• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Ankara 14 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Konya 17 °C
  • Antalya 20 °C
  • Diyarbakır 27 °C
  • Erzurum 11 °C
  • İzmir 17 °C
  • Rize 20 °C

Yüzlerine sıcak yağmur mu yağdı?

Ahmet Varol

Geçtiğimiz Cumartesi günü akşamı Arap televizyon kanallarından Mukemmilin, Mısır’daki cuntanın lideri General Abdülfettah Sisi’nin darbenin başlangıç dönemlerinde kendi bürosunda o zaman askeri istihbarat şefi şimdi genelkurmay başkanı olan Mahmud Hicazi ve ofis müdürü Tuğgeneral Abbas Kamil ile yaptığı bir konuşmanın gizli kayıtlarını yayınladı. Cunta yönetimi, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri hakkında aşağılayıcı sözler ve hakaretler içeren konuşmanın uydurma olduğunu iddia ettiyse de konuşmanın medyaya yansımasının hemen ardından cunta kanallarının hedef alınan yöneticileri yağlamak için fırıldak çevirmeye başlamaları kendilerinin inanmadığı bu yalanlamaya hakarete maruz kalan yöneticilerin de inanmadıklarını tahmin ettiklerini gösteriyordu. 

Mısır’daki üniformalı kesimin ağzını az çok bilenler Sisi’nin kendi iş arkadaşlarıyla yaptığı görüşmede sarf ettiği bu sözleri pek yadırgamış değiller. Çünkü bu kesimin, vatandaşlara yönelik muamelelerinde bir şeyi öğrenmek için soru sordukları zaman bile sözlerine hakaret ve küfürle başladıkları biliniyor. Ağızları fazla alışık olduğundan kendi aralarındaki konuşmalarında bazen iltifatları bile bu türden kelimelerle olur. 

Asıl sorun bölgedeki Arap diktatörlerin, zulme başkaldıran halkların önlerini kesmek ve dikta rejimlerini devirenlerin de zaferlerini geri almak amacıyla öne çıkardıkları bir kişinin kendilerine karşı bu ağzı kullandığı gerçeğinin kamuoyu tarafından bilinmesine neden olan bir ses kaydının yayınlanmasıydı. Eğer ki medyaya yansımayıp sadece kendilerine dinletilseydi belki yine önemsemeyeceklerdi. Asıl sorun halklarından gelen en ufak bir eleştiriye tahammülü olmayan itibarlarının, milyar dolarlar vererek hukuk dışı yolla siyasi iktidarı gasp etmesini sağladıkları bir ağzı bozuğun hakaret ve küfürleriyle iyice ayaklar altına alınması karşısında kendi ağızlarını bağlı hissetmeleriydi. 

Zulüm altında tuttukları halklarının özgürlük ve hukuk namına bir şey istemeleri karşısında bir anda kükremiş aslana dönen bu zalimler, Sisi’nin çirkin hakaretleri karşısında bir anda kedi gibi oldular. Sanki kendilerine karşı suç işlenmemişti de suçu işleyen onlardı. Haklarından ve özgürlüklerinden yoksun bırakılan halkların bile zoruna gitti ama sanki ağzı bozuk Sisi’nin maskaraya çevirdiği diktatörlerin hiç zoruna gitmedi. Bu soğuk kış gününde yüzlerine sıcak yağmur yağdığını söyleselerdi de herkes onlara gülecekti. Dolayısıyla en iyisi susmak diyerek, şimdilik bu yolu tercih ettiler. 

Onların bütün bunlara tahammül etmeleri ve karşıt tavır göstermekten çekinmeleri, Sisi cuntasına hizmet eden medya organlarının kendilerine karşı başlattığı yağlama seanslarını ciddiye almalarından ve cunta yönetiminin yaptığı yalanlama açıklamalarına inanmalarından kaynaklanmıyor elbette. Asıl meseleleri şimdilik önlerinde Sisi’den ve onun etrafında toplanan eski rejim kalıntısı çapulculardan başka bir seçeneğin bulunmaması. Bu çapulculardan desteği çekmeleri durumunda halkın tercihinin yine İslâmî hareket olacağını çok iyi biliyorlar. Mısır’da İslâmî hareketin cunta yönetimine son vermesi durumunda ise uluslararası emperyalizmin ve onunla işbirliği içindeki bölgesel güçlerin, Arap dünyasında halkların zulme karşı başlattığı başkaldırı hareketinin önünü kesmek amacıyla oynadıkları tüm oyunların bozulmasına neden olabileceği biliniyor. 

Bundan dolayı halklarından kopuk ve onların desteğinden yoksun zulüm rejimleri, emperyalizmin kendilerinden desteğini çekmesi durumunda saltanatlarının son bulacağını düşündüklerinden prestijleri ayaklar altına alınsa da şimdilik buna tahammül etmekten başka seçeneklerinin olmadığını düşünüyorlar. 

Ama bu olay Kur’an-ı Kerim’in dikkat çektiği bir gerçeği bir kez daha gözlerimizin önüne koydu: “Kendi aralarındaki çekişmeleri ise pek şiddetlidir. Sen onları toplu halde sanırsın, oysa kalpleri dağınıktır. Bu onların akıl etmeyen bir topluluk olmalarından dolayıdır.” (Haşr, 59/14)

Bu konuşma Sisi’nin Noel töreni münasebetiyle Kıpti piskoposlarının karşısına geçip “insanlığa uygarlığı siz öğrettiniz” derken de sadece sahtekârlık ve yalakalık yaptığını gösterdi. Kim bilir Abbas Kamil’le ve Hicazi’yle özel sohbetlerinde onlara da ne küfürler savuruyordur!

 

Yeniakit

Bu yazı toplam 324 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim