• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Konya 25 °C
  • Antalya 27 °C
  • Diyarbakır 32 °C
  • Erzurum 20 °C
  • İzmir 28 °C
  • Rize 25 °C

22 Kasım Şehidlerimiz(FOTO)

22 Kasım Şehidlerimiz(FOTO)
2003 Ramazan ayı Kadir gecesi sabahında şehid edildiler.



Şehid Abdülkadir Kutluay
Doğum tarihi: 01.01.1974
Memleketi: Yalova

Çocuk yaşlarından itibaren sakin bir kişilğe sahip olan Abdulkadir Kutluay, ailesi ve akrabaları tarafından sevilen bir şahsiyetti. Genç yaşta çalışmaya başlayan şehidimiz, islam coğrafyasında gelişen olaylar sonucunda bir şeyler yapılması gerektiğini idrak etmişti. Bir gece gördüğü bir rüya sonucunda zalimlere karşı mücadele saflarında yer alması gerektiğine iyice kanaat getirdi.

Rus işgali altında inleyen Çeçen kardeşlerinin feryatlarına daha fazla kayıtsız kalamayan Şehid Abdulkadir 1995 yılı bahar aylarında Çeçenistan Cihadı'na katılmak için yola koyuldu. Uzun süren bir yolculuk ve çetin meşakkatler sonucunda Çeçenistan'a ulaştı. Daha sonra Komutan Hattab?ın emri ile Çeçenistan? dan bütün yabancı mücahidlerle birlikte çıkmak zorunda kaldı. Bir süre sonra tekrar Çeçenistan? a döndü.

Birinci Çeçen Cİhadı'nın sonuna kadar orada kalan Şehid Abdulkadir, savaşın bitmesi ile tekrar ailesinin yanına döndü.Bir süre ailesinin yanında kaldı. Bu süre zarfında tebliğ çalışmalarına ağırlık verdi ve Türkiye'deki İslami Mücadelenin aktif şahsiyetlerinden biri oldu. Daha sonra Afganistan'a gitmeye karar verdi. Yaklaşık 8 ay Afganistan?da kalan Abdulkadir, Rusların tekrar Çeçenistan'ı İşgal etmesi ve 2.Çeçen Cihadının başlaması ile Afganistan?dan ayrılıp Çeçenistan? a gitmek üzere hazırlıklara başladı.

Çeçenistan'a gitmek için yola çıkan Abdulkadir ve arkadaşları yaklaşık 8 ay sınır bölgelerde beklemek zorunda kaldılar. Çeçenistan'a girmek için aç susuz günlerce dağlarda dolaştılar. Zaman zaman İşgalci Rus askerleri ile çatışmaya girdiler. Abdulkadir ve arkadaşları çatışmalarda bir çok şehid verdiler. Ancak yola çıktıktan 55 gün sonra Çeçenistan'a ulaştılar. Şehidimiz yakın çevresine zaman zaman bu yolculuk esnasında hayatta kalmak için yaprak yedikleri bilgisini aktarmıştı. Yaşanan bu olaylar mücahid kardeşlerimizin ne zorluklarla mücadelelerine devam ettiklerini gösteren açık birer belge olarak zihinlerimizde yer etmektedir.

Çeçenistan? da mücadeleye devam eden Şehid Abdulkadir'den ailesi yaklaşık bir buçuk sene hiç bir haber alamadı. Bir buçuk sene sonra görüştükleri sırada Ruslar yerlerini tespit ederek bu bölgeyi bombalamaya başladı. Bu bombalamadan yara almadan kurtulan, olayın ardından Abdulkadir uzun süre ailesi ile görüşemedi.

Çeçenistan? da katıldığı operasyonlarda üstün başarılar gösteren Şehid Abdulkadir bulunduğu bölgelere hep kardeşlerinden önce giderdi. Her hangi bir operasyon sonucunda mücahid kardeşlerinden yaralanan olduğunda onu yalnız bırakmaz ve son yaralıyı o bölgeden çıkarmadan kendisi olay mahallini terk etmezdi. Bu özelliğinden ötürü Mücahidler arasında ismi "Yaralıların Babası " olarak anılıyordu.

Şehid olduğu gün, içinde bulundukları sığınağın kapısında duruyordu. İşgalci Rusların ateş açması sonucunda karnından yaralandı. Ruslar tarafından yaralanan ilk mücahid olmuştu. Bir süre durgunlaşan Şehid Abdulkadir kendisini toparlayıp çatışmaya devam etti. Çatışmanın sonuna kadar çatışmaya devam eden Abdulkadir son olarak bulunduğu yerden çıkmak için hamle yaptığı sırada Rusların mermilerine hedef olarak Rabbine iltica etti.

Rabbimiz Kardeşimizin Şehadetini kabul buyursun ve cennet nimetleri ile mükafatlandırsın. 


 



 

Abdullatif suraka

 


ŞEHADETSİZ BATAN GÜNLERE AĞLAMAK
Kuşları yetim bırakan yiğide...
Kalemim hüzün döküyor yine
Solgun sayfalara
Belki bir annenin hüznü
Yavrusunun ardından
Belki de şehadetsiz kalan yığınların...
Umutlarıma doğan güneş
İçimi ısıtmaya bile yetmiyor
Gidişinle yeniden yaralanıyor sevdam
Hayaller artık puslu görünüyor...
Ve unutamıyorum ey ŞEHİD!
Dağlara olan sevdanı
Yaralı yüreğini
Gözlerindeki şehadet özlemini
Daralan dünyaya sığmayan,
Alışamayan garip bir yolcuydun sen...
Bir zamanların sevdalılarını
Baharı unutmuş
Sevdasını satmış görmek
Kahrediyor seni...
Gidişini biliyorum ey ŞEHİD!
Melekleri kıskandıran bir mutlulukla
Anneni geride gözü yaşlı
Babanı mahzun bırakarak
Gittiğini biliyorum…
Yolun şehadeteydi senin
Zaten hep öyle olurdu
Sizi iyiler giderdiniz
Ahde vefalılar
Şehadet türküleri söyleyerek
Biz ise şehadeti bekleyenlerden
Olduğumuzdan bile şüpheli
Kalırdık bu basit ve yavan şehirlerde
Yada bize sadece ağıt yakmak kalırdı
Gözyaşı düşerdi payımıza….
Biliyordum, sensiz geçecekti bu bahar
Çünkü dağlarda kuşlarla ağlıyordun sen
Şehadetsiz batan günlere ağlıyordun…
Kurşunlar namlusundan fırlarken gürültüyle
Canhıraş bir feryada tuttu
Gökyüzünü kuşların
Kaçışmışlardı her biri ta uzaklara…
Sevda artmıştı yüreğinde
Sızan kanla beraber
Gözleri kapanırken yavaşça
Şehadetin tadı
Kanının misk kokusu vardı gönlünde
Cennet ise çoktan görünmüştü
Hasretini çeken gözlere… Sonra,
Uzaklardaki anası düştü hayallerine
Kavuşacakları anı düşledi
“Vuslat cennete” deyip
Son bakışı da kapadı dünyaya
Ta uzaklarda ise
Bir bıçak saplandı ananın yüreğine
Düşüncelerini kaplayan,
Anlatamadığı bir his
Kan damladı her hücresinden
Sessiz feryatlara boğuldu ilk defa
Şehadet müjdesi
Seccadeyle buluşturdu alnını
Gözyaşı eksik olmadı bundan sonra
Özlem yüklü gözlerden…
Gökyüzüyle beraber ağladık biz de
Cihadın beşiği dağlar paylaştı hüznümüzü
Senide ekledik yürek albümümüze
Şehadet sıfatıyla andık ölümünü
Annenin etrafı hep Abdullatif'lerle doldu
Yavrumun hasreti var bu gözlerde
Sevdası var bu yüreklerde diye
Sana baktığı gibi baktı
Gözlerimizin derinliklerine…
Ama değişecekti Abdullatif'ler
Her yeni gün…
Anaları cennet kapısında karşılamak için
“Çığlığımız sarsmalı arzı,
Şehadet müjdemizle doğmalı güneş”
Diyerek gideceklerdi bir bir
Senin gibi korkusuz ve mutlu
Ansızın belki de
Ve kanlarıyla ağartacaklardı seherleri
Aydınlatacaklardı solgun yüzleri…

“2002 yılında Çeçenistan'da şehid olan, Suraka mahlaslı Şehid Abdullatif'e ithaf olunur…”

Komutan bilal ebu müslim

 

İstanbul Hukuk Fakültesinde okurken 1955'te Bosna cihadına katıldı. Savaş sona erdikten sonra Türkiye'ye döndü. Bir süre Keşmir cihadına Katıldı.1996'da Çeçen cihadına katıldı komutan Hattab'ın grubunda bölge komutanı oldu.Birinci dağıstan operasyonunda karnından ağır yaralandı 4 ay sonra mayına basarak sol ayağını kaybetti. Türkiye'detedavi gördü ve sol ayağına takılan protezle çeçen dağlarına döndü. 13 kardeşiyle 2003'ün Ramazanında kadir gecesi sabahı pusuya düşürülerek şehit düştü.

Mücahit Şener

Şehadeti: 

Mücahid'in şehadetine tanık olan arkadaşı anlatıyor.

"Bismillahirrahmanirrahim…

O hayatının baharında şehadeti kazanan yiğit bir gençti. O, Rabbinin cennetine aşıktı... Rabbi'de O'nun isteklerini kabul etti ve O'nu şehidlerin mertebesine çıkardı. Bu asil genci nasıl anlatacağımı bilemiyorum. O'nu anlatırken aciz kalsam da anlatmaya çalışacağım.

“Ben bugünleri çok bekledim. Bugüne kadar sırtüstü çok yattım. Bugün ecir alma ve cennet için yatırım yapma zamanı” derdi.

Vallahi, O'nu, uzak-yakın hiçbir iş için üşengeçlik yaparken görmedim. O, Allah Rasulunun şu hadisi hep tekrarlardı. “Allah yolunda tozlanan ayağa cehennem ateşi değmeyecektir.”

Mücahid'i ya cephane taşırken, ya sığınak kazarken, ya da mücahidleri gıda ve su taşırken görürdük. O, kendisinin boşa geçecek vaktinin olmadığına şartlandırmıştı.

21 Ağustos'ta, tedavi için giden emirimiz Bilal ile gelmişti. Mücahid aramıza gelişinden bir ay sonra, emirimiz Bilal ile bir operasyona katıldı.

Mücahid, 2003'ün Ramazan ayının 27. gecesini nöbette geçirmişti. Sabah 8:30 sıralarıydı. Sığınakta kimimiz Kur'an okuyor, kimimiz ibadetle, kimimizde günlük işleriyle meşgul oluyordu. Nöbetçi; Rusların etrafımızı sardığını ve saldırıya geçmek üzere olduklarını haber verdi. Hemen hazırlandık. Fakat Ruslar saldırıya başlamışlardı. Emirimiz Bilal, sığınaktan çıkar çıkmaz vurularak şehid oldu. Dışarıya çıkanlar iki-üç saniyede şehid oluyorlardı. Sığınağın önünde bir metrelik bir çukur kazmıştık. Dışarı çıkıp ateş ederek o çukura atlamayı düşündüm ve atladım. Bacağımdan ve yanağımdan hafif şekilde yaranlanmıştım. Benden sonrada Mücahid, benden tarafa doğru gelmeye başladı. Çukura tam atlarken diz kapağına büyük bir kurşun isabet etti. O'nu çukurun içine çektim ve çatışmaya oradan devam ettik. Mücahid'in dizkapağına isabet eden kurşun O'nu ağır bir şekilde yaralamış ve dizkapağı arka tarafa doğru kırılarak dönmüştü. Ruslarla aramızdaki çatışma devam ederken, Mücahid'in alnına bir kurşun daha isabet etti. O anda Rabbine ve özlemini duyduğu şehadete kavuştu. O ve diğer kardeşler Kadir gecesinin sabahı şehid düştüler.

Mücahid, çok takvalı, cesur bir gençti. O hepimizden yaşça küçük olmasın rağmen davranışlarıyla bize örnek oluyordu. Yaşına oranla Kur'an ve Hadis bilgisi çok iyiydi. Akşamları Kur'an ve hadis dersleri verirdi. Rabbim, O'nu Firdevs'i A'la'da ağırlasın inşaAllah. Elazığlı Bilal kardeşin emirlik yaptığı, benim ve Mücahid'in içinde bulunduğu grup, Allah'ın dinin üstün tutmak için, malı ve canı ile farklı ülkelerden gelen 14 yiğitten oluşuyordu. Bu gruptan şehid olamayan tek kişi benim.

O, peygamberin de dediği gibi, “Az zamanda çok iş yapan” birisiydi. Aramıza katılalı 4 ay olmuştu.

Ağabeyi:

“Kardeşim Mücahid, Ramazan ayının 27. günü yani Kadir gecesinin sabahı 10:00 sularında şehid olmuş. Annem, kardeşimin şehid olduğu sıralarda bir rüya görmüş. Kur'an okuduktan sonra uyku basıyor. O an rüyasında Mücahid, ayakları bembeyaz nurlar içinde anneme doğru yürüyor. Daha sonra öğrendiğimize göre Mücahid, ayağından yara alarak şehid olmuş." 

 

 



VASİYETİ

Euzu billahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim…

Elhamdulillahi rabbil a'lemin vessalatü vesselamu a'la Muhammed

Hamd olsun Allah'a ki, bize İslâm nimetini bahşetti. Bizleri Karanlıklardan nur'a çıkaran Allah'a hamd olsun.

Elhamdulillah ki, Rabbimiz bize İslâm'ı, O'nu yaşamayı, Allah'a kulluk etmeyi,, peygamberi önder seçmeyi nasip etti.

İsmim Mücahid, yaşım 19. Bende bir zamanlar Türkiye'deki gençler gibi, gezen, oynayan, hayallere dalan biriydim. Rabbim, bana 15 yaşımda hidayet nasip etti Elhamdulillah. Kur'an okumaya, Peygamberi tanımaya başladım. Tabi ki, peygamberi tanımakla, Allah'ı tanımakla bu işin biteceğini zannetmiyorum. Muhakkak ki Allah yolunda bir şeyler yapılmasının gerektiğine inandım. Ve benim Kur'an'dan öğrendiğim, Peygamber (s.a.v.)'den öğrendiğim şey buydu. Muhakkak ki, bir şeylerin yapılması gerekiyordu. Allah yolunda çaba göstermemiz gerekiyordu. Allah bizden Kur'an'da, O'nun yolunda cihad etmemizi, O'nun yolunda kanımızı akıtmamızı istiyor. Peygamber (a.s.)'da bize cihadın faziletlerini anlatıyor. Bende bundan yola çıkarak Allah yolunda cihad etmeye, Allah yolunda savaşmaya niyet ettim. Ve Rabbim bana Elhamdulillah, 4 sene de olsa beklememe rağmen kendi yolunda cihad etmeyi nasip etti.

Kişinin iyilik yaptığında cennete gideceğini, kötülük yaptığında cehenneme gideceğini Allah bize, Kur'an'da söylüyor. Ve Allah öyle bir grup anlatıyor ki Vakıa Suresinde, önde gidenlerden bahsediyor. O önde gidenler her zaman başı çeken insanlardır. O önde gidenler Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. Biz İslâm'ı seçen müslümanlar olarak gerek medyadan, gerekse çevremizden aldığımız duyumlarla müslümanlara yapılan zulümleri gördük. Bazı gazetelerden, televizyonlardan seyrettik. Filistin'de, Çeçenistan'da, Keşmir'de ve dünyanın çeşitli bölgelerinde müslümanlara yapılan zulümleri gördük ve bunların bir an önce önlenmesi, adaletin sağlanması ve Allah-u Teala' nın Nisa Suresinde buyurduğu gibi, (Nisa 75) savaşmamız gerektiğini anladım. Elhamdulillah ki, Allah bize bu bilinci verdi. Allah yolunda cihad etmeye 4 yıl önce karar vermiştim. Niyet ettim, dua ettim Elhamdulillah Rabbim, dualarımı kabul etti. Ve Rabbim bana görünmez ordularını indirdi, Elhamdulillah ki yolum açıldı. Tabiri caizse cennetin vizesi olan Allah yolunda cihadı nasip etti. Rabbim ayaklarımızı sabit kılsın ve kendi yolunda şehid olmayı, cennetine girmeyi nasip etsin.

Kardeşlerime vasiyetim.

Sabırlı olsunlar, geride kaldık diye üzülmesinler, dualarında ısrarlı olsunlar. Peygamberimizin bir hadisi var. “Kul benim duam kabul edilmedi demeden önce Allah O'nun duasını muhakkak kabul eder” . Elhamdulillah, Allah bana bunu gösterdi.

İnşallah geride kalan kardeşlerim bana dua ederler, ben de onlara dua edeceğim. Rabbim hepimizi cennetinde, Peygamber (as.)'in etrafında, sıddıklarla, salihlerle ve şehidlerle beraber oturmayı, muhabbet etmeyi ve cennette sefa sürmeyi nasip eder inşaAllah.

Amin…

Şehid Selami

 

şehid Abdusselam

 

Almanyalı Abdullah

 

Çeçenya'da şehid düşen Komutan Yunus Emre, cepheye gitmeden önce Yalova'da ikamet ediyordu…

 

Zekeriya

 

Zinnur

 

22 Kasım 2003

Mücahit Şener
Abdulkadir Kutlay 
Bilal Ebu Muslim
Selami
Abdullatif Süreka
Almanyalı Abdullah
Yusuf Çelik
Hüseyin
Yunus Emre
Zekeriya
Abdusselam
Zinnur

Çeçenistan'da şehadet şerbetini içtiler. Mekanları cennet olsun.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim