• BIST 106.239
  • Altın 161,217
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Konya 1 °C
  • Antalya 11 °C
  • Diyarbakır 4 °C
  • Erzurum -7 °C
  • İzmir 11 °C
  • Rize 7 °C

Ramazan şuurumuzu ve Ramazan’da şuurumuzu yenileyelim…

Abdullah Büyük

Allah"ın yaratmış olduğu varlıklar içerisinde fiillerinin arkasına şuur koyabilme özelliğine sahip tek varlık insandır. İnsan dışındaki hiçbir varlık için söz konusu olmayan bu durum, insana lütfedilen akıl ve irade nimetlerinin doğal bir neticesidir. İnsanın eylemlerinin arkasındaki şuuru çekip aldığınızda, onun fiilleriyle, kendi cinsi dışındaki varlıkların fiilleri arasında hiçbir fark kalmaz. Eylemleri arkasındaki şuuru kaybetme durumu, insanın sahip olduğu konumdan (eşref-i mahlûkat) irtifa kaybetmesine sebep olur. Kendinden önceki vahiyler gibi, Kur"an da bu duruma dikkat çekmiş ve kendisine muhatap aldığı insanlığı şuurlu bir kulluğa davet etmiştir. Kur"an"ın bu daveti ilk nazil olan ayetlerde kendisini göstermektedir.

Malumunuz bugün İslam"ın temel şartları olarak saymış olduğumuz ibadetlerden hiçbiri bugünkü şekliyle Mekke döneminde emredilmemiştir. İlk nazil olan ayetlerde sistematize edilmiş bir ibadet emri de yoktur. Bu durumun tek sebebi Efendimiz"in çağrısına iman edenlerin azlığı değildir. En önemli sebep, Kur"an"ın amelden önce şuur oluşturma gayesidir. Şuursuz bir ibadetin insanı adam etmeyeceği gerçeğini Kur"an"ın eğitim metodolojisinden çıkarıyoruz. Çünkü ilk inen ayetlerin en önemli vurgusu insanı düşünmeye sevk etmektir. Şuursuz bir şekilde yerine getirilen ibadetlerin de beşeri insan edebilmesi mümkün değildir. Şuursuz ibadetle adam olunamayacağı gerçeğinin en çarpıcı örneklerini ise Medine döneminde türeyen münafıkların kişiliklerinde gözlemliyoruz. Efendimizle müşterek bir hayatı yaşayan, O"nun arkasında saf tutan bu insanlara, yaptıkları şuursuz ibadetleri hiçbir fayda sağlamamıştır. Buradan hareketle şu acı neticeye ulaşıyoruz: Arkasında şuuru olmayan ibadetler âdet haline geliyor ve ahlak olarak davranışa yansımıyor. Müslümanı itikatta değil, ama amelde münafıklığa sürüklüyor. Âdet haline dönüşmüş ibadetler özelde Müslüman bireyi, genelde ise ümmeti sefalete düşmekten kurtaramıyor.
Düşünce ve eylemdeki şuurlu bütün ibadetler Allah ile insan arasındaki samimiyeti artırır. İnsanı ruhen olgunlaştırır, şahsiyet olma yönünde önünü açar, tevazu ve vakarını artırır. Allah"ın koparılmasını yasakladığı bağlardan ilki olan “Allah-insan” bağını sağlamlaştırır. Hayatımıza anlam ve amaç kazandıran şuurlu ibadetlerimiz, mü"min şahsiyetin en huzurlu anlarını temsil eder.
Âlemlerin terbiyecisi olan Rabbimiz, yapmamızı emrettiği her bir ibadet ile bizleri ilahi bir terbiyeye tabi tutar. Her bir ibadetimiz, bir yanımızı terbiye ederek, bizleri son durağı olmayan bir tekâmül yolculuğuna çıkarır. Hayat devam ettiği sürece bu terbiye ve tekâmül yolculuğu da devam eder. İnsanlık ile yaşıt olan oruç ibadetimiz de Rabbimizin bizleri terbiyede kullandığı bir araçtır. Geçen yılın Ramazan ayından bu Ramazan ayına kadar geçen on bir ayın kirliliği üstümüzde. Bu kirlilik maddi bir kirlilik değil. Maddi kirleri yıkarsınız gider. Bu kirlilik kalp, zihin, akıl ve şuur kirliliğidir. Şuur kirlenmesi modern dünyanın amansız bir hastalığıdır. Şuuru kirlenen bir insan bu kirliliği ibadetleri dâhil bütün hayatına bulaştırıyor. Kirli bir zihinle Kur"an okusa da, ibadet yapsa da tadını alamıyor. Şuur ve kalp kirliliği herhangi bir organ gibi kolay temizlenemiyor. Kirlilik manevi olunca ondan arınmanın yolu da manevi olmak zorundadır. Birkaç gün sonra karşılayacağımız Ramazan ayında şuur ve kalp kirliliğinden arınabilmek için oruç ibadetimizi yerine getireceğiz. Oruç, ruhun doyurulması için bedenin aç bırakılmasıdır. Manevi dünyamızı temizlemek için maddi dünyamızın ve içgüdülerimizin etkisinden kurtulmaktır. Manevi hayatımızı öne çıkarmak için maddi hayatımızı geriye atmaktır.
Şuurlu bir şekilde Ramazan ayını karşılamak ve bu ayda şuurumuzu yenilemek için bu Ramazan ayını ömrümüzün son Ramazan"ı bilelim. 2013 yılının Ramazan ayının hatırasına hayatımızdan gıybeti ve yalanı çıkaralım, dilimize Nebevi nezaket kazandıralım. Kişiliğimizi ve kimliğimizi ciddi bir şekilde gözden geçirelim. Oruç ibadetimizin âdetleşmemesi için Ramazan şuurumuzu üst seviyeye çıkaralım. Bu duygu ve düşüncelerle ülke Müslümanların ve bütün İslam âleminin Ramazanını tebrik ediyorum.

yeniakit

Bu yazı toplam 933 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim