• BIST 106.116
  • Altın 146,769
  • Dolar 3,5271
  • Euro 4,1394
  • Ankara 23 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Konya 25 °C
  • Antalya 30 °C
  • Diyarbakır 32 °C
  • Erzurum 19 °C
  • İzmir 30 °C
  • Rize 29 °C

Zulme gaz verme eylemleri

Ahmet Varol

Gerek Türkiye’de ve gerekse Türkiye dışında önemli gelişmelerin yaşandığı son günleri ben hastanede geçirdim. Bu vesileyle söze önce, zorlu ve hassas bir ameliyat gerçekleştiren, ameliyat öncesinde ve sonrasında benimle her konuda ilgilenen değerli insan, genel cerrahi uzmanı muhterem Dr. Adnan Arslan bey başta olmak üzere ameliyatın yapıldığı Bezmi Alem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nin bütün yetkililerine, benimle şahsen ilgilenen tüm doktorlarına ve diğer görevlilerine gönülden şükranlarımı arz ederek başlamak istiyorum. Yüce Allah’tan bu insanları ve kurumlarını insanlığa hizmette her zaman başarılı kılmasını diliyorum. Ziyaretle veya telefonla arayarak ilgilenen, geçmiş olsun dileklerini ileten tüm değerli dostlarımıza da ayrıca teşekkür ediyorum.

Hastanede kaldığım günlerde dünyada cereyan eden gelişmeleri, hastanenin sunduğu internet imkânından da yararlanarak yatağımdan takip etmeye çalıştım. 

Bu dönemde meydana gelen hadiseler içinde dünyada en çok gündem oluşturan ve dikkatleri üzerine çeken hadiseler Paris’teki şiddet eylemleri ve Antalya’daki G20 Zirvesi oldu. Bu olayların peş peşe olmasının yani Paris’teki eylemleri gerçekleştirenlerin tam da Antalya Zirvesi öncesine denk getirmelerinin tesadüf olmadığını düşünüyoruz. 

Eylemleri planlayanların eş zamanlı olarak İstanbul’da da benzer eylemler gerçekleştirmeyi planladıkları fakat önceden elde edilen istihbaratların değerlendirilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması sebebiyle başarılı olamadıkları yönündeki bilgiler eylemlerin hedeflerinden birinin de Antalya Zirvesi’ne darbe vurmak olduğu yönündeki tahmini güçlendiriyor. Belki eylemler planlandığı gibi ve belirlenen amaç doğrultusunda gerçekleştirilmiş olsaydı bu zirve ya ertelenecek ya da bir başka ülkede yapılması istenecekti. Çünkü o günlerde hem Türkiye kendi derdiyle meşgul olacak hem de güvenlik konusundaki hazırlık çalışmalarına gölge düşmüş olacaktı. 

Avrupa ülkelerindeki yönetimlere hâkim zihniyetin insanlara zulmetmekte sakınca görmeyen zihniyet olduğunu her zaman dile getirsem de onlara karşı tepkilerin, zulümlerinden zaten bir şekilde  etkilenen halklarını, sivil insanları hedef alan eylemlerle gösterilmesini onaylamanın da asla mümkün olmadığını değişik vesilelerle vurguladım. 

Fakat tabii işin bizim açımızdan en kötü olan yanı da bu eylemleri onaylamadığımızı beyan etmek zorunda kalmamız. Bu da tabii eylemleri üstlenenlerin bunu İslâm adına yaptıklarını söylemelerinden, küresel emperyalizmin karanlık işleri için kurulan, sonra da yine onların insanlık dışı saldırılarına gerekçe oluşturacak ataklar yapan bir çeteyi “İslâm devleti” diye adlandırmalarından kaynaklanıyor. Oysa İslâm kendi özünde, temel kaynaklarında ve değerlerinde aranır. Birilerinin kendilerine veya yapılarına verdikleri isimler yüzünden onu hedef alan karalama yapılmasının haklı bir yanı olamaz. 

Ama tabii burada ikinci bir amaç daha var: Bu tür örgütler ve yöntemleri üzerinden karalama kampanyası yürütülmesi. Zaten bu örgütün daha önce İslâm hukukunu uyguladığı iddiasıyla gerçekleştirdiği kafa kesme eylemlerinin aynı zamanda videolarını çekerek dünya medyasına servis etmesi de bu karalama kampanyasına malzeme çıkarmak içindi. 

Paris’teki eylemlerin Suriye halkına ve direnişine sadece zarar verdiği, orada haksız saltanatını sürdürmek isteyen Esed sultasının ise işine yaradığı apaçık ortadadır. En başta burada Baas rejiminin lehine ve onun önünü açacak şekilde olaylara müdahale edenlerin değil onların haksızlıklarından zaten zarar gören sivil kalabalıkların cezalandırıldığı, böyle bir mantığın ise insanlık adına reddedilmesi gerektiği ortadadır. Doğuracağı sonuçların ise en başta Baas zulmünden kaçarak Avrupa’da kendilerine bir sığınak arayan milyonlarca insana zarar vereceğini tahmin edememek mümkün değildir. Dolayısıyla böyle bir amaca hizmet Suriye halkına zulmedenlerin politikalarına hizmettir. Bu yönüyle Paris’teki eylemler gerçekte zulme gaz verme eylemleridir ve zalimlerin politikalarına hizmet etmiş, onların zulümlerine zulüm katmalarının dayanağını oluşturmuştur. 

Zaten gerek Suriye’deki zulüm güçleri gerekse onlarla işbirliği içindeki bölgesel ve küresel güçler bundan zulüm çıkarma politikalarını vakit kaybetmeden devreye sokmuşlardır.

yeniakit

Bu yazı toplam 283 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim