• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Ankara 22 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Konya 23 °C
  • Antalya 27 °C
  • Diyarbakır 27 °C
  • Erzurum 16 °C
  • İzmir 30 °C
  • Rize 25 °C

Zulüm Kaybettiğini Kurtarma Çabasında

Ahmet Varol

 

Çağdaş emperyalizmin güç odaklarının Mısır cuntasına açıktan destek vermesinin amacı, kendine hizmet eden dikta rejimlerinin dökülmesi sürecinde kaybettiklerini geri almaktır. Suriye direnişinin, zulüm rejimine tamamen son verecek bir zaferle sonuçlanmasını önlemek için de muhtelif siyasi oyunlar oynandığını görüyoruz. 2. Cenevre Görüşmeleri adıyla yürütülen masa başı pazarlıklarında Baas’ın konumunun daha güçlü hale getirilmesi, ona destek veren devletlerin daha etkin bir şekilde pazarlığa müdâhil olmalarının sağlanmaya çalışılması ve muhalif tarafın, geçiş merhalesinde Esed’siz çözümün mümkün olamayacağı iddiasını kabule zorlanması için bu yöndeki söylemlerin öne çıkarılması da aynı amaca yöneliktir. 

Arap dünyasındaki mevcut dikta rejimlerinin, halkların özgürlüğü mücadelesinin ve dikta rejimlerinin dökülmesi sürecinin Suriye’yle kapanması, bu ülkede de İslâmîleşme değil sadece sistemde Batı’nın dikte edeceği liberalleşme tarzı bir değişimin önünün açılmasıyla yetinilmesi için uluslararası güçlerin daha aktif bir şekilde devreye girmelerini arzuladıkları anlaşılıyor. 

Yani Müslüman halkların kendi değerlerine ve sistemlerine dönmelerini hedefleyen siyasi değişimin Mısır’da askerî darbeyle, Suriye’de de sadece akredite siyasi oluşumlara açık güdümlü demokrasiyle baştan kontrol sağlanması suretiyle engellenmesi isteniyor. Suriye’de bunun başarılabilmesi için de “Esed’siz çözüm mümkün değil” ön yargısına dayalı bir formülün kabul ettirilmesine çalışıyor. 

BM’nin Suriye özel temsilciliğine atadığı, ancak Arap ulusçusu bir kafa yapısına sahip olduğu ve Nasırcı zihniyete yakın durduğu dolayısıyla Baas iktidarının kurtarılması için çalışabileceği tahmin edilen el-Ahdar el-İbrahimi’nin bir yıldan fazla zamandır sürdürdüğü çalışmalarda sergilediği tavır da bu tahminleri teyit edici niteliktedir. Baas diktasının onca katliamına rağmen uluslararası platformda sıkıştırılması için söze gelir hiçbir girişimde bulunulmaması, karşısındaki direnişin önünün açılacağı korkusundandır. 

Aslında zulüm rejimlerinin Mısır’da kaybettiklerini geri alma, Suriye’de de mevcut dikta yönetiminin tamamen devre dışı bırakılmayacağı bir yumuşak geçiş formülünde ittifak sağlanması için çeşitli araçlardan yararlanma oyununda aralarında kirli bir işbirliği sağladıkları çok açık bir şekilde ortadadır. Dolayısıyla birtakım politik hesaplarla bağlantılı ve çoğu zaman da göz boyama amacına yönelik ihtilaflar, Müslüman halkların özgürlüğünü ve kendi değerlerine dönüşlerini amaçlayan yeniden yapılanma hareketinin önünü keserek değişimi tamamen liberal ve güdümlü demokrasiye doğru kaydırma amacı üzerindeki ittifakı bozmaz. Bu ihtilaflar aslında oyunun inandırıcı ve ikna edici olması için birer ihtiyaçtır. 

Asıl tehlikeli olan da masa başındaki hedef kaydırma oyunudur. Yakın tarihte yaşanan tecrübeler de gösteriyor ki kararlı direniş ve mücadeleler her zaman kazanmıştır. Çünkü zulme başkaldıran halklar zaten maruz kaldıkları baskı uygulamaları karşısında pişmiş oluyorlar ve girdikleri yoldan dönüşün kendilerini yaşadıklarından çok daha kötü şartlara sokacağını, bununla ölüm arasında seçime zorlandıklarında şerefli ölümün tercihe daha uygun olacağını düşünürler. Bugün Suriye’de Baas vahşetinin ve Mısır’da dikta rejimini geri getiren Sisi’nin hiçbir hukuki ve ahlâki engel tanımadan zulümde kendilerine her şeyi mubah sayarak şiddette sınır tanımaz bir tavır sergilemelerine rağmen hâkimiyet ve kontrolü sağlayamamalarının sebebi de budur. Buralarda zulme başkaldıran kitleler kendilerini dönüşü olmaya bir yolda görüyor ve bütün zorluklara, büyük bedellere mecbur edilmelerine rağmen kararlılıklarını sürdürüyorlar. 

Bu arada beşeri güçleri tabulaştıranlar da yanılgıdadır. Çağdaş emperyalizmin ve işbirlikçilerinin cephede kazanamadıklarını her zaman olduğu gibi masa başında hedef saptırarak kazanacaklarını, onların razı olmayacakları değişimin mümkün olmadığını düşünenler bunda yanıldıklarını inşallah er veya geç görecekler. Çünkü bu kez Allah’ın izniyle Müslüman halkların sadece özgürlük ve bağımsızlık iddiasıyla değil aynı zamanda kendilerini izzete kavuşturacak ulvi değerlerine dönmek için dönüşü olmayan yola girdiklerine inandıklarını düşünüyoruz.

yeniakit

 

Bu yazı toplam 544 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim