• BIST 89.270
  • Altın 146,800
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Ankara 8 °C
  • İstanbul 12 °C
  • Konya 7 °C
  • Antalya 14 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Erzurum -2 °C
  • İzmir 13 °C
  • Rize 7 °C

Zulme Karşı Başı Dik

Ahmet Varol

Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya'nın Haksöz'ün Mayıs 2008 sayısında "Zalimlerimize neden şükran borçlu olalım?" başlıklı bir yazısı yayınlanmış. Geçtiğimiz günlerde gündemle ilgisinden dolayı Haksöz'ün web sitesinde yeniden yayınlandı ve gayet isabetli oldu. Son dönemde günlük insan doğrama rayicini 400'ün üzerine çıkaran katil Baas rejimine desteği bir "vefa" olarak tanımlamaya yahut katillere başkaldıranları suçlu katilleri ise haklı göstermeye kalkışanlara güzel bir cevaptı. Özellikle Firavun'un Hz. Musa (a.s.)'a, yönetime şükran borcu olduğunu hatırlatmasına onun verdiği ve zalimlerin taktiklerinin dünden bugüne pek değişmediğini gösteren cevabı güzel tahlil eden yazıyı okumanızı öneririm.


Zulme karşı başı dik durmayı bize aslında hem ilimde hem de davada önde giden değerli ilim ve hareket önderlerimiz öğretmiştir. Sürekli haksız ithamlara ve iftiralara maruz kalan ama hak bildiği yolda kararlılığını koruyan değerli ilim ve dava önderi Şeyhulislam Ahmed İbnu Teymiyye'nin hayat ilkesi niteliğinde bir sözü var: "Düşmanlarım bana ne yapabilir? Ben cennetimi kalbimde, bahçemi göğsümde taşıyorum. Nereye götürülsem onlar benimle beraberdir. Hapsedilmem halvet, öldürülmem şehâdet ve memleketimden sürülmem ise seyahattir."


Şeyhulislam İbnu Teymiyye (Allah kendisine rahmet eylesin) bunu sadece sözle söylemedi. Aynı zamanda kendi hayatına taşıdı. O yüzden zulme karşı başı dik durmayı başardı. Bu sözü tekrar ederken hayatlarına taşımakta zorlananlardan farkı da buydu.


Mısır'ın yirminci yüzyıldaki Firavunlarından ve Camp David ihanetine imza atan Enver Sâdât'ın da selefi olan Cemal Abdünnasır, değerli ilim ve dava önderi Seyyid Kutub'a insanın tasavvur etmeye bile tahammül edemeyeceği korkunç işkenceler uygulamasına rağmen onu davasından vazgeçirmeyi başaramayınca kız kardeşi Hamide Kutub vasıtasıyla kendisiyle pazarlık yapmaya başladı. Diktatörün adamları Hamide Kutub vasıtasıyla şu teklifte bulundular: "Şimdiye kadarki söz ve hareketlerinde yanıldığını beyan ederek Cumhurbaşkanı Cemal Abdünnasır'dan özür dilediğin takdirde, idam hükmünü bozacak ve seni serbest bırakacaktır." Hamide Kutub, ağabeyinin affedilmesini ve yaşamasını çok istiyordu. O yüzden teklifi kendisine iletti. Üstat Kutub'un cevabı gayet açık ve tavizsizdi: "Eğer idamı hak etmiş olarak hakkın emri ile ipe çekiliyorsam buna itiraz etmek haksızlıktır. Eğer bâtılın zulmüne kurban gidiyorsam, bâtıldan merhamet dileyecek kadar alçalamam."
 

Maruz kaldığı onca işkence karşısında geri adım atmayan Seyyid Kutub, hakkında verilen idam kararı karşısında da "özür dileme" teklifini reddederek, zulme karşı başı dik durdu. Zulüm rejimlerinin sözcülüğünü yapanlar vasıtasıyla yürütülen ifsat politikasının hedefine ise o bir "bölücü, fitneci ve mezhepsiz" olarak yerleştirilmişti. Elbette, Allah'ın adaleti kimin nerede durduğunu çok iyi biliyor.
 

Dün yani 29 Ağustos, değerli dava ve ilim önderi Prof. Dr. Seyyid Kutub hakkında verilen idam kararının infaz edilişinin yıl dönümüydü. Katil rejim onu, Yoldaki İşaretler adlı kitabından dolayı idama mahkûm etmiş, diktatör Abdünnasır karşısındaki tutumunda yanlış yaptığını "itiraf ederek (!)" özür dilemesi pazarlıklarından da sonuç alamayınca 29 Ağustos 1966 tarihinde kararı infaz etmişti.


Dikta rejimi Seyyid Kutub'u idam etti ama onun yaktığı ışıkla aydınlanan bir nesil yetişti. Seyyid Kutub şehit edildi ama yaktığı meşale söndürülemedi. Bu meşaleyle yetişen nesil de 2011'de; Kutub'un şehit edilmesinden yaklaşık 45 yıl sonra yani yarım asır bile geçmeden, Cemal Abdünnasır'ın kurduğu dikta rejimini idam etti. Diktatör bir ferdi idam etti, onun yetiştirdiği nesil bir rejimi tarihin çöplüğüne atarak halkı özgürlüğüne kavuşturma yürüyüşünde devrim gerçekleştirdi.


Biz de şehadetinin 46. yılı münasebetiyle Seyyid Kutub'u yeniden rahmetle anıyoruz. Yüce Allah, şehadetini kabul, mekânını cennet eylesin.


Özel FM'de Ramazan münâsebetiyle ara verdiğimiz "Dünya Döndükçe" programımıza geçtiğimiz Cuma'dan itibaren başladığımızı ve bu haftaki programımızda da Seyyid Kutub'u konuşacağımızı hatırlatalım. Programlarımızın ses kayıtlarını web sitemizden (www.vahdet.info.tr) dinleyebilir, bilgisayarlarınıza çekebilir ve yayınlayabilirsiniz.

yeniakit

Bu yazı toplam 729 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim