Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Dikkat! Dikkat!

Derin Gerçekler

İslam konferansı uyuyor. Arap Birliği uyuyor.. Afrika Birliği uyuyor.. En radikalı Türkiye (!?) Ankara diyalog ve diplomatik yollarla çözüm aranması çağrısında bulunuyor.. Yani çözümü “komisyona havale” edelim diyor. Nasreddin hoca olsa “ipe un sermek” der’di buna. Zaten HABAT’ın rehberliğinde (!?) Türkiye “arabuluculuk” yapacaktı. Hatta başlamıştık, önce FKÖ ile Hamas’ı barıştıracak, sonra da Filistin yönetimi ile İsrail arasında arabulucu olacaktık. Netenyahu bunun için gelecekti, sonra da Erdoğan “İsrail”e giderek Filistinlilerle de görüşerek barış elçisi olacaktı!? Bunu başarsaydı Nobel bile verirlerdi. Hatta Türkiye Filistin topraklarındaki Müslüman nüfusunu, çatışan unsurları ya da İsrail'in hedefindeki insanların Mısır ve Türkiye’ye, Lübnan’a gönderilmesi sözkonusu idi.

Bakın, eğer şartlar İsrail'in aleyhine gelişirse, ya da süreç tamamlanır, çatışmalar bitirilmek istenirse, ABD’nin NATO ile birlikte, Türkiye, Mısır ve Azarbaycan askerlerinin barış gücü olarak görev alacakları yeni bir senaryo gündemde. Zaten Azerbaycan daha ilk gün, İsrail ordusu harekete geçmeden İsrail’in kendini savunma hakkını desteklediğini açıkladı. Cin şişeden çıktı. Bu süreci başlatmak zor değildi. Ama bitirmek zor. Bu çatışma bölgeye sirayet edebilir.

Bugünlerde göreceksiniz, batıda camilere, Müslüman topluluklara saldırılar artacak. Batı'da İsrail'i protesto edenlere karşı polis çok sert davranacak. Camiler yakılacak, Kur’an-ı Kerim yakanların sayısı artacak. Dün, ülkemizde aynı silahla sağ-sol kahveleri taradıkları gibi İslam ülkelerinde Musevilere ve Havralara, mezarlara yönelik saldırıların artırma ihtimali var.. Şeytan boş durmuyor, fazla mesai yapıyor. Daha ilk günden Mısır'ın İskenderiye kentinde 7 İsrailli turist ve rehberi bir Mısır polisi tarafından öldürülmüş, el Arabiye’nin haberine göre.

Her duyduğunuza, her gördüğünüze hemen inanmayın. 11 Eylül’ü hatırlayın. Artırılmış sanal gerçeklikle Şeytan Melek gibi, Melekler Şeytan gibi gösterilebilir. Şeytan insanları Allah’la, vatan, millet diye aldatabilir. “Ağuyu altın tas içre sunarlar, bal da onun suç ortağı”..

Bakın yarın bu kriz Lübnan’a sıçrayabilir. Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırılar, sabotajlar da gerçekleşebilir. Lut Gölü fay hattındaki depremsellik tetiklenebilir. Ve bu olay, zaten altı boşaltılan Mescidi Aksa'nın yıkılması ile sonuçlanabilir. Bu durumda, İran ile merkezinde Kabe’yi barındıran Suudi Arabistan arasında bir füze savaşı başlatılabilir. Eş zamanlı bir Şii, bir Sünni Mehdisi çıkartılıp Müslümanlar arasında, başkası ile uğraşacak bir mecal bulamayacakları iç çatışma çıkartabilirler.

Bu saldırı Cumartesi günü oldu. Şimdi de onlar Cuma gününü bekliyor olabilirler. Netenyahu dindar biri olmamasına rağmen “Cumartesi yasağına” atıf yaptı.

BBC’ye göre, saldırıda kullanılan roketleri, Hamas’a, İran sağladı. Bu bilgiden sonra İsrail, İran'la birlikte, Lübnan'daki Hizbullah ve Suriye'deki İran askeri kamplarına ve Yemen'deki Husilere karşı kapsamlı bir operasyon düzenleyecektir. Bu arada Afganistan'daki Taliban yönetimi, Filistinlilerin yanında İsraile karşı savaşmak için geçiş istiyor. Yani Horasan'dan gelecek olan Kara gömlekliler (!?)

Karşımızda “Tanrıyı kıyamete zorlamak” isteyen birileri var.

Netanyahu, aslında bu olayı kullanarak, içerideki kendine yönelik muhalefeti susturdu. Yahudiler artık Filistin’le birlikte yaşamanın imkansızlığına inandırıldılar. Yani bu süreç iki devletli yapı ile ilgili talepleri de bitirdi.

Hamas'ın, bu kadar Katyuşa’yı, roket ve havan’ı nereden ve nasıl bulduğu bilinmiyor. Çatışma İran'la ilişkilendiriliyor. Sınırın bu kadar kolay geçilmesi ve işgaller ve İsrail'in kaybına ilişkin bir takım sorular da cevapsız. Bu anlamda 11 Eylül ve 15 Temmuz tecrübeleri üzerinde yeniden. Düşünmemiz gerek.

Şüphesiz ki “bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde Allah hayır murat etmiş olabilir. Biz bilmeyiz, Allah bilir.” Biz Onun rızasına ermek için şeriatına sadakat gösterelim. Unutmayalım ki, onun kolaylaştırdığından daha kolay, zorlaştırdığından daha zor bir iş yoktur.

Netenyahu Şeytanı bile kıskandıracak bir yöntemle intikam almaktan söz ediyor. Savaş’ın bir sonrası hedefi de netleşmeye başladı. Lübnan Hizbullah'ı. Sabra Şatila katliamında Ariel Şaron'un suç ortağı olan Falanjistlere yine iş düştü.

Bu arada İsrailin safında olduğunu açıklayan ilk ülke yöneticisi Azarbaycan Cumhurbaşkanı oldu ve İsrail’in yanında yer aldı. Bakalım 2. Ülke hangisi olacak. Aslında Ankara arabuluculuğa hazırlanıyordu. Ama olmadı.
2. Ülke Mısır olabilir. İsrail'in saldıracağı 2. Ülke, Lübnan’dan sonra Suriye’deki Hizbullah kampları ve İran’ın Suriye’deki Askeri tesisleri olabilir.
3. Ülke BAE olabilir.

Suudiler Arap Birliğini, Mısır Afrika Birliğini toplantıya çağırır. Türkiye de İslam konferansını çağırır. Ama bir şey çıkmaz. İran, Irak Şia’sı ve Irak'taki askeri varlığının delilliğinde Suriye üzerinden Filistin’e bir koridor açmak isteyecektir. Ama burada ABD’nin askeri varlığına karşı kendini savunması gerekecek. ABD, buradaki varlığını tahkim için İncirlik'i kullanmak isteyecek. Rusya İran’ı destekleyecek. İran’ın açtığı koridordan Horasan’dan, Fergana koridorunu kullanarak Doğu Türkistan, Afganistan ve Pakistan üzerinden savaşçı unsurlar İran’ın açtığı/açacağı koridor üzerinden ilerlemeye çalışacaklar.

Dikkat! Bölgede bir Rusya/ABD hesaplaşmasına hazır olmak gerek.

Dikkat! ABD Hind Okyanusundan Diego Garcia’dan hareket edecek savaş gemileri üzerinden İran’ı vurabilir.
Aynı şekilde Körfez kan gölüne dönebilir.
NATO deniz gücü üzerinden Aden körfezi üzerinden Yemen’deki İran yanlısı Husi’lere saldırabilir. Çünkü muhtemel bir Suud-İran füze savaşın Husiler Suudi Arabistan üzerinden tehdit oluşturabilir. 6. Filoya bağlı Amerikan uçak gemisi de, Doğu akdenizde.

Şimdi Ankara, Sina’dan tahliye edilecek Filistinli göçüne hazır olsun.

Tabi bütün bunlar birilerinin planı. Onların böyle bir planları varsa, Allahın da bir hükmü var. Galib olacak olan Allah’tır.

Selam ve dua ile.

Bu yazı toplam 255 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar