• BIST 94.887
  • Altın 245,926
  • Dolar 6,3495
  • Euro 7,4057
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Konya 13 °C
  • Antalya 25 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Erzurum 8 °C
  • İzmir 18 °C
  • Rize 14 °C

Bu kanlı oyunu Amerika oynuyor da; Rusya seyirci mi?

Selâhaddin Çakırgil

Amerikan emperyalizmi Suriye’den çıkmayacağını açıkça söyledi.

İran ve Rusya, Beşşar Esed rejimiyle geçmişte yaptıkları ikili anlaşmalara dayanarak, Türkiye de sınırındaki terör örgütlerine karşı tedbir almasının uluslararası hukuktan doğan bir hak olarak Suriye’de bulunuyor diyelim..

Pekiyi, Amerikan emperyalizmi neye dayanarak Suriye’de bulunuyor?

Kısaca, USA emperyalizmi alenen ‘kabadayılık’ yapıyor ve ‘Dünya benden sorulur..’ diyor, fiilen..

***

Amerika, şimdi de orada, yeni bir düzenleme peşinde.. İlk merhalede, Türkiye sınırı boyunda bazı hassas noktalara yerleştirdiği bu PKK çetelerine, ‘kiralık fedaî’lere her türlü modern silahları ve onların nasıl kullanılacağına dair eğitimleri verdiğini açıklıyor; adına da şimdilik ‘Kuzey Ordusu’ diyor.

Bir hamle sonrasında, Suriye’nin kuzey ve doğusunda ve Suriye yüzölçümünün dörtte biri kadar bir alanı elinde tutan bu güçlere kürd etnisitesi adına bir devlet kurdurmayı hedeflediği anlaşılıyor. Amerika’nın bundan hedefi de, elbette ki, yapışık kardeşidurumundaki İsrail rejiminin güvenliğini  ve kendisinin iddia ettiği ‘rakipsiz dünya liderliği’ne söz söylenememesini sağlamak..

Dilediği yeri en ağır şekilde bombardıman ediyor, onbinlerce sivil, silahsız ve çaresiz insan hayatını kaybetti, bundan sonra da devam edecek bu kanlı oyun..

***

Amerikan emperyalizmi bu oyunları oynarken, Rus emperyalizmi de boş durmuyor, elbette.. Önce, ‘Suriye’de savaş bitti, bir kısım güç bırakıp büyük çapta çekileceğiz..’demişken, Amerika Suriye’de hep kalacağını açıklayınca, Rusya da sözünü değiştirdi ve ‘Biz de çekilmiyoruz’ dedi..

Şam’daki Hz. Zeyneb Türbesi’ni korumak (!) adına gönderdiği ve bu zamana kadar 2 bin 500 kadar kayıp verdiği bildirilen İran’ın ise askerlerini oradan kolayca çekmeyeceği de açık..

İran’daki son karışıklıklar üzerine yapılan değerlendirmeler meyanında, etkin siyasetçilerden birisi, attığı ‘tweet’te, ‘İran rejiminin çökertilemeyeceği’ne bir delil olarak, ‘Suriye‘de Beşşar rejimini bile çökmekten kurtarmış olması’nı yazıyordu.

***

Türkiye ise, ‘stratejik müttefiki’ bildiği Amerika’nın kendisine tuzak üstüne tuzaklar kurması ve 100 yıl öncesine kadar 400 yıl birlikte yaşadığı ve bugün de 900 km.’yi aşkın bir sınırının bulunduğu Suriye Buhranı’na girmekten uzak tutmaya çalışmasına tepki olarak; Rusya’ya yakınlaştı ve böylece, en azından sınır boyunca sınırlı askerî operasyonlar yaptı. Bu operasyonlara Suriye rejiminin askerî açıdan karşı koyacak gücü zâten yoktu.

Ama bugün görülüyor ki, Türkiye sınırına yakın mesafedeki İdlib şehrinde yığışan ve Türkiye’nin resmî ve sivil yardım kuruluşlarının desteğiyle hayata tutunmaya çalışan 2 milyona yakın insandan binlercesi haftalardır, çeşitli bahanelerle Rusya, İran ve Suriye rejimi güçlerinin ağır saldırıları altında can veriyor.

Halbuki, Kazakistan’ın başkenti Astâne’de Rusya- İran ve Türkiye’nin Suriye’deki savaşı durdurmak konusunda anlaşmaya varılmış; savaşın durması umudu doğmuştu. Üstelik, İdlib’de Rusya, İran ve Türkiye'nin garantörü olduğu bir çatışmasızlık bölgesioluşturulup,güvenliğin sağlanması da Türkiye’nin sorumluluğuna bırakılmıştı. Ama, İdlib’deki sivil halk bugünlerde ise Rusya, İran ve Suriye rejimi güçlerince ağır bombardıman altında yeniden..

Bu durum Astâne Süreci’nin işlemediğini, hattâ tıkandığını, iflâs ettiğini gösteriyor. 

***

Açık ki, İran’ın Suriye Buhranı’nı tek başına yönlendiremeyeceğini anlayıp, savaşın 3. yılı sonunda Rusya’yı devreye girmeye ikna etmesiyle, Rusya da Suriye’ye girdi, ama artık Amerika gibi kendi stratejisini takip ediyor ve onunla güç yarışında.. Ve tıpkı Amerika gibi, gerekli gördüğü her yeri istediği gibi bombardıman ediyor, sivil halk kitlelerini mahvediyor.

Türkiye, İdlib'deki bu kanlı oyundan duyduğu rahatsızlığı Rus ve İran elçilerini Dışişleri Bakanlığı’na ‘ihzar’ ederek bildirmiş bulunuyor. Elçilerin ‘ihzar’ edilmeleri, karşı tarafa derin bir rahatsızlık duyulduğunun bildirildiği ve o tutum devam ederse, bunu daha gerilimli adımların atılmasının takip edeceği, diplomasinin bilinen kurallarından..

Yani, epeyce sıkıntılı bir durum..

stargazete

Bu yazı toplam 308 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim