• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Ankara 11 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Konya 15 °C
  • Antalya 19 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Erzurum -4 °C
  • İzmir 16 °C
  • Rize 16 °C

Başörtüsü Eylemleri'nde Bu Hafta (FOTO)

Başörtüsü Eylemleri'nde Bu Hafta (FOTO)
Sakarya'da 637., Ankara'da 610.,

Sakarya 637. Hafta: İstikametsiz siyaset, her alanda sorun üretiyor!

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu, 637. hafta basın açıklamasında, siyaseti ilkelerin belirlemediği vaziyette günübirlik kararların maliyetinin halka yansıdığı belirtilirken, NATO’dan çıkılarak, bölgesel barış ve adalet arayışına yönelme çağrısı yapıldı.

 

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu, 637. hafta basın açıklamasında, son dönemde dış siyasette yoğunlaşan gündem maddelerini değerlendirdi. Platform adına yapılan açıklamada “Bir insan nereye gideceğini bilmiyorsa hangi yoldan gideceğinin hiçbir önemi yoktur. Bu söz, bugün Türkiye’deki hâkim politikanın özeti gibidir. Artık siyasetin yapılış amacı, kamusal yarardan, toplumsal mutabakat zeminini güçlendirmekten kopmuştur. Şahsi bir iktidar algısı egemenliğini sürmektedir. Geldiğimiz noktada siyasetin kurucu unsurları anlamsızlaşmıştır. Gidişatı belirleyen temel ilkeler belirsizleşmiştir. Böyle bir vasatta, iç siyasetten dış siyasete, eğitimden ekonomiye her alanda ciddi açmazlar, ani dalgalanmalar ve pusulasını kaybetmişlik hali göze çarpmaktadır. Bunun faturası her geçen gün kabarırken, yük yine halkın dermansız omuzlarına binmektedir. Geçen hafta NATO tatbikatında yaşanan hadise, bahsettiğimiz gidişata dair bize ders vermelidir. Bu meselede ilk şu sorulmalıdır: Bizim NATO’da ne işimiz var? Asıl rahatsız edici olan Türkiye’de onlarca NATO üssünün varlığı değil midir? Türkiye, dünya halklarına işgal ve savaştan başka bir şey vaat etmeyen bu örgütte kaldığı sürece, verilen tepkilerin ne geçerliliği olur?”

Platform adına yapılan 637. hafta açıklamasının devamında şu ifadelere yer verildi: “NATO’dan çıkılmalıdır. Fakat bu çıkış, doğru bir siyasetin kurulmasıyla mümkündür; fevri ve hamasi laflarla değil. Öteki türlü, NATO’dan çıkıp başka bir yanlışa girmenin anlamı olmayacaktır. Asıl yapılması gereken; bölgede barışı ve adaleti tesis edecek bir üst siyasete yönelmektir. Yoksa küresel güç odaklarının rekabetine oynayarak, buradan yürümeye kalkışmanın bizim için bir önemi yoktur. Ne yazık ki bu örnekte gördüğümüz gibi, Türkiye’de siyasetin belirsizliği; bizi hem küresel hem de bölgesel ölçekte tutarsızlıklara sürüklemektedir. Bunun bir diğer örneği Suriye olmuştur. Soçi Zirvesi’nde alınan kararlar, aslında bugüne kadar izlenen tüm politikaları boşa çıkarmaktadır. Belki de krizin en başında alınması gereken kararlar, Suriye harap olduktan sonra gündeme gelebilmiştir. Böyle giderse, yaşanan onca acının üstüne, Baas rejimine hak verilebildiğini dahi görürsek artık şaşırmayacağız! İstikametsiz siyasetin de, ilkesiz kararların da sorun ürettiği ortadadır. Çözüm; bölge halklarına esenlik getirecek geniş ölçekli adil bir düzene kurmakla mümkündür; bunun içinse herkesi barış içinde ve kardeşçe yaşatacak siyasetlerin geliştirilmesi şarttır.”

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu, 637. Hafta Basın Açıklaması

İstikametsiz siyaset, her alanda sorun üretiyor!

Değerli dostlar, Sakarya’nın duyarlı insanları;

Bir insan nereye gideceğini bilmiyorsa hangi yoldan gideceğinin hiçbir önemi yoktur. Bu söz, bugün Türkiye’deki hâkim politikanın özeti gibidir. Artık siyasetin yapılış amacı, kamusal yarardan, toplumsal mutabakat zeminini güçlendirmekten kopmuştur. Şahsi bir iktidar algısı egemenliğini sürmektedir. Geldiğimiz noktada siyasetin kurucu unsurları anlamsızlaşmıştır. Gidişatı belirleyen temel ilkeler belirsizleşmiştir. Böyle bir vasatta, iç siyasetten dış siyasete, eğitimden ekonomiye her alanda ciddi açmazlar, ani dalgalanmalar ve pusulasını kaybetmişlik hali göze çarpmaktadır. Bunun faturası her geçen gün kabarırken, yük yine halkın dermansız omuzlarına binmektedir.

Geçen hafta NATO tatbikatında yaşanan hadise, bahsettiğimiz gidişata dair bize ders vermelidir. Meseleyi anlık tepkilerle karşılayanlar, NATO’ya karşı sesini hızla yükseltenler; ilk olarak şu soruyu sormalıdır: Bizim NATO’da ne işimiz var? Asıl rahatsız edici olan Türkiye’de onlarca NATO üssünün varlığı değil mi? Düne kadar Anadolu toprakları için  “NATO toprağı” yakıştırması yapan kimlerdi? Mesele bu temelde ele alınmadığında, koparılan gürültünün anlamı da kalmayacaktır. Türkiye, NATO konseptine bağlı kaldığı sürece, yarın daha kötü bir hadise ile karşılaşmayacağını kim garanti edebilir? Dünya halklarına işgal ve savaştan başka bir şey vaat etmeyen bu örgütte kaldığı sürece, verilen tepkilerin ne geçerliliği olur?

Bugün Türkiye’nin NATO ya da ABD ile ilişkilerinin bozulmasına bakarak, hangi yola gideceğimize dair bir haritamız olduğu da düşünülmesin. Süreç, ilkeler temelinde gelişmemektedir. Haliyle, bu şer odaklarıyla bozulan ilişkiler, konjonktüreldir; çıkarlara bağlı olarak hızla her şey değişebilir. Oysa bizim için problem, öncelikle NATO’nun varlığıdır, sonrasında Türkiye’nin bu yanlış düzende kendisine rol biçmesinedir.

NATO’dan çıkılmalıdır. Fakat bu çıkış, doğru bir siyasetin kurulmasıyla mümkündür; fevri ve hamasi laflarla değil. Öteki türlü, NATO’dan çıkıp başka bir yanlışa girmenin anlamı olmayacaktır. Asıl yapılması gereken; bölgede barışı ve adaleti tesis edecek bir üst siyasete yönelmektir. Yoksa küresel güç odaklarının rekabetine oynayarak, buradan yürümeye kalkışmanın bizim için bir önemi yoktur.

Ne yazık ki bu örnekte gördüğümüz gibi, Türkiye’de siyasetin belirsizliği; bizi hem küresel hem de bölgesel ölçekte tutarsızlıklara sürüklemektedir. Bunun bir diğer örneği Suriye olmuştur. Soçi Zirvesi’nde alınan kararlar, aslında bugüne kadar izlenen tüm politikaları boşa çıkarmaktadır. Belki de krizin en başında alınması gereken kararlar, Suriye harap olduktan sonra gündeme gelebilmiştir. Böyle giderse, yaşanan onca acının üstüne, Baas rejimine hak verilebildiğini dahi görürsek artık şaşırmayacağız! Geçen zamanın ve dış politikamızın tahlili yapıldığında, bu politik vahametin boyutları ileriki dönemde çok daha net anlaşılacaktır. İki yanlış bir doğru etmeyecektir.

İstikametsiz siyasetin de, ilkesiz kararların da sorun ürettiği ortadadır. Çözüm; bölge halklarına esenlik getirecek geniş ölçekli adil bir düzene kurmakla mümkündür; bunun içinse herkesi barış içinde ve kardeşçe yaşatacak siyasetlerin geliştirilmesi şarttır. Merkezinde toplumsal yararın değil, muktedirlerin güç ve çıkarlarını koruma kavgasının olduğu hiçbir süreçten, insanlarımıza bir fayda gelmez. O yüzden, şu puslu havada istikameti doğrultacak, doğru yola götürecek şeyin; öncelikle, barışa, adalete ve hakkaniyete niyetlenmek olduğu kesinlikle unutulmasın. Niyet hayır olursa, akıbet de hayır olacaktır. O zaman nereye gidileceği, nasıl gidileceği de zaten görülecektir.

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu

Sakarya 637. Hafta: İstikametsiz siyaset, her alanda sorun üretiyor!

" Duyarlı Müslümanlar olarak bizlere düşen en önemli görev; Kara Cuma “Black Friday” adı altında kampanyalar yaparak dinimizin kutsallarına hakaret eden bu vahşiliği protesto etmektir. Bu firmalardan asla alış veriş yapmamak, yaptırmamaktır."

ANKARA İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ PLATFORMU’NUN

25 KASIM 2017 TARİHLİ 610.HAFTA BASIN AÇIKLAMASI

​Es Selamünaleyküm; Değerli katılımcılar! Türkiye’de ve dünyanın neresinde olursa olsun din, inanç, düşünce, ifade özgürlüğü, baskı, engellemeler, insanlığa yapılan tüm saldırı ve zulümlere karşı MÜSLÜMANCA tavır koyma amacıyla oluşturduğumuz platformumuzun 610.Hafta Basın Açıklamasına hoş geldiniz.

Her yıl başta Amerika ve İngiltere olmak üzere özellikle emperyalist ülkelerde süregelen bir BLACK FRİDAY (Kara Cuma) vahşiliği yaşanıyor. ABD'de, Black Friday, Şükran Günü’nden sonra gelen ilk Cuma gününe denir. Şükran Günü ise her yıl Kasım ayının son perşembesidir. Batılı ülkelerde Black Friday günü resmi tatil sayılmasa da mağazalar çok erken saatte açılır ve geç kapanırlar. İnsanlar vahşice alışveriş yaparlar. Yine bu günde özellikle İngiltere'de, Kara Cuma geleneksel olarak ofis partilerinin en yoğun olarak yapıldığı gündür. Bu yüzdendir ki bu gece restoranlar, diskolar, barlar ve sonuç olarak hastaneler de çok yoğundur. Emperyalist ülkelerde yaşanan bu vahşilik küçük bir modeli ne acayiptir ki ülkemizde de yaşanmaktadır. Bu sene bu vahşiliği ülkemizdeki hemen hemen tüm büyük firmaların “Black Friday” yani Kara Cuma adı altında güya indirim yaparak insanları vahşi kapitalizm kölesi hale getirmeye başladılar.

Müslüman bir ülkede gavur adetinin yaşatılmaya çalışılması kabul edilemez. Yine kabul edilmeyecek bir durum ise en kutsal günümüz olan Cuma’ya “Kara Cuma” denilerek aşağılanmasıdır. Ülkemizde bu günlerde büyük firmalar “Kara Cuma” adı altında reklam edip satış yapıyorken farkında mısınız hiç kimseden ses çıkmıyor. Ülkemizde hoyratça batılı emperyalistler cirit atıyor. Hem de paramızı da alarak yaptıkları işin faturasını dahi bize ödetiyorlar. Hristiyan ülkelerde ve özellikle baş emperyalist Amerika, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın filmlerinde dizilerinde, alışverişinde, kültür ve sanatında, sosyal hayatında neden hep kara cumadan bahsedilir? Hiç “Black Sunday” (Kara Pazar) olarak bahsedilmez?

Emperyalist ülkeler her fırsatta İslam düşmanlığı yapmaktadır. Ülkemizdeki beyinsizlerde buna alet olmaktadır. Yüce Yaradan, İlahi Kelamında açıkça; “Sen onların dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar.” (Bakara/120) buyuruyor. Ne yazık ki birçok meselede olduğu gibi bunda da inancımız, değerlerimiz batı kültüründe hunharca aşağılanırken alışveriş maskesiyle ülkemizde bu sömürü ve aşağılama hareketine devam ediliyor.

Duyarlı Müslümanlar olarak bizlere düşen en önemli görev; Kara Cuma “Black Friday” adı altında kampanyalar yaparak dinimizin kutsallarına hakaret eden bu vahşiliği protesto etmektir. Bu firmalardan asla alış veriş yapmamak, yaptırmamaktır. Savcılık, Bimer, Cimer, Maliye Bakanlığı, Belediye Zabıta Birimlerine bu kampanyaya katılarak bilerek ya da bilmeyerek halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek ve dinimizde kutsal olan değerlere hakaretten suç duyurusu ve şikâyetlerde bulunulması gerekmektedir.

Son olarak geçtiğimiz hafta Uluslararası Medya Enformasyon Derneği Genel Başkan Yardımcısı Gazeteci Yazar Kemal Gümüş’ü Ben Gurion Havalimanı’nda hukuksuz bir şekilde saatlerce gözaltında tutan, illegal bir şekilde iki defa ifadesini alan, basın özgürlüğünü hiçe sayarak deport (ülke dışına göndermek) işlemi gerçekleştiren Katil Şebeke İsrail’i kınıyoruz.

Bütün insanların akıl, nesil, can, mal ve din emniyetlerinin sağlandığı bir dünyada buluşmak temennisiyle katılımlarınız için teşekkür ederiz.

​​​​ANKARA İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ PLATFORMU

 

 

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, sakal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim