• BIST 97.533
  • Altın 145,901
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Ankara 10 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Konya 11 °C
  • Antalya 20 °C
  • Diyarbakır 18 °C
  • Erzurum 7 °C
  • İzmir 19 °C
  • Rize 17 °C

Yine Değiniler

Ahmet Varol

Her biri hakkında ayrı makale yazılabilecek birkaç konuyu üç makalede toplamak için bu haftaki yazılarımızı değinilere ayırdık. O yüzden bugün de değinilere devam ediyoruz: Ürdün de seçime hazırlanıyor: Arap dünyasındaki değişim rüzgârından etkilenen ve o sebeple telaşa kapılan dikta rejimlerinden biri de Ürdün'deki kraliyet rejimidir.
 

Kendini resmiyette "Ürdün Haşimi Krallığı" olarak adlandıran bu yönetim, kuruluşundan beri siyonist işgalin doğu sınırlarını koruyan bir tampon güç görevi görmüş ve sürekli Filistin davasına ihanet etmiştir. Bu sebeple eğer ki değişim rüzgârı Suriye'de tıkanmasaydı Ürdün'e daha hızlı bir şekilde yansıması ihtimali yüksekti. Şimdi Suriye'deki Baas diktasının devrilmesi durumunda tıkanmanın açılması ve kitlesel hareketliliğin Ürdün'deki ihanetçi kraliyetin üzerine doğru ilerlemesi muhtemeldir. Zaten petrol ürünleri sübvansiyonunun kaldırılması sebebiyle meydana gelen fiyat artışları yüzünden düzenlenen protesto eylemlerinde gösterilen tepkilerde hükûmetin yanı sıra kralın da hedef alınması ve doğrudan krala yönelik sloganlar atılması bunun işaretlerini taşıyordu.

Şimdi anlaşıldığı kadarıyla dikta rejimi toplumda bir yumuşama havası oluşturmak, göz yanıltmak ve dünya kamuoyuna Ürdün'de demokratik bir ortam olduğu intibaı vermek amacıyla seçimlere hazırlanıyor. Bu ülke de 23 Ocak 2013 tarihinde yani işgalci siyonistlerin genel seçimlerinden bir gün sonra parlamento seçimi düzenleyecek. Fakat Ürdün'deki kitlesel tabanın büyük bir kısmının desteğine sahip olan Müslüman Kardeşler'in siyasi kanadı durumundaki İslâmî Çalışma Cephesi Partisi mevcut seçim kanunuyla seçime gidilmesinin hiçbir anlam ifade etmediğini dile getirerek bu kanunun değiştirilmemesi halinde seçimi boykot edeceğini açıklamıştı. Çünkü bu kanun hem şeffaflığa uygun değil hem de Hüsni Mübarek dönemindeki Mısır seçim sisteminde olduğu gibi parlamentoyu belli kontenjanlara göre şekillendiriyor. Dolayısıyla halkın iradesi belli oranda temsil edilse bile siyasi yapılanmada belirleyici olmuyor.

Seçim sisteminde değişiklik yapılmadığı için İslâmî Çalışma Cephesi katılmıyor ve yaptığı açıklamada da bu kanunla seçime gidilmesinde ısrar edilmesine tepki gösterdi. Bu durum karşısında seçimlerin dikta rejimine karşı toplumda oluşan kitlesel tepkiyi hafifletmeyeceği tahmin ediliyor.

Mali'ye müdahale hazırlıkları
 
: Ümmet kimliği Müslüman toplumları birbirine bağlayan ve güç birliği oluşturmalarını sağlayan en önemli etkendi. Bu kimliğin terk edilmesinden sonra ortaya çıkan etnik kimliklere dayalı üstünlük ve hakimiyet davaları dışlamalara, bölünmelere ve güç kavgalarına neden oldu. Bunun neticesinde birçok yerel ve bölgesel sorun ortaya çıktı. Batı Afrika'daki Tuareg meselesi de emperyalizmin bu bölgeye girmesinden sonra izlenen etnik ayrımcılık politikasının doğurduğu sorundur. Önceleri daha çok ulusçu ideolojilerin etkin olduğu Tuareg hareketleri içinde son yıllarda İslâmi bilinçlenme etkili oldu. Dolayısıyla bu hareketler şimdi kendileri için bağımsızlığın yanı sıra ikinci bir hedef daha belirlemiş durumdalar. O da bağımsız devlet kuracak halklarının aynı zamanda İslâmi yönetime kavuşması. Tuareg hareketlerindeki bu yöneliş bölgedeki diğer İslâmi oluşumlar için de etkileyici oldu. Dolayısıyla uluslararası emperyalizm bu gidişattan ciddi şekilde endişe etmeye başladı ve uzaktan kumandalı yönetimlerin kontrolü kaybedebileceği telaşına kapıldı.

Mali aynı zamanda bu yılın baharında bir askerî darbeye sahne olmuştu ve halk genelde bu darbeye razı olmadı. O yüzden de ülke içinde siyasal karışıklıklar ve sorunlar yaşanıyor. Şimdi emperyalizm bütün bu gelişmeleri bahane ederek, kendi çıkarlarına hizmet eden yerel yönetimlere destek amacıyla askerî müdahalede bulunmaya hazırlanıyor. Tabii onların bu tür müdahalelerinin kılıfı bellidir: Ya teröre karşı mücadele veya barışın hâkim kılınması. Ne yapacaklarını tahmin edebilmek için Afrika'da bundan önce kabile çatışmalarını, halk hareketlerini, muhalif ayaklanmaları vs. bahane ederek girdikleri ülkelerde ne yaptıklarına bakmak yeterlidir. Onların Afrika insanını ve bilhassa Müslümanları insan yerine bile koymayıp bataklıktaki sinekleri imha eder gibi imha ettiklerini söz konusu müdahalelerden biliyoruz.

yeniakit

Bu yazı toplam 736 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim