Abdurrahman Dilipak: Ramazan'ın Tam Ortasındayız ve Seçim Haftasındayız!

Abdurrahman Dilipak: Ramazan'ın Tam Ortasındayız ve Seçim Haftasındayız!

Habervakti.com yazarı Abdurrahman Dilipak'ın yazısını iktibas ediyoruz

Abdurrahman Dilipak/Ramazan'ın tam ortasındayız ve seçim haftasındayız! /Habervakti.com

Seçim haftasındayız ve Ramazan’ın tam ortasındayız. Seçim Ramazan’ın 21. Günü. Son on günün içindeyiz. Ve bugün 25 Mart'ta Terazi burcunda Ay tutulması var. Ramazan’ın sonuna doğru 8 Nisan'da Koç burcunda Güneş tutulması yaşanacak. 10 Nisan Çarşamba günü Bayram. Tam da seçim kesin sonuçlarının açıklanacağı günler yani. Bana kalırsa, kim kazanırsa kazansın çok az farkla kazanacak ve bu sebeple itirazlar olacak. Yeniden sayım konusunda da uzlaşamazlarsa, tartışmalı bölgelerde seçim yenilenecektir. Ramazan’ın son haftası içinde hem ay ve hem de güneş tutulması var.

Bu arada Gazze’yi unutmayalım.
170. Gün bugün.
Ay sonu 6 ayı dolduracak bu zulüm..
Şimdi yeni bir yol deneyecekler. ABD nihayet yola geldi(!?). Sakın böyle düşünmeyin! Zevahiri kurtarmaya çalışıyorlar. İsrail bir haftada bitirmeyi düşündüğü bir işi 23 haftadır bitiremedi. Ama bu arada kendi itibarını bitirdi. İslamofobya’yı bitirdiler. İslamlaşma hız kazandı. Sadece İsrail değil, ABD, AB, BM, NATO, İngiltere, hatta İslam Ülkeleri İşbirliği Konferansı, (Namı diğer, İsrail’le. İşbirliği Konferansı) Suudi Arabistan, BAE, Mısır ve hatta Türkiye ve İsrail’e ilk destek veren ülke olarak Azerbaycan çok ciddi bir itibar kaybına uğradı.


Zaten İngiltere’nin başından beri bir planı vardı. İsrail’in FKÖ ile anlaşarak kukla, laik, silahtan arındırılmış, başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devleti ilan edilmesi, İslam ve Arap ülkelerinin bunu tanıması, bu şekilde İsrail’in varlık ve güvenliği garanti altına alındıktan sonra, İsrail’in ne yapacaksa o zaman yapması isteniyordu. Zaten Filistin seçimlerinde Arap Yahudiler, Arap Hristiyanlar, Masonlar, Liberaller, Milliyetçiler, Solcular, Sosyalistler, Toplumsal Cinsiyetçi LGBT’liler yanında bir de ılımlı İslamcılara yer verilecekti. Zaten diğer Hamas, İzzeddin Kassam gibi Müslüman topluluklar terörist ilan edildiği için temsillerine imkân verilmediği gibi, yeni devlet de koalisyon hükümetinin başında ya da Cumhurbaşkanı olarak Dahlan gibi Siyonist bir Arap’ın getirilmesi düşünülüyordu.

İsrail Cumhurbaşkanı Ankara’ya bunun için gelmişti, Netanyahu bunun için gelecekti, Erdoğan bu barış planına destek için gidecekti. Ama elhamdülillah bu plan tutmadı. Bu plan eski Dahlan senaryosu dedikleri senaryo idi ve bu senaryonun içinde HABAT da vardı. Şimdi başa dönecekler. Kukla bir Filistin devleti ile Müslümanları aldatmaya çalışacaklar. UCM’deki davayı düşürmeye çalışacaklar. Bu oyuna gelmemek gerek. “Başkenti Doğu Kudüs (!?) olan LAİKÇİ Filistin devleti” altın tas içindeki bala katılmış ağudur.

İsrail ise İslam ülkelerinin dağınıklığını fırsat bilerek “bugün onlar dağınmış, korkularından seslerini çıkartamazken, “biz bu işi bitirirsek bitiririz, yoksa yarın bu çok daha zor olacak”. ABD ve İngiliz donanması Doğu Akdeniz’de, Basra Körfezi’nde, Hind okyanusunda; hem Umman hem Yemen önlerindeydi. Ve zaten, Mısır, Suudi Arabistan, BAE, Ürdün bu projeye ikna edilmişti ve Türkiye’de buna zorlanıyordu. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı.

Güç zehirlenmesi ile, alternatif planları da yoktu. Geri çekilmeleri, ara vermeleri durumunda geri adım atmak, hesap vermek durumunda kalabilirlerdi. Bu İsrail içinde dini ve siyasi bölünme ve çatışmalara sebep olabilirdi ve Dünya Siyonizm’i açısından ve onun yönettiği GlobalReset projesinin, ona bağlı senaryolar ve HABAT, EPSTEİN, AGARTHA örgütleri ve projeler için risk oluşturabilirdi. Daha fazlası oldu. Bu projeye destek veren İslam, Arap, AB, İngiltere, ABD ve diğer ülkeler de bu işten ağır bir yara aldılar. Öte yandan İslam ve Müslümanlar üzerinde oluşturulan İslamofobik baskı, karalama kampanyası geri tepti, aksine Siyonizm ve Yahudiler üzerinde bu anlamda baskı oluştu.


Kelin ilacı olsa kendi başına çalar. Kendi sorununu çözemeyen, hatta sorun üreten bir siyaset nasıl çözüm üretebilir ki. Hele ayakta durmak için başkasının iktisadi ve siyasi desteğine ihtiyaç duyan biri uluslararası sorun çözümünde nasıl karar verici konumda olabilir ki. “Oltayı yutan balık yem istemez. Bu anlamda İslam ülkelerinin, Türk dünyası, Arap dünyası, Afrika ve Asya’daki dost ve kardeş ülkelerin durumu malum..

Onların bir planı varsa Allah’ın da bir planı var. Onlar tuzak kurdular, Allah da onların tuzağını başlarına geçirdi. Mekerallahu. Türkiye seçimleri de bu tartışmaların gölgesinde gerçekleşecek. Sonuç ne olursa olsun, bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Bu arada, Gazze ilgili son bir gelişme yaşandı. Birileri İslam ülkelerinden ümidini kesince “ebabilleri beklerken” birileri de BM Güvenlik konseyinin “ateş kararı”nı bekliyordu. Neyse ki Rusya ve Çin, ABD'nin 'Gazze'de, İzzeddin Kassam’ın elindeki tüm esirleri serbest bırakma şartına bağlı “şartlı ateşkes” öngören, tuzak, hileli tasarısını BM Güvenlik Konseyi'nde veto etti. Bu veto kararının ardından, birkaç saat sonra Moskova’da bir konser salonuna 4 silahlı kişi tarafından saldırı gerçekleştirildi. 150’ye yakın ölü ve çok sayıda yaralı olduğu ve salonda yangın çıktığı bilgisi geldi. Bu saldırı Putin’in 5. Kez tekrar seçilmesi ile mi ilgili, ya da LGBT’yi terör örgütü ilan etmesi ile mi ya da Veto kararı ile mi ilgili henüz belli değil. Ukrayna “biz yapmadık” demiş. Biri İŞİD demiş. MOSSAD olamaz mı? Obama’nın İngiltere işi neydi? Bu Rusya’nın 11 Eylül’ü olabilir mi!? Ve peki şimdi, buna Rusya’nın cevabı ne olacak?

Bu. Arada Güvenlik konseyindeki oylamada Rusya ve Çin ile birlikte Cezayir de karşı oy kullanmıştı. Konsey'in 15 üyesinden 11'i tasarıya destek verirken, bir üye de çekimser kalmıştı.

Türkiye’de tam başarılı olmasa da sürdürülen bir Boykot kampanyası var. Birileri suçüstü oldu. Şimdi birileri aba altından sopa gösteriyor. Boykot eden ülkeler not ediliyormuş, onlar dünyada hiçbir ülkeye mal ihraç edemeyecek ve dış kredi bulamaz hale getirilecektir. Bu tehdit sade ve şahıslara değil, ülkelere de yapılıyor. Media’ya da yapılıyor. Herkese yapılıyor. Ya teslim olacaksınız ya da direneceksiniz. Bir karar vereceksiniz. Allah’a, (cc) ahiret gününe ve gayba inananlar bu Şeytani tehdide boyun eğmez. Allah vekil ve o yeter der. Kadere, rızga ve ecele hükmeden Kadir-i mutlak olan bir Allah var. İşte asıl seçim bu, bütün seçimlerin üstünde. Hak ve Batıl seçimi, Ya Hizb-uşşeytan’ın peşinden gideceksiniz, Ya da Hizb-ullah’la beraber olacaksınız, sandıkta, iktisadi ve içtimai hayatta, her zaman ve her yerde! Karar sizin. “Herkesin bir hesabı var, Allahın da bir hükmü, Galib gelecek olan Allah’ın hükmüdür” (Amenna ve saddakna). Selam ve dua ile.

Not: Maide 56 (Elmalı meali) “Ve her kim Allah ve Resulüne îman edenlere yar olursa şübhe yok ki Allah hizbidir ancak galib olacaklar”

MOSKOVADAN GELEN SON HABERLER

Moskova'daki terör eylemini gerçekleştirdiği söylenen DAEŞ’in kurucuları Londra'da, 10 Downing Street adresinde buluşmuş. DAEŞ saldırıyı üstlendi.. Teröristlerden biri Türkiye’den Rusya’ya uçmuş. Para karşılığı yaptıklarını söylüyor. Putin 2017'de IŞİD'in esasen ücretli paralı askerler olarak faaliyet gösterdiğini, Irak ve Suriye'deki petrol sahalarını kontrol ettiğini söyledi. Trump’da daha önce benzer açıklamalar yapmış Clinton ve Obama’yı ima etmişti.. Cevabını arayan soru şu: Neden DEAŞ bir kez olsun İsrail’e saldırmadı?

Medvedev: "Ölüme ölüm" dedi. Sırbistan yönetimine göre “ABD saldırıyı önceden biliyordu”. ABD, İngiltere ve Kanada Moskova'da bulunan vatandaşlarını 8 martta uyarmasının bu saldırı ile ilgili olduğu iddia ediliyor. Putin, saldırıda doğrudan ve dolaylı olarak ilişkisi olan herkese bedel ödetileceğini söyledi.