• BIST 106.926
  • Altın 151,266
  • Dolar 3,6716
  • Euro 4,3392
  • Ankara 8 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Konya 7 °C
  • Antalya 20 °C
  • Diyarbakır 15 °C
  • Erzurum 5 °C
  • İzmir 13 °C
  • Rize 16 °C

YPG, ABD ve Rusya’nın ortak cephesi

Ahmet Varol

Bir tarafta PKK diğer tarafta PYD adı kullanıyorlar. Sonra politik alanda kendilerine yer açabilmek için bir sivil bir de askerî kanat oluşturmuş görünerek YPG dedikleri yapı oluşturuyorlar. Hepsinin tek merkezden yönetildiği ve aynı amaca hizmet ettikleri kendileri tarafından da itiraf edilen bir gerçektir. 

Fakat ne kadar ilginçtir ki küresel emperyalizm birini diğerinden ayrı tutmaya çalışıyor. Böyle bir ayrıştırmaya ihtiyaç duymasının sebebi ise silahlandırma konusunda kendisine kapı açması. 

ABD yönetimi, hâlâ PYD’nin askeri kanadı durumundaki YPG’nin IŞİD’e karşı savaştığını, o yüzden Ankara’daki korkunç saldırısına rağmen bu örgüte desteğini sürdüreceğini dünyaya bir kez daha duyurdu. Bu açıklaması gerçekte terörün arkasında durduğunun ve ona destek verdiğinin ispatıdır. Terörü böyle açıktan desteklemesi de kendi çıkarlarıyla ilgili politikaları uygulamadaki arsızlığını gösteriyor. 

IŞİD, işin sadece bahanesidir. YPG’ye verilen silahların PKK’nın savaşında kullanılmak üzere Türkiye’ye nakledildiği biliniyor. Dolayısıyla ona verilen silahlar gerçekte PKK’ya verilmektedir. Bunu ABD de biliyor. Buna rağmen böyle bir örgütü silahlandırması Türkiye’ye karşı sürdürülen savaşın dolaylı yoldan silahla desteklenmesi anlamına gelir. 

Aradaki işbirliğini, Ankara’da gerçekleştirilen eylem bir kez daha gözler önüne serdi. Böyle bir eylemin sadece örgütün Suriye kanadının elemanları tarafından planlanması ve uygulanması mümkün değildir. Buradaki ortamı, trafiği ve akışı iyi bilen ve önceden her türlü hazırlığı yapan bir ekibin desteğiyle gerçekleştirilmiş olacağını şimdilik tahmin ediyoruz. Olayla ilgili sorgulama ve araştırmalar daha net bir şekilde açığa çıkaracaktır. 

İnfaz işini bundan öncekilerde olduğu gibi IŞİD elemanlarını devreye sokarak yaptırmaları da mümkün olabilirdi. Fakat bu kez, psikolojik savaşın yanı sıra intikam amaçlı olduğu açık. Eylemin hemen ardından PKK’nın en üst düzeydeki yetkilileri tarafından dolaylı yoldan üstlenme anlamı taşıyan açıklama yapılması böyle bir amaç olduğunu gösterdi. Eğer böyle hızlı bir sahiplenme olmasaydı, bir yerden küçük bir sinyal alınmasıyla, tetiğe geçmiş durumda olan medya organları ve politikacılar hep bir ağızdan fail olarak IŞİD’i ilan edecek, belki Rusya ve ABD de rahatlayacaktı. Ama eylemi planlayan örgütün bu kez intikam mesajı verme amacından geri durma niyeti olmadığı kesindi. Belki de sahiplenmekte onun için acele ettiler. Yoksa küçük bir sinyalle IŞİD’e fatura edilmesi durumunda, “Yok bu kez biz kendimiz yaptık” demekle kimseyi ikna etmeleri mümkün olmayacaktı. 

Ortalığı karıştırmak ve “çözüm süreci”nde büyük bir mesafe katedilmesinden sonra sırf emperyalist güçlerin kirli hesaplarına hizmet için yeniden silaha sarılmak amacıyla kıvılcımı çakma işleminde IŞİD’in devreye sokulması işlerine yaramıştı. Ama intikam mesajlarını da onunla vermelerinin anlamlı olmayacağını düşündükleri anlaşılıyor. 

Fakat buna rağmen emperyalist güçler ve en başında da ABD, desteklerini kesmeyeceklerini açıkça ilan etme arsızlığı göstermekten hiç çekinmedi. 

IŞİD, YPG’den ziyade Baas rejimini zorlayan direniş güçleriyle savaşıyor. YPG ile savaşının amacının da zaten ona darbe vurmak değil kontrol altına aldığı bölgeleri teslim etmek olduğu izlediği siyasetten anlaşılıyor. Yani kendisine teslim edilen silahları Baas’ı zorlayan direniş gruplarını arkadan vurmak ve onların kontrol altına aldıkları bölgeleri ellerinden almak için kullanıyor. YPG ile ise kendi kontrolü altına aldığı bölgeleri ona teslim etmek amacıyla savaşıyor. YPG’nin hâkimiyet alanını bu şekilde genişlettiğini olayları yakından izleyen herkesin bildiğini tahmin ediyoruz. Bu oyun gerçekte bir işbirliğinin belgesidir. Aynı oyun tam IŞİD’in Suriye’de suyunun tükenmeye başladığının görüldüğü sırada yeniden canlandırılması ve imha edilmesi istenen heyecanlı gençler için cazibe merkezi, küresel ve bölgesel emperyalizmin stratejik planları için de dayanak haline getirilmesi için Irak’ta, Musul ve çevresinin tesliminde tersinden oynandı. 

Fakat ABD yönetimi, diğer tarafta hem IŞİD’le hem de Baas güçleriyle savaşan direniş güçlerine silah vermediği gibi verilmesini engellemek için de bütün kapıların kapatılmasını istiyor. 

yeniakit

Bu yazı toplam 319 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim