• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • Ankara 19 °C
  • İstanbul 29 °C
  • Konya 23 °C
  • Antalya 28 °C
  • Diyarbakır 26 °C
  • Erzurum 14 °C
  • İzmir 27 °C
  • Rize 26 °C

Zalimlerin Seçilme Hakkı

Ahmet Varol

Silahların gölgesinde yapılan seçimlerde mazlumlara seçme hakkı tanınmadığı için sadece zalimler seçilme haklarını kullanabiliyor. 

Suriye’nin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde diktatör Beşşar Esed’in dışındaki adayların seçilme ümitleri olmadığı gibi böyle bir amaçlarının da olmadığı, sadece Esed’in kanlı savaşının siyasi kandırmaca boyutunu oluşturan göstermelik bazı ufak tefek reformların uygulandığı görüntüsü vermek için aday oldukları biliniyor. Hatta istekli olmadan, sadece başlarındaki diktatörün talebini yerine getirmek amacıyla aday olmuş olmaları ihtimali yüksektir. Zaten mevcut şartlarda böyle bir makamın sırtlarına yükleyeceği ağır yüke talip olmaları da pek muhtemel değildir. 

Mısır’da Hamdin Sabbahi dışındaki adaylar muhtemelen Sisi gibi eli kanlı bir diktatörle girecekleri yarıştan yenilmiş halde çıkmayı arzulamadıkları, bunu onurlarına yediremedikleri için sahadan çekilmeyi tercih ettiler. Sonucun böyle olacağını Sabbahi de çok iyi biliyor. Ama ya Sisi’nin sahada tek kalmaması için yapılan ısrarlara karşı gelemedi ya da bir sonraki dönem için yatırım yapma amacıyla laik Batı güdümlü siyasetin yıldızlarından olma arzusuyla ortalıkta görünmek istiyor. 

Mısır Arap Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana dürüst bir şekilde gerçekleştirilen ilk cumhurbaşkanlığı seçimlerinin Muhammed Mursi’nin seçildiği seçimler olduğunda bu ülkedeki gelişmeleri izleyen ve olaylara insaflı bir bakış açısıyla yaklaşan yorumcuların tümü ittifak ediyor. On kişinin serbestçe aday olduğu ve halka mesajını sunduğu bu seçimde kimse sonucun önceden belli olduğunu söyleyemiyordu. Herkesin hiçbir baskıya maruz kalmadan ve özgürce oyunu kullandığı, sayım ve kayıt işlemlerini ise bütün tarafların rahatça izleyebildiği bu seçimlerde halk Mursi’yi seçmişti. Sisi darbesi de gerçekte Mursi’ye karşı değil halkın özgür iradesine karşı gerçekleştirilmiştir. Bu özgür seçime karşı darbe gerçekleştiren cunta lideri şimdi aynı halktan kendini seçmesini istiyor. Bir eve baskın düzenleyen hırsızın çaldığı malların kendisine ait olduğunu onaylamasını ev sahibinden istemesi gibi. Fakat ona bu konuda iradesini özgürce ortaya koyma hakkı tanınmayacağı için onaylamasa da, ilan “onayladı” şeklinde yapılacak. O yüzden sonuç önceden ve üstelik kesin şekilde biliniyor. Öyle ki baskın düzenlenmesi, darbenin gerçekleştirilmesi için bayağı emek sarf etmiş, harcama yapmış olan Hamdin Sabbahi bile çalınanların asıl kendisine ait olduğunun onaylanması talebinin sonuç vermeyeceğini adı gibi biliyor. 

Mısır’da cumhurbaşkanlığı adaylarının her ikisinin de propaganda malzemesi Müslüman Kardeşler’i ortadan kaldırmak. Her ne kadar başaramayacakları biliniyor olsa da en azından ülkenin ekonomisini düzlüğe çıkarma, toplumu güven ve huzura kavuşturma, gelir düzeyini yükseltme vs. gibi birtakım vaatlerde bulunma dertleri yok. “Bizim dönemimizde Müslüman Kardeşler olmayacak” diyorlar. Müslüman Kardeşler adayının toplumun yüzde elliden fazlasının oyuyla seçildiğini, dolayısıyla ülke halkının yarıdan çoğunun en azından bu hareketin ve liderlerinin sempatizanı olduğunu, darbenin bu realiteyi değiştiremediğini görmek istemiyorlar. Üstelik oy verenlerin belki yarıya yakını bu hareketin bizzat mensubudur. Dolayısıyla böyle bir hareketin olmaması ancak halkın dörtte bire yakın kısmının yok edilmesiyle mümkün olabilecektir. O yüzden Cemal Abdünnasır’ın da benzer planı sonuçsuz kalmıştır. Abdünnasır tarihin çöplüğüne atılmış, ama Müslüman Kardeşler sadece Mısır’da değil tüm dünyada geniş kitlelere ulaşarak ve daha güçlü bir şekilde yoluna devam etmiştir. Çünkü bu hareketi ayakta tutan yapı fertlerden oluşmuyor bir davayı oluşturuyor. 

Kendini selefi sanan Nur Partisi’nin Sisi’ye desteğinin, finansörü Suudi Arabistan’ın hatırına olduğunu tahmin etmek zor değil. Ama bu desteğin kendi işine yaramayacağını, Sisi’nin onu kapıcı bile yapmaya niyetinin olmadığını şimdiden belli ettiğinin farkına varmaması mümkün değildir. 

Kendini insan hakları konusunda uluslararası bir yapı olarak yutturan HRW de mevcut şartlarda yapılacak başkanlık seçiminin Mısır’da Mübarek dönemindeki olağanüstü hal uygulamalarını geri getireceğini söylemiş. Her halde Sisi’nin seçim vaatlerinden anlamış olmalılar.

yeniakit

Bu yazı toplam 437 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim