• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Konya -1 °C
  • Antalya 13 °C
  • Diyarbakır 1 °C
  • Erzurum -14 °C
  • İzmir 9 °C
  • Rize 4 °C

Zalimlerin idam yarışı

Ahmet Varol

Sisi cuntasının, küresel emperyalizmin desteğini artırmasından aldığı cesaretle Mısır’da halkın oylarıyla seçilen ilk cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ve İslâmî hareketin birçok ileri geleni hakkındaki idam hükümlerinde nihai kararlarını açıklamasının oluşturduğu sisli havadan yararlanan Bangladeş diktası Cemaati İslâmî liderlerini tasfiye amacıyla yürüttüğü yargı savaşında bir idam kararını daha kesinleştirdi. Böyle eş zamanlı zulüm kararları verilmesi zalimlerin adeta aralarında “idam” yarışına girdiklerini gösteriyordu. 

Hatırlanacağı üzere Bangladeş diktasının zulüm uygulamalarına “yargı” kılıfı geçirme amacıyla kurulan sözde mahkemeler Cemaati İslâmî liderlerini tasfiye için daha önce de idam cezaları vermişlerdi. Bunlardan infaz edilenler de oldu ve cemaatin ileri gelenlerinden Abdülkadir Molla hakkındaki idam hükmünün infaz edilmesi suretiyle 12 Aralık 2013’te şehit edildi. Zulüm rejiminin yargı süsü verilen kararıyla şehit edilen bu zat aynı zamanda ülkenin ileri gelen ilim adamlarındandı. 

Sisi cuntasının idam kararlarıyla eş zamanlı olarak Bangladeş’teki sözde yüksek mahkemenin kesinleştirdiğini açıkladığı kararda idama mahkûm edilen kişi ise Cemaati İslâmî Genel Sekreteri Ali İhsan Mücahid’di. “Yüksek Mahkeme” denen eşkıya kurumu 67 yaşındaki Mücahid’in “Uluslararası Ceza Mahkemesi” tarafından hakkında verilen idam hükmüne itirazının reddedildiğini bildirdi. 

Hain rejimin vahşi uygulamalarının iğrençliği önce isimlerle başlıyor. Hükmü veren kuruma “uluslararası ceza mahkemesi” adı veriliyor. Oysa kurum tamamen katil Bangladeş diktasına ait. Hiçbir “uluslararası” yanı yok. Adının mahkeme olması da bir şey ifade etmiyor. Çünkü yürüttüğü faaliyetin hukukla da yargıyla da uzaktan yakından ilgisi yok. İnsanların yolunu kesip kaçırarak rehin alan istediğini elde edemeyince de rehineleri tek tek infaz eden eşkıya çetesinden farkı yok. 

Eşkıya çetesinin Ali İhsan Mücahid’i idama mahkûm etmesinin asıl sebebi onun ülkede İslâmî hareketin başını çeken Cemaati İslâmi’nin ileri gelenlerinden olması. Yani cezalandırmanın asıl sebebi onun iddia edilen suçları işlemiş olması değil siyasi kimliği. Sisi cuntasının Müslüman Kardeşler liderlerine karşı yürüttüğü savaşta yargıyı da bir cephe olarak kullanmasına benziyor. 

Daha Pakistan’ın Hindistan’dan bağımsız olmasından önce Ebu’l-Ala El-Mevdudi öncülüğünde 1941’de Lahor’da temelleri atılan Cemaati İslâmi de sadece Bangladeş’e mahsus değil. Pakistan, Keşmir, Hindistan başta olmak üzere Güney Asya ülkelerinin hemen hepsinde resmîleştirilmiş veya resmî olmayan teşkilat çalışmaları var. Teşkilatının olmadığı ülkelerde de İslâmî bilinçlenmede önemli tesiri olmuş bir hareket.

Diktanın yargı yoluyla cemaate karşı yürüttüğü savaşta başvurduğu gerekçe ise bugün Bangladeş denen ancak bölünme öncesinde ismi Doğu Pakistan olan bölgenin Pakistan İslâm Cumhuriyeti’nden ayrılması için 1971’de çıkarılan savaşa tepki göstermesi ve birliği savunması. Zulüm rejimi Cemaati İslami’nin bu savaşta Pakistan’ın tarafını tuttuğu için onun hesabına casusluk yaptığı, adam kaçırdığı vs. iddialarında bulunuyor. Oysa cemaat bölünmeye ve bu amaçla çıkarılan savaşa esastan karşı olduğu için kimsenin tarafını tutmamış, birlikten yana tavır sergilemişti. Dolayısıyla savaşta fiili olarak yer almamıştı. İddia edilen suçların tamamını Hindistan’ın çıkardığı fitneye alet olarak bölünmeye yol açan ihanetçiler işlemişti. 

Bundan dolayı idam cezalarına gerekçe olarak kullanılan ithamların tümü iftiradır. Fakat suçluların yargıç olduğu ortamda iddia edilenlerin akla ters olmasına bile bakılmadan suçlamalarda bulunulmasının, her tür iftira atılmasının ve bu iftiralara binaen hükümler verilmesinin önünde engel yok. 

Zalimlerin kendilerini bu derece rahat hissederek bol keseden çirkin iftiralarla insanları mahkûm etme cesareti göstermelerinin sebebi ise Allah’ın adaletinden korkmamalarıdır. Oysa dünyada verilen tüm fırsatlar imtihan içindir. Sonsuz hayatın başladığı ve Yüce Allah’ın hiçbir şeyi ihmal etmeyen adaletinin tecelli ettiği gün burada elde edilen imkânların bir imtihan salonunda sağlananlardan çok daha basit olduğunu anlayacaklar. Ama artık vakit geçmiş, imtihan kâğıtları toplanmış, sonuçlar herkesin eline verilmiş olacak. 

yeniakit

Bu yazı toplam 302 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim