• BIST 109.156
  • Altın 153,061
  • Dolar 3,8203
  • Euro 4,5092
  • Ankara 8 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Konya 8 °C
  • Antalya 13 °C
  • Diyarbakır 6 °C
  • Erzurum -9 °C
  • İzmir 13 °C
  • Rize 8 °C

Namazı Korumak

Abdullah Dai

  Yegâne Rabbimiz Allah Azze ve Celle, muvahhid mü"min kullarının kurtuluşlarını müjdelemekte ve:

            “Mü"minler, gerçekten felâh bulmuştur.” buyurmaktadır… 1

            Mü"minlerin vasıflarını beyan buyururken:

            “Onlar, namazlarını da (titizlikle) koruyanlardır.”2 hakikatini apaçık bir şekilde kullarına haber vermektedir…

            İmam Kurtubî (rh.a), “namazı korumak” konusunda şunları beyan eder:

            “Namazı dosdoğru kılmak, ilk vakitlerin de edâ etmek için elini çabuk tutmak, rükû ve sucûdunu tam ve noksansız yapmak demektir.”3

            İbn Mes"ud (r.a.) ve Mesrûk (rh.a.):

            “Ki onlar, namazlarını korurlar.” ayetinde, namaz vakitlerinin kastedildiğini söylemişlerdir.

            Ebu Duhâ, Alkame İbn Kays, Said İbn Cübeyr ve İkrimede böyle söylemiştir.

            Kâtade:

            - Vakitlerine, rükû ve secdesine riâyet ile devamlı kılarlar, demiştir.”4

            İbn Mes"ud (r.a.) anlatıyor:

            Ben Rasulullah (s.a.s.)"e:

            -Amellerin hangisi Allah"a daha sevgilidir? diye sordum.

           Rasulullah (s.a.s.):

            “Vaktinde (kılınan) namaz!” buyurdu.

            Hadisin, Hâkim"in “Müstedrek”indeki rivayetinde:

           “İlk vaktinde kılınan namazdır.” kısmı da vardır6

            Sevbân (r.a.) rivayetiyle Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:

            “Biliniz ki, sizin en hayırlı ameliniz namazdır. Ve kâmil mü"minden başkası abdesti muhafaza etmez.”7

            Emrolunduğu gibi dosdoğru olan ve gereği gibi namazı dosdoğru kılan kul, iyi bilir ve idrak eder ki namaz, mü"minin müslüman kul ile yegâne Rabbi Allah Teâlâ arasındaki en sağlam bağdır… Bundan dolayı namaz konusunda asla ihmalkâr olamaz, tembel davranamaz, önderi Rasulullah (s.a.s.)"den öğrendiği ve gördüğü gibi kılmaya gayret eder… Namazın âdâbına ve erkânına dikkat edip, vaktinde farzlarını ve Sünnetlerini edâ eder… Namazı, şuurlu ve canlı bir şekilde kılan muvahhid mü"min kul, idrak edip iman eder ki namaz, ibadetlerin ve Allah Teâlâ"ya yönelmenin en olgun, en üstün şekli olup kulu, Rabbi Allah"a bağlayan en büyük vesiledir… Bunun için onu, çok iyi korumak ve ona zarar veren her şeyden sakındırmak gerekir…

            “Sana Kitab"dan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, çirkin utanmazlıkları (fahşa) dan ve kötülüklerden alıkoyar. Allah"ı zikretmek ise, muhakkak en büyük (ibadet) tür. Allah, yaptıklarınızı bilir.”8diye buyuran Rabbimiz Allah, gereği üzere kılınan namazın müslüman kulu, bütün çirkin utanmazlıklardan ve kötülüklerden koruduğu gibi, kulunda namazı dosdoğru kılarak onu korumaya çalışmasının gereğini beyan buyurmaktadır…

            “Sen, namazı koru ki, namazda seni korusun!..”

            “Namazı korumak,” Rasulullah (s.a.s.)"den görüldüğü ve işitildiği gibi kılmakla gerçekleşir… Çünkü O (s.a.s.), en güzel hayat örneği ve önderidir!..9Allah Teâlâ"nın razı olduğu bir hayat, O"ndan öğrenilen ve O"nun hayatı gibi tanzim edilen hayattır!.. Rabbimiz Allah"ın kabul buyurduğu ibadet, O"nun ibadeti gibi yapılandır…

            Mâlik İbnu"l Huveyrîs (r.a.)"ın rivayetiyle şöyle buyuruyor Rasulullah (s.a.s.):

            “Benim nasıl namaz kılar olduğumu gördünüzse, öylece namaz kılınız.”10

            Ed-Dahhak (rh.a) naklediyor:

            Allah Teâlâ"nın:

            “Gerçekten namaz, çirkin utanmazlıklardan (fahşa) dan ve kötülüklerden alıkoyar. Allah"ı zikretmek ise, muhakkak en büyük (ibadet) tür.”(Ankebut, 29/45) ayet-i kerimesi hakkında İbn Mes"ud (r.a.), Rasulullah (s.a.s.)!in şöyle buyurduğunu söyledi:

            “Allah"a itaat etmeyen kimsenin namazı yoktur (kabul edilmez). Fuhşiyat ve çirkin olan şeylerden vazgeçen de, namaza itaat etmiş olur.”11

           Abdullah İbn Ömer (r. anhuma)"nın âzâdlısı Nâfî der ki:

            Ömer İbn"l-Hattab (r.a.), valîlere şunu yazdı:

            “Bana göre, en önemli vazifeniz namazdır. Kim onu-devam ederek- vaktinde kılarsa, dinini korumuş olur.

            Kim de namazlarını ihmal ederse, diğer vazifelerini hâliyle daha çok ihmal eder!” 12

            Bu beyanların hepsi, ferdî kılınan namazla ilgilidir… Muvahhid mü"min bir kul, imanı gereği günde beş vakit farz namazlarına karşı çok istekli, dikkatli ve vazifesini hakkıyla yerine getiren olmalıdır… Onun ferdî olarak üzerine düşen namaz görevini ihmal etmemeli ve bu emaneti çok iyi korumalıdır… Elbette imanını şirk ve küfür ile zedelememiş,  Tevhîd akîdesi sarsılmamış her muvahhid mü"min, imandan sonra en büyük hakikat olan namaz konusun da çok hassas davranmalıdır… Farz namazlarını vaktinde “Sünnet” üzere edâ ettiği gibi, nafile namazları da imkânlarının el verdiği ölçüde kılmalıdır… Çünkü farz namazlardan dolayı gündeme gelen noksanlıklar nâfileler ile tamamlanır!..

            İmam Hasan el-Basrî (rh.a.), (Ebu Hüreyre"nin) Rasulullah (s.a.s.)"den (naklettiği) bir hadisi (şöyle) rivayet ettiği.

            Rasulullah) buyurdu ki:

            “Halkın kıyamet gününde ilk hesaba çekileceği amel, namazdır. Aziz ve Celil olan Rabbimiz bildiği hâlde meleklerine (şöyle) der:

            -Kulumun (farz) namazına bakınız. Onu, tamam mı yoksa noksan mı kılmış?

            Eğer (o kimsenin farz namazı) tam ise, onun için (namaz sevabı) tam olarak yazılır. Eğer (farz) namazından biraz noksan olursa, Allah Teâlâ (şöyle) emreder:

            -(Bu) kulum için nâfile (namaz) var mı? bir bakın!

            Şayet o kimse için nâfile (namaz) var ise, (şöyle) buyurur:

            -Kulumun (noksan) olan farzını nâfilesinden tamamlayınız!

            Sonra (farz olan diğer) amellerde bu şekilde (ele) alınır.”13

            Namaz konusunda, farzlara ve nâfilelere dikkat edip, üzerine düşen kulluk görevlerini hakkıyla yerine getiren mü"min müslüman ferd, bilip inanır ki, diğer mü"min müslüman kardeşleriyle beraber maddî ve mânevî bütünlük içinde cemaat olup muvahhid mü"min ve muttakî bir imamın peşinde kılacakları farz namaz, yalnız başına kıldığı farz namazdan yirmi beş veya yirmi yedi derece fazîletlidir… Bu hakikatı haber veren önderimiz ve hayat örneğimiz Rasulullah Muhammed (s.a.s.)"dir…

            Rabbimiz Allah Teâlâ"nın beyanıyla:

            “O(Rasulullah), hevâdan (Kendi istek düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz.

             O (söyledikleri), yalnızca vahy olunmakta olan bir vahydir.” 14

            Abdullah İbn Ömer (r.a.) rivayetiyle Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:

“Cemaatle kılınan namaz, yalnızın kıldığı namazdan yirmi yedi derece fazîletli olur.”15

Ebu Hureyre (r.a.)"dan.

Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:

“İnsanın cemaatle kıldığı namaz, evinde çarşı-pazarda (yalnız) kıldığı namazdan yirmi beş derece ziyade olur.

Sizlerden biri, abdeste niyet edip abdesti tamam aldığı ve namazdan başka bir kasdı olmaksızın mescide girdiği zaman, tâ mescide girinceye kadar hiçbir adım atmaz ki Allah Teâlâ, o adımdan dolayı onu bir derece daha yükseltmesin ve bir günahını eksiltmesin. Mescide girince de mescid onu alıkoydukça (yani orada kaldıkça) hep namazda (gibi) olur. Ve namaz kıldığı yerden ayrılmadığı ve kendisinden hades vâki olmadığı müddetçe (yanındaki) melekler:

-Allahım, onu mağfiret et. Allahım, ona merhamet eyle! diye ona duâ ve istiğfar ederler.”16

Önderimiz ve hayat örneğimiz Rasulullah (s.a.s.), muvahhid mü"min müslüman kulların cemaat olmalarının ve cemaat ile namaz kılmalarının çok önemli olduğunu beyan buyurmuştur…Mü"min müslümanlar, mescidlerde, camilerde, evlerde ve mevsimin müsaid şartlarında açık alanlarda bulundukları zaman aralarında en yetkililerini imam yaparak onun peşi sıra düzgün saf tutarak vakit namazlarını beraber kılmalıdırlar… Cemaatle katılma konusunda istekli ve hassas davranmalı, bu konuda asla gevşeklik yapmamalıdırlar…

Bu konumun önemini beyan buyuran Rasulullah (s.a.s.)"in birkaç hadis-i şeriflerini kaydedelim:

1-      Ebu Hureyre (r.a.)"dan.

Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:

“Nefsim elinde olan Allah"a yemin olsun, içimden öyle geçti ki, birçok odun toplanmasını emredeyim. Odunlar yığılsın. Sonra namaz için ezân okunmasını emredeyim, okunsun. Sonra birine emredeyim de o, insanlara imam olsun. Sonra o cemaati bırakayım da namaza gelmeyen erkeklerin üzerine gidip evlerini üstlerine yıkıvereyim.”17

2-      Abdullah İbn Mes"ud (r.a.) anlatıyor:

Rasulullah (s.a.s.) Cuma ya gelmeyen bazı kişiler için:

                  “Vallahi, içimden şöyle geldi ki, bir adama emredeyim de cemaate namazı kıldırsın. Sonra Cuma ya gelmeyen bir takım adamların üzerine evlerini cayır cayır yakayım!” buyurmuşlardır.18

3-      İbn Abbas (r.anhuma) ve ibn Ömer (r.anhuma)"dan.

Rasulullah (s.a.s.) minber ağaçları üzerinde şöyle buyurdu:

      “Vallahi, bazı kavimler, cemaatleri terk etmekten vazgeçecekler ya da Allah, onların kalplerini mühürleyecektir. Sonrada muhakkak gafillerden olacaklardır.”19

4-      Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor:

Rasulullah (s.a.s.)"e âmâ bir zât (Abdullah İbn Ümmî Mektum) geldi ve:

-Ya Rasulullah, gerçekten beni, mescide götürecek yedekçim yok diyerek. Rasulullah (s.a.s.)"den evinde (namaz) kılmak için ruhsat istedi. O"da, kendisine ruhsat verdi. Âmâ dönüp gittikten sonra Rasulullah (s.a.s.), O"nu çağırarak:

-Sen, namaz için okunan ezânı işitiyor musun?” diye sordu.

Âmâ:

-Evet (işitiyorum) cevabını verdi.

(Rasulullah:)

-Öyle ise, ezanâ icabet et!” buyurdular.20

5-İbn Abbas (r.anhuma) anlatıyor:

   Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:

   “Müezzinin ezânını duyup da namaza gitmesine mâni bir özrü olmayan kimsenin (evinde) kıldığı namaz kabul olunmaz!”

(Bu arada Sahabîler, Rasulullah"a: )

-Özür nedir? Diye sordular.

(Rasulullah: )

“Korku ve hastalık.” Buyurdu.21

Yegâne önderimiz Rasulullah (s.a.s.)"in bu apaçık beyanlarına dikkat edilecek olunursa, Rasulullah"ın ifadelerinde ve vurgularında cemaatin ne kadar önemli olduğu, cemaate iştirak etmenin ne çok tavsiye edildiği apaçık anlaşılmaktadır… Ayrıca önderiniz Rasulullah (s.a.s.), mü"min müslümanların akide konusunda herhangi bir rahatsızlık gündeme gelmedikçe bir birlerinin arkasında namaz kılmalarını emrediyor…

      İmanda ve Tevhid de ortaya çıkan ciddî sıkıntılar, rahatsızlık ve sakatlıklar, kişinin imametini engellemektedir… İman"a küfür, Tevhid"e şirk karıştırıldığı takdirde onun peşinde namaz kılınmayacağını, İslâm ulemâsı ittifakla beyan etmektedirler… İman konusunda sağlam, Tevhid konusunda herhangi bir sakatlığı olmayan kişinin, amel konusundaki rahatsızlığı, mü"min müslümanlara namaz kıldırmasını engelleyecek değildir… Çünkü amel konusunda fasık-facir dahi olsa, peşinde namaz kılınmasında kerahat olsa bile câizdir!..

      Ebu Hureyre (r.a.)"nın rivayetiyle Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:

      “İyi (berrân) olsun, kötü (faciran) olsun her müslümanın arkasında namaz kılmanız, üzerinize vâcib bir görevdir. Hatta (namaz kıldıran) büyük günahlar işlemiş bile olsa.”22

      Bu hadis"in şerhinde şunlar beyan edilmiştir:

      “Bir müslüman, mescid imamının günahkârlığını bahâne ederek namazını cemaatle kılmayı terk edemez. Çünkü farz namazları cemaatle kılmak İslâm"ın şiârıdır. Bu bakımdan farz namazları cemaatle kılmanın Sünnet"i Müekkede olduğunu söyleyenlerin yanında farz olduğunu söyleyenler bile vardır.”23

      Üzerine düşen kulluk vazifesini hakkıyla yapmaya gayret eden mü"min müslüman kul, “Rabbine ibadette hiç kimseyi ortak tutmadan”24Namazını koruyarak kılmaya devam ettikçe, Allah"ın yardımıyla namaz da onu korumaya devam eder… 25 Yalnız ve yalnız Allah için olan, namazı, ibadetleri, hayatı ve ölümü Allah"a has kılan muvahhid mü"min kul, ferden namazını korumaya ve korunmaya çaba göstermekte, inşallah başarılıda olmaktadır… Fakat diğer müslümanlarla beraber saf tutup bir imamın peşinde namaz kılarken durum aynı olabilir mi? sorusuna ciddî bir cevap araştırmak mecburiyeti vardır… İmandan sonra en büyük emanet ve ibadet olan, hem de bir günde beş defa tekrarlanan namazını kendisine teslim edeceği kişinin, muvahhid mü"min muttakî bir müslüman, olmasına dikkat etmelidir!..

      Sahasında otoriter bir ilim adamı olduğu ehlince takdir edilen Ömer Nasuhi Bilmen tarafından hazırlanan “ Büyük İslâm İlmihâli” adlı eserin, “Namazlar Hakkındadır” bölümünde, bu konuda şöyle denilmektedir:

      “ Fâsık ve bid"at sahibi bir kimsenin imameti, tahrimen mekruhtur. Çünkü fasık, dinî işlerde laubali bulunur. İman Muhammed ve İmam Mâlik"e göre ise bunlara, iktida esasen câiz değildir.

      Bid"at sahibine, “Mübtedi, denir ki itikadı, Sünnet ve Cemaat ehlinin i"tikadına muhalif bulunan kimse demektir. Bid"at sahibine iktidanın maalkerahe cevâzı, i"tikadı küfrü müstelzim olmadığı takdirdedir. Eğer küfrü müstelzim olursa bu iktida, bütün Hanefiyece de câiz olmaz. Şefaati, âzâb-ı kabri, Hafeze Meleklerini inkâr gibi.” 26

      Allâme İbn Âbidîn (rh.a.) tarafından hazırlanan “ Hanefi Mezhebi”"nin  büyük fıkıh eserlerinden “Reddü"l Muhtar Ale"d- Dürrü"l-Muhtar” adlı eserde konuyla ilgili şunlar beyan edilmiştir:

      “ Bedevînin, fâsıkın ve âmânın imamlıkları da mekruhtur:

      Fâsıka: Doğru yoldan çıkan mânâsındadır. İhtimal ondan murad: İçki içen, zinâ eden ve faiz yiyen gibi büyük günahları irtikab edendir.

 (………)

Fâsıka gelince: O nu imamlığa geçirmenin mekruh oluşunu ulemâ,  dinî hususuna ehemmiyet vermemekle ta"lil etmişlerdir. Birde onu imam yapmak, ona ta"zimde bulunmaktır. Hâlbuki cemaatin onu, şer"an hafife almaları vâcîb dir. Şüphesiz ki, başkalarından âlim olmakla illet ortadan kalkacak değildir. Çünkü onlara abdestsiz namaz kıldırmadığından kimse emin olamaz. Binaenalyh fâsık, bid"atcı gibidir. İmamlığı herhâlde mekruhtur. Hattâ "Münye Şerhi", in de Halebî, onu imam yapmanın kerahati tahrimiye ile mekruh olduğunu tercih etmiştir.

      Halebî:

      "Onun içindir ki, İmam Mâlik"e göre, onun arkasında namaz asla câiz olmaz. Bu kavil, İmam Ahmed"den de bir riveyettir, diyor.

      Bid"atcının, yani bid"atı sebebiyle kâfir sayılmayan bid"at sahibinin imamlığı da mekruhtur.

      Bid"at: Peygamber (s.a.s.)"den malum ve meşhur olan şeyin aksini itikad etmektir. Fakat bu, inâd sebebiyle değil, bir nev"i şübhe iledir. (………)

      Bid"atcıdan murad: Haram olan bid"atı irtikâb edendir.

      Şumunnî, bid"atı:

      " Rasulullah (s.a.s.)"den alınan ilim, amel veya hâlden ibâret hakkın hilafına bir nev"i şüphe ve istihsan ile sonradan çıkarılan ve din, kavim, sırat-ı mustakîm yapılan şeydir." Diye tarif etmiştir.” 27

      Bu ilim ve bu gerçek ışığında konunun yeniden ele alınması gerekir… Çağın zalim ve müşrik tağutları tarafından işgal edilen, şirk ve küfür hükümleriyle yönetilen İslâm topraklarında iktidarda bulunan yönetime bağlı “namaz kıldırma memurları” nın siyasî, itikadî, ameli ve resmi durumlarını yeniden gözden geçirmek gerek… Fâsıkların fısklarını ve bid"at ehlinin bid"atlarını yeniden düşünmek, fâsık ve bid"at ehlinin peşinde namaz olayına yeniden ele almak zarurî bir hale gelmiştir… Bu, namazın korunması konusunda çok önemlidir… Yirmi beş veya yirmi yedi derece olan cemaat sevabı beklerken, “ tahrimen mekruh” bir amel işlemek durumunun ortaya çıkmasını iyi düşünmeli, hattâ İmam Muhammed (rh.a.) ve İmam Mâlik (rh.a.)" in ictihadlarına göre asla câiz olmayan bir amel işlenince ne getirir ve ne götürür çok iyi tahlil etmek gerekir… Kılınan namaz, korunuyor mu yoksa boşa mı gidiyor? İyice tefekkür edilmesi şarttır!..

      Rabbimiz Allah Azze ve Celle İnzâl buyurduğu hayat kitabımız Kur"ân-ı Kerim"de şöyle buyuruyor: “ Şübhesiz şirk, gerçekten büyük bir zulümdür.” 28

      “Kim Allah"ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, zâlim olanların tâ kendileridir.”29     

      İslâm topraklarını işgal eden zalim tağutlar, Allah"ın indirdikleriyle hükmet

memekte, ilâhlaştırdıkları hevâlarından kaynaklanan hükümler ile hükmetmekte,

 şirk ve küfür yasalarını egemen kılmaktadırlar… En büyük zulüm olan şirk ile hükmeden bu egemen tağutların, bu zalimlerin yetkisi ve emri altına girip, onların

görevlendirmesiyle, onların hükümlerinden dışarı çıkmadan namaz kıldıranlar için

İslâm âlimleri, şu hakikatı beyan etmektedirler!..

      İmam Kurtubî (rh.a.),meşhur tefsirinde bu hakikati şöyle kaydeder:

                  “İlim adamları (İslâm âlimleri) derler ki:           

                                   Zalimin imamlığını yapan kimsenin arkasında namaz kılınmaz! Ancak            mazeretinin açıkça ortaya çıkması yahut tevbe etme hâli müstesnâdır. Çünkü kubâ

                 mescidi"ni inşâ edenler olan Amr b. Avfoğulları, Ömer b. El-Hattab"dan halifeliği

                 döneminde, Mücemm"i b.Cariye"nin, kendi mescidlerinde kendilerine namaz     

                 kıldırmak üzere izin vermesini istediler.

                        Hz.Ömer:

            -Hayır, böyle bir şeyin en ufak bir faydası da olmaz.O, Mescid-i Dırâr"ın imamı değil miydi?

            Mücemmi" şöyle dedi:

            -Ya Emiru"l-Mü"minin, hakkında hüküm vermekte acele etme! Allah"a yemin ederim ben, onların içinde neler gizlediklerini bilmeksizin o mescidde namaz kıldım. Eğer ne gizledik

lerini bilseydim, o mescidde onlara namaz kıldırmazdım.

            Ben, Kur"ân okuyabilen genç bir delikanlı idim. Onlar ise, cahiliyyeleri üzere yaşamış

Yaşlı-başlı insanlardı. Kur"ân-ı Kerim"den hiçbir şey okuyamıyorlardı. O sebebten ben namaz

Kıldırdım, ancak yaptığımın günah olduğunu da zannetmiyorum. Zaten onların içlerinde ne

Olduğunu da bilmiyordum!

            Ömer (r.a.), O"nun mazeretini kabul edip söylediğinin doğruluğuna kanaat getirdi ve Kubâ Mescidi"nde namaz kıldırmasını emretti.”30

            Allah"ın indirdikleriyle hükmetmeyen ve egemen oldukları Allah"ın hükümlerini yasaklayan, onların yerine ilâhlaştırdıkları hevâlarından kaynaklanan şirk ve küfür hüküm

leriyle hükmeden zalim tağutların memurları olarak namaz kıldırma görevinde bulunanlara, en büyük emanet olan namaz teslim edilebilinir mi? Sorusu, İslâm âlimleri tarafından cevablandırıldı!..

            İmam Kurtubî (rh.a)"ın delilini beyan ederek kaydettiği cevabı bir kez daha hatırlatalım:

            “Zalimin imamlığını yapan kimsenin arkasında namaz kılınmaz!”

            “ İşte (şu) namaz kılanların vay hâline!

            Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar.” 31 ayetlerindeki konuma düşmemek için çok uyanık ve dikkatli olunmalıdır!..

            Namaz, fısk, bid"at ve zulümden korumaya gayret edilirken, fasık, bid"at ehli ve Allah"ın indirdikleriyle hükmetmeyen zalimlere imamlık görevini yapanlardan da korumak gerekir!..

1)      mü"minun, 23/1

2)      mü"minun, 23/9

3)      İmam kurtubî, et câmiu li Ahkâmi"l- Kur"ân, çev. M. Beşir Eryarsoy, İst. 2001, c.12, Sh. 172.

4)      İbn kesir, Hadislerle Kur"ân-ı Kerim Tefsiri, çev. Dr. Bekir Karlığa- Dr. Bedrettin Çetiner, İst. 1985, C.10, sh. 5548.

5)      Sahih-i Buhârî, kitabu Mevâkitu"s- Salât, B.5, Hds.6. kitabu"t- Tevhid, B. 49, Hds. 160.

      Sahih-i Müslim, kitabu"l- İman, B. 36, Hds. 137-139.

      Sünen-i Tirmizî, kitabu"s- Salât, B. 127, Hds. 173.

      Sünen-i Ebu Davud, kitabu"s- Salât, B. 9, Hds. 426.

      Sünen-i Neseî, kîtabu"l- Mevâkit, B.51, Hds. 610.

6)      İbn Kesîr, A.g.e. c.10, Sh. 5546.

7)      Sünen-i İbn Mace, Kitabu"t- Tahare, B.4. Hds. 277-279.

İmam Mâlik, Muvatta, kitabu"t Tahare, Hds. 36.

Sünen-i Dârimî, Kitabu"t- Tahare, B.2, Hds. 661,662.

8)      Ankebut, 29/45.

9)      Bkz. Ahzab, 33/21. Âl-i İmrân, 3/31-32.

10)  Sahih-i Buhârî, Kitabu"l- Ezan, B. 18, Hds.28.  

11)   Abdullah ibü"l-Mübarek, kitabü"z- Zühd, çev. M. Adil Teymur, İst. 1992, Sh.214, Hds.844.

İbn Kesîr, A.g.e. C.12, Sh.6301. İbn Cerîr  ve ibn Ebi Hatim"den.


 

12)  İmam Mâlik, Muvatta", Kitabu Vukutu"s- Salât, Hbr. 6.

-      İmam Kurtubî, A.g.e. C.1, Sh.409.

13)Sünen-i  Ebu Davud, Kitabu"s- Salat, B.144-145, Hds.864.

      Sünen-i İbn Mace, Kitabu İkametu"s- Salâ, Bab. 202, Hds.1425-1426

      Sünen-i Tirmizî, Kitabu"s-Salat, Bab.303,Hds. 409

      Sünen-i Neseî, Kitabu"s- Salat, Bab.9, Hds,463-466

Sünen-i Dârimî, Kitabu"s Salat, Bab.91 Hds.1362.

14) Necm, 53/3-4.

15) Sahih-i Buhârî, Kitabu"l-Ezân, Bab.30, Hds.42.

       Sahih-i Müslîm Kitabu"l- Mesâcîd, Bab.42.Hds.249-250.

       Sünen-i Neseî, Kitabu"l- İmâme, Bab.42,Hds.817.

       Sünen-i İbn Mace, Kitabu"l-Mesâcîd, Bab.16,Hds.789.

       Sünen-i Tirmizî, Kitabu"l-Salat, Bab.161,Hds.215.

16)Sahih-i Buhârî, Kitabu"s-Salât, Bab. 87,Hds.122.

                               Kitabu"l – Ezân, Bab.30, Hds.43-45.

     Sahih- Müslîm, Kitabu"l-Mesâcîd, Bab.49.Hds.272. 

     Sünen-i İbn Mace,  Kitabu"l Mesâcîd,Bab.16, Hds.788.

     Sünen-i Neseî, Kitabu"l-İmâme, B.42, Hds.838-839.

     Sünen-i Tirmizî, Kitabu"s-Salât, B.161., Hds.216.

17) Sahih-i Buhârî, Kitabu"l-Ezân, B.39, Hds.41.

                                Kitabu"l-Husumet,B.4,Hds.10.

                                 Kitabu"l- Ahkâm,B.53, Hds.80.

       Sahih- Müslîm, Kitabu"l-Mesâcîd, B.42,Hds.251-253.

       Sünen-i  Ebu Davud, Kitabu"s- Salat, B.46,Hds.548-549.

       Sünen-i Tirmizî, Kitabu"s-Salât, B.162.Hds.217.

       Sünen-i Neseî, Kitabu"l-İmâme, B.49.Hds.848.

        Sünen-i İbn Mace,  Kitabu"l Mesâcîd,B.17.Hds.791.

18) Sahih- Müslîm, Kitabu"l-Mesâcîd, B.42 .

       Ayrıca bkz. Ahmed b. Hanbel, Müsned, C.1, Sh.394, 422,449,461.

İbn Huzeyme, Sahîh, Hds.1853-1854.

vuslatdergisi

Bu yazı toplam 5232 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim