• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Konya 20 °C
  • Antalya 26 °C
  • Diyarbakır 27 °C
  • Erzurum 11 °C
  • İzmir 24 °C
  • Rize 23 °C

'17 Aralık, 25 Aralık darbe girişimidir’

'17 Aralık, 25 Aralık darbe girişimidir’
Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Gezi olayları, arkasından 17 Aralık, 25 Aralık, bunlar tamamıyla bu ülkede bir darbe girişimidir ve bu darbe girişimi akamete uğramıştır” dedi.

Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kanal 24'te katıldığı "Cumhurbaşkanı Seçimi Özel" adlı canlı yayın programında, gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Erdoğan şunları söyledi:

Anayasa 104

-Anayasa 104, cumhurbaşkanı devletin başıdır, bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk milletinin birliğini temsil eder. Türk'ü, Kürt'ü, Laz'ı, Çerkez'i, Arap'ı, Boşnak'ı, Roman'ı, Pomak'ı, Arnavut'u, bu ülkede kim yaşıyorsa bunların tamamının birliğini temsil eder, bunu göreceğiz ve devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını da gözetir. Bakın öyle basit bir görev değil: orada yan gelip yat, böyle bir şey olmaz. Yani makamlar mesela diyelim şu anda tek başına bir iktidar var. Bu iktidarın kendi içinde uyumu zaten vardır ama bir de kurumlar arasında aksamalar var mı, yok mu; bunu da takip edecek. 

Başkanlık sistemi

-Gelişmiş ülkelerin genelinde başkanlık sisteminin olması anlamlıdır, yarı başkanlık sisteminin olması anlamlıdır. Şimdi bizim artık burada bir sıçrama yapmamız lazım, yani bir sistem değişikliğine gitmemizde fayda var. Ben şimdi görüyorum ki milletim başkanlık sistemini bu seçimle beraber benimseyecek ve konuşmaya başlayacak. Çünkü 'Ben cumhurbaşkanını seçiyorum. Madem cumhurbaşkanını seçiyorum niye başkan seçmeyeyim' diyecek, ondan sonra başkanı seçecek. Yani bunu farklı yerlere çekenlere de gereken cevabı verecek. Ve tabii başkanlık sisteminin ne içerdiği çok daha açık, net, bu tartışmalarla beraber ortaya çıkacak.

Yurtdışında oy kullanma oranları

-Aslında seçmenden kaynaklanmıyor. Maalesef bu Yüksek Seçim Kurulu'ndan kaynaklanıyor, kusura bakmasınlar. Randevu diye bir olay çıkardılar, bu randevu olayı her şeyi altüst etti. Vatandaş randevu almak, vesaire bu işlerle uğraşır mı? Türkiye'de vatandaş sabah 8'den akşam 17'ye kadar oy kullanıyor. Burada da icabında sekiz saat değil, 12 saat veya iki ekip, üç ekip orada çalışır, vatandaş uzak yerlerden geliyor. Gelir, orada oyunu kullanır. Bu onun için şu anda bambaşka bir hava, bambaşka bir heyecan, bir aidiyet duygusu var. O mensubiyet duygusunun cevabını Yüksek Seçim Kurulumuzun farklı vermesi lazımdı. Ama randevu olayı ortaya çıkınca, vatandaş randevu alacak, bu randevuya göre oraya gelecek, bunlarla uğraşmaz. Kolaylaştırıcı olmamız lazımdı. Çünkü benim yaptığım Avrupa'daki kapalı salon toplantılarındaki heyecanı ben görmenizi isterdim, böyle bir heyecan var ama şu anda gördüğümüz o ki, yüzde 10'u bile belki zor aşacak, öyle gözüküyor.

‘Yüzde 90’ın altında gözükmüyor’

-Şu anda Türkiye'deki kamuoyu araştırmalarında katılım yüksek gözüküyor. Yani eğer kamuoyu araştırmalarındaki rakam bir yanılma payı olmazsa, orada ciddi manada yüzde 90'ın altında gözükmüyor.

‘Pensilvanya bizim ulusal güvenliğimizi tehdit eden bir unsurdur’

- Yani biz yıllardır siyaset yapıyoruz ve bu işin nerede tezgahlandığı zaten belli. Bunu biz söyledik, şimdi de ne kadar gerçek olduğu, ne kadar doğru olduğu ortaya çıktı. Pensilvanya şu anda bizim ulusal güvenliğimizi tehdit eden bir unsurdur. Onun da şu anda, yani buradaki hareket noktasındaki mekanizmaları var. Şu anda CHP bunlardan bir tanesi, MHP bunlardan bir tanesi. Tabii bu monşer aday da onların bir tanesi oldu. E tabii bir de Türkiye'deki bunların, biliyorsunuz, medyası, malum medya onlarla beraber hareket ediyorlar ve müşterek olarak bu çalışmayı sürdürürken, burada şunu da çok açık, net söylemem lazım; faiz lobisi de tabii yine aynı şekilde bunların yanında yerini almış vaziyette.

‘Bunlar 30 Mart'ta bunu yine yaptılar’

-Bakın çok enteresandır, bize karşı CHP'nin güçlü olduğu yerde CHP'yi, MHP'nin güçlü olduğu yerde MHP'yi desteklediler, BDP'nin güçlü olduğu yerde BDP'yi desteklediler. Bunlarda böyle bir çizgi söz konusu değil. Yalpalıyorlar, her şey olabilir. Fakat biz çizgimiz neyse bu çizgimizde sonuna kadar, hiçbir sapma yapmadan yolumuza devam ettik. Bakın burada bu kadar, yani dualar, vesaire şunları, bunları söylüyorsunuz; ben burada tabii önemli olan bir şeyi söylemem lazım; şimdi İsrail ortada, Pensilvanya, o da ortada, Pensilvanya'dan İsrail'in bu kıyımına karşı, bakın bu kadar insan orada şehit edildi, neredeyse bin 900'e yaklaştı ölenlerin sayısı, 9 bine yaklaştı yaralı sayısı; Pensilvanya'dan ciddi bir açıklama duydunuz mu? Onlara beddua eden, onları lanetleyen bir şey duydunuz mu?

‘Tuzluklar, muzluklar hepsi Çağlayan’a aktı’

-Şu anda işte biliyorsunuz 'paralel emniyet'teki yapı ortaya çıkmaya başladı ve bunlar ortaya çıkınca şovmenler de ortaya çıkmaya başladı; tuzluklar, muzluklar hepsi Çağlayan’a aktı. Şimdi burada sormak lazım, bir defa oraya gelenler hepsi suç işledi, onu da söyleyeyim. Öyle zannediyorum ki savcılar bunlarla ilgili de gerekli olan davayı açacaktır. Senin milletvekili olman nezarethaneye girmenin hakkını sana vermez. Orada gelip onlarla beraber şov yapma hakkını sana vermez. Orada sadece nezarethanede olanlarla görüşme hakkı avukatlarındır. Senin öyle bir hakkın yok ama bunlar geldiler, oralarda şovlar yaptılar. Şimdi bunun tabii peşi bırakılamaz, bunun da takibi olacak. Bunlar bunun bedelini ödemek durumundalar. Ve daha önce farklı farklı ifadeler verirken, hatta bir tanesinde de ‘Üstlerimiz bunu biliyordu, Başbakan'a da gerekli bilgiyi verdiler’ diye içlerinden bir tanesinin açıklaması var. Ben de meydanlarda söyledim ‘Kimse, açıkla bunu’ dedim. Eğer zerre kadar sizde haysiyet varsa, namus varsa açıkla. Bana böyle gelmiş bir bilgi yok. Yani kendilerini kurtarabilmek için bunlarda takiye var, yalan var, iftira var. Dürüst ol, doğru ol, kimmiş o? Bize bilgi veren kim? İşte bütün bu adımlarla beraber inşallah, tabii burada o paralel vesayet süreci de, inşallah bu da sona erecek ama işin daha henüz başında olduğumuzu da söylemem lazım. Sağolsun burada geçmişte olanlar ortadaydı şimdi de yargı gereğini yapmaya başladı.

‘Gezi olayları darbe girişimi’

-Gezi olayları, arkasından 17 Aralık ve 25 Aralık'ın tamamıyla bu ülkede bir darbe girişimi. Ve bu darbe girişimi akamete uğramıştır. Eğer bunlar başarılı olabilseydi Pensilvanya’daki buraya başka havayla gelecekti. Ama şimdi herhalde bu gidiş ertelendi, öyle zannediyorum. Ve şahsımla ilgili biliyorsunuz kayıtlara giren şey ‘dönemin başbakanı’. Belgelerin içinde bunlar yakalandı, çıktı bunlar meydana. Dönemin başbakanı, bakanlar, daha ilerisini söylüyorum, benim uluslararası yaptığım telefon görüşmelerini adamlar dinliyor. Yanımdaki danışmanım, aynı zamanda tercümanım, o diyelim ki, Ortadoğu’yla yaptığımız görüşmeler, bunları dinliyorlar. Şimdi bunların içinde Mahmud Abbas’la yaptığımız görüşmeler var, Halid Meşal’le yaptığımız görüşmeler var, yani birçoğuyla yaptığımız görüşmeler var, adamlar bunu dinliyor. Kim bilir bunu ondan sonra nereye servis ettiler? Örneğin diyelim, Dışişleri Bakanlığı'nda Ahmet Bey’in, Milli İstihbarat, aynı şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri temsilcisi ve Dışişleri Müsteşarı dörtlü yaptıkları toplantıyı aynı şekilde dinliyorlar. Bunların şirazesi kaçmış, böyle bir şey olabilir mi? Aynı şekilde mesela eski adalet bakanıyla, Enerji Bakanımızın arasında geçen, benimle Enerji Bakanımın, Adalet Bakanımın arasında geçen görüşmeler, bunlar dinleniyor.

'Şifreleri tamamen çözdüğümüzü söyleyemeyeceğim'

-Şifreleri çözmeye başladık. Bundan sonrası daha da kolaylaşacak. Peki onlar rahat duracaklar mı? Tabii durmuyorlar. Onlar şu anda inanıyorum ki inşallah son çırpınışlarını yapıyor. Milletim, Tayyip Erdoğan'a cumhurbaşkanlığı görevini verirse şunu bilmelerini isterim ki, bu can bu tende oldukça ulusal güvenliğimizi tehdit eden bu paralel yapı ve benzer unsurlarla mücadele etmeye kesinlikle sonuna kadar devam edeceğim. Çünkü şu son iki, üç senede olanları gördükten sonra benim milletim buna layık değil. Milletimin bu bedeli de asla ödememesi gerekir. 

Mesela bunlardan çok önemli bir tanesi, iki de bir Bahçeli konuşuyor ya, Türkmeneli, Türkmenler falan. İşte biz Türkmenlere insani yardım götürürken Adana'da o Milli İstihbarat Teşkilatı'nın tırlarını çevirenler kimdi? Paralel yargı ve maalesef paralel güvenlik. Yere yatırıp dövdükleri kimdi, Milli İstihbarat Teşkilatı'nda olan asker.

Kırılma noktası

- Böyle bir yapılanmanın başladığını yüzde 58 oyla, referandumun arkasından yapılan atamalarda maalesef hissettim. Atamalar yapılırken orada, 'nereye gidiyoruz' diye baktım. Maalesef orada bazı bakanlıktaki arkadaşlarımızın gafleti bize böyle bir bedeli maalesef ödetti. Şu anda da bunun uygulamalarını kendilerinde görüyoruz zaten. Bunlar çok farklı bir yaklaşım içindeler. Bunlarda nankörlük var, ihanet var, ne istersen var ve devleti çalıştırmamak için ellerinden ne gelirse yapıyorlar.

'Darbenin başlangıç adımı belki de orasıydı'

-7 Şubat olayı (7 Şubat 2012'de MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve yardımcıları hakkında KCK soruşturmasıyla ilgili gözaltı kararı çıkarılmıştı) çok çok manidardır. Devletin en hassas noktası köreltilmeye, örselenmeye çalışıldı. Ben açıkça Müsteşarıma dedim, sen dedim 'Bir defa makamdan çıkmayacaksın. Orada kal. Orada kalacaksın, çıkmayacaksın. Diğer arkadaşları da misafir edeceksin, onlar da çıkmayacaklar'. Diğer birimlere de gerekli talimatları aynı şekilde verdik. 'Böyle bir şeye alet olamazsınız, aracı olamazsınız'. Sağolsunlar onlar da aracı olmadılar. Onlar da dik durdular, sağlam durdular ve oyun öyle bozuldu. Yoksa, Allah muhafaza, darbenin başlangıç adımı belki de orasıydı. Böyle bir şeye müsaade etmek bir defa kendimizi inkar olurdu. Allah'ın bir lütfu oldu bize.

Askeri vesayet

- Askeri vesayetle ilgili olarak, bu anlatılan veya anlaşılan böyle bir dönem artık ben büyük ölçüde yok diyorum. Ama şunu bilmek gerekir. Vesayet bağıra bağıra gelmez. Vesayet adeta bir sır zinciridir. O sır zinciri içerisinde tahakkuk eder. Ondan sonra da sizi o zincirle bağlar. Hatırlayın 27 Nisan, 28 Nisan olaylarını. Orada askerin yapmış olduğu bir açıklama vardı. Bu açıklamayla ilgili çok farklı şeyler söylendi ama biz arkadaşlarımızla o gece istişarelerimizi yaptık ve ertesi gün de Hükümet Sözcüsü arkadaşımız Cemil Bey'e sen dedik 'bu metni okuyacaksın'. Hükümet Sözcümüz de ertesi gün o metni okudu. O işte kırılma noktasıdır. Eğer o yapılmamış olsaydı bugünlere belki de çok daha farklı gelinirdi. Orada biz 'ey millet, sen bizi buraya gönderdin, bak biz de senin iradene şu anda yaptığımız bu açıklamayla sahip çıkıyoruz. Vekaletine sahip çıkıyoruz. Sen bize bu vekaleti verdin. Biz de buna sahip çıkıyoruz.'

Çünkü bu ülkenin yöneticisi demokratik parlamenter sistem içerisinde hükümettir. Bu devleti hükümet yönetir. Bu adımı biz bu kararlılık içerisinde attık. Bu asker bizim askerimiz, polis bizim polisimiz. Bunlar kalkıp da hükümeti değiştirme yetkisine, hakkına sahip değiller ki. İstikamet verme hakkına da sahip değiller. Bütün bunların istikametini verecek olan nedir, hükümettir. Bunları görevden alacak olan kimdir, millettir. Bu daha önce beş seneydi, daha sonra dört seneye indi. Süresi gelir, indirir. Erken seçim yapılacaksa erken seçimle indirilir. Ama buna herhangi bir kurum, kuruluş giremez. Girdiği andan itibaren o ülke zaten çöküşe gider. Nitekim geçmişte bunları çok yaşadık. 10 yılda bir darbeler, darbeler, darbeler. Bu darbelerin hiçbiri bize kazandırmadı. Hep kaybettirdi. Şimdi, bakın şu son 12 yıllık iktidarımız dönemini masaya yatırdığımız zaman, hamdolsun ülkemiz her yönüyle güçleniyor. Güçlenirken Silahlı Kuvvetler de güçleniyor. Yani, iktidarımız döneminde Silahlı Kuvvetlerin modernizasyonu noktasında atılan adımları hiçbir dönemde, hiçbir iktidar atamadı. Bu nasıl oldu? Biz biliyoruz ki Silahlı Kuvvetler de bizim için gerekli olan bir unsurdur.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim