye karar veren bir tevbe ile Tevbe edince, Rableri Allah tarafından bağışlanmaktadırlar.

Bu konuda şöyle buyuruyor Rabbimiz Allah Teâlâ: “Allah"a ve Rasulüne itaat edin ki, merhamet olunasınız. Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın. O, muttakîler için hazırlanmıştır. Onlar, bollukta da, darlıkta da infâk edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar(daki hakların)dan bağışlama ile (vaz)geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever. Ve çirkin bir hayasızlık işledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah"ı hatırlayıp hemen günahlarından dolayı bağışlanma isteyenlerdir. Allah"dan başka günahları bağışlayan kimdir? Bir de onlar, yaptıkları (kötü şeylerde) bile bile israr etmeyenlerdir. İşte bunların karşılığı, Rabblerinden bağışlanma ve içinde ebedî kalacakları, altından ırmaklar akan cennetlerdir. (Böyle) yapıp edenlere en güzel karşılık (ecir var).” (11)

Kulların, Birbirine Haksızlık Yapması
Allah"ın, içinde hiçbir şeyi bırakmayacağı dîvân: Kulların, birbirine haksızlık yapması, birbirlerinin haklarına tecavüz etmesi, birbirlerine zulüm ederek kötülüklerde bulunması suçudur ki, ancak kısas yoluyla cezalandırılır. “Hayır, gerçekten insan azar. Kendini müstağnî gördüğünden.”(12)

İnsan, gafil davrandığından dolayı, Allah Teâlâ"nın imtihan için kendisine verdiği mülk, servet, güç-kuvvet nimetleriyle hiçbir şeye muhtaç olmadığını ve bağımsız bulunduğunu zannederek azgınlık yapar. Bu azgınlık onu, tuğyana sürükler. Kendisi tağut olurken, diğer insanlar da onun bu tuğyanını destekleyip kendisini yüceltir ve hevâsını ilâh görür. Böyle bir sapış, birilerini rableştirmek ve ilâhlaştırmak konusunda toplumsal bir azgınlığa sevkederken, diğerlerini ise, böyle sahte ve yalancı rablere-ilâhlara tapınma seviyesizliğine düşürmektedir. Böylece insanlar, birbirlerine zulmetmekte, birbirlerinin rabbi ve birbirlerinin kulları olmaktadırlar.

Kendisinden başka hüküm koyucu hak ilâh olmayan Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Onlar, Allah"ı bırakıp bilgilerini ve rahiblerini rabler (ilâhlar) edindiler.”(13) “İşte Ad (halkı): Rablerinin ayetlerini tanımayıp reddettiler. O"nun Rasullerine isyan ettiler ve her inadçı zorbanın (liderin) emri ardınca yürüdüler. Ve dünyada da, kıyamet gününde de lânete tabi tutuldular.”(14) “Fakat o (Fir"avn), yalanladı ve isyan etti. Sonra (karşı yönde) çaba harcayıp sırtını döndü. Sonunda (yardımcı güçlerini) topladı, seslendi, Dedi ki: "Sizin en yüce rabbiniz benim." Böylece Allah onu, ahiret ve dünya azabıyla yakaladı.” (15)

Şirk ve Cahilî toplumlarda azgınlık, halk arasında yaygınlaşmakta ve karşılıklı gerçekleşmektedir. Birileri, toplumda rablik ve ilâhlık makamına getirilirken, diğerleri de onun rabliğine ve ilâhlığına rıza gösteren kullar olmayı kabul etmektedirler. Her iki taraf da, yegâne Rabbimiz Allah Azze ve Celle"nin hükümlerini bir yana bırakarak, inanarak ya da inanmayarak geçersiz sayarak, birbirlerinin rabliğine ve kulluğuna razı olmaktadırlar. İnsanların karşılıklı yapmış oldukları bir şirk zulmünün hesabı, ahiret günü verileceği gibi, ayrıca birbirlerinin haklarını gasp edip birbirlerine zulmettiklerinin de hesabını vereceklerdir.

Hesap gününde, hiç kimseye hiçbir şekilde zulmedilmez. O gün, adâlet terazisi ortaya konulur ve her hak sahibinin hakkı tam ödenir. Haklının hakkı, zulmeden haksızdan alınır. Defterler (dîvânlar) açılır ve her insan, dünya hayatında her ne işlediyse zerresi bile kaybolmamış bir hâlde görecek, ona göre hesaba çekilecektir.

Şöyle buyurur Rabbimiz Allah: “O gün (yer), haberlerini anlatacaktır. Çünkü senin Rabbin Ona vahyetmiştir. O gün insanlar, amelleri kendilerine gösterilsin diye, bölük bölük fırlayıp çıkarlar. Artık kim zerre ağırlığınca hayır işlerse, onu görür. Artık kim zerre ağırlığınca bir şer (kötülük) işlerse, onu görür.” (16) “Bugün her bir nefis, kendi kazandığıyla karşılık görür. Bugün zulüm yoktur. Şübhesiz Allah, hesabı seri görendir.” (17)  “Biz ise, Kıyamet gününe aîd duyarlı teraziler koyarız da artık hiçbir nefis, hiçbir şeyle haksızlığa uğramaz. Bir hardal tanesi bile olsa ona (teraziye) getiririz. Hesab görücüler olarak Biz yeteriz.” (18)

Ebu Hüreyre (ra)"ın rivayetiyle şöyle buyurur Rasulullah (sav): “Kıyamet günlerinde hakları, mutlaka sahiplerine vereceksiniz. Hattâ boynuzsuz koyun için, boynuzlu koyundan kısas alınacaktır. (19)
Ebu Hüreyre (ra)"dan Rasulullah (sav)şöyle buyurur: “Kıyamet günü, herkes birbirinden dâvâcı olur. Hatta tokuşan koyunlar bile.” (20)

Varlığına, geleceğine ve olacağına mutlâka katıksız iman ettiğimiz ahiret hayatının “hesap günü” insanlar, gerek eşi, benzeri ve ortağı olmayan Âlemlerin Rabbi Allah"a yaptıkları şirk iftirasının, gerekse birbirlerine yaptıkları haksızlıkların hesabını ödeyeceklerdir. Zerre miktarı da olsan, hiç kimsenin hakkı başkasında kalmayacaktır.

Muvahhid Mü"minlerin Hesabı
Muvahhid Mü"minler de hesaba çekilecek ve onlar da, eğer herhangi bir haksızlık yapmışlarsa, onun hesabını vereceklerdir.
Ebu Said (ra)rivayetiyle Rasulullah (sav)şöyle buyurur: “Mü"min biri, mü"min birine zulmederse, Kıyamet günü Allah Teâlâ muhakkak ondan intikamını alır.” (21) Ebu Hüreyre (ra)"dan Rasulullah (sav) şöyle buyurur: “Kimin yanında kardeşine aid alınmış bir hak varsa, o haksızlıktan dolayı hak sahibiyle helâlaşsın. Muhakkak olan şu ki, Kıyamette hiçbir dinar ve hiçbir gümüş yoktur. Kardeşin hakkı için kendi hasenelerinden alınmadan evvel, dünyada onunla helâlleşin. Ahirette zalimin, o hakkı karşılayacak haseneleri bulunmazsa, kardeşinin seyyielerinden alınır da o zalimin üzerine atılır.” (22)

Önderimiz ve hayat örneğimiz Rasulullah (sav), mü"minlerin annesi Âişe (ra)"ın rivayet etmiş olduğu hadislerinde “hesab defteri” anlamında beyan buyurduğu “divân”"ın işlenen zulmün kaydedildiği yer olduğunu da beyan buyurmuştur. Rasulullah (sav) dîvan"da kayıd altına alınan zulmün üç türlü olduğunu açıklamıştır!

Enes b. Mâlik (ra) rivayet eder; Rasulullah (sav)şöyle buyurur: “Zulüm üç türlüdür. Bir zulüm vardır ki Allah, onu başlamaz. Bir zulüm vardır ki Allah, onu bağışlar. Bir zulüm de vardır ki Allah, onu işleyeni terk etmez. Allah"ın bağışlamadığı zulme gelince: O, şirk koşmaktır! Allah Teâlâ buyurdu ki: “Şüphesiz şirk, büyük bir zulümdür.” (31/Lokman, 13) Bağışladığı zulme gelince: Kulların, nefislerine karşı işlediği zulümdür. Bu, kullar ile Rableri arasındadır. Allah"ın, işleyeni terk etmediği zulme gelince: Kulların bazılarının, bazılarına yaptıkları zulümdür ki, onlardan bir kısmından bir kısmının haklarını alıncaya (kısas yapıncaya) kadar terk etmez!” (23)

 “Hani Lokman, oğluna-öğüt vererek demişti ki: "Ey oğlum, Allah"a şirk koşma şüphesiz şirk, gerçekten büyük bir zulümdür.” (24)  “Âlemlere rahmet olarak gönderilen” (25) Rasulullah (sav), Allah"ın asla affetmediğini ayetleri delil getirerek beyan buyurduğu en büyük zulüm olan şirk suçunu işleyen egemen tağutlar, İslâm topraklarını işgal etmiş, şirki ve küfrü hakim kılıp, Tevhid"i ve İslâm" mahkum etmişlerdir. Bu en büyük zulümü yapan zalimlere karşı, Mü"min Müslümanların nasıl davranmaları gerektiğini, yegâne Rabbimiz Allah Teâlâ beyan buyurmaktadır:
“Zalimler topluluğuyla oturma (beraber olma)!” (26) “Hayır, zulmedenler, açıkça bir sapıklık içindedir.” (27) “Allah"ın lâneti, zalimlerin üzerine olsun.” (28)

Ve Rabbimiz Allah Teâlâ, zulmeden kullarını, zulümden vazgeçip tevbe etmeye davet ederek uyarıyor: “Ancak kim işlediği zulümden sonra tevbe eder ve (davranışlarını) düzeltirse, şüphesiz Allah, onun tevbesini kabul eder. Muhakkak Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. Göklerin ve yerin mülkünün Allah"a aid olduğunu bilmiyor musun? O, kimi dilerse azablandırır, kimi dilerse bağışlar. Allah, her şeye güç yetirendir.” (29)


1)Ahmed b. Hanbel, Müsned, C.6, Sh. 240, Hds.26549. Hakim, Müstedrek, Sh.1672, Hds.8750.
   Nûreddin el-Heysemî, Mecmau"z-Zevâid, C.10, Sh. 630-631, Hds. 18382.
   İbn Kesîr, Hadislerle Kur"ân"ı Kerim Tefsiri, çev. Dr. Bekir Karlığa- Dr. Bedrettin Çetiner, İst. 1984, C.4, Sh.1723.
2)Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, İst. 1994, C.9, Sh. 378. Abdulaziz ed-Dûrî"nin kaleminden.
3)Kaf, 50/16-18.
4)Mâide, 5/72.
5)A"râf, 7/50.
6)Nisa, 4/48,116.
7)Bkz. Kehf, 18/26.
8)Kehf, 18/105-106.
9)İmam Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, çev. Rıfat Oral, Konya, 2003, C.1, Sh.49-50, Hds. 37/37.
10)Zümer, 39/53-55.
11)Âl-i İmrân, 3/132-136.
12)Alak, 96/6-7.
13)Tevbe, 9/31.
14)Hud, 11/59-60.
15)Nazi"at, 79/21-25.
16/Zilzal, 99/4-8.
17/Mü"min, 40/17.
18) Enbiya, 21/47.
19) Sahih-i Müslîm, Kitabu"l-Birr ve"s-Sılâ, B.15, Hds.60.
      Sünen-i Tirmizî, Kitabu Sıfatu"l Kıyame, B.1, Hds.2535.
      İmam Buhârî, Edebü"l-Müfred, B. 94, Hds. 183.
      İmam Hafız el-Munzirî, Hadislerle İslâm-Terğib ve Terhib, çev. A.Muhtar Büyükçınar, Vdğ. İst. T.Y. C.7, Sh.124, Hds. 48. Ahmed b. Hanbel, (Müsned, C.2, Sh. 235, 301, 323, 372, 411) den.
20) İmam Hafız el-Munzirî, A.g.e. C.7, Sh. 124, Hds.49.
      İmam Ahmed b. Hanbel ve Ebu Ya"lâ"dan.
21) el- Hafız İbn Hacer el-Askalânî, Metâlibu"l-Âliye, çev. Hüseyin Kaya, İst. 2006, C.5, Sh. 424, Hds.4652. Abd b. Humeyd, Müsned"den.
22) Sahih-i Buhârî, Kitabu"r Rikak, B.48, Hds. 121.
      Sünen-i Tirmizî, Kitabu Sıfatu"l-Kıyame, B.1, Hds.2534.
23) Hafız İmam Ebu Bekr Ahmed b. Amr b. Abdulhalik Atiki el-Bezzâr, el- Bahru"z-Zehar-Müsned, C.13, Sh. 115, Hds. 6493. Medinetu"l- Münevvere, 2005, 1. Baskı.
       Ebu Davud et-Tayalisî, Müsned, C.3, Sh. 579, Hds. 2223.
       Abdurrezzak, Müsannef, C.10, Sh. 192, Hds.20444.
       Nûreddin el- Heysemî, Mecmau"z-Zevâid, C.10, Sh.629, Hds. 18379.
       El-Hafız İbn Hacer el-Askalânî, Metâlibu"l-Âliye, C.5, Sh.424, Hds.4653.
       İbn Kesîr, A.g.e. C.4, Sh. 1723.
       İmam er- Rûdânî, Cemu"l- Fevaid- Büyük Hadis Külliyatı, çev. Naim Erdoğan, İst. 2003, C. 5, Sh. 390, Hds. 10008.
24) Lokman, 31/13.
25) Enbiya, 21/107.
26) En"âm, 6/68.
27) Lokman, 31/11.
28) A"râf, 7/44.
29) Mâide, 5/39-40.

vuslat

Bu yazı toplam 9537 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim