• BIST 109.754
  • Altın 156,091
  • Dolar 3,8568
  • Euro 4,5510
  • Ankara 2 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Konya 8 °C
  • Antalya 20 °C
  • Diyarbakır 13 °C
  • Erzurum -5 °C
  • İzmir 16 °C
  • Rize 15 °C

Zalimlerin işbirliği

Ahmet Varol

Suriye İnsan Hakları Ağı’nın Ağustos 2015 raporunda geçtiğimiz ay içinde Suriye’deki saldırılarda öldürülenlerin sayısının 2040’ı bulduğu dile getirildi. Rapora göre Ağustos’ta ölenler içinde sivillerin oranı önceki aylara nispetle çok daha fazla. Onların da büyük çoğunluğunu rejim güçleri tarafından vurulanlar oluşturuyor. Öldürülenler içinde kadınların ve çocukların oranı da %40’ı buldu. Rejim güçleri denirken askerî birlikler, emniyet ve istihbarat güçleri, bölgesel milis güçler (Şebbiha çeteleri ve benzerleri) ve yabancı Şii milisler kastediliyor. 

Raporda, ölenler arasında sivillerin, siviller arasında da kadınların ve çocukların çok olmasının saldırıların rastgele yapılmasından kaynaklandığı ifade ediliyor. Ancak olayların izlenmesinden anlaşılacağı üzere gerçekte saldırılar rastgele yapılmıyor. Sivil kalabalıkların bulunduğu bölgeler, bilhassa pazar yerleri kasten hedef alınıyor. Bundaki amaç ise can kaybının çok olmasına neden olunmasıdır. Daha önce yayınlanan muhtelif yazılarımızda da dile getirdiğimiz üzere katil Baas rejimi ve onun ayakta kalmasını sağlamak için askerî güç gönderenler açısından kontrolden çıkan bölgelerde yaşayanların tümü asker sivil, çocuk yaşlı, kadın erkek bütün kategorileriyle düşman hükmündedir ve onlar başarı puanlarını öldürdükleri insan sayısına göre belirliyorlar. O yüzden üstün başarı gösterebilmek için kalabalıkların toplandığı yerleri tespit etmeye ve buraları hedef almaya çalışıyorlar. 

Haleplilerin evlerini ve eşyalarını satarak Avrupa’ya göç etmekte kullanacakları paraları temin etmeye çalıştıkları bazı haberlerde dile getirildi. Fakat savaş şartlarında müşteri bulmalarının ne kadar zor olacağını tahmin etmek zor değildir. Çünkü herkes kaçmanın bir yolunu bulma çabası içinde. Dolayısıyla Avrupa’ya kaçmanın kaynağını bulma arayışı içinde olan kişi komşularından birine evini ve eşyalarını alması teklifinde bulunsa belki, “bir müşteri bulsam, ben de satmaya niyetliyim” cevabı alacaktır. O yüzden muhtemelen bu insanların mülklerini ve eşyalarını alsa yine zulüm rejimini ayakta tutmak için savaşan işgalcilerin Suriye’nin aynı zamanda mülkiyetini ele geçirme projelerine çalışan aracılar alacaklardır. Sonra da belki yıllarca o insanlara “Haleb’i sattı da gittiler” taşı atılacak. Filistinliler satmadıkları ve canlarını kurtarmak için çıktıkları halde hâlâ “sattı da gittiler” eleştirisinden kurtulmuş değiller.

Şam’a kazıklarını çakan zalimlerin bu derece cüretkâr ve gaddarca davranmaları tabii ki kendi güçlerinden ve kabadayılıklarından kaynaklanmıyor. Asıl sebep zulüm güçlerinin arkalarında oluşturduğu ittifak ve işbirliğidir. 

Baas veya Esed isimlendirmesi işin sadece maskesidir. Küresel ve bölgesel emperyalist güçlerin Biladı Şam’la ve irtibatlı tüm bölgeyle ilgili çıkarlarının korunması için verilen vahşi savaşın sergilediği tüm çirkefliklerin üstünün kapatılmasında Baas ve Beşşar Esed bir maske olarak kullanılıyor. Tıpkı ters tarafta da IŞİD’in bahane ve gerekçe olarak kullanılması gibi. Çünkü her ikisi de vahşetin yüzü ve gerekçesi olmayı kabul etmiş sayılırlar. Ancak bu ikisinin oluşturduğu perdeyi kaldırdığınızda arka planda dünyaya hükmetme iddiasındaki küresel güçlerin ve onların karakollarını tutan bölgesel güçlerin ellerinin ittifak kurduklarını, icraatı hep birlikte yürüttüklerini görüyorsunuz. 

Savaşın önemli bir hava cephesini tutan uluslararası koalisyon iddia edildiği gibi IŞİD’i dağıtmak yahut etkisiz hale getirmek için değil katil Baas’ın geleceğini kurtarmak için saldırılar düzenliyor. 

Koalisyonun karadaki fonksiyonunu ise İran’ın gönderdiği milisler icra ediyor. Dolayısıyla İran her ne kadar koalisyona girmiş olmasa da ona paralel bir güç oluşturmuştur ve onunla koordinasyon içinde Baas’ın geleceğini sağlama almanın savaşını veriyor. 

Rusya’nın yeni savaş uçakları ve askerî araçlar gönderdiği haberlerde dile getirildi. Rusya tabii bu araçlarla birlikte askerî uzmanları göndermeyi de ihmal etmiyor. 

Katil Esed, Sisi’yle irtibatının hiç kesilmediğini ve onunla işbirliği içinde olduğunu Hizb’in el-Menar kanalına verdiği röportajda dile getirdi.

Dolayısıyla Suriye’deki direniş sadece Baas diktasıyla ve ona destek için milis gönderen İran’la değil küresel zulmün tamamıyla savaşıyor.

yeniakit

Bu yazı toplam 381 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim