• BIST 90.002
  • Altın 146,309
  • Dolar 3,6187
  • Euro 3,9328
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Konya 10 °C
  • Antalya 19 °C
  • Diyarbakır 18 °C
  • Erzurum 5 °C
  • İzmir 17 °C
  • Rize 12 °C

Gazze Zaferi ve Direniş Ekseni, Yani Kudüs'ün Özgür ve Aydınlık Şafağı..

Nureddin Şirin

Bundan önceki yazımızda “Savaşta Dengeleri Değiştiren Fecr Füzeleri ve Filistin Direnişinin İran"a Anlamlı Teşekkürü”başlığı altında, bir Filistinli yazarın, Gazze direnişindeki İran"ın askeri desteğini takdir ve şükranla anan ifadelerini aktararak, İran İslam Cumhuriyeti"nin Filistin"in savunulması için ortaya koyduğu örnekliğe dikkat çekmiştik. İslam edep ve ahlakının en temel karakterlerinden birinin ahde vefa ve kadirşinaslık olduğunun idrakindeki her temiz fıtratın, her özgür ve pak vicdanın takdir, minnet ve şükranla anacağı bu durum üzerine, direniş önderliği ve komutanlarının yaptıkları açıklamalar meseleyi çok daha anlamlı bir boyuta taşıdı.

Filistin İslami Cihad lideri Dr. Ramazan Abdullah Şallah, Hamas lideri Halid Meşal ve Filistin Başbakanı İsmail Heniyye"nin yanı sıra, cephedeki direniş komutanları da, açıklama ve bildirilerinde siyonist düşman karşısında kazanılan bu tarihi zaferin, İran İslam Cumhuriyeti"nin sağladığı silahlarlarla elde edildiğini belirterek, İran İslam Cumhuriyeti"ne özellikle teşekkür ettiklerini vurguladılar.

İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamenei, siyonizme karşı mücadelenin İslam ümmetinin merkezi bir davası olduğunu, Filistin ve Kudüs"ün özgürlüğü uğruna verilecek bir savaşın Müslümanların ilk görevi olduğunu belirtirken, bunu propaganda olsun diye yapmıyordu, sadece söz ve slogan söylemiyordu.

İran İslam Cumhuriyeti"ne yönelik 30 yılı aşkın bir zamandır uygulanan ambargoların, sürdürülen saldırıların ve sergilenen komploların hepsinin arkasındaki en büyük neden, İran"ın siyonist rejimin varlığını tehdit eden uluslarası ve bölgesel bir savaşa önderlik etmesinden dolayıdır.

İran"da İslam devrimi gerçekleşmesiyle Ortadoğu"daki en büyük müttefiki ve kalesini kaybeden Amerika, İmam Humeyni"nin en büyük hedefinin, siyonist rejimin ortadan kaldırılarak Filistin"in bütünüyle özgürleştirilmesi olduğunu görünce, bütün gücünü bu siyonist rejimin güvenliğine adamıştı.

Zira Washington yönetimi, İmam Humeyni"nin “Amerika"nın İran"daki ayağını kırdık, sıra şimdi İsrail"i ortadan kaldırmada” şeklindeki sözün arkasından ne gelebileceğinin çok iyi farkındaydı. Zira İmam Humeyni o sözü, İslam İnkılabı"nın zaferinden 20 yıl önce de diyordu; öyle ki İmam Humeyni"nin “şahlık rejiminin yıkılması”ndaki kararlılığı, “siyonist rejimin ortadan kaldırılması” hedefi ile iç içe geçmişti.

İmam Humeyni"nin ardından inkılab bayrağını omuzlayan İmam Hamenei de, merhum İmam zamanında siyonist düşman karşısında gerçekleşen zaferleri, nihai zafere ulaştırmak için bütün varlığını, bütün gücünü, bütün dirayet ve azametini ortaya koydu. Öyle ki İmam Hamenei"nin dönemi “siyonizmin ezilmesi” dönemine dönüştü…

İran içinden ve dışından, İranlı veya yabancılardan İmam Hamenei"ye yönelik getirilen eleştiri ve suçlamaların başında, başta ABD olmak üzere, bütün dünyayı karşısına alarak, İran"ı Filistin için bir kalkana çevirmesi, bunun için de, İran"a siyasi, askeri, maddi ve diplomatik alanlarda büyük bedeller ödettiren sonuçlarla karşılaşılmasıydı.

İran"da ulusalcıların, liberallerin, Amerika ile uzlaşma arayışında olanların, yurt dışındaki İslam Cumhuriyeti muhaliflerinin, hatta ne yazık ki İmam Humeyni döneminde takdirlerle dolu bir başbakanlık yapan Mir Hüseyin Musevi gibilerin bile suçladığı konu, İran"ın kendi ulusal çıkarlarını Filistin ve Lübnan"a feda ettiği şeklinde olmuştu. Onun içindir ki, Musevi"nin başını çektiği yeşil hareketin en belirgin sloganı “Ne Filistin Ne Lübnan, canım feda İran'a” sloganı olmuştu…

İmam Hamenei"nin bütün zerreleri, bütün hücreleri ve tüm benliğinin Kudüs"ün özgürlüğünü haykırdığına yakinen şahitlik eden bir Müslüman olarak, şunu söyleyebilirim ki; onun Filistin ve Kudüs"ün özgürlüğü yolunda taşıdığı sorumluluk, bütün bir ümmetin taşıdığı sorumluluğun çok daha üstündedir...

İran İslam Cumhuriyeti"nin Bahreyn"e müdahale ettiğini ileri sürenlere cevaben “biz Bahreyn"e müdahale etmiyoruz; Biz Lübnan"a ve Gazze"ye müdahale ettik; sonuçları ise zafer oldu” derken, Lübnan İslami direnişinin 18 yıllık savaşı, Temmuz 2006"daki 33 Gün savaşı ile, Gazze"deki Furkan savaşı döneminde İran"ın müdahalasine işaret etmişti.

Gazze Savaşı döneminde, Kassam Tugayları"nın da belirttiği üzere, Filistinli mücahidler, siyonist düşman karşısında güçlü ve kararlı bir askeri direniş sergilerken, sadece İran"dan gelen silahları kullanmıştı. Ayrıca, İran"ın Furkan Savaşı"ndaki rolü, yalnızca "Gazze"ye silah ulaştırmak"tan da ibaret de değildi….

Fakat siyonistlerin bu savaşta ne denli barbarlaştıklarını gören herkes, bundan sonraki savaşta, siyonistlerin Gazze"ye girmesini önleyecek, siyonist saldırganlık karşısında güçlü bir caydırıcılık dengesi oluşturacak yeni silahlara ihtiyaç olduğunun farkındaydı. Bunların başında ise İmam Hamenei geliyordu.

Bunun için İmam Hamenei, Filistinli mücahidleri siyonist düşman karşısında sarsıcı bir güç haline getirecek, çıkacak bir savaş sırasında ise siyonist düşmanı ağır yenilgilere uğratacak yeni bir savunma stratejisi belirledi. Bunun için de, başta Tel Aviv ve ötesini vuracak uzun menzilli füzeler ile diğer gelişmiş silahların Gazze"ye ulaştırılması talimatını verdi.

Bugün bütün direniş liderleri ve komutanlarının ittifakla belirttikleri üzere, siyonist düşman karşısında o büyük zaferin belirleyici gücü olan Fecr 5 füzelerinin Gazze"ye ulaştırılması, bundan da öte, İran"ın ileri füze teknolojisinin Gazze"ye transfer edilmesi talimatını veren bizzat İmam Hamenei"nin kendisidir….

İmam Hamenei, adil, fazıl ve muttaki bir fakih ve siyasi bir lider olmanın ötesinde, askeri bir komutan sıfatıyla siyonizme karşı mücadele cephelerini zaferlerle buluşturmak için gecesini gündüzünü ortaya koyan, siyonist düşman karşısında silahını bir an olsun yere bırakmayan ve İslam Ümmeti"ne “İsrail"siz bir Ortadoğu”yu müjdeleyen dirayet, basiret ve azamet dolu bir ümmet fedaisidir…

İşte bundan dolayıdır ki; bugün Halid Meşal"inden Ramazan Abdullah Şallah"ına, İsmail Heniyye"sinden, Kassam ve Kudüs Seriyyeleri komutanlarına kadar herkes, İran İslam Cumhuriyeti"ne olan şükranlarını sunuyorlar. Onun içindir ki, “bizim bu zaferi kazanmamızda, siyonist düşmanı yenilgiye uğratmamız ve yeni bir güç dengesi oluşturmamızda en büyük pay İran"ın silahlarına aittir” diyorlar. Onun içindir ki, siyonist düşmanın kalbini vurma, stratejik hedeflerini füze yağmuruna tutma cüret ve iradesini gösterebiliyor ve onun içindir ki, Gazze"ye yönelik işgal tehditleri karşısında bütün dünyayı şaşırtan bir azim ve kararlılıkla kendilerinde bir özgüven bulabiliyorlar…

Hamas ve İslami Cihad liderliğinin yaptığı açıklamalara, Kassam Tugayları ve Kudüs Seriyyeleri"nin bildirilerine bakınız; bunu göreceksiniz…

İşte bugün herkesin takdirle andığı bu duruş, siyonizm ve emperyalizme karşı bölgesel direnişin aynasıdır. Amerika, İsrail ve batılı müttefiklerinin “şer ekseni”, işbirlikçi Arap rejimleri ve uzantılarının ise “Şii hilali” diye tanımladıkları “direniş ekseni” budur.

Hiç kimsenin en küçük bir şüphe ve tereddütü olmasın ki; İsrail"siz bir Ortadoğu"nun kurulması azmiyle arkasında durduğumuz bu eksen, İslam ümmetine pek yakında tarihin en büyük zaferini kazandıracaktır biiznillah.

Amerika"nın Yeni Dünya düzenleri, Büyük Ortadoğu projeleri varsa, bu eksenin de “İsrailsiz bir Ortadoğu ve Amerika"sız bir dünya” projesi vardır. “Direniş ekseni”nin en kısa anlamı da budur….

Bu hasbihalden sonra;

Başta Filistin halkı olmak üzere, bütün dünya Müslümanlarının, özgür ve pak vicdanlarının zaferi kutlu olsun…

Gazze direnişine, Hamas"a, İslami Cihad"a, Kudüs Seriyyeleri ve Kassam Tugaylarına selam olsun.

Kudüs"ün özgür ve aydınlık şafağında buluşmak üzere….

 

velfecr

Bu yazı toplam 1568 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim