• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • Ankara 16 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Konya 19 °C
  • Antalya 25 °C
  • Diyarbakır 26 °C
  • Erzurum 10 °C
  • İzmir 22 °C
  • Rize 20 °C

Zor seçim şimdi

Ahmet Varol

Halk seçimini yaptı ve sonuçları gördük. Belki halkın bir kısmı böyle bir sonuçla karşı karşıya gelmekten dolayı yaptığı seçimden pişmandır. Çünkü benim ve birçok yorumcunun tahminine göre büyük çoğunluk istikrar, büyüme ve çözüm sürecinin devamından yanaydı. Şimdi siyasetçiler hangi seçimi yaparlarsa yapsınlar ciddi zorluklarla karşı karşıya gelecekler. Öte yandan Türkiye’nin temel problemlerini çözüme kavuşturarak büyüme ve güçlenme yolunda ilerlemesini istemeyen tüm küresel ve bölgesel güçleri sevindiren bir manzara bu ülkenin iyiliğini isteyenleri memnun etmez. Ama ne pahasına olursa olsun ortaya çıkan manzara karşısında siyasetçilerin bir seçim yapması gerekiyor ve görüldüğü kadarıyla onların yapacağı seçim vatandaşların yaptığı seçimden çok daha zor ve kritik olacak. 

Bazıları, “Madem ki halk böyle bir seçim yaptı öyleyse biz çekilelim kenara, mevcut şartlarda bir şeye karışmayalım. Herkesin boyunun ölçüsü ortaya çıksın. Sonrasında zaten vatandaş onayladığı siyasi oluşumu sahada tanıdıktan sonra yeniden bir seçim yapmak zorunda kalacaktır” tarzında fikirler ortaya koyuyor. Bu tür fikirler, seçimlerden önce bazı eleştirel yaklaşımlarından dolayı “gelin bu seçimlerde iktidar partisine bir ceza verelim” diyenlerin sözlerine benziyor. Oysa bunu söyleyenlerin vatandaşın önüne önce seçebileceği daha iyi bir seçenek koymaları gerekirdi. Bunu yapmadan “gelin iktidar partisine ceza verelim” diyenler gerçekte, ülkede istikrarın ve ekonomik büyümenin ciddi darbe alacağı, uygulamaya konan çözüm formüllerinin rafa kaldırılacağı ve buna karşılık problemlerin yeniden sahaya ineceği bir manzaranın ortaya çıkmasına neden olacak tercih yapma önerisinde bulunanlar gerçekte iktidar partisini değil halkı ve bu arada kendilerini cezalandırmış olacaklardı ve nitekim öyle oldu. 

Bu manzara karşısında politikacıların önüne muhtelif formüller ve seçenekler konuyor. Bu formüllere göz atmadan önce şu hususu özellikle vurgulamak istiyoruz. Halkın yine önemli bir kısmı mevcut siyasi iktidarın devamı lehinde oy kullanmıştır. Hatırlanacağı üzere geçmiş dönemlerde bu kadarlık oy bir siyasi partinin hükümeti tek başına kurması için yeterli olabiliyordu. Olmadığı zaman da yine hükümeti bu kadar oy alabilen parti kuruyor ama ikinci veya daha fazla partinin desteğine ihtiyaç duyuyordu. 

AK Parti de ilk iktidara geldiği 2002 seçimlerinde %34.28 oy almış. Ama o seçimlerde AK Parti ile CHP dışında hiç bir parti barajı aşamadığı için birinci parti Meclis’te 363 sandalye kazanarak hükümeti kurmasına ve istediği yasal düzenlemeleri rahatlıkla yapmasına yetecek çoğunluğu elde etmiş. Anayasada değişiklik yapmasına yetecek çoğunluğu elde etmesine sadece 4 sandalye kalmış. 

Bir sonraki genel seçimlerde yani 2007’de oy oranı %46.66’ya çıkmış yani ’den fazla artış göstermiş. Ama kazandığı sandalye sayısı 341’de kalmış. Yine de hükümeti tek başına kurmasına yetecek çoğunluğun epey üstüne çıkmış. 

2011 seçimlerinde oy oranı %49.83’le zirveye çıkıyor. Ama milletvekili sayısı yine düşüyor ve 327’de kalıyor. Bu sayı da istifa risklerini göze alarak tek başına hükümet kurmaya yetiyor. 

2015 seçimlerinde oy oranının %9 düşmesi halkın ona “sen artık git” demesi anlamına gelmez. Eğer bu anlam çıkarılırsa diğer partilere de “sakın hükümete yaklaşmayın” dediği anlamı çıkarılması gerekir. Zira AK Parti yine birincidir. Kendisinden sonra gelen iki partinin toplam oyu kadar oy almıştır. Üstelik oran olarak halkın onu hükümete taşıdığı ilk seçimlerdekinden %7 daha fazla oy almıştır. 

Öte yandan 13 yıldır hükümette olmanın yükünü üzerinde taşıyarak eleştiri ve zorluklarla karşı karşıya olmasına rağmen 16 puan fazla oy alan partinin iktidardan uzaklaştırılmasını ve hükümet kurma görevinin kendine verilmesini isteyen CHP de bir önceki seçimlere nispetle oy kaybetmiştir. Üstelik bu partinin lideri bırakın hükümete talip olmayı oy kaybetmesi durumunda partisinin genel başkanlığından istifa edeceği sözü vermişti. Kendi partisine ve kitlesel tabanına sözünü yerine getirmeyen genel başkanın halka verdiği sözleri yerine getireceğine ne kadar güvenebiliriz?

Seçimlerin ortaya çıkardığı ve siyasilerin önüne konan seçeneklerle ilgili tespitlerimizi inşallah müteakip yazımızda dile getireceğiz. 

yeniakit

Bu yazı toplam 323 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim