• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Konya 25 °C
  • Antalya 27 °C
  • Diyarbakır 32 °C
  • Erzurum 20 °C
  • İzmir 28 °C
  • Rize 25 °C

Yürekleri yakan fotoğraf

Ahmet Varol

Geçen hafta yayınlanan yazılarımızın ikisini Avrupa’ya mülteci akını konusuna tahsis etmiş, evlerini ateş çemberi sarması sebebiyle yurtlarını terk ederek can güvenliğine kavuşacaklarını umdukları yerlere göç etmeye çalışan insanların karşılaştıkları zorluklar üzerinde durmuştuk. Bu konu hakkında daha önce de birçok yazı yazmış ve o insanların ölümden kaçarken aslında ölüme yolculuk yaptıklarını ama binlercesinin Akdeniz sularında hayatlarını kaybetmesinin vicdanları harekete geçirmediğini dile getirmiştik. Bu hususu radyo programlarımızda da değişik zamanlarda vurguladık. 

Tabii bizim bunları yazmamız ve konuşmamız vakıayı kamuoyuna yansıtma amaçlı bilgilendirme çalışmalarının sadece küçük bir parçası. Ama ne yazık ki bütün bu bilgilendirme çalışmaları vicdanları harekete geçirmede yeterli olmuyor. 

İki gün önce, Bodrum kıyılarına deniz dalgalarının getirdiği bir küçük çocuğun cesedinin fotoğrafının medya organlarında yayınlanması tüm dünyada büyük yankı buldu. Bu fotoğrafla birlikte tüm dünyada insanlar, Suriye’de Baas vahşetinin havadan döktüğü varil bombalarının saçtığı ölümlerden kaçarken Akdeniz’de dalgalara kapılma tehlikesiyle karşı karşıya teknelere sığınıp Avrupa’ya ulaşmaya çalışan insanların ölüm yolculukları üzerinde düşünmeye başladılar. 

Oysa o insanların göğüslediği tehlikeleri, bir ölümden kaçarken diğerine yakalanmalarını daha bu manzaralar ortaya çıkmadan görmek gerekirdi. Kaldı ki bu manzaralar bir çocuğun cesedini dalgalar Bodrum kıyılarına getirmeden çok önce ortaya çıkmaya başlamıştı. 

11 Kasım 2013 tarihinde, Suriye’deki Filistin mülteci kamplarından kaçarken Akdeniz’de batan teknelerde deniz sularına saçılarak boğulan Filistinli mültecilerin acılarını gündeme getirme amacıyla benim de katıldığım bir uluslararası toplantı düzenlenmişti. “Mültecilikten mülteciliğe” ve “Ölümlerden ölüm beğen” başlıklarıyla Yeni Akit’in 14 ve 15 Kasım 2013 tarihli sayılarında yayınlanan yazılarla orada aldığım bilgileri ve edindiğim intibaları okuyuculara aktarmıştım. O yazılarda Suriye’deki mülteci kamplarında can güvenliklerini tamamen kaybetmeleri sebebiyle dünyanın başka ülkelerinde kendilerine sığınak arayan ve ölümden kaçarken ölüme yakalanan Filistinli mültecilerin cesetlerini deniz dalgalarının İtalya kıyılarına taşımasıyla ortaya çıkan manzaraların yürekleri parçalamasından söz etmiştim. Toplantıya katılanlardan bazıları da o dalgaların kıyıya taşıdığı insanların akrabalarıydı ve yüreklerindeki acının göz yaşlarına yansımasına bizzat şahit olmuştuk. 

Küçük çocuğun yürekleri parçalayan görüntüsü medyaya yansımadan önce de Avusturya’nın başkenti Viyana’da toplanan liderlerin Avrupa’ya mülteci akınını tartıştığı sırada Viyana yakınlarında terk edilmiş bir kamyonda havasızlıktan ölen yetmiş mültecinin cesedinin bulunması haberi yayınlanmıştı. Ama yukarıda da ifade ettiğimiz üzere bilgi görüntü kadar etkili olmadığından o haber aynı tesiri yapmadı. 

Viyana’daki kamyon olayının üzerinden bir gün bile geçmeden Libya sahili yakınlarında bir teknenin batması sebebiyle iki yüze yakın mülteci ve göçmenin boğulmuş olması ihtimali bulunduğuna dair haberler yayınlandı. O haberler de diğer haberlerin arasında kaynayıp gitmişti. Birçoklarının batan tekneden belki hiç haberi bile olmadı. 

Şimdi yürekleri parçalayan ve vicdanları harekete geçiren manzaralar dünyayı mülteciler meselesini biraz daha ciddiye almaya zorlayacak. Ama Avrupa ülkeleri son Viyana toplantısında alınan kararlar doğrultusunda mülteciler meselesini biraz daha ciddiye alma sinyalleri veriyor görünseler de kabul edebilecekleri mülteci sayılarıyla ilgili çok kısıtlı kotalar uygulama niyetinde olduklarını da saklamıyorlar. Oysa küresel güçlerin sinsi oyunlarla korudukları ve saltanatlarını sürdürebilmeleri için kendilerine kirli oyunlarla destek verdikleri zulüm rejimleri insanları hunharca katlederken hiç kota uygulamıyorlar. Mümkün olduğunca çok insan öldürebilmek için kalabalıkların toplandığı hedefleri, özellikle pazar yerlerini tespit edip vuruyorlar. 

Tahminimize göre katil Esed’in ve hamilerinin, 15 Mart 2011’de halk ayaklanmasının patlak vermesinden bu yana katlettikleri insan sayısı Avrupa Birliği ülkelerinin o tarihten bu yana kabul ettiği Suriyeli mülteci sayısından fazladır.

yeniakit

Bu yazı toplam 250 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim