• BIST 106.270
  • Altın 162,279
  • Dolar 3,9048
  • Euro 4,6272
  • Ankara 4 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Konya 4 °C
  • Antalya 18 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Erzurum -3 °C
  • İzmir 13 °C
  • Rize 5 °C

Başörtüsü Eylemleri'nde Bu Hafta (FOTO)

Başörtüsü Eylemleri'nde Bu Hafta (FOTO)
Ankara'da 604., Sakarya'da 631.,

"Yeryüzünde yere düşen her bir canın ve boynu bükük her bir yetimin sorumluluğu omuzlarımızdadır. Bu şuur ile hareket edilmeli ve sınır tanımayan kardeşlik bilinci yeniden tesis edilmelidir."

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu tarafından düzenlenen 604. hafta basın açıklamasına hoş geldiniz.

İnsanlık tarihi ile eş olan hak ve batıl savaşı hız kesmeksizin devam ediyor. Özellikle batılı devletler eli ile yüz yıllar boyu devam ettirilen haçlı savaşları ABD eski başkanı Bush’un tabiri ile yeniden alevlendiriliyor. Son yüz yıldır tarihin şahit olduğu en büyük katliamlar kendilerini medeniyetin beşiği olarak tanıtan batılılar eli ile İslam beldelerinde yapılmaktadır. Bosna, Çeçenistan, Cezayir ve Afganistan bu katliamların en kanlı topraklarıdır.

İçinde bulunduğumuz coğrafya, konumu ve yeraltı kaynakları bakımından uzun yıllardır dış güçlerin gözü ve elini üzerinden çekmediği bir bölgedir. Bu durum bölge üzerinde pek çok entrika çevrilmesini de beraberinde getirmektedir. Amerika’nın iştahını kabartan petrol rezervleri ile İsrail’in vaad edilmiş topraklar olarak gördüğü Dicle ve Fırat arasında kalan bölge özellikle bu iki ülkenin fitne ateşi ile kaynayan bir kazan halindedir. Irak ve Suriye halkı ile birlikte emperyalist hırs ile ateşe atılan iki ülke.

Kuzey Irak bölgesel Kürt yönetiminin bütün uluslararası ikazlara rağmen bağımsızlık referandumuna gitmesi perde arkasından Amerika ve İsrail terör devletlerinin kendilerine olan desteğinden kaynaklanmaktadır. İsrail vaad edilmiş topraklar ütopyasına ulaşmak için yapı taşlarını döşemektedir. Böl, parçala, yut siyaseti ile Irak’ın toprak bütünlüğünü bozarak nihai hedeflerine emin adımlarla ilerlemektedir.

Yine bu bölgede yer alan Suriye’de pek çok piyon örgüt bu devletlerin gönüllü taşeronluğunu yapmaktadır. Bugün geldiğimiz noktada Suriye adında bir ülkeden bahsetmek mümkün görünmemektedir. 1 milyon insan katledilmiş, 15 milyon insan yer değiştirmiş, 5 milyon kişi mülteci edilmiş kısaca Suriye tarihi talan, halkı muhacir edilmiş enkaz yığını bir ülke haline gelmiştir.

Ne İslam adına savaştığını söyleyen İŞİD ve Haşdi Şabi İslam adına, ne Kürt halkı için savaştığını söyleyen PKK-PYD Kürt halkı adına savaş vermektedir. Artık Müslümanlar gözlerini açmalı ve gaflet uykusundan uyanmalıdır. Küfür tek millettir. Oysa biz Müslümanlar 72 fırkaya bölündük. Önder ve âlimlerimize düşen teferruat derecesinde olan ayrılıkları bir kenara bırakmanın vakti geldi de geçiyor bile. Yeryüzünde yere düşen her bir canın ve boynu bükük her bir yetimin sorumluluğu omuzlarımızdadır. Bu şuur ile hareket edilmeli ve sınır tanımayan kardeşlik bilinci yeniden tesis edilmelidir. İslam ümmeti tek millet olmayı başardığı zaman bu zulüm bitecek, bu gözyaşı dinecektir. Aksi halde bugün yaşadığımız bu utancın hesabını tarihe ve Allah’a karşı veremeyeceğiz.

İdlip operasyonu başlatıldı. Buradan hükümet yetkililerine seslenerek diyoruz ki; Ayn el-Arab’ta devşirilmiş ismi ile Kobani’de düşülen hataya İdlip’te düşülmemeli. Emperyalistlerin yaptığı tanımlar üzerinden olayları değerlendirmeyin. Kobani sürecinde yapılan yanlışlar neticesinde PYD nerede ise devletleştirildi. Operasyonlarda çok dikkatli olunmalı, karmaşanın hakim olduğu bölgede ABD, Rusya ve İsrail’in tertipleyeceği provokatif olaylara karşı dikkatli hareket edilmelidir. Batılıların düşmanca tanımlamalarına karşın Suriye’nin milli unsurları olan muhalif gruplarla karşı karşıya gelinmemeli, bu grupların güçlerini zaafiyete uğratacak politikalardan uzak durulmalıdır. Aksi halde ortaya çıkacak durumdan en çok faydalanacak olan ABD, Rusya ve İsrail ile taşeronları olan PYD ve Esat olacaktır.

Tüm insanların akıl, nesil, can, mal ve din emniyetlerinin sağlandığı bir dünyada buluşmak temennisi ile.

ANKARA İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ PLATFORMU

Görüntünün olası içeriği: 7 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve açık hava

Sakarya 631. Hafta: Gün Halkımızın Kenetlenme Günüdür!

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Paltformu’nun 631. hafta basın açıklamasında, ABD ile yaşanan vize krizi gündeme getirildi.

 

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Paltformu’nun 631. hafta basın açıklamasında, ABD ile yaşanan vize krizi gündeme getirildi.
 
Amerika’nın 17/25 Aralık’la başlayan süreçle birlikte Türkiye'ye bir süredir ders vermeye çalıştığına vurgu yapılan açıklamada, “Görünen o ki; Avrupa ve Amerika önümüzdeki süreçte Türkiye'yi ekonomik ve siyasi olarak zor duruma düşürecek bir eylem planında ortaklık yapacaklar” ifadelerine yer verildi.

ABD ve AB’nin Türkiye’yi ‘sadakat testi’nden geçirmek istediğine atıfta bulunulan açıklamada, bağımsızlık yolunda hükümete ve halkımıza önemli görevler düştüğü belirtildi.

“Bu ülke halkının laik-anti laik, Kürt-Türk, Alevi-Sünni, iktidar yanlısı-muhalefet yanlısı şeklinde tanımlanan ayrışmalara tahammülü yoktur” denilen açıklamada, gerek cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından gerekse de muhalefet partileri tarafından kullanılan ayrıştırıcı dilin ivedilikle terk edilmesi gerektiği ifade edildi.

Türkiye’de son dönemde yaşanan "Adalet" ile ilgili zaaflara da yer verilen açıklamada, “Halkımızın adalete olan güveni dip yapmış durumda... Amerika ve Avrupa da adalet mekanizmasındaki ciddi zaafiyeti her fırsatta dillendirerek kendi günahlarına kılıf yapıyor. Türkiye'yi adeta bir hukuksuzluk diyarı olarak gösteren propaganda yapıyorlar. Bu propaganda ile kendi zulümlerini örtmeyi de başarıyorlar” yorumunda bulunuldu.

Ülkemizdeki iktidar değişikliği için dış operasyonlara bel bağlayanlara da seslenilen açıklamada son olarak şunlar söylendi: “Emperyalizm güdümünde çeşitli ülkelerde iktidarı değiştirmeye kalkanlar daima halkların koyduğu bariyerlere çarparak hüsrana uğradılar. Gün fırsatçılık günü değil, kenetlenme günüdür”

631. Hafta Basın Açıklamasının Tam Metni

Amerika'nın Türkiye'deki diplomatik temsilciliklerinden vize vermeyi durdurmasının üzerinden 1 hafta geçti. Önümüzdeki hafta dışişleri heyetlerinin bu konu ile ilgili görüşeceği belirtilmesine karşın, yakın gelecekte çözüm ümidinin zayıf olduğu tahmin ediliyor.

Amerika Türkiye'ye bir süredir ders vermeye çalışıyor. 17/25 Aralık 2013 ile başlayan bu süreç, 15 Temmuz darbe girişimi, Astana görüşmeleri ve Kuzey Suriye'de YPG desteği gibi bir dizi gelişme ile zirveye taşındı. Son olarak Kuzey Irak referandumunda da Amerika ve İsrail'in rolü uzun uzun tartışıldı.

Amerika ve İsrail bölgemizde sadece Türkiye'yi değil tüm bölge ülkelerini tehdit ediyor. Bölme ve şiddet Amerikan politikasının temel parametreleri...

Amerika; Irak ve Suriye'de bölünme eksenli bir politika izliyor. Bölünme sonrası ortaya çıkacak butik devletlerin daha kolay kontrol edilebileceğinin hesabını yapıyor. Bölge ülkelerinin toprak bütünlüğüne kasteden bu politika bir taraftan da şiddet üretiyor. Ayrışma beraberinde çatışmayı getiriyor.

Türkiye ve İran da sıranın kendilerine geleceğinin farkında olarak, Amerika'nın bölme ve şiddete dayalı politikasına karşı ortak tavır geliştirmeye çalışıyorlar.

Son vize krizi, Amerika'nın Türkiye'yi ekonomik ve siyasi olarak daha çok sıkıştıracağının işaretlerini veriyor. Bir süredir Almanya'nın başını çektiği Avrupa ülkeleri, Türkiye'ye dönük bazı olumsuz uygulamaları hayata geçiriyordu. Görünen o ki; Avrupa ve Amerika önümüzdeki süreçte Türkiye'yi ekonomik ve siyasi olarak zor duruma düşürecek bir eylem planında ortaklık yapacaklar.

Türkiye, Amerika ve Avrupa'ya karşı bir bağımlılık testinden geçmeye başladı. Bu testi başarı ile tamamlayarak bağımsız bir devlet olduğumuzu ilan etmeliyiz.

Bağımsızlık yolunda hükümete ve halkımıza önemli görevler düşüyor.

Her şeyden önce Cumhurbaşkanı'nın halkımızı kutuplaştırıcı dili terk edip, bütünleştirici bir dil kullanması elzemdir. Aynı şekilde ana muhalefet partisi yöneticilerinin de dindarlara dönük ayrıştırıcı dilden vazgeçmesi zorunludur. Hafta içinde mecliste müftülerin nikah kıymasına onay veren yasayı protesto için ana muhalefet partisi öncülüğünde düzenlenen gösterinin, halkımızın temel değerlerini hiçe sayan ayrıştırıcı bir dilin tezahürü olduğu hiç mi fark edilemedi acaba?

Bu ülke halkının laik-anti laik, Kürt-Türk, Alevi-Sünni, iktidar yanlısı-muhalefet yanlısı şeklinde tanımlanan ayrışmalara tahammülü yoktur. Farklılıklarımıza saygı göstererek, farklılıklarımızla bir arada yaşayacağımız bir bütünleşmeye olan ihtiyacımız açıktır. Özellikle yaşadığımız bu dönemde, halkımızın birliğine olan ihtiyacımız hayati önem taşımaktadır.

Diğer önemli bir husus da "Adalet" ile ilgili zaaflarımızdır. Özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Fethullah Gülen Çetesi'ne karşı yürütülen operasyonlarda adalet noktasında ayarı kaçırdığımızı bu meydandan defalarca ifade ettik. FETÖ örgütünün militanları ile sempatizanlarını aynı adalet sepetine koymak gibi bir hata yapıyoruz. Ayrıca örgüt ile hiçbir ilişkisi olmayan, sırf muhalif oldukları için tutuklanan ya da işinden olan çok sayıda insanın yaşadığı hukuksuzluğu görüyoruz. Halkımızın adalete olan güveni dip yapmış durumda... Amerika ve Avrupa da adalet mekanizmasındaki ciddi zaafiyeti her fırsatta dillendirerek kendi günahlarına kılıf yapıyor. Türkiye'yi adeta bir hukuksuzluk diyarı olarak gösteren propaganda yapıyorlar. Bu propaganda ile kendi zulümlerini örtmeyi de başarıyorlar. Adalet ile ilgili ayarsızlığımızı düzelterek hem halkımızın adalete olan güvenini sağlamalıyız hem de Amerika ve Avrupa'nın elinde koz olarak kullanılmasını engellemeliyiz. Olağanüstü halin bu vesile ile tekrar sorgulanmasını elzem görüyoruz.

Hatırlatmayı görev saydığımız bir diğer önemli husus da; Türkiye'nin önümüzdeki süreçte karşılaşacağı ekonomik zorluklardır. Amerika ve Avrupa'nın ekonomimizi dara sokacak bazı tedbirleri uygulayacağının işaretlerini alıyoruz. Ekonomik bir bedel ödeme süreci ile karşı karşıya kalabiliriz. Bu zor süreci halk olarak kenetlenerek, tüm imkanlarımızı kolektif bir şekilde kullanarak, tüketim alışkanlıklarımızı törpüleyerek aşabiliriz.

Ülkemizdeki iktidar değişikliği için dış operasyonlara bel bağlayan işbirlikçilere de bir çift sözümüz var: Emperyalizm güdümünde çeşitli ülkelerde iktidarı değiştirmeye kalkanlar daima halkların koyduğu bariyerlere çarparak hüsrana uğradılar. Gün fırsatçılık günü değil, kenetlenme günüdür.

Adalet ve Özgürlükler Platformu Adına Diriliş Saati Dergisi

 

Sakarya 631. Hafta: Gün Halkımızın Kenetlenme Günüdür!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Başörtüsü Eylemleri'nde Bu Hafta (FOTO)14 Ekim 2017 Cumartesi 15:12
  • Amerika Hiç Bir Halt Edemez13 Ekim 2017 Cuma 13:22
  • Başörtüsü Eylemleri'nde Bu Hafta (FOTO)07 Ekim 2017 Cumartesi 19:01
  • Başörtüsü Eylemleri'nde Bu Hafta (FOTO)30 Eylül 2017 Cumartesi 18:51
  • UGSAM: Referandum ve Dikkat!27 Eylül 2017 Çarşamba 19:39
  • Başörtüsü Eylemleri'nde Bu Hafta (FOTO)24 Eylül 2017 Pazar 21:01
  • Başörtüsü Eylemleri'nde Bu Hafta (FOTO)16 Eylül 2017 Cumartesi 15:12
  • Başörtüsü Eylemleri'nde Bu Hafta (FOTO)04 Eylül 2017 Pazartesi 13:42
  • Başörtüsü Eylemleri'nde Bu Hafta (FOTO)26 Ağustos 2017 Cumartesi 16:01
  • 12 Yaşındaki Suriyeli Besil'e, Vapurda Dayak Atıldı!21 Ağustos 2017 Pazartesi 11:18
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim